Geleceği Değiştirecek En İyi Buluşlar

Ampulun icadı çok gecikti: Elektrik ışığı, İngiliz kimyager Humphry Davy tarafından 1800’lerin başında icat edildi ve sonraki 80 yıl boyunca, bir araştırmacıdan diğerine geçerek umut verici bir şekilde ilerledi. Nihayet Thomas Edison, insanların satın alıp kullanabileceği bir ampul yapmayı başardı. Ama bu teknolojinin çabucak başarıya ulaştığı söylenemez. Elektrik kuruluşlarının istikrarlı hale gelmesi, kar edilebilen bir sektör oluşması için 40 yıl daha geçti ve 1920’lerin ortasına gelindi. Hatta o zaman bile başarıya ulaşmasının tek sebebi, kuruluşların elektrik tüketimi gerektiren başka aletler yaratmasıydı. Elektrikli tost makinesi, saç maşası, elektrikli motor türleri vb. birçok farklı buluş ile kullanım alanını genişlettiler. Kasaba büyüklüğündeki her yerleşim birimine elektrikli tramvay hattı döşediler. İlgi dağıtan buluşlar ve aklı havada cihazlar, ampulün bulunuşuna zemin hazırladı.

Aslında, o icadın gerçekleşmesine zemin hazırlayan süreçtir. Bu süreç, on yıllar sonra yapımı tamamlanacak makinelerin proje tasarımlarına harcanan tonlarca para ve finansal hatalarla doludur. Yanlış atılan adımlarla gelen iflaslar, büyük hatalar ve önemli atılımların hepsi bir sentez oluşturarak bize ne yapmamamız gerektiğini öğretir.

Teknolojik yeniliklerin meydana gelme sürecini göz ardı edersek günümüzde neler olduğunu kavrayabilmemiz zorlaşır. Eğer ampul ışığının çok gecikmeli olarak icat edildiğini bilmezsek, güneş panelleri vb. modern enerji ürünlerini başarıya yeterince hızlı ulaşamadığı için ümitsizliğe kapılabiliriz.

İlerlemenin sonu yoktur. İnsanların istekleri ve ihtiyaçları sürekli olarak değişir. Ampulün icadı 19. yüzyıl içinde başarısızlığa uğramış olabilir ama 20. yüzyılın başarılı buluşlarındandır. Şimdiyse, LED gibi yeni teknolojiler karşısında yine saf dışı bırakılmaya başlanmıştır.

İşin aslı şu ki; başarıya giden yol birçok hata, ufak tefek hayal kırıklıkları ve çözümsüz kalan sırlarla doludur. İşte teknolojik ilerleme bu şekilde gerçekleşir. Karmaşık ama muhteşemdir.

Sizler için geleceğe yön verecek buluşları ve inovatif fikirleri bir araya getirdik:

 

Buluş 1: Elektrik üreten giysiler

elektrik-üreten-kumaş

Wake Forest University Fizikçileri, enerji üreten bir tür kumaş geliştirdi. Bu kumaş ile gömlek, yastık kılıfı ve hatta ofis koltuğunuzun döşemesi bile dikilebilir. Kumaş üzerindeki çok ufak ısı değişiklikleri saptanarak (örneğin manşetlerden koltuk altına kadar olan ısı farkı) elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Gömleğin farklı bölgelerinde 10 dereceye varan ısı değişimleri gözlenebiliyor ve bunu kullanarak MP3 çalarınızı oturduğunuz yerden şarj edebiliyorsunuz. Kumaşın yaratıcısı David Carroll’a göre bu kumaş ile üretilmiş cep telefonu kılıfı, pantolonun ısısını hapsedip enerjiye çevirirek pilinizin şarjını 8 saat süreyle %10-15 oranında destekleyebilir.

 

Buluş 2: Yeni kahve

kahve-isine-baslamak

Yakında, kahvenin tadı kahve gibi olmayacak, en azından şu an içtiğimiz koyu ve çok kavrulmuş kahve gibi olmayacak. Büyük üreticiler, kahvenin lezzetini tek tip hale getirmek istiyor. Şu aralar en iyi kahve çekirdekleri ayıklanarak çuvallar yerine vakumlu poşetlerle dağıtılıyor. Bunun gibi gelişmeler sayesinde kahveye turunç, badem gibi farklı aromalar katıldı ve pazara bu tarz deneysel tatlar girmiş oldu. Örneğin Starbucks’ta şu an satılan Blonde Roast… Kalite gelişmeye devam ettikçe kahve harmanları incelecek ve hafifleyecek, o çok kavrulmuş koyu kahveler bir hatıra olarak kalacak.

 

Buluş 3: Akıllı iç çamaşırı

Giydiğiniz tayt, sizi forma girmeye zorlayabilir. Finlandiya’lı bir şirket olan Myontec, üzerine elektromayografik sensörler yerleştirilmiş bir iç çamaşırı modelini pazara sürdü. Bu sensörler sizin ön ve arka bacak kaslarınız ile popo kaslarınızın ne kadar çalıştığını kaydediyor. Sonra bu bilgileri analiz için bilgisayara yolluyor. Bu daracık şortlar, koşucular ve antrenörler için pazarlanmasına rağmen, masabaşında çalışanlar için de faydalı olabilir.

 

Buluş 4: Çoklu görev yöneticisi

Frog adlı tasarım şirketinin sahibi Mark Rolston diyor ki ”Laptop ve tabletlerin sorunu, tek bir ekranla sınırlı kalmaları.” Mark bütün evi ekran niyetine kullanmak istiyor. Mesela mutfak masasının üzerinde haberleri takip ederken, buzdolabının üzerinden de görüntülü arama yapabilmeyi istiyor. Ve işi bittiğinde Iron Man filmindeki Tony Stark gibi, elininin bir hareketiyle bütün uygulamaları kapatmak mümkün.

 

Buluş 5: El bile sürmeden saç yıkamak

Daha önce sizlere banyodan sonra havlu kullanmadan bir çırpıda kurulabileceğiniz vücut kurutma cihazından bahsetmiştik. Şimdi ise farklı bir buluştan bahsedeceğiz. Başınızı kuaför salonlarındaki lavaboya benzeyen bir makinenin içine yaslıyorsunuz ve 15 dakikada sampuanla saçınız yıkanıyor. Alet önce kafatası sınırlarını işaretliyor sonra ılık su ve şampuan ile saçları köpürtüyor. Üzerinde bulunan 28 farklı sıvı deliği ve 24 silikon uç ile parmak hissi yaratarak işlem yapıyor. Şampuan, saç kremi ve durulamadan sonra fön ile de bir güzel kurutuyor.

 

Buluş 6: Trafikte beklemeye son

Çok basit sebepler yüzünden trafik tıkanabilir. En öndeki araç yavaşlar ve arkasındaki araçlar ona fazla yaklaşırsa kısa süre içinde trafik ”dur-kalk” seviyesine gelir. Bir sürüş similatörü araştırmasına göre, otoyolda giden bir aracı başka bir araç hızla geçtiğinde arkada kalan araç da çoğunlukla gaza basıyor. Bütün bunlar trafikte karmaşaya yol açıyor. Çare olarak araçlara konan hız sabitleyici sistem (A.C.C), öndeki araçla olan mesafeyi koruyor. Bu da trafiğin rahatlamasına yardımcı oluyor. Similatör bulgularına göre otoyolda giden araçların %20’si (A.C.C) sistemi ile donatılırsa, araç hızları birbiriyle uyumlanır ve trafik ciddi oranda rahatlayabilir. Bir otoyol en yüksek kapasitede çalıştığında bile yüzölçümünün ancak %4-5’i doluyor. Hız kontrol sistemleri daha incelikli olarak geliştirilerse muhtemelen daha fazla araç bu sistemle donatılabilir.

  • Temsili bir otoyolda giden araçların dörtte birinde AAC bulunursa, toplam seyahat süresi %37.5’lara iner.
  • Yine araçların en azından 1/4’ünde AAC bulunursa, trafikte kaybedilen zaman %20 azalır.
  • 2017 yılına gelindiğinde piyasaya sürülüen AAC’li muhtemel araç sayısı 6.9 milyonu bulacak.

