Bernard Arnault: Dünya’nın En Büyük Moda İmparatorluğunu İnşa Eden Milyarder

Modanın Papası olarak da anılan Bernard Arnault, geçtiğimiz günlerde Bloomberg’in açıkladığı verilere göre Bill Gates’i sollayarak dünyanın en zengin ikinci adamı olmuştu. Louis Vuitton-Möet Hennesy yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olan Arnault tam bir sanat aşığı. Christian Dior’u hayata döndüren ve milyarlarca dolarlık bir moda imparatorluğu kuran Arnault’un hayatı üstesinden geldiği zorluklarla dolu.

 

Bernard Arnault Kimdir?

5 Mart 1949’da Fransa’nın kuzey sınırında yer alan Roubaix şehrinde dünyaya gelen Bernard Jean Etienne Arnault, ilköğretim ve ortaöğretimini sırasıyla Roubaix ve Lille’de tamamladı. Lisans eğitimi için Paris’e giden Arnault 1971’de Ecole Polytechnique Üniversitesi’nden mezun oldu.

Okulunu bitirdikten sonra ailesinin Ferret-Savinel adlı inşaat şirketinde mühendis olarak işe başlayan Arnault, şirketin çehresini ve kulvarını üç yıl gibi kısa bir sürede değiştirdi. Férinel ismiyle gayrimenkul alanında atılım yapan ve çok kâr eden şirket, Arnault’un neler yapabileceğini herkese gösterdi. 30 gibi çok genç bir yaşta şirketin yönetimini ve babasının koltuğunu devralan Arnault için yaptıkları yeterli gelmedi ve yeni denizlere yelken açtı.

1984 yılında Ferinel’den ayrılan Arnault, batmak üzere olan tekstil firması Boussac’ı satın aldı. Satın alma işleminden sonra şirketin tüm mal varlığını satan Arnault, sadece Bon Marché mağazalar zincirini ve Christian Dior markasını elinde tuttu. O dönem için çok riskli bir hamle olsa da Arnault’u bugün bulunduğu konuma getiren en kilit yatırımlarından biri olduğu konusunda herkes hemfikir.

1987 yılında birleşmeye karar veren iki köklü aile şirketi Möet Hennessy ve Louis Vuitton, ortaklık kurma yolunda anlaşmazlıklarla dolu çok sancılı bir süreç geçirirken Bernard Arnault arabulucu olarak bu iki devin imdadına koştu. İrlandalı meşhur bira imalatçısı tarafından maddi olarak desteklenen iş adamı, 1987 yılında LVMH’nin en büyük hissedarı oldu. İki yıl içinde şirketin yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olan Arnault tüm yetkiyi elinde toplamayı başardı.

Farklı sektörlerdeki lüks tüketim üzerine yatırımlar yapan Arnault, 1988’de deri ürünler üzerine yoğunlaşan Céline’yi, 1993’te deri erkek giyim şirketi Berluti ve  Kenzo modaevini, 1994’te parfümeri sektöründe yer alan Guerlain’i, 1996’da bir başka deri ürün imalatçısı Loewe’yi, 1997’de kozmetik ürünleri imal eden Sephora’yı, 1999’da ünlü gömlek üreticisi Thomas Pink’i, 2000’de Emilio Pucci modaevini ve 2001’de Fendi, DKNY gibi önemli markaları ve La Samaritaine adlı ünlü mağazayı LVMH grubuna kazandırmayı başardı. Lüks tüketim markalarının talibi olan Arnault, 1993’te herkesi şaşırtarak “La Tribune” adlı gazeteyi satın aldı. Bu gazeteyi elinden çıkardıktan hemen sonra “Les Echos” ve “Le Parisien”i alarak bu sektörde kalmaya devam etti.

Fransa’da hayli aktif ve güçlü bir Fransız grup olan LVMH, Arnault’un isteğiyle Amerika’ya açıldı ve bu yeni pazara sağlam bir giriş yaptı. Bir moda devine yakışacak şekilde modern hatlara sahip ve camdan yapılmış olan 23 katlı LVMH kulesi 1999 yılında New York’ta 57. Cadde’de açıldı. Yönetim binası olarak hizmet veren kulenin ilk iki katı Christion Dior mağazası olarak kullanılıyor.

Arnault 1999 yılında Philips adlı İngiliz sanat müzayede evini satın alarak (François Pinault’un sahibi olduğu) Christi’nin ve Sotheby’ın sektördeki tekelini kırmaya çalıştı. Ardından 2001 yılında Sotheby’ı satın almak için girişimde bulunsa da bu girişim sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Tajan müzayede evini satın alan Arnault, birkaç yıl sonra bu tekeli kıramayacağını düşünüp rekabete devam etmedi. Ta ki 2015’e kadar, Alman açık artırma sitesi Auctionata’ya yüklü bir yatırım yapan iş adamı bu sektörden de vazgeçmediğini rakiplerine gösterdi.

