Hayatınızı Değiştirecek İlham Verici Filmler

Hiç kimse hayatın kolay olduğunu söyleyemez… Ne kadar paranız olduğu ya da ne kadar çok eşyaya sahip olduğunuz bir şeyi değiştirmez. Nerede yaşadığınız veya hayatınızı nerelerde geçirdiğiniz de… Herkes kendi hayatını, kendi hikayesini yaşar ve hepimiz art arda farklı zorluklarla karşılaşır, kendimize has problemlerle baş etmek zorunda kalırız. Hayatımıza mutlulukla devam edebilmenin tek yoluysa tüm bunların gerçek hayatın bir parçası olduğunu, yalnız olmadığımızı kabullenmek ve bunlarla kendi içinizde barış yapabilmektir, yoksa giderek daha da depresif, mutsuz bir insana dönüşürsünüz.

Sokakta yürürken insanların depresif gözlerle etrafa baktığını, kaybolmuş gözüktüklerini ya da çok öfkeli olduklarını fark etmek gerçekten çok üzücü. Birçoğumuz hayatımızda değişim yaratacak, mucizevi bir şeyler bekliyoruz. Çevrenize şöyle bir baktığınızda insanların aklını okuyabilir, hayat adil değil dediklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Kendine gelişimin başlı başına bir sektör olmasının sebebi de bu değil mi zaten? İnsanlar cevaplar arıyorlar; onları daha iyi bir hayata, daha mutlu bir sabaha götürecek çözümler peşindeler.

Aynı zamanda hepimiz yorucu bir günün ardından eve geldiğimizde televizyonu açıp günün problemlerinden kaçmaya çalışıyoruz. Eğlence için sığındığımız filmler, diziler adeta bizi günlük hayatın zorluklarından uzaklaştırıyor… Peki ya izlediklerimizden ilham alıp bunları gerçek hayatımıza uyarlasak nasıl olurdu?

İzlediğiniz film kurgu olsa da ilham verici bir şeyler izlemek size geleceğe yönelik pozitif duygular ve savaşma gücü aşılayabilir. Birçok kitap, gazete ve atölye çalışması da birebir bu amaca hizmet etmek için tasarlanıyor zaten. Daha pozitif bir düşünce sistemine ulaşabilmek için filmlerden ilham alabilir, yapıcı alışkanlıklar geliştirebilir ve yepyeni bir hayata adım atabiliriz.

Tabii Hollywood filmlerinin tamamıyla gerçeğini yansıttığına inanmak bir parça polyannacılık olur, hepimiz stüdyoların karakterlerini gerçek hayatta olduklarından daha dramatik yansıttıklarını biliyoruz. Ama filmden çıkarabileceğiniz sonuçlar hala aynı, karakterler abartılmış olsa da olmasa da. Yazımızda yer vereceğimiz filmlerin birçoğunu duymuş olduğunuzdan eminim, eleştirmenler de izleyici kitlesi de bu filmleri yüzyılın en iyileri arasında sayıyorlar. Görsel zenginlikleri ve usta oyunculukları sayesinde bu filmlerin birçoğu Akademi ödülü aldı, ama bu görselde zengin fikirde zayıf oldukları anlamına gelmiyor tabii.

Bu filmleri izlemiş olsanız bile yeniden izlemenizde fayda var bizce, çünkü bu sefer öylesine zaman geçirmek için değil bir fikir almak için izliyor olacaksınız. Eğlence içeriği olmalarının yanı sıra bu filmlerdeki hikâyeler ruhunuzu da besleyecek. Hayal kurmak ve hedeflerinize ulaşmak için hiçbir zaman geç olmadığını görmeniz için film izlemekten daha iyi bir yol var mı?

