Giydiklerimiz Kariyerimizi Nasıl Etkiliyor?

Geçen gün bir müşterim kendisine ait teknoloji şirketinde patlak veren bir tartışmadan bahsetti. Tartışmanın konusu ise bir grup programcının çalışırken ayakkabı ve çorap giymesinin(!) gerekip gerekmeyeceğiydi. Kulağa komik geliyor değil mi? Bugüne kadar rahat bir giyim tarzının hakim olduğu pek çok ofis görmüştüm elbet, bu konsepte de aşinaydım ama ne yalan söyleyeyim, yalın ayak gezinen bir yazılım programcısını görme fikri bana bile garip gelmişti.

Bir marka pazarlama stratejisti ve eski bir yönetici danışmanı olarak aranızda bu şekilde işe gidenler olup bana kızılabileceği riskini göze alıyor ve bunun çok kötü bir fikir olduğunu belirtmek istiyorum. Üstelik böyle düşünen tek kişi ben değilim. Aynı fikri savunan, yani iş yerinde giydiğimiz şeylerin davranışlarımız ve nasıl bir muamele göreceğimiz üzerinde mutlak bir etkiye sahip olduğunu iddia eden bir yığın bilimsel çalışma da mevcut.

 

Bizi Tanımlayan Şey Kıyafetlerimizdir.

Yapılan araştırmalara göre algımızı karşımızdakilerin kişiliğini, statüsünü veya ilkelerini doğru bir şekilde yargılamaya yönlendiren şey dış görünüşe dair ufak ipuçlarıdır.

California Eyalet Üniversitesi, Northridge ve Columbia Üniversitesi psikoloji bölümü çalışanlarından oluşan araştırma ekibinin yaptığı bir başka çalışmada ise giydiğimiz giysilerin de düşünce biçimimizi etkileyebileceği tespit edildi. “Giysilerin yarattığı resmi hava yalnızca başkalarının bir kişiyi algılama şeklini veya insanların kendilerini nasıl algıladıklarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda kişinin algılayış tarzına da nüfuz ederek başkaları hakkında karar verme sürecini hatırı sayılır miktarda etkiler.”

Kariyer ve iş fırsatları sunan bir site olan Monster. com’un içerik direktörü Norma Gaffin yönetimde gerçekleşen daha spesifik bir araştırma-18.000 kişiden oluşan bir anketin sonuçları- şu gerçekleri açığa çıkarmıştır:

  • İş yerinde şort giymek çalışanların her daim”tatil” zihniyetinde olmalarına sebep olmaktadır.
  • İş yerinde giyeceğiniz derin göğüs dekolteleri, düşük belli pantolonlar, iç çamaşırlarını belli eden etekler, mini etekler, göbeği açık tişörtler veya yapı olarak küçük her türden kıyafet zekanızdan çok bedeninizi sergilemektedir. “Gözlerinizi uygunsuz yerlere dikip karşınızdakileri rahatsız ederseniz, insanlar sizi ciddiye almayacaktır.”
  • Neon-parlak renkler, leopar baskılar veya genel anlamda göz alıcı kıyafetler iş arkadaşlarınızı etkilemekten çok size karşı yabancılaşmalarına sebep olacaktır. Ofis içinde gece kulübüne gidecekmiş gibi bir kılıkta gezinmeyi istemezsiniz.

Yapılan bir başka anket ise çalışanların yüzde 80’inin iş yerinde parmak arası terlik giymeyi kabul edilemez bulduğunu ortaya koymuştur.

 

Y ve Z Kuşağı İle Değişen Giyim Trendi

Y ve Z kuşağı 1980-2000’li yıllar arasında doğan kişileri ifade ediyor. Z Kuşağına mensup kişiler iş hayatına girmeye başladığından beri resmi ve ölçülü olması beklenen iş kılığı köklü bir değişime uğradı ve çoğu şirket pazartesi gününden başlayıp haftanın son gününe kadar uzanacak bir rahat giyinme sürecine adım atmış oldu.

Geçtiğimiz on yıldan beri çalışanlar bu rahat tarza var güçleri ile sarılıyorlar, öyle ki bu kıyafetler adeta bir kültür mirası gibi nesilden nesile aktarılıyor. Bu gerçeğin altında yatan sebeplerin başında ise çalışanların “casual” olarak tanımlanan bu rahat ve gündelik tarzı daha çok tercih etmeleri ve günlük işlerini sonuna kadar iliklenmiş bir gömleğe hapsolmuş biçimde yapmaktansa kollarını özgürce kıvırabildikleri bir gömlek giymeyi tercih etmeleri geliyordu.