Her insanoğlu gibi Arnault da hatalar yaptı. Dotcom balonuna yüklü bir yatırım yapan Arnault, MP3.com ve eBay’den hisse aldı. Ardından, 91 milyon dolarlık birikimiyle [email protected] adında Avrupa’daki girişimleri destekleyecek bir internet fonu yarattı. İşlerin istediği gibi gitmeyeceğini anlayınca bu şirketi kapatan Arnault, birkaç firmadaki hisselerini de paraya çevirip dotcom balonundan asgari hasarla ayrıldı. Kaldı ki yatırımlarının hepsi de fos çıkmadı. Arnault, 1999’da Netflix hala bir DVD kiralama şirketiyken yatırım yapmayı başarmıştı.

Ailesiyle birlikte kayak yapmaya bayılan Arnault, ticari zekasını burada da konuşturdu ve 2006 yılında Courchevel’de yer alan ve bünyesinde iki Michelin yıldızlı bir restoran bulunduran “Cheval Blanc” kayak merkezini LVMH grup adı altında hizmete sundu.  Fransız Batı Hint Adaları, Maldivler ve St. Tropez’de oteller kuran Arnault, önümüzdeki yıl Paris’te kuracağı otelin hazırlıklarını sürdürüyor.

Dünya üzerindeki her milyarderin olduğu gibi Bernard Arnault’un da bir mega yatı var. Ancak lüks tüketim söz konusu olduğunda Arnault’un sadece müşteri olmaktan hiç hoşlanmadığını anlamışsınızdır. 2008 yılında Princess Yachts’ı ve Royal Van Lent tersanesini 257 milyon dolar karşılığında LVMH grup bünyesine katan Arnault, yaklaşık 152 milyon değerindeki 101 metrelik mega yatı Symphony’i burada inşa ettirdi.

Arnault, 2011’de oğlu Antoine’nin önerisi üzerine LVMH’nin kapılarına ziyaretçilere açmaya karar verdi. “Les Journées Particulieres” (özel günler) adı altında düzenlenen gezilerde Louis Vuitton atölyelerinden tutun da Fendi’nin İtalya Medeniyet Sarayı’na kadar birçok modaevi halka açıldı. Geçen sene düzenlenen gezide 18.000 insanın bu evleri ziyaret etmesi gösterilen ilginin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Fransa Hükümeti’nin, şimdilerde rafa kaldırılan, 1.13 milyon dolar ve üzeri kazananlar için %75 gelir vergisi uygulamasını tartıştığı 2012 yılında, Arnault’un çifte vatandaşlık için Belçika’ya başvurduğunun ortaya çıkması ülke gündeminde uzunca bir süre kendine yer bulmuştu. Çifte vatandaşlık başvurusunu vergiden kaçmak için yapmadığını söyleyen Arnault, “Fransa’ya bağlılığının ve geleceğine olan inancının göstergesi” olarak başvurusunu geri çektiğini kamuoyuna duyurmuştu ve her Fransız’ın ülkesi için “üstüne düşeni” yapması gerektiğini vurgulamıştı.

Yatırımlarıyla birçok ülkenin ekonomisine katkı yapan Arnault, yönetim tabakasından da hak ettiği saygıyı aldı.  2011 yılında Fransa Hükümetinin en üst düzey devlet onur nişanı olan “Legion d’Honneur” ile onurlandırıldı. Ayrıca 2013’te, LVMH’nin sahip olduğu Thomas Pink ve Glenmorangie gibi İngiliz şirketlerin göstermiş olduğu başarı ve ekonomiye yapmış olduğu katkılar sayesinde Arnault, Komutan Şövalye payesiyle Britanya İmparatorluk Nişanı’na layık görüldü.

Kızı Delphine’nin fikrini hayata geçiren Arnault, 2013 yılında Genç Moda Tasarımcıları LVMH Ödülünü dağıtmaya başladı.  341 bin dolar ödül ve LVMH bünyesinde çalışma hayaliyle tam 5000 genç modacı bu organizasyona katıldı. Sahibi olduğu şirketler grubunun geleceği için de çalışan Arnault, “La Maison Des Startups” (Startup Evi) adıyla gelecek vadeden 50 uluslararası start-up için teşvik edici bir program oluşturduğunu açıkladı.

2014 yılında LVMH grubun 135 milyon dolarlık yardımıyla Louis Vuitton Vakfı tarafından Paris’te “saydam bulutlar” gibi görünmesi amaçlanan 12 camdan yelkenli inşa edildi. Projenin tasarımını ünlü mimar Frank Gehry üstlendi. Arnault, yapının yakınlarında kullanılmayan bir alana sergi ve konserlerin düzenlenebileceği bir kültür merkezine inşa etmeyi amaçlıyor. Kültür merkezinin 2020 yılında açılması bekleniyor.

Rekabetin her daim içinde olan Arnault, 2014’te radikal bir kararla Hermès’teki hisselerini satışa çıkardı ve beş yıl boyunca böylesi bir hisse yarışının içinde yer almayacağını açıkladı. Arnault’un bu hamlesiyle, şantajlarla, gayrimeşru anlaşmalarla ve husumetlerle dolu olan dört yıllık Hermès’i ele geçirme yarışı bitmiş oldu.

Uzunca bir süre Dior’un en büyük hissedarı olan Arnault, 2017’de 13 milyar dolarlık bir anlaşmayla şirketin tek sahibi olduğu duyurdu. Hemen ardından Christian Dior’u LVMH grubuna katan Arnault, bu hamlesiyle Avrupa’nın en zengin adamı oldu.

2018 sonlarına geldiğimizde LVMH grup lüks oteller zinciri ve tur şirketi olan Belmond’u 3,2 milyar dolar karşılığında satın aldığını duyurdu. Eskiden Orient-Express olarak ün salan Belmond’un Venedik’teki Hotel Ciprani’nin satın alımına dayanan 40 yıllık mazisi var. O günden beri hızla büyüyen otel zinciri günümüzde 46 otele ayrıca tren ve nehir turlarında oldukça değerli deneyim birikimine sahip.

Anne Dewavrin ve Bernard Arnault 1973’te dünya evine girdiler fakat evililikleri sadece 13 yıl sürdü. Çiftin bu evlilikten Delphine ve Antoine adında iki çocuğu oldu. Ardından Kanadalı piyanist Hélène Mercier ile evlenen Arnault’un bu evlilikten de Alexandre, Frédéric ve Jean adında üç çocuğu oldu. Çift şimdi Paris’te mutlu bir hayat sürüyor.

Arnault’un beş çocuğundan dördü LVMH çatısı altında kendine yer buldu. Antoine (soldaki), Loro Piana’da yönetim kurulu başkanllığı ve Berluti’de genel müdürlük görevlerini üstleniyor. Babasının koltuğuna geçmesi beklenen Delphine (soldan ikinci), Louis Vuitton’da başkan vekili olarak çalışıyor. Alexandre (sağdaki), Rimowa’nın genel müdürü.

Tam bir sanat sever olan Arnault aynı zamanda sağlam bir koleksiyoner. Damien Hirst, Andy Warhol ve Pablo Picasso’nun eserleri de dahil olmak üzere envanterinde binlerce modern sanat ve çağdaş sanat eseri bulunan Arnault, koleksiyonun ilk parçasının seksenlerin başında satın aldığı bir Monet tablosu olduğunu söylüyor.

Geçtiğimiz Nisan ayında meydana gelen ve 850 yıllık Notre Dame Katedrali’ni yerle bir eden yangının ardından LVMH’nin yapmış olduğu 224 milyon dolarlık yardım Arnault’un iyiliksever kişiliğinin bir yansıması. LVMH yapmış olduğu bu yardıma, “Ulusal Trajediye Karşı Dayanışma” gösterisi adını verdi.

Biraz sıra dışı bir işbirliği olsa da Steve Jobs’un Apple mağazalarını açmayı düşünürken Arnault’a danıştığını biliyoruz. Arnault’un aktardığına göre Jobs kendisini aynen şöyle demişti: “Bernard, sen de biliyorsun, elli yıl sonra hala iPhone başarılı olacak mı bilmiyorum ama herkesin senin Dom Pérignon’larını içeceğinden eminim.”

Steve Jobs’un Arnault’un çalışmalarına olan hayranlığından bahsetmişken, Arnault’un da İsviçreli tenis yıldızı Roger Federer’e olan hayranlığından bahsetmemek olmaz. Federer’in reklam elçisi olduğu Möet Chandon şarap firmasının düzenlediği bir davette Federer’den “yaşayan tanrı” olarak bahseden Arnault, Federer’le takım olup kendi oğullarına karşı bir tenis maçı oynama şansı buldu.

LVMH grubun lüks tüketim sektöründe en başarılı şirketlerden biri olduğu su götürmez bir gerçek. Bu grup içinde TAG Heuer ve Bulgari’den tutun da Dom Pérignon’a kadar farklı sektörlerde hizmet veren yaklaşık yetmiş şirketten oluşuyor. İşe başlarken birçok farklı şirketi aynı çatı altında topladığı için çok eleştirildiğini söyleyen Arnault, şimdilerde diğer şirketlerin onun modelini örnek almasının kendisini çok tatmin ettiğini ifade ediyor.

LMVH için mükemmel geçen bir yılı geride bıraktığımız şu günlerde Bloomberg Arnault’un dünyanın en zengin ikinci adamı olduğunu duyurdu. Bloomberg’in verilerine göre malvarlığına 39 milyar dolar katmayı başaran Arnault, dünyanın en zengin 500 ismi arasında en büyük atlamayı yapan isim olmayı başardı. Şu anda 107,6 milyar dolarlık malvarlığıyla ikinci sırada bulunan Arnault’un arkasında isim Gates’in yaptığı yüklü bağışlara bakarsak Arnault’un yerini uzunca bir süre koruyacağını söyleyebiliriz.

 

İlginizi çekebilir

Zara ve Kurucusunun Başarı Hikayesi
Hayatınızı Değiştirecek Başarı Hikayeleri
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Sitemizi Reklamsız Kullanmak İster misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.