 

1- The Monuments Men (Hazine Avcıları) – İmdb puanı: 6.1

Bütün bir jenerasyonu öldürebilirsiniz, evlerini yakıp yıkabilir, dünyalarını yerle bir edebilirsiniz ama bir şekilde geri gelmenin bir yolunu bulacaklardır. Ama eğer tarihlerini yok ederseniz onların başarmış olduğu her şeyi de yok etmişsiniz demektir, sanki hiç var olmamışlarcasına. Hitler’in istediği de tam olarak buydu, bizse buna karşı savaşıyoruz

Filmin ana noktası olan bu alıntı her şeyi anlatmaya yetiyor bence. Hepimiz benzer şeyleri elde edebilmek için çabalıyoruz ama çok azımız bir saniyeliğine durup sahip olduğumuz güzel şeyler için teşekkür etmeyi hatırlıyor. Bazı insanların sahip olduğumuzu varsaydığımız şeyler için savaşmaya niyetli olduğunu görmek gerçekten ilham verici.

 

2- Click – İmdb puanı: 6.4

Click sihirli bir uzaktan kumanda bulan ve bu kumandayla zamanı geri sarabilen, durdurabilen veya ileri götürebilen bir adamın (Adam Sandler) hikayesini anlatıyor. Sandler film boyunca kumandayı kullanarak sıkıcı bulduğu anları (aile yemekleri, duşlar, hasta olduğu günler) ileri sararak hayatını daha eğlenceli bir hale getirmeye çalışıyor. Başta oldukça iyi bir fikir gibi gözükse de sonra yaptığı şeyin hiç de beklenmeyen sonuçlara yol açtığını fark ediyor. Ne olduğunu merak ediyorsanız bence hemen izlemeye koyulun.

Bu filmin fragmanı tipik bir Hollywood komedisi gibi yapılmış olsa da film aslında bundan çok çok daha fazlası. En başlarda böyle gözükse de filmi izledikçe aslında çok daha derin mesajlar barındırdığını fark edeceksiniz. Sizi hayatta yaşadığınız anlar ve nasıl bu anların aslında birbirlerinden daha değerli veya daha değersiz olmadığını fark etmeye itecek. Benzer bir mesaj veren Peaceful Warriordan daha da güçlü bir şekilde size aslında nasıl her anın yaşanmaya değer bir an olduğunu fark ettirecek.

 

3- The Family Man (Aile Babası) – İmdb puanı: 6.7

The Family Man çok eğlenceli bir film! Filmin ana karakteri başarılı ve bekar bir yatırım bankacısını oynayan Nicholas Cage, Cage 13 yaşında verdiği bir kararı değiştirseydi (kız arkadaşıyla kalmak yerine hızla yükselen bir kariyere sahip olmak) nasıl bir hayatı olurduyu düşünürken bir anda bunu deneyimleme şansı yakalıyor! Filmi izlerken eğer şöyle yapsaydım ne olurdu senaryolarının nasıl sonuçlanabileceğini görüyor ve zengin, başarılı bir hayatla sakin, samimi bir aile hayatını karşılaştırma şansı yakalıyorsunuz.

Bu filmin en güzel yanı sizi hayatınız boyunca verdiğiniz kararlar hakkında düşünmeye itmesi. Filmi izledikten sonra birisini seçmenin diğerinden vazgeçmek anlamına geldiğini düşünenler olacaktır elbette ama bence asıl önemli olan şey hayatınızı nasıl planlayacağınızı bilmeniz: önceliklerinizi doğru belirler ve kapasitenizi bu yönde kullanırsanız ikisine de sahip olamayacaksınız diye bir şey yok.

Şu an yaptığınız şeyleri yapmaya devam ederseniz yolun ucu nereye varacak? Hayatınız başarılarla ve kazanılan büyük meblağlarda paralarla mı geçecek yoksa sevdikleriniz ve ailenizle geçen sakin akşamlardan mı oluşacak? Sizce hayatınızı kendi konfor bölgenizde geçirip hayallerinize ulaşmak için asla bir adım atmayacak mısınız? Başkaları için yaşayıp kendiniz için yaşamayacak mısınız? Hayatınızın sonlarına doğru hayallerini gerçekleştiremediği için acımasızlaşmış birisine mi dönüşeceksiniz?