Bu eğilimin iş yerindeki demografik değişimin ve toplumdaki sanallaşmanın bir sonucu olduğu da söylemek mümkün elbet. Anlayacağınız, artık daha resmi kıyafetler giyinen Baby Boomers(Bebek Patlaması Kuşağı,1946-1964 arası doğanları ifade eder) kuşağı için emekli olup ülkeyi terk etme zamanı gelmişte geçiyor.

Aynı zamanda internetle iç içe büyüyen genç nesiller bir web sitesi kurarak milyarlarca liralık işlere imza atan ve çalışırken yırtık kot ya da terlikler giyen pek çok genç girişimci görmeye de bir hayli alışkınlar.

Y kuşağına gelince… Bu grup zor şartlarda çalışmış ve son derece resmi iş elbiselerini giymek zorunda kalmış olan Bebek Patlaması Kuşağına ait ebeveynleri ile büyümüştü. Söz konusu grup aynı zamanda rahatlıkta sınırları aşmayı başarmış bir toplumun genç üyelerini de oluşturuyordu.Anlayacağınız bu kuşak iki zıt kutbun en karakteristik özelliklerini bir arada taşıyordu.

Bunun bir sonucu olarak da kendi kuralları uğruna kurallardan kaçınma konusunda sağlam bir duruşa sahip olup iş-yaşam dengesi kurmada da oldukça başarılı olabildiler. Bundan olacak ki bu kuşak resmi iş elbisesi ile gündelik kıyafetler arasındaki o ince çizgide en ustalıkla durabilen grubu oluşturuyor.

Ve bu gerçek anlamda güzel bir çizgi. Asıl sorun şu ki çoğu işveren ofis ortamına uygun bir serbest giyim tarzının nasıl olması gerektiğine dair net bir fikre sahip değil ve bu belirsizlik şirketleri zaman zaman sıkıntıya sokabiliyor.

 

İnce Çizgiyi Belirlemek

Bir şirket çalışanlarına kıyafetleri konusunda ne kadar çok özgürlük tanırsa çalışanları sınırları o denli fazla zorlayacaktır. Kendi başlarına bırakılan çalışanlar iş dünyası içinde olduklarını unutup yalnızca rahat olmaya odaklanırlar.

Örneğin meslektaşlarımdan biri bana kot pantolon giymelerine izin verilen Cuma günleri öncesinde çalışanlara yırtık kotlar giymemeleri ya da frikik vermemeleri konusunda özen göstermeleri gerektiğini belirten özel bir not göndermek zorunda kalan bir şirketten bahsetti(!)

Moda hatalarının önüne geçmenin tek çözümü şirketlerin gündelik iş elbisesi için ne tarz kıyafetlerin kabul edilebilir ve nelerin kabul edilemez olduğunu net olarak belirtmeleridir. Bir ilaç firması, web sitesinin bir bölümünü yalnızca bu konuya açıklık getirmeye ayırmış, bununla da kalmayıp kafeterya masalarına işe gelmeye uygun veya uygun olmayan kıyafetleri gösteren kartlar yerleştirmişti.

Uzmanlar ise sorulması gereken en önemli sorunun şu olduğu konusunda hemfikirler: Kıyafetlerim iş yerime ne kadar uygun?

 

Moda Hiyerarşisi

Yani rahat ama işe uygun bir tarz demek takım elbisenizi dolabınızın en uzak köşesine asıp kravatlarınızı atmanız gerektiği anlamına mı geliyor? Gündelik şıklık gerektiren bir ofis ortamına sahip şirketler bile çalışanlarının bir müşteriyle görüşürken çok daha resmi giyinmelerini bekliyor. Her ne kadar Polo  yaka t-shirtler veya haki pantolonlar çoğalmış olsa da ,iş yerlerinin halen daha resmi iş kıyafetlerine ihtiyacı var.

“Hem erkek hem de kadınlara yönelik bir giyim hiyerarşisi mevcuttur.” Hiyerarşi listesinin başında erkekler için takım elbise ve kravat; kadınlar için ise etek ceketten oluşan takım elbiseler yer alır. “İş dünyası içinde en güçlü ve en sağlam görüntüyü oluşturmanıza yarayacak bu kıyafetler pek çok profesyonel ortamın da vazgeçilmezidir.Bir düşünsenize. İçten içe de olsa avukatların avukat gibi, bankacıların ise tıpkı birer bankacı gibi görünmelerini beklemez miyiz hepimiz?”

 

İlginizi çekebilir

Zengin İnsanlar Neden Basit Giyinirler?
Kariyerinize Zarar Verebilecek 9 Şey

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.