 

Buluş 7:  Küçült, yeniden kullan ve ye

Evinizde ne kadar çok ürün ambalajı var bir düşünün. Meyve suyu ambalajları, su şişeleri, dondurma kapları, yoğurt kapları ve daha nice atık ambalaj… Bu ambalajları yiyebilsek ne olurdu? ”Doğal yollarla ambalaj yapmaya başlamalıyız.” diyor Harvardlı biomühendis David Edwards. Ve kendi geliştirdiği buluşla gıdaları, deniz kabuğuna benzer kaplara ve Wikicells adını verdiği filmlere dönüştürüyor. Örneğin yoğurdu saklamak üzere çilekten bir kap üretmiş. Ambalajın işi bittikten sonra yıkayıp, elma kabuğu yer gibi yiyebiliisiniz. Veya gönül rahatlığıyla çöpe atabilrsiniz çünkü doğada hızla çözünebiliyor. Bu teknolojinin ilk ürünü olan dondurma ve yoğurtlar, bu ayın sonunda Paris’te bulunan mağazada satışa çıkacak. Meyva suları ve çay için ise bir yıl daha beklemek gerekiyor.

 

Buluş 8:  Robot evcil hayvanlar

Evcil hayvan beslemenin sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun zamandır biliniyor. Evcil hayvanlar, sahiplerinin kan basıncını düşük tutmaya yardımcı oluyor ve vücutta endorfin salgısını tetikleyerek mutlu ediyor. Ama her zaman bir hayvan beslemek mümkün olmayabilir. Artık yoğun çyalışan insanlar ve tü allerjisi olanlar da evcil hayvan beslemenin olumlu etkilerinden faydalanabilecek. British Columbia Üniversitesi araştırmacıları ”akıllı kürk” adlı bir şey yaratmış. Bu tuhaf görünümlü bir avuç tüy yumağı, gerçek bir hayvanın mimiklerini ve tepkilerini taklit edebiliyor. Onu okşadığınızda veya kaşıdığınızda tıpkı bir hayvan gibi hareket ediyor. Garip ama etkili bir buluş.

 

Buluş 9: Adli tıp ekiplerine taş çıkartan temizlik ürünleri

cevre-dostu-temizlik-avantaj-dezavantaj

Harvard Wyss Biyolojik Mühendislik Enstitüsü araştırmacıları, ev temizliğinde çığır açacak bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Ürettikleri akıllı temizlik ürünleri, tıpkı adli tıp ekiplerinin kullandığı spreyler gibi çalışıyor. Lavabo, küvet gibi mikroplu yüzeylere uygulanan sprey, temas ettiği bölgedeki bakteri vb. organizmalara yapışarak rengini değiştiriyor. Örneğin E.coli bakterisi için turuncu renge dönüyor. Böylece renkle işaretlenen bölgeyi daha güçlü dezenfektanlar kullanarak temizlemek mümkün.

 

Buluş 10: Arabada doktor var

Artık bazı araçların kaza anında yardım çağırma özelliği var. Ama birkaç yıl içinde araçlar olay yerine gelen sağlık ekiplerine, olası yaralanmalarla ilgili tüyolar gönderebilecek. Acil yardım ekipleri daha olay yerine varmadan, yolda olası iç kanamalar, beyin travmaları ve bunun gibi durumlara hazırlıklı olarak gelecek. Örneğin, sizi yoğun bakıma mı almaları gerekiyor yoksa standart acil odası yeterli olacak mı diye karar vererek vakit kazanacaklar. Michigan Üniversitesi Uluslararası Otomotiv Tıbbı Bölümü’ndeki araştırmacıların geliştirdiği teknoloji ile, araç üzerindeki sensörler çarpışma anındaki (hız verileri ve darbe alanı gibi) bilgileri toplayarak, kazazedenin 3 boyutlu taramalarını yaparak, öngörü sahibi bir sistem üretiyor.