Peki istediğiniz hayat bu mu? Eğer değilse bu sonucu değiştirmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

 

4- Yes Man! (Bay Evet) – İmdb puanı: 6.7

Yes Man filminin oldukça ilginç bir konusu var: Filmde bir banka çalışanını canlandıran Jim Carrey evde zaman geçirmeyi tercih eden, aldığı sosyal davetlere sürekli hayır diyen bir adamdır. Bir gün katıldığı bir kişisel gelişim seminerinde anlatılan bir yöntemi uygulamaya karar vererek karşısına çıkan her fırsata evet demeyi kafasına koyar. Bu filmin kişisel gelişim filmleri arasında benim en sevdiklerimden birisi olduğunun da altını çizmek istiyorum bu arada. Filmin ana konusu arkadaşlarımızdan veya ailemizden gelen davetleri reddederek evde kaldığımızda aslında ne kadar fazla fırsatı ve macerayı kaçırdığımız. Film boyunca çeşitli şeylere evet demek zorunda kalan Carrey’nin hayatı giderek daha da ilginç bir hal alıyor, anlamlı ve paylaşılmaya değer tecrübelerle doluyor. Seyahat etmeye başlayan, arabasına bir otostopçuyu kabul eden Carrey’nin ilginç hikayesini izlemek istiyorsanız bu filmi kaçırmayın deriz!

Hayatınızda nelere hayır diyorsunuz? Acaba fark etmeden hangi fırsatları kaçırıyorsunuz? Sizce de karşınıza çıkan şeylere evet deme zamanı gelmedi mi? Bu film size tüm bu sorular konusunda yepyeni bir perspektif kazandıracak.

 

5- Bruce Almighty (Aman Tanrım) – İmdb puanı: 6.7

Bruce Almighty hem çok güzel mesajlar veren hem de çok eğlenceli olan bir film. Bu filmin de başrolünde Jim Carrey yer alıyor. Sunuculuk işi yapan Carrey’nin başına sürekli kötü olaylar gelmekte, kendisi pek de şanslı birisi sayılmaz. Sürekli olarak Tanrı’nın işini ne kadar da kötü yaptığını söyleyen Almighty’nin başına hiç de beklemediği bir şey geliyor: Tanrı ona gözükmeye karar veriyor ve tüm güçlerini Carrey’e devretmeyi teklif ediyor, benden daha iyi bir iş çıkarabilecek misin görelim dercesine. Bütün bu süreçte Carrey hayatını değiştirecek çok değerli mesajlar öğreniyor. Genele bakıldığında bence film daha çok hayat dersi vermeye odaklanmış gibi. Hafta sonu arkadaşlarınızla kafa dağıtmak için izleyebileceğiniz güzel bir film olarak izlenecekler listesine eklemenizi tavsiye ediyoruz.

 

6- Life Animated  – İmdb puanı: 6.9

Küçük deniz kızı, Aslan Kral ve benzeri çeşitli Disney filmlerini kullanarak okumayı, yazmayı ve iletişim kurmayı öğrenen genç bir otistik adamın hikayesini anlatan film en iyi belgesel dalında Oscar kazandı.  Kalbinize dokunacak olan bu zafer hikayesi bir insan olmanın ne demek olduğunu size hatırlatacak.

 

7- Locke– İmdb puanı: 7.0

Listedekiler arasında en ilginçlerinden birisi bu film, zira bütün hikaye bir arabanın içinde geçiyor ve bir adamın Birmingham’dan Londra’ya olan yolculuğunda yaptığı ya da aldığı 36 aramanın hikayesini anlatıyor. Tüm film boyunca tek bir aktörü, Tom Hardy’i izliyoruz. Diğer tüm karakterlerin sadece telefondan seslerini duyuyoruz ancak yüzlerini görmüyoruz. Locke bir adamın hayatından 2 saatlik bir kesiti bize gösterirken aslında ana karakterin radikal ve büyük kararlar vermesi gerektiği anların kesitlerini bize gösteriyor, bu açıdan bir drama filmi olmaya daha yakın. Her ne kadar filmin geçtiği ortam sıkıcı duyulsa da karakterin duygularını paylaşacağınız çok gergin anlar da yok değil. İzlemeye kesinlikle değecek bir film, kendinize benzer bir durumda kalsam ben ne yapardım sorularını sormanızı sağlayacak.

 

8- The Karate Kid – İmdb puanı: 7.2

Karate Kid küçük bir çocuğun kavga etmeyi öğrenerek karateyi kullanıp rakiplerini yenmesini anlatan muhteşem bir film. Film ilerledikçe yaşlı ustasıyla gördüğü eğitim ve yaşadığı tecrübeler sayesinde yetenekleri gelişen ve usta bir karate dövüşçüsüne dönüşen çocuğun başarıya giden yoluna tanık oluyoruz. Filmin en güzel yanıysa zamanla gelişen yeteneğine tanık olurken herhangi bir alanda uzmanlaşmanın ne kadar zor olduğuna tanık oluyor olmamız. Filmin bize gösterdiği en güzel şeylerden bir tanesi eğer gerçekten çok çalışırsanız nereden başladığınızdan bağımsız olarak sonunda muhteşem bir sonuç elde edebileceğiniz.

 

9- Pay It Forward (İyilik Bul, İyilik Yap) – İmdb puanı: 7.2

Pay It Forward başlattığı hareketle kendilerine yardımcı olamayacak 3 kişiye yardım eden bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Ana fikir şu: siz bu iyiliğe karşılık veremezsiniz ama karşılık olarak 3 farklı kişiye yardım etmelisiniz. Film her ne kadar biraz yavaş başlasa da ortalara doğru hız kazanmaya başlıyor. Sonlara doğru tüm parçalar birleşiyor ve sonuçta sizi gözyaşlarına boğacak kadar güçlü bitiyor. Film boyunca birbirinden bağlantısız gözüken olayların nasıl bağlandığı görüyorsunuz. Kibarlık, centilmenlik, samimiyet ve minnet duygularıyla harmanlanan film insanlığa olan inancınızı tazeleyecek.

 

10- Erin Brockovich (Tatlı Bela) – İmdb puanı: 7.3

Erin Brokovich’in karıştığı ama aslında suçlu olmadığı bir araba kazasını izleyen olaylar silsilesinin sonucunda Erin avukatını onu kendi hukuk şirketinde işe almasında ikna eder. Çalıştığı günlerden bir tanesinde büyük kitleleri etkilemiş olan, su kaynaklarının kirletilmesini içeren dosyalarla karşılaşan Erin bu bilgileri saklı tutmak yerine açığa vurmayı tercih eder ve zarar gören mağdurların hakkını aramasına ön ayak olur. Usta oyunculuğu sayesinde Oscar’la ödüllendirilen Roberts’ın oynadığı film izlemeniz gerekenler arasında.

“Hayatımda ilk defa insanlar bana saygı duyuyor. Lütfen benden bundan vazgeçmemi isteme.” Erin Brockovich, Erin Brockovich

 

11- The Peaceful Warrior – İmdb puanı: 7.3

Aynı isimli bir kitaptan uyarlanan bu film Berkeley’de bir üniversite öğrencisi olan Dan’in hikayesini anlatıyor. Dan, bir üniversite öğrencisinin hayalini kurabileceği her şeye sahip, muhteşem bir görünüş, ün, harika arkadaşlar, ona ilgi duyan kızlar, jimnastikte üstün bir yetenek ve dahası tutku. Bunlara rağmen mutsuz olan Dan, sıkıntılı hissetmekten kurtulamıyor ve geceleri de rahat uyuyamıyor. Bir gece, bir rehberle tanışan Dan’in kendini keşfetme süreci oracıkta başlıyor.

Film boyunca birçok güzel ve anlamlı mesaj serpiştirilmiş. Bunlardan biri:

“Bir savaşçı olmak demek mükemmel olman gerektiği, sürekli kazanman gerektiği anlamına gelmez. Yenilemez olman demek de değildir. Bir savaşçı olmak demek zayıflıklarını bilmektir. Ancak bu sayede gerçek cesarete sahip olabilirsiniz.”

Eğer kendinizi yolunuzu kaybetmiş gibi hissediyor, tutkunuzun azaldığını düşünüyor ve hayatta daha derin bir anlam arıyorsanız bu kesinlikle izlemeniz gereken bir film.

 

12- The Secret Life of Walter Mitty (Walter Mitty’nin Gizli yaşamı) – İmdb puanı: 7.3

Ben Stiller’ın çok da istikrarlı performans gösteren bir oyuncu olmadığını ben de biliyorum ama bence bu filmde gerçekten iyi bir performans çıkarmış. Hayatından memnun olmayan Walter Mitty’nin nasıl da bir gün “yeter artık!” deyip işinden ayrıldığını ve tek başına bir yolculuğa çıkıp hayatının macerasını yaşadığını anlatan bu film her ne kadar çok derin mesajlar içermese de bu listeye uyum sağlayacak bir ilham verici havası var. Üstelik oldukça da neşeli bir film.

 

13- The Bucket List (Şimdi ya da Asla) – İmdb puanı: 7.4

The Bucket List tam anlamıyla bir kişisel gelişim filmi. Filmi ana konusu ölümcül bir hastalığa yakalanan bir grup insanın kalan kısıtlı zamanlarında hayatlarını tam anlamıyla yaşamaya başlamaları. Hep yapmak istedikleri şeylerin bir listesini yapan bu grup günlerini listedeki her bir maddeyi tek tek hayata geçirmeye ayırıyor. Her ne kadar yaş itibariyle artık genç olmasalar da dışarı çıkıp kalan kısıtlı zamanlarında yepyeni bir hayata başlayan bu karakterleri izlemek size nasıl hayatın monoton döngüsü içinde kolaylıkla sıkışıp kalabildiğimizi ve aslında yapmak istediğimiz şeyleri unutabildiğimizi hatırlatıyor.

 

14- Up in the Air (Aklı Havada) – İmdb puanı: 7.4

Up in the Air filmi dünyayı dolaşarak kurumsal firmalara boyutlarını küçültmeleri için işten çıkarmalar konusunda rehberlik veren bir profesyonelin hikayesini anlatıyor. Bu adamın hayat felsefesi bir şeye bağlanmamak üzerine, kendini bir şeylerden kopartarak (mekanlardan, insanlardan, objelerden ve özellikle ilişkilerden) kendini özgür kıldığını düşünüyor. Film boyunca onu bunun tam tersine ikna edecek insanlarla tanışıyor. Verdiği mesajın önemli olduğunu düşündüğümüz için bu filmi de listeye dahil etmemiz gerektiğini düşündük.

 

15- Limitless (Limit yok) – İmdb puanı: 7.4

Beyin gücünü arttırabilen bir şey keşfeden bir adamın hikayesini anlatan filmde ana karakterin hayatındaki inanılmaz değişime tanık oluyoruz. Kimsenin tanımadığı bir yazardan devasa şirketlerin çeşitli alanlarda tavsiye almak için danıştığı bir multimilyonere dönüşen bir adamı izlemek size beyninizin ne kadar güçlü olduğunu ve aslında ne kadar çok potansiyele sahip olduğunuzu fark etmekte yardımcı olacak. Limitless kişisel gelişim için de, zihninizin sınırlarını yıkmak için de izleyebileceğiniz muhteşem bir film.

 

16- Fat, Sick and Nearly Dead  – İmdb puanı: 7.6

Obezliği yüzünden hayati tehlikesi bulunan ve bağışıklık hastalıklarına da sahip olan bir adamın kilo vermek ve yeniden sağlığına kavuşmak için 60 gün boyunca sadece meyve ve sebze suyu içerek hayatta kalma mücadelesini anlatan film dibe vurmuş olsanız da nasıl hayatınızı yoluna koyabileceğinizi anlatıyor. Karakterin mucizevi dönüşümü bizlere ihtiyacımız olan ilhamı verirken başkalarına yardım etme çabası, meyve ve sebze suyu tarifleri paylaştığı internet sitesi ve tarif kitabı da yüzümüzde bir gülümseme oluşturuyor.

17- 50/50 (Şansa Bak) – İmdb puanı: 7.7

Filmin başrollerinde Joseph Gordon Levitt ve Seth Rogan yer alıyor desem ne derdiniz? Hayır hayır, bu film düşündüğünüz gibi iki erkeğin yakın dostluğundan çok daha fazlasını anlatıyor.

Levitt’in hayat verdiği Adam Lerner kanser hastalığıyla baş etmeye çalışan bir genç adam. Lerner’ın hayatını anlatan filmde Lerner’la sadece kız tavlamak için takılıyormuş gibi görünen arkadaşlarını, onu kemoterapiye götürecek olmasına rağmen geç kalan korkunç kız arkadaşını ve kemoterapi günlerini güzel geçirmesini sağlamak için elinden geleni yapan muhteşem arkadaşlarını izliyoruz. Filmin en güzel yanlarından bir tanesi nasıl her bir insanın kansere farklı bir tepki verdiğini görmek. Hayatınızda gerçekten kimlere yer olduğunu ve kimlerin fazlalık olduğunu anlamak için bu filmi izlemekten daha iyi bir başlangıç olamaz.

 

18- The Butterfly Effect (Kelebek Etkisi) – İmdb puanı: 7.7

Hazır sizi mutlu etmeyecek bir filmden söz etmişken neden ikinci bir tanesine yer vermeyelim ki? Butterfly Effect umutsuzca geçmişe dönerek bir şeyleri değiştirip geleceği daha iyi hale getirmek isteyen bir adamın hikayesini anlatıyor. Hesapta olmayan tarafsa değiştirdiği her şeyin hiç beklenmeyen sonuçları olması. Kelebek Etkisinden ilham alan bu film, nasıl küçük hareketlerin (bir kelebeğin kanat çırpması gibi) zamanla büyüyerek uzun dönemde devasa etkileri (bir tornadonun yıkıcılığı) olabileceğini anlatıyor.

Birçoğumuz günlük hayatımızda geçmişte verdiğimiz kararları düşünür, ya şunu yapsaydım, peki ya böyle deseydim o zaman ne olurdu diye merak ederiz. Fark etmediğimiz şeyse değiştireceğimiz küçük bir şeyin hayatımızdaki başka bir şeyi değiştireceği ve bu efektin zincirleme olarak büyüyebileceğidir. Hayatta verdiğimiz her karar iyi yönleri ve kötü yönleriyle gelir, bizim yapmamız gerekense elde ettiğimiz sonuçla yapabileceğimizin en iyisini yapmaktır. Pişman olup keşke böyle yapsaydım diye düşünmek çok da akıl karı değil, hele hele bu filmde gördüğünüz üzere keşke dediğiniz hamlenin sonuçlarını tam anlamıyla kestiremiyorsanız. Geçmişe takılı kalmak bizi bugünü tamamıyla yaşamaktan alıkoyar, bu film sayesinde bunu daha da iyi görüyorsunuz. Ana karakter günlük hayatında olan her şeye karşı tepkisiz kalıyor çünkü geçmişini değiştirmek konusunda takılıp kalmış durumda. Filmden daha fazla spoiler vermeden, size izlemenizi öneriyoruz.

 

19- Theory of Everything  (Her Şeyin Teorisi) – İmdb puanı: 7.7

Cambridge üniversitesinde bir öğrenci olan ve gelecekte dünyanın en parlak fizikçilerinden birisi haline gelen Stephen Hawking’in gençlik yıllarını anlatan Theory of Everything aynı zamanda Hawking’in özel hayatına da ışık tutuyor. Sınıf arkadaşı Jane Wilde’a aşık olan Hawking 21 yaşında motor nöronlarında problemlere sebep olan bir hastalığa yakalandığını öğrenir ama buna rağmen pes etmez. Doktorları Hawking’e kısıtlı zamanı kaldığını söylese de o bu zamanı o günlerdeki en parlak araştırmalardan birine ayırmayı tercih eder. Hawking ve eşi Jane kendi şanslarını yaratarak tıp alanında mucizelere yol açarlar, bilime katkıları herhangi birisinin düşünebileceğinin çok çok üzerindedir. Bizi daha umutlu olmaya teşvik eden ilham verici performansı sayesinde Oscar kazanan Redmayne bize Hawking’in bir bilim adamının ötesinde bir insan olduğunu hatırlatıyor. Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Hawking aslında hepimizden parçalar taşıyor.

“Hayat ne kadar umutsuz gözüküyor olursa olsun eğer hayattaysanız bu hala umudunuz var demektir.” Stephen Hawking — Theory of Everything

Mutlaka okuyun: Stephen Hawking Kimdir? Hayatı ve Başarı Hikayesi

 

20- Avatar – İmdb puanı: 7.8

Avatar engelli bir adamın hayata yeniden bağlanabilmek için kendisine teklif edilen bir çalışmada rol almayı Kabul etmesiyle başlıyor. Zihinsel bir bağlantı sayesinde bir uzaylının vücudunu kontrol edebilen karakterimizi zor tercihler beklemekte. Fütüristik ve zengin görsel efektlere sahip film her ne kadar gerçekten bir kişisel gelişim filmi sayılmasa da bu perspektiften izlediğinizde size istediğiniz kadar umutsuz olun, her zaman bir çıkış yolu olduğunu gösteriyor. Film ilerledikçe bu uzaylının bedeninde git gide daha çok yaşam bulan ana karakter bambaşka bir gezegende kendine yeni bir hayat yaratıyor.

 

 21- District 9 (Yasak Bölge 9) – İmdb puanı: 7.9

Evet, bu film tipik ilham verici kişisel gelişim filmlerinden biri değil ama doğru perspektiften bakarsanız bu filmden de çıkarılabilecek çok güzel mesajlar var.

Peki ne anlatıyor? Filmin ana konusu uzaylıların da bizimle beraber yaşadığı bir dünya. Geçmişte dünyaya yerleşen uzaylılar artık yerküremizi bizimle paylaşıyorlar. İnsanlar ve uzaylılar beraber var olmaya, hayat sürmeye çalışıyorlar. Ve evet, bu hikayede kötü taraf elbette insanlar.

Peki bu filmin nesi ilham verici? Çünkü düşünmenizi sağlıyor. Eğer bir gün kendinizi kötü adam olarak bulursanız belki de bir şeyleri değiştirmenin vakti gelmiş demektir. Her zaman hayatınızı işgal eden bir şeyler veya birileri olmak zorunda değil, belki de çoktan birileri için kötü adamsınız ama farkında değilsiniz?

 

22- The Pursuit of Happyness (Umudunu Kaybetme) – İmdb puanı: 8.0

Pursuit of Happiness karısının onu terk etmesi üzerine zorlu günler geçiren bir pazarlamacıyı anlatıyor. Filmde Will Smith’in canlandırdığı karakter evsiz kalıyor, engellerle karşılaşıyor ama yine de oğlu için daha kaliteli bir hayat sağlama amacından vazgeçmiyor. Tüm bu süreçte bir kere bile pes etmeyen ve karşısına çıkan tüm problemlere rağmen hedeflerinden vazgeçmeyen bir babayı izliyoruz. Filmin modu biraz yavaş ve hüzünlü olabilir ama bunun ana amacı karakterin içerisinde olduğu ruh halini bize yansıtmak. Azmi, kendine olan inancı, ısrarı ve hayallerini kovalamasıyla bir babanın çocuğuna duyduğu güçlü sevgiyi sahneye döken Smith’e usta oyunculuğu için şapka çıkartmalıyız. Eğer son zamanlarda her şeyin üst üste geldiğini ve artık dayanacak gücünüz kalmadığını düşünüyorsanız belki de bu filmi izlemenin zamanı gelmiştir. Bu arada, filmin gerçek bir hikayeden uyarlandığını da es geçmeyelim.

Mutlaka okuyun: Chris Gardner’ın Evsizlikten Milyarderliğe Uzanan Hayat Hikayesi

 

23- Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü) – İmdb puanı: 8.0

Groundhog Day bir televizyon şovunda hava durumu spikerliği yapan kibirli bir adamın (Bill Murray) kendisini sürekli tekrar eden bir döngüde bulmasını anlatıyor. Murray her sabah aynı güne uyanır ve aynı günü sıfırdan yaşıyor. En kötü tarafıysa bunları hatırlayan sadece o var, çevresindeki hiç kimse ne olduğunu hatırlamıyor gibi görünüyor! Filmin başlarında bu döngü halini kendi faydası için kullanan Murray zamanla hayatını ve önceliklerini gözden geçirdiği bir duruma geliyor.

Bu film listede görecekleriniz arasında en ilginçlerinden birisi. Murray’ın içerisinde takılıp kaldığı zaman döngüsünün neden olduğunu bir kenara bırakalım, çünkü bu film boyunca hiçbir zaman açıklanmadığı gibi önemli olan nokta da değil zaten. Aynı zamanda filmin biraz eski oluşunu da (1993 yapımı) göz ardı edelim. Groundhog Day ilk izleyişinizde atlayabileceğiniz derin mesajlara sahip, filmi izleyenin hayata bakışıysa filmi yorumlamanızı çok değiştiriyor. Filmin hiçbir noktasında verilmeye çalışan mesajlar tartışılmıyor, tam tersine sizin tarafından gözlemlenmeleri ve anlamlandırılmaları bekleniyor.

Spoiler vermeden size dikkat etmeniz gereken birkaç noktadan söz etmek istiyorum. Her sahnede Phil Connors’un reaksiyonlarına dikkat edin ve film ilerledikçe verdiği tepkilerin nasıl değiştiğine tanık olun. Fark etmeniz gereken bir diğer nokta da karşısındaki insanların reaksiyonlarının da onun reaksiyonlarına göre nasıl değiştiği. Phil her bir günü yeniden yaşarken sonsuza dek bu döngüde takılı kaldığını fark ettikçe motivasyonunun ve tavırlarının nasıl değiştiği filmin en önemli noktalarından bir tanesi.

Sonsuza kadar yaşayacak olsanız ne yapardınız? Phil hiç içinde olduğu döngüyü kırıyor mu? İzleyin ve görün.

(Bu arada filmde bahsedilmiyor olsa da Phil hayatının 10000 yılını bu zaman döngüsünde geçiriyor. 10000 yıl gerçekten zaman döngüsünde geçirmek için ÇOK uzun bir zaman)

 

24- Her (Aşk) – İmdb puanı: 8.0

Bir bilim kurgu filmi olan Her’de bilgisayarının işletim sistemine aşık olan bir adamın hikayesini izliyoruz. Her ne kadar ilk duyulduğunda çok garip gelse de izledikçe bir anlam ifade eden filmdeki kimi sahneler gerçekten düşündürücü. Bizlere ilişkilerin aslında ne olduklarını, bir ilişkiyi ilişki yapan etmenlerin neler olduğunu, toplumun bir ilişkiyi tanımlarken nelere dikkat ettiğini ve ilişki dediğimizde algıladığımız şeylerin (tek eşlilik, fiziksellik vb.) gerçekliğini sorgulatıyor. Filmin sonundaysa kurduğumuz bağların gerçekten bize hayat veren şeyler mi olduklarını, ya da basitçe hayatımızın bir sonraki evresine geçmemize yardımcı olan şeyler mi olduklarını inceliyor.

 

25- Stand With Me (Benimle kal) – İmdb puanı: 8.1

Sadece 9 yaşında bir çocuk bir limonata standının dünyayı değiştireceğine inanabilir. Nepal’de köle olarak çalışan ve zor koşullarda hayatta kalmaya çalışan 2 çocuğun fotoğrafını gören Vivienne Harr bu çocuklara yardımcı olmak için elinden geleni yapmaya kararlıdır: bir limonata standı kurarak kazandığı tüm parayı onlara yollayacaktır. 500 çocuğu kölelikten kurtarmayı amaçlayan Vivienne her günün sabahı aynı yere gidip limonata standını kurar, yağmur da yağsa, fırtına da kopsa Vivienne hedefine ulaşana kadar oradadır. Sinema tarihