Geleceğin Çalışma Sistemi Gig Ekonomisi Nedir?

Gig ekonomi, şirketlerin çalışanlarıyla belirsiz süreli sözleşme yapmak yerine geçici ve kısa dönemli kontratlar yaptığı çalışma sistemidir.

Gig economy ya da yazı boyunca kullanacağımız tabirle gig ekonomisi, Tureng Sözlük’te yukarıdaki gibi tanımlanıyor.

Geleneksel tam zamanlı işlerin güvencesi her geçen gün azalıyor, istihdam piyasası giderek daralıyor ve doygunlaşıyor. Gig ekonomisinde danışman, yüklenici veya freelancer olarak çalışmak ise oldukça esnek ve cazip fırsatlar sunuyor; beyaz yakalı işlerin bağlayıcılığından kurtulmak için alternatif bir yol teşkil ediyor.

Diğer bir ifadeyle gig ekonomisi, bugüne dek alıştığımız kariyer kavramını yeniden şekillendiriyor. Günümüzde tam zamanlı bir işte çalışan insanların bile bir yan projeleri mutlaka oluyor. Örneğin bir bakanlıkta uzman olarak çalışan bir kişi, tutkusu olan fotoğrafçılıkla uğraşıyor ve boş zamanlarında konser fotoğrafçılığı yaparak hobisinden maddi ve manevi bir kazanç elde edebiliyor.

Pek çok girişimci adayı da gig ekonomisini kullanarak tutku projesi olarak gördüğü çalışmalarını tam zamanlı bir kariyere çevirmeye çalışıyor.

2016 yılında McKinsey’in yaptığı bir araştırmaya göre ABD ve Avrupa’da yaklaşık 162 milyon kişi bağımsız olarak çalışıyor. Yani bir anlamda herhangi bir şirketin bordrolu çalışanı durumunda değil bu kişiler. Uzmanlar 2020 yılına kadar iş gücünün %43’ünün bağımsız bir şekilde çalışacağını, yani gig ekonomisine eklemleneceğini tahmin ediyor.

Bu bağlamda LendingTree adlı şirketin 1000 Amerikalı üzerinde yaptığı araştırmayı inceleyerek gig ekonomisinin bugünkü durumunu daha iyi anlayabiliriz.

Yazımızın devamında gig ekonomisinde başarılı olmanın yolları da dahil olmak üzere pek çok faydalı meseleye değineceğiz.

 

1. Gig Ekonomisi Kariyer Kavramını Dönüştürüyor mu?

LendingTree adlı şirketin Eylül 2017’de kendine ait küçük bir ek işi olan kişilerle yaptığı araştırmadan çıkan sonuçları inceleyelim öncelikle.

Temel Bulgular

Gig ekonomisindeki pek çok kişi, bu dünyaya yeni katılan kişilerden oluşuyor. Ek iş yapan kişilerin %50’si 2 yıl önce böyle bir ek işe sahip değil.

Pek çok insan 9-5 mesaili işinden ayrılmak istiyor. Ankete katılanların %58’i tutkuyla yaptığı ek işini tam zamanlı bir kariyere çevirmek istiyor.

  • 18-35 yaş aralığındaki insanlar (%62) yaptıkları ek işi tam zamanlı bir işe çevirmek istiyor.
  • Sanat ve zanaatle uğraşan kişilerin de %71’i de yine bu işi esas işi yapmak istiyor.

 

Neden İnsanlar Ek İşlerini Tam Zamanlı İş Haline Getirmek İstiyor?

“Kurumsal işlerde çalışan insanlar mutsuzlar çünkü işleriyle bir fark yaratamadıklarını düşünüyorlar. Bu kişiler mutluluk ve tatmin duygusu arıyorlar. Eğer yapmaktan keyif aldıkları bir işten para kazanabilirlerse, kariyer hedeflerini gerçekleştirmiş olacaklarını düşünüyorlar.”

 

Startup Başarı Hikayesi

Birçok girişimci kendi işini kurma konusunda sermaye sıkıntısı çekiyor. Bu yüzden de iş kurmak için kendi özsermayesine dayanıyor.

Çim bakımı konusunda Uber’in iş modelini benimseyen GreenPal’in kurucusu Bryan Clayton bu konuda şöyle diyor:

“Şirketimizi 2 yıl önce kurduk ve hiç paramız yoktu. Ancak ticari kredi kartımın olması bana 85.000 dolarlık bir sermaye sağladı. GreenPal’ın ilk 6 ayını bu kredi kartıyla finanse ettik. İlk yıl sonunda borcumuz bitti ve bu yıl itibarıyla 3 milyon dolarlık bir ciromuz var. O dönem yatırımcıların bize para vermemesinden ötürü şu an oldukça mutluyum. Zira yatırımcı desteği olsa şu an şirketin %30’u bu kişiye ait olacaktı. Ancak kendi özsermayemizle bu işi kurduğumuz için şu an şirket bana ve ortağıma ait.”

Clayton’a göre girişimcilik “neden” sorusunun peşinden gitmekle alakalı bir durum. 15 yıldır bahçe ve park tasarımı işinde çalışan Clayton bildiği ve tutkuyla uğraştığı bir alanda kendi işini yapmaya başlayan, patronunu zengin etmek yerine kendi hesabına çalışan biri konumda.

“Kendimden büyük bir şey yaratmak şahane bir deneyim. Şirketimiz hem bizi hem de çalışanlarımızı kalkındırıyor ve insanlara faydalı bir hizmet sağlıyor. Şu anda çim ve bahçe bakımı alanında hizmet veren küçük şirketlerin iş bulduğu bir platformun başındayız. İnsanların iş bulmasını ve müşterilerin çimlerinin diledikleri gibi bakımlı olması maddi ve manevi açıdan bizi son derece tatmin ediyor.”

 

2. “Gig Ekonomisi Girişimcilerin Rüyasıdır”

Bu söz, gig ekonomisi alanında en kapsamlı çalışmalardan biri olan “The Gig Economy: The Complete Guide to Getting Better Work, Taking More Time Off, And Financing the Life You Want” adlı kitabın yazarı Diane Mulcahy’e ait.

Yazımızın bu bölümünde mevzubahis kitaptan bazı pasajlara yer vereceğiz.

 

a. Portfolyo Oluşturun

Gig ekonomisinde serbest bir çalışan olmak istiyorsanız portfolyonuz olmak durumunda. Size kazanç sağlayacak farklı alanlardan oluşan bir portfolyo hazırlamanız bu konuda sizi güvence altına alacaktır.

Ancak portfolyonuzdaki tüm işlerin size maddi bir kazanç sağlaması da gerekmez. Kazanç kadar değer yaratmak da önemlidir. Örneğin gönüllülük esasıyla katıldığınız projelere ve bu projelerde yaptığınız işlere de portfolyonuzda yer verin. Buralarda edindiğiniz deneyimleri, becerileri belirtin.

Gig ekonomisinde tamamladığınız her proje, size yeni bir beceri kazandırır; çevrenizi geliştirir ve size taze fırsatların kapısını aralar.

Örneğin Gail Simmons, üniversitede antropoloji ve İspanyolca eğitimi alan biri. Kendi deneyimini şöyle açıklıyor:

“Mesleğimde 20 yıllık bir kariyerin ardından aslında yemeklerin de bir antropoloji nesnesi olduğunu fark ettim. Yemeklerin kültüre açılan en önemli unsurlar olduğunu idrak ettim. Nasıl yemek yediğimizin, ne yediğimizin kimliğimizi tayin ettiğini gördüm. Şu anda New York’ta İspanyol gıda sektörü üzerine çalışıyorum.”

Yani ne tür becerilerin, ne tür deneyimlerin bize ne zaman fayda sağlayacağını bilemeyiz. Bu bakımdan ilgi alanlarımızı, merak ettiğimiz konuları takip etmeli ve karşımıza çıkan fırsatları görebilmeliyiz.

 

b. Ne İstediğinizi Bulun

Hepimiz hayatımızda büyük değişmeler yaşamak isteriz. Ancak bu tür bir değişimin nasıl gerçekleşeceği konusunda çoğu zaman fikir sahibi olamayız. Bu nedenle gig ekonomisi bağlamında yeni sektörlerden insanlarla tanışmak ve ilişki kurmak gerekir.

Örneğin Katherine Fry, bir reklam ajansında metin yazarı olarak çalışıyordu ve sürekli hayalindeki apartman dairesinin planını çiziyordu bulduğu kağıtlara. Gerçek tutkusu iç mimariydi, reklamcılık değildi. Ancak iç mimari alanında kimseyi tanımıyordu ve deneyimi de yoktu. Buna karşın hafta sonları bir mobilya mağazasında part-time olarak işe girdi. Bu ek iş ona yerel mobilyacılarla, tasarımcılarla tanışma fırsatı sağladı. Onlarla sohbet fırsatı bularak iç mimari hakkında iyi bir bilgi birikimi elde etti.

Bir yılın sonunda evini tasarlatmak için Katherine Fry’a bir müşteri geldi. Kısa bir süre sonra da reklamcılığı bırakıp kendi iç mimari şirketini açtı. Bir mobilya mağazasında part-time çalışmak ona gerçekten ne istediğini keşfetme imkanı sundu.

 

c. Farklı Şeyler Deneyin

Farklı alanlarda iş deneyimlerinin olduğu bir portfolyo size yeni fikirlerle deneyler yapma imkanı verir. Deneysel işler, size çeşitli fırsatların peşinden gitme olanağı sağlar. Yani denediğiniz bir iş fikri hoşunuza gitmezse o alanda zaman kaybetmezsiniz.

Jill Mercur, ek iş konusunda deney yapmanın güzel örneklerinden birini sergiledi. New York’ta kurumsal bir şirkette avukat olarak 10 yıl çalışan Jill Mercur, artık kurumsal hayattan sıkıldığını anladı ve startup dünyasına girmek istedi. Girişimcilik ekosistemini keşfetmek için girişimcilik etkinliklerine katılmaya ve bir grup girişimciyle bir fikir üzerinde çalışmaya başladı. Ortak çalışma alanında kendine ufak bir ofis kiraladı ve burada girişimcilerle çalışmaya başladı. Startup’lara hukuki danışmanlık hizmeti vererek onlara katkı sağladı.

Ancak sonuç olarak yine kurumsal bir şirkette çalışmaya karar verdi ve eski işine döndü. Startup’larla çalışmak onun deneyimini ve bilgilerini geliştirdi; onu birçok yeni insanla arkadaş yaptı.

Jill Mercur, burada ek iş olarak yaptığı bir şeyi tam zamanlı bir kariyere dönüştürmedi. Ancak farklı bir dünyaya girerek mesleki hayatında işine yarayacak pek çok yeni şey öğrendi.

 

d. Yaparak Öğrenin

Yaparak öğrenebileceğiniz, uygulayarak gelişme kat edebileceğiniz işlerden oluşan bir portfolyoya sahip olmak da önemlidir.

Örneğin Jason Reimold, part-time öğretim görevlisi olduğunda oldukça gergindi çünkü topluluk önünde konuşmaktan pek hoşlanmıyordu. Akademik bir konferansta çıkıp çalışmasını sunma fikri onun için stres kaynağıydı. Ancak öğrencilere hitap ettiği zamanlarda, yani sınıf ortamında daha az stres yaşıyordu. Zamanla sınıfında farklı anlatım teknikleri kullanarak topluluk önünde konuşma ve hitabet yeteneklerini geliştirdi. Mesleğinde ilerledikçe de artık her türlü ortamda, topluluk önünde daha rahat konuşur hale geldi. Yani yarı zamanlı öğretim görevlisi olmak, ona akademisyen ve araştırmacı olarak güzel bir beceri kazandırdı.

 

e. Sevdiğiniz Şeyleri Yapın

Her zaman yapmak istediğiniz şeyleri yapmanızı sağlayacak bir portfolyo oluşturmak da sizin için çok önemli olacaktır. Ertelenen hayat planları kadar can sıkıcı bir şey yoktur. Sorumluluklar, terfiler, borçlar, alışılan standartlar derken bir anda mevcut hayatınız ve ulaşmak istediğiniz hayatınız arasındaki fark açılabilir.

Buna benzer bir şekilde, “Banka hesabımda X lira olsun, şu an avukatlığı bırakırım. Evin borcu bitsin bu işi bırakacağım.” gibi hedefler de sıkça konur. Ancak aradan geçen zaman, bu planların gerçekleşmesini engeller. Başka sorumluluklar çıkar ortaya zaman içinde. Hayat planlarını sürekli olarak ertelemek ise asla memnun olmama gibi kötü bir duruma neden olabilir.

Ancak sevdiğiniz işlerden oluşan bir portfolyonuz olursa, en kötü ihtimalle başka işleri de denemiş olmaktan mutlu olursunuz. Bu işlerde başarılı olursanız da yapmaktan büyük keyif aldığınız tam zamanlı bir kariyere sahip olursunuz .

 

3. Gig Ekonomisinde Başarılı Olmanın Yolları

2018 yılında freelance çalışanların iş bulduğu ve şirketlerin freelancer bulduğu popüler web sitesi Upwork’e göre 15 milyon Amerikalı bağımsız olarak çalıştı.

Siz de gig ekonomine katılmak, bir şirkete bağlı olmaksızın yetenekleriniz doğrultusunda para kazanmak istiyorsanız gig ekonomisinde başarılı olmanın ipuçlarını öğrenmelisiniz.

 

a. Gücü Hissedin: Patron Sizsiniz

Eğer kendi işinizi yapıyorsanız kendi işinizin patronusunuz demektir. Tabii bu da her ay hesabınıza bir maaş yatacağını garanti etmez. Bir yanda büyük baskılarla boğuşabilirsiniz ancak diğer yandan da özgürsünüzdür. Ne kadar para kazanmanız gerektiğini siz belirlersiniz, saatlerinizi kendiniz ayarlarsınız, günlük 9-5 mesai saatini doldurmak gibi bir yükümlülüğünüz yoktur.

Harvard Business Review’da gig ekonomisi üzerine yapılan bir araştırmaya göre bir bağımsız çalışan, gig ekonomisini trapezciliğe benzetiyor:

“Aldığınız işler arasındaki fark, bir projeyi bitirip başka bir projeye geçmenin heyecanı, disiplin, konsantrasyon bu işin en keyifli yanlarından.”

Buna ek olarak gig ekonomisinde kendinizi güçlendirmek kadar çevrenizi de genişletmeniz büyük önem taşıyor. Sizin gibi bir çalışma sistemine sahip girişimcilerle tanışmalı, birbirinize destek olmalısınız.

 

b. Kendinizi Pazarlayın

Gig ekonomisine girmeye karar verdiğinizde en önemli şeylerden biri iş almaktır. Müşterilerin dikkatini çekmek için kendinizi ve sunduğunuz hizmetleri doğru platformlarda tanıtmalısınız. Geleneksel iş arama web sitelerinde de freelance ve serbest işler alabilirsiniz, ancak siz proje bazlı çalıştığınız için daha spesifik bir kesime yönelmelisiniz.

Bunun için de Upwork, Bionluk, Freelancer, Fiverr, Toptal gibi sitelerde iş bulmanız daha kolaydır.

Kendinizi bir serbest çalışan olarak pazarlamanın en iyi yollarından biri de kendi markanızı oluşturmaktır. Neler yaptığınızı, tarzınızı, misyon ve vizyonunuzu, müşterilerin hayatına nasıl değer katacağınızı net bir biçimde belirtmelisiniz. Bunu da en iyi kendinize ait web sitesi açarak, bu sitede işlerinizi paylaşarak, sosyal medyayı aktif kullanarak yapabilirsiniz.

Kendinize şu soruyu sormalısınız kısaca: Hangi konuda bilinen, tanınan, aranan bir insan olmak istiyorum?

Bu soruya vereceğiniz cevap üzerine bir strateji geliştirin.

 

c. Fiyat Politikanızı Belirleyin

Serbest çalışan biri olarak bir iş almadan önce fiyat politikanızı belirleyin. Saatlik ya da proje bazlı bir fiyat tarifeniz olsun. Bu tarife sizin emeğinize ve zamanınıza değmeyecek ücretler teklif eden müşteri adaylarına direkt olarak hayır demenizde size yardımcı olur.

Tabii bazı serbest çalışanlar bir saatlik emeklerinin karşılığını tespit etmekte zorlanır. “Acaba saatlik çalışmaya 50 lira mı desem 100 lira mı?”

Bu bakımdan freelancer camiasıyla iletişimde olup piyasanın genel durumu hakkında bilgi sahibi olmanızı tavsiye ediyoruz.

 

d. Gelir-Gider Dengenizi İyi Takip Edin

Gig ekonomisinde fatura kesmek gibi bir durumla karşılaşabileceğinizi unutmayın. Ancak masraflarınızı vergiden düşmeniz de söz konusu olacaktır. Bu nedenle tüm masraflarınızı ve gelirlerinizi iyi takip edin. Bir muhasebe yazılımı kullanarak tüm girdi ve çıktıları en ince ayrıntısına kadar kaydedin. Wave, Freshbooks, Quickbooks Self-Employed gibi yazılımlar size yardımcı olabilir. En olmadı, bir Excel kullanarak gelir-gider dengenizi takip edin.

 

e. Müşterilerle Şeffaf Bir İlişki Kurun

İşinize dair temel hususları netleştirdikten ve müşteri bulduktan sonra müşteri ilişkilerine odaklanın. Etkili iletişim becerileri bir freelance çalışanın en çok sahip olması gereken özelliklerden biridir. İyi bir iletişim hem size yeni müşteriler kazandırır hem de mevcut müşterilerle olan ilişkilerinizi sağlamlaştırarak kalıcı hale getirir.

Projeye başlamadan önce müşterilerinize tüm süreci ayrıntılı bir şekilde anlatın. Müşterinin taleplerini ve beklentileriniz detaylı bir şekilde öğrenin. Bunun için gerekirse yazılı bir sözleşme düzenleyerek aranızdaki ilişkiyi hukuken de güvence altına alabilirsiniz.

Unutmayın, bir müşteriyi memnun ettiğiniz zaman o kişi sizi arkadaşlarına da tavsiye edecektir…

 

f. İş-Hayat Dengesine Dikkat Edin

Gig ekonomisinde bir serbest çalışan olarak iş ve özel hayat dengesini iyi ayarlamak zorundasınız. Zira kendi patronunuz olduğunuzu ifade ettik. Sevdiğiniz bir işi yapıyorsunuz. Ancak yine de maaşlı bir işte çalışmaya göre tüm gününüz iş düşünmekle geçebilir. Buna karşın kendi zamanınızı kendiniz tayin edebilirsiniz. Çoğu zaman laptop ve wi-fi bağlantısı olan her yerde çalışma özgürlüğüne sahip olursunuz. Bunun için serbest zamanın ve seyahat özgürlüğünün tadını çıkarın, zamanınızı verimli bir şekilde kullanın.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Sitemizi Reklamsız Kullanmak İster misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.