 

Buluş: Gökyüzünde küçük bir kabin

Standart bir uçak kabini, Sahra Çölü kadar kurudur ve havası çok seyrektir. Bu sert ortam, her uçuş sonrası üzerinize çöken yorgunluk ve kurumuşluk hissinin kaynağıdır. Bu soruna çare olan karbon fiberden üretilmiş uçaklar sefer yapmaya başladı bile. Karbon fiber, aluminyum gövdeli uçaklara göre maddesel olarak çok daha dayanıklıdır. Bu da demek oluyor ki fiber-karbon gövdeli uçakların kabin iç basıncı, herhangi bir hasara neden olmadan, bizi daha rahat hissettirecek seviyelere göre ayarlanabilir. Ayrıca havayolu şirketleri, metal kaplamanın aşınmaması için nem oranını da çok düşük seviyelerde tutarlar. Ama karbon fiber paslanmaz. Bu da nem oranını %15 civarında daha ideal bir seviyede tutmaya imkan verir. Japon Havayolları ve Nippon Havayolları bu yeni nesil uçakların ilk örneklerini Tokyo ve Boston arası seferlerde kullanıyor.

 

Buluş 12: Metro oyunları

metro-oyun

Endüstriyel tasarımcı Jiang Qian metrolar için öyle bir tutunma kayışı tasarlamış ki bu tutunma kayışları video oyunu işlevi de barındırıyor. Düşmemek için ellerinizle destek aldığınız kayışların üzerinde birer düğme bulunuyor. Bu düğmeye baş parmağınızla basarak oyunu kontrol edebiliyorsunuz. Kayışı kendi etrafında döndürerek ise hareketleri kontrol etmek mümkün. Jiang, bu yeni tür oyun ile metroda geçirdiğiniz süreyi oyun oynayarak geçirmenizi sağlıyor. Angry Birds’ün aksine Kayış Oyunu (resmi adı bu) , ineceğiniz durak geldiğinde sizi uyarıyor.

Daha önce sizlere pisuvarda işeme oyunundan ve kırmızı ışıkta beklerken karşı tarafta bekleyen biriyle oynayabileceğiniz oyundan bahsetmiştik

 

Buluş 13: Dik oturmaya zorlayan ekran

 Philips’in tasarladığı ErgoSensor monitörleri, yazarken öne doğru kamburlaşan kişileri uyararak dik oturması gerektiğini hatırlatıyor. Ofis çalışanlarının genel şikayeti olan sırt ağrılarına çare olarak geliştirilen monitör üzerindeki kamera, kullanıcının gözbebeğini takip ederek oturuş pozisyonunu anlıyor. Ekrana çok mu yakınsınız? Başınız fazla mı öne eğilmiş? Sensörden gelen ham veriler işleniyor ve size duruşunuzu düzeltmek için yapmanız gerekenleri söylüyor. Ayrıca mola vermeniz ve masa başından kalkıp birkaç adım atmanız gereken zamanı da size söylüyor. Mola verip bilgisayar başından kalktığınızda otomatik olarak kendini bekleme moduna alarak enerji tasarrufu yapıyor.

 

Buluş 14: Susturucu silah

 SpeechJammer (konuşma bozucu) adlı tabanca benzeri bu alet, silahı doğrulttuğunuz kişinin sesini kaydediyor ve anında ona kendi laflarını tekrarlıyor. Bu da beynin bilişsel işlemlerini bloke ederek konuşan kişinin aklını karıştırıyor ve susmasına sebep oluyor. SpeechJammer’ın yaratıcılarından biri olan Kazutaka Kurihara, bu aleti toplantı ve forumlarda baskın çıkan gevezeleri engellemek üzere kullanmak istiyor. Hatta cep telefonlarının içine koyabilecek kadar ufaltmayı planlıyor. ”Bu silah samuray kılıcı gibi geleneksel silahlardan farklı. Onu daha huzurlu bir dünya için kullanabilmeyi umuyoruz.” diyor Kurihara.

 

Buluş 15: Akıllı bahçeler

akillı-tarım

Endüstriyel çiftliklerde sulama, gübreleme ve ilaçlamadan çok daha kapsamlı bir yaklaşım içeren teknolojiler kullanılmaya başlandı. Artık tarlarda, toprağa kablosuz sensörler ve Gps’li cihazlar yerleştirilerek en çok odaklanılması gereken noktalar tespit ediliyor. Çok yakında bu teknolojiyi arka bahçemizde kullanabilir duruma geleceğiz. Peyzaj şirketi olan Toro, müşterilerine daha şimdiden çimenler kuruduğunda kendiliğinden devreye giren akıllı bir sulama sistemi sunmaya başlamış bile. Bu başlangış için iyi bir adım ama MIT’te Akıllı Arazi Sistemleri Laboratuarı’nda görev yapan Sanjay Sarma, minicik ve ucuz sensörler üzerinde çalışıyor. Bu sensörlerden düzinelercesini bahçenize dağıtabilir ve böcek istilalarından mineral kayıplarına kadar her şeyin izini sürebilirsiniz. Sistem, sensörlerden gelen bilgileri değerlendirip size yapmanız gerekenleri söylüyor.

 

Buluş 16: Beden diliniz, kullanıcı girişi olarak kullanılırsa

İtalyan ve Hollandalılardan oluşan bir grup araştırmacı, telefon çaldığında kulağa götürme tarzınızın tıpkı parmak iziniz kadar eşsiz olduğunu keşfetmiş. Her insanın telefonu eline alışı ve kulağına götürme açısı o kadar farklı ve belirginmiş ki asla başka bir kişi tarafından taklit edilemiyormuş. Bu yöntem herhangi bir iPhone şifresinden çok daha güvenli bir sistem olarak ortaya çıkıyor. (En yaygın iPhone şifresinin ”1234” olduğu biliniyor.) Hatta, sandalyenizde doğrulmanız gibi basit hareketler bile bilgisayar şifrelerinizin yerini alabilir. Hatta bu basit hareketler, birbirinden farklı binlerce internet sitesine giriş yaparken kullandığınız ve hep unuttuğunuz şifrelerin yerini bile alabilir.

 

Buluş 17: Korkunç çocuk parkları

çocuk-parkı

İki Norveçli psikolog modern çocuk parklarının süt çocuklarına göre olduğunu düşünüyor. Kısacık tırmanma duvarları yerine, kule gibi yükselen tırmanma demirleri olması gerektiğini düşünüyorlar. Plastik sürünme tünelleri yerine ise yüksek ve dimdik kaydıraklar, denge tahtası ve halat ipler olmalı. Mantığı işe şu; biz çocuklarımızı ufak tefek sıyrıklardan ve bilek burkulmalarından korumaya çalıştıkça onlar büyüdüklerinde gerçek hayattaki risk ve tehlikelere karşı o kadar hazırlıksız oluyor. Leif Kennair ve Ellen Sandseter’ın fikri Atlantik’in her iki tarafında bulunan çocuk parkı uzmanlarının da desteğini kazandı. Landscape Structures şirketi, Möbius şeridi gibi sarmal olan 3 metrelik tırmanma duvarları üretiyor.

 

Buluş 18: Uyku problemlerine son

Merck araştırmacıların geliştirdiği suvorexant adlı hap çok derin uykuya sebep olarak baygın gibi uyutuyor. Narkolepsi benzeri bu etkiyi yaratan hapın, uykusuzluk hastalığına en iyi çare olabileceği düşünülüyor. Piyasadaki uyku ilaçlarının aksine, uykuyu tetiklemek yerine uyanıklığa son verme prensibi ile işliyor. ”Öyle görünüyor ki bu hap REM uykusunu uzatarak daha yoğun dinlenme sağlayacak.” diyor Stanford Üniversitesi’nden Dr. Emmanuel Mignot. ”Üstelik beyin üzerindeki etkisi de daha az yorucu olacak.”

 

Buluş 19: Kanatlı lunapark trenleri

lunapark-treni

Bildiğimiz luanapark trenlerinde yolcuların yükü tekerlekler üzerinde olur. Ama iki yeni tür hız treninde yolcular aracın kenarlarından sarkıyor ve havada asılı kalıyor. Bu his sanki bir uçağın kanatları üzerinde oturmak gibi. Bolliger&Mabillard adlı şirket, farklı yük dağılımlarını dengeleyebilmek için, trenin oturma düzenini tamamen yeniden tasarlamak zorunda kalmış.

 

Buluş 20: Akşamdan kalmadığımız bir dünya mümkün

gece-kulubu-acmak

Imperial Üniversitesi’deki araştırmacılar suni bileşenlerden oluşan bir alkol formülü geliştirmiş. Bu formül sayesinde hem alkolün olumsuz etkilerinden kurtulacak hem de ertesi gün ortaya çıkan baş ağrılarını yaşamayacağız. David Nutt öncüğündeki ekip, bir pskiyatrist ve eski bir İngiliz uyuşturucu kralından oluşuyor. Psikoaktif ilaçlara denk olan altı bileşen saptamışlar, bu bileşenler zil zurna sarhoş etmese bile çakırkeyif olmaya yetiyor. Nutt’a göre, bu alkol alternatifi karışım, aromasız ve tatsız olacağından istenen her tür meşrubatla karıştırıp içilebilir. Ve tekrar ayılmak istediğinizde tek yapmanız gereken bir hap yutmak.

 

Buluş 21: Aklınızı okuyan market arabası

akilli-market-arabasi

Şubat ayında Chaotic Moon Labs , aklınızı okuyan robotlu bir market arabasını test etmeye başladı. Çalıştırmak için market arabasının içine yerleştirilmiş olan tablete mesaj yazıyorsunuz. Alet sizi tanıyor ve akşam yemeği için ihtiyacınız olanları biliyor. Market arabası harekete duyarlı Microsoft Kinect teknolojisi kullanıyor ve mağaza içinde sizi takip ediyor. GPS navigasyon komut sesini andıran bir ses ile size listenizde bulunan ürünlerin nerede olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu alet, eğer diyetinizi bozacak bir ürün alırsanız sizi uyarıyor. Bu ürün hala prototip halinde olan ve geliştirilmesi gereken bir buluş ama güzel bir özelliği var. Kasada uzun sıralar beklemenize gerek kalmadan, sepetinizdeki ürünleri tarayarak ödemenizi gerçekleştiriyor.

 

Buluş 22: Sinema keyfinizin kalitesi artacak

sinema-salonu

Bir sinema projeksiyonu bir saniyede 24 kez yanıp söner ve hareketli görüntüyü bu şekilde perdeye yansıtır. James Cameron ve Peter Jackson bu sayıyı 48-60 kareye yükseltmeyi tasarlıyor. Bu da film izleme deneyimimizi farklı bir boyuta taşıyarak görüntüyü çok daha parlak, keskin ve pürüzsüz görmemizi sağlayacak. Uluslararası Görüntü Yönetmenleri Birliği Başkanı Steven Poster, ” Bunun etkisi ve kalitesi neredeyse holografik düzeye yakın olacak.” diyor. Destekçiler bunun üç boyutlu bir his yaratacağını söylüyor. Yine de görüntü kalitesine alışmak biraz zaman istiyor. Jackson’un yüksek kare hızıyla çekilmiş bazı örnekler gösterdiği bir sektör konferansında gelen eleştiriler, görüntünün sinemadan ziyade canlı bir televizyon hissi verdiği yönünde birleşiyor. Muhakkak ki bir alışma süreci gerektirecektir. ”İlk sesli filmler çıktığında da insanlar 3 yıl içinde bu teknolojiden vazgeçileceğini savunmuştu.” diyor Ton Gunning. ” Ama hiç de öyle olmadı, sesli filmlerin başarısı sessiz filmlerin piyasadan tamamen silinmesine yol açtı.”

 

Buluş 23: Akıllı dişler

disçi

Princeton ve Tufts Üniversitesi’ndeki bilim adamları ultra ince bir sensör üzerinde çalışıyor. Bu sensör dişlerde plak, çürük veya enfeksiyon oluşumuna sebebiyet veren bakterileri tespit ederek uyarı yolluyor. Aynı zamanda dişçinize bu bilgileri gönderip sizin için randevu bile alıyor. Bu sensörün kullanım alanı bir hayli geniş olabilir. Araştırmacılar bu sensörü, mide kanseri ve ülsere sebep olan bakterilerin teşhisinde kullanmış bile. Bakımı iyi yapılmış ve fırçalanmış dişlerin üzerinde sensör çok fazla dayanmıyor ama her gün yenisiniyle değiştirilebilsin diye satış fiyatı uygun olacak.

 

Buluş 24: Uykuda tanı

çinli-uyuyan-güzel

Evinizde uyurken başınıza ufak bir sensör iliştirerek genel sağlığınızla ilgili değerlendirme yapmak ve varolan hastalıklarınızın erken teşhisini yapabilmek artık mümkün. ”Bu teknoloji, Parkinson, şizofreni, Alzheimer vb. belirgin sinyaller vermeyen hastalıkları erken teşhis etmemize imkan verebilir.” diyor NeuroVigil adlı tıbbi teknoloji firmasının sahibi Dr. Philip Low.  Dr. Low’un buluşu bu zamana kadar otizmli çocuklar, beyin travması geçiren askerler ve deneme sürecindeki ilaçların etkileri gibi birçok alanda kullanılmış. Şu sıralar Dr. Low cihazın bir üst sürümünü geliştirmeye çalışıyor. Yeni sürüm 1/4 oranında daha ufak olacak ve beyin taramalarını doğrudan akıllı telefon veya bilgisayarlara iletecek. ” Uykuyu, beyne açılan bir kapı olarak kullanıyoruz.” diyor Dr. Low.

 

Buluş 25: Depresyon tanısında kan testi

iflas

Feinberg Tıp Fakültesi Profesörü Eva Redei’in bu yıl yayınladığı teze göre küçük bir grup ergen üzerinde yapılan kan testi ile kanda bulunan depresyonla ilişkili bazı molekküller teşhis edildi. Ayrıca Ridge Diagnostics adlı şirket de yetişkinlerde depresyonla ilintili 10 biyo-işaret üzerinde analiz yapan bir hizmet başlattı. ”İnsanlar, depresyon da dahil olmak üzere tüm zihinsel rahatsızlıkların kaynağının beyin olduğunu sanıyor. ” diyor Redei. ” Ölçülemeyen ve somut bir işaret olmadığı sürece, bu tür rahatsızlıklardan aklını başına toplayarak kurtulunabileceği zihniyeti hakim olur. Kan testleri zihinsel rahatsızlıklar ile duygusal alemi birbirinden ayıracak. Ve Ridge Diagnostics’in CEO’su Lonna Williams’ın dediği gibi; ”Bu hastalıklardan muzdarip olan ve boş yere kendini suçlayan insanlara yardımcı olacak.”

 

Buluş 26: Yeni nesil yangın söndürücü

Büyük alevleri söndürebilmek için çok miktarda su gerekir. Yangın söndürücü tüplerde bulunan kimyasallar ise zehirli maddeler içerebilir. (En güçlü yangın söndürücü kimyasal bileşik olan halon, ozon tabakasında delikler açar.) Pentagon’daki ”Defense Advanced Research Projects” temsilciliği kimyasal kullanmadan yangın söndürebiliyor. Program yöneticisi Dr. Matt Goodman sitemi şöyle açıklıyor; ”Alevlerin üstünü örterek oksijensiz bırakmak yerine, alevlerin altında yatan yapının istikrarını bozan bir gerilim alanı ile yangını söndürmek mümkün. Bu teknoloji, kaçış rotaları oluştumaya veya etraftaki hassas cihazlara hasar vermeden yangını söndürmeye olanak tanıyacaktır.

 

Buluş 27: Casus böcekler

Doğal afetlerde kullanılması düşünülen Cyburg hamam böceklerini size daha önce tanıtmıştık. Şimdi de Cyberbug Drone isimli minicik ve sinsi bir hava aracı üzerinde çalışılıyor. Bu mikrosistem bir böcek larvasının içine bile girebiliyor ve böcek büyüp yetişkin bir arı, sinek veya karınca oluncaya kadar onun bünyesinde yaşıyor. Bu casus araç, böceğin gittiği her yerden bilgi toplayabiliyor. Bu kanatlı nanocasuslar herhangi bir hayvanın bedenine de yerleşebiliyor veya en korunaklı binaların bile havalandırma sistemlerinden içeri girmeyi başarabiliyor. Hatta yatak parazitlerini bile kullanarak, kıskanç eşler için casusluk yapabiliyor. Yakında evinizdeki tüm boşluklardan bir casus girebilir!

 

İlginizi çekebilir

Tesadüfen bulunan ve dünyayı değiştiren buluşlar
Son yılların en ilginç icatları
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.