Güçlükler Nasıl Başarı Getirir: Nutella’nın Hikayesinden Çıkarılacak Dersler

Günümüzdeki en favori atıştırmalıklardan birinin Nutella olduğu bir gerçek. Gerek çikolata krizine girmiş kadınların, gerekse oyun oynamaya küçük bir ara vermiş çocukların severek tükettiği Nutella’yı her evde bulmak mümkün. Hatta, dünyada her 2.5 saniyede bir çikolata-fındık karışımlı bu karışımın satıldığını belirtelim. Yıllık Nutella üretim miktarı neredeyse Empire State Binası’nın ağırlığına (365.000 ton) erişiyor. Avrupa, Asya ve Amerika demeden her kıtada popular olan bu atıştırmalığı kimisi ekmeğe sürerek tüketirken kimileri de kaşık kaşık yemenin bir tablet çikolata yemekten bile daha çok tatmin verdiğini düşünüyor. Nutella çılgınlığı günümüzde öyle bir noktaya ulaşmış durumda ki, bu çikolatalı kremaya özel bir bayram bile var! Eğer bir Nutella hayranı iseniz, bu ürüne adanmış günü kutlayabilirsiniz: 5 Şubat Uluslararası Nutella Günü.

 

Nutella’yı Kim, Nasıl Buldu?

Nutella hakkındaki en ilgi çekici şeylerden biri, ürünün çıkış süreci olabilir. Nutella’nın formülü Pietro Ferrero tarafından 2. Dünya Savaşı sonrasında yiyecek karneleri dolayısıyla ortaya çıkan kakao kıtlığında ortaya atıldı. Bu durum, kakao kıtlığının ilk seferi değildi.

Aslında bu hikaye genel olarak hayattaki mücadelelerin nasıl başarıya yol açabileceğini bizlere gösteriyor. 19. yüzyıl dönümünde Napoleon Avrupa’yı kasıp kavururken, Kuzey İtalya’ya tedarik edilen kakao ticaret yolları kapatılmıştı. Kuzey İtalya’daki çikolata üreticilerinin önünde iki seçenek mevcuttu: bu zorluğun karşısında pes etmek ve kazançlarından vazgeçmek veya bu duruma adapte olmanın yollarını arayarak müşterilerini kaybetmemeyi ummak. Bu süreç boyunca kakao arzı oldukça azaldı ve çikolata üreticileri ikame ürün olarak kullanabilecekleri yerli ürünler aramaya başladılar. Günün birinde, becerikli bir çikolata üreticisi ürettiği bir parti çikolata barında fındık tozu ve kakao karışımı kullanmayı denedi. Zaman geçtikçe herkes bu uygulamaya geçti ve “Gianduja” ismiyle anılan çikolata türü ortaya çıktı. Bu çikolata türü o kadar meşhur oldu ki Napoleon rejimi bittikten sonra da tüketiciler tarafından yüksek talep görmeye devam etti.

1940’larda yaşanan diğer bir kakao kıtlığı zamanına ilerleyelim. Yemek karnesi zorunluluğu olsa bile insanlar çikolata olmadan yaşamaya razı değildi ve Pietro Ferrero bu durumun oldukça farkındaydı. Ferrero, buna bir çözüm ararken ailesinin uzun zamandır kullandığı “Gianduja” tarifini ele aldı. 1951 yılında Ferrero, bu tarif ile tüketicilerin ekmeğin, kruvasanın üzerinde veya kaşıkla yemekten zevk alacağı sürülebilir çikolatayı yarattı. Bu sürülebilir çikolata ürünü, içerisinde çok fazla kakao olmadan üretilebiliyordu. Ferrero, ürüne ilk olarak SuperCrema adını verdi, ancak ürün hala tam olarak bitmiş değildi. Ferrero ve oğlu mutfaktaki uzun geliştirmeler ve çalışmalar sonucunda 1964 yılında Nutella’yı tüketicilere sundu.

Peki, Nutella’nın hikayesi bizlere ne anlatıyor? Eğer güçlüklerin getirdiği yaratıcılığı ve pratik zekayı yeterince kullanabilirseniz bu mücadele büyük bir başarıyla sonuçlanabilir. Çoğu zaman insanların veya şirketlerin birçok engelle ve zorlukla karşılaştıktan sonra ne kadar başarılı olduğunu duymuşuzdur. Bu tür güçlükler olmasa belki de büyük başarılardan söz edemezdik. Bu yazımızda sizlerle karşılaştığınız güçlükleri ekibiniz ve işiniz için büyük başarılara dönüştürmenize yarayacak tavsiyeleri paylaşıyoruz. Böylece siz de bir sonraki Nutella’yı üretebilirsiniz.

 

Soğukkanlı olun

Bir kriz anındaki krizden sonraki en kötü ikinci şey paniğe kapılmaktır. Bir lider olarak, ekibinizin zorluklara karşı tavrının tonunu ayarlayan siz olacaksınız. Kriz yönetiminin nasıl yapıldığı, bir problemin ne kadar başarılı bir şekilde üstesinden gelindiğiyle alakalı değildir sadece: gerek iş dinamiğinizi, gerek liderlik ettiğiniz grupla aranızdaki ilişkiyi şekillendiren bir süreçten bahsediyoruz. Bu yüzden bu tür durumları elinizden gelen en profesyonel şekilde karşılayabilmeniz gerekiyor. Durum ilerledikçe iletişiminizin sakin ve net olduğundan emin olun ve ekibinizle detayları paylaşmaya devam edin. Değişim süreciniz boyunca herkesi sürece dahil edin ve ekibinizden gelen soruları yanıtlamaya çalışın. Yanıtlamaya çalışın diyoruz, zira kontrol sahibi gözükmek için bilmediğiniz konularda ahkam kesmeye, etrafa emirler yağdırmaya hiç gerek yok. Unutmayın ki ekibiniz de sizinle beraber bu değişimin bir parçası: onları yönlendirmek ve rahatlatmak da bir lider olarak sizin işiniz. Ne yapacağından emin olmadığı için panikleyen, agresifleşerek otoritesini korumaya çalışan bir figür çizmek büyük bir hata olacaktır.  Sakinliğinizi korumak güvenilirliğinizi ve azminizi gösterir, böylece ekibinizi üretken ve işbirlikçi olmaya teşvik edersiniz.

 

Sürece herkesi dahil etmeye çalışın

Takımınızla yapacağınız bir beyin fırtınası, kriz anlarında gerginliği azaltmakta ve inovasyonun önünü açmakta sizlere eşsiz bir yardımda bulunur. Toplu düşünme süreci hem ekibinizin gelecek hakkında aynı fikirde olmasını, hem de ekibinizden farklı uzman görüşleri toplayarak yaratıcı çözümlere ulaşmanızı sağlar. Bu avantajların yanı sıra, ekipçe beyin fırtınası yaparken dikkat etmeniz gereken noktalar da mevcuttur. Bu beyin fırtınasının ardından eğer ekibinizden gelen içgörüleri takip etmekte veya uygulamakta sorun yaşarsanız, ekip arkadaşlarınız hayal kırıklığı yaşayabilir ve size olan güvenlerini kaybedebilirler. Ekipçe karar verilen aksiyon planlarını dikkatlice takip etmenizde fayda var.

 

Bir oyun planı oluşturun – ve yedek planlarınız olsun

Krizin ilk anından itibaren, devam etmenin en iyi yolu durumu iyice anlamak ve bir oyun planı oluşturmaktır. Ne ile mücadele ediyorsunuz? Nasıl üstesinden geleceksiniz? Kimler bu sürece dahil olmalı, hangi kaynaklarınızı nasıl kullanacaksınız? İlk adımda bu anahtar sorulara cevap verebiliyor olmalısınız. Daha sonrasında, bir hareket biçimi oluşturmak için ekibinizle birlikte bir beyin fırtınası organize etmeli ve görüşler almalısınız. Ancak süreç burada bitmiyor. Bir B planına da sahip olmalısınız. İşler değiştikçe ve durum karmaşıklaştıkça (ki genelde böyle olur), elinizde bir yedek plan olması sizi kurtaracaktır. Liderler, oluşturulan rotadan sapmamak konusunda oldukça dikkatli davranmalılardır. Eğer bir yedek planınız varsa (hatta tercihen 2 veya 3 tane yedek plan) kendinizden daha emin bir şekilde hareket edebilirsiniz. Önceden oluşturduğunuz yedek planlar, kriz dönemlerinde bilinmeyen bir yola savrulmanızı engeller.

Mutlaka okuyun: Hesaplanmış Riskler Alarak İş Hayatında Başarıyı Yakalayın

 

Büyük resmi hatırlayın

Günün sonunda, ekibinizin ne iş yaptığını ve bu işi neden yaptığınızı kendinize hatırlatmalısınız. Yaptığınız iş ve hareketler şirket misyonunuza ne ölçüde katkı sağlıyor? Bulunduğunuz sektörde şirketinizi nerede konumlanıyorsunuz, tüketicileriniz için nasıl bir farklılık sunabiliyorsunuz? Bu sorulara cevap aramak ve kendi cevaplarınızı dinlemek, stresli anlarda sizi motive eder ve sizlere gerçekçi bir bakış açısı sunar. Büyük resmi düşünmek kriz anlarındaki geçiş sürecini kolaylaştırır ve problem çözme yeteneğinizi geliştirir. Bu yüzden, güçlüklerle karşılaştığınız anlarda büyük resmi düşünerek zihninizi rahatlatabilirsiniz. Ekibinize de büyük resmi hatırlatarak ve referans noktalarını büyük resme çekerek motive etmeyi sağlayabilirsiniz.

Nutella’nın ataları bir krizle karşılaştıklarında, kakao kıtlığına bir çözüm bulmaya odaklandılar. Sektördeki herkesi bu sürece dahil ederek beyin fırtınası yaptılar, ürünlerine fındık tozu eklemeye odaklı bir plan kurdular ve büyük resmi belirlediler: tüketicilere lezzetli çikolatalar sunabilmek. Zorluklar karşısında gösterilen azim ve geliştirilen inovasyon sayesinde, tüm dünya bu muhteşem tada kavuştu. Lafın kısası, karşılaştığınız bir sonraki krizde ekibinizle beraber bu tavsiyeleri uygulamayı deneyin. Karşılaştığınız güçlük her neyse, unutmayın ki onu kariyeriniz için bir fırsata dönüştürmek de sizin elinizde.

Mutlaka okuyun: Simon Sinek ile Kendi “Neden”inizi Öğrenmek Üzerine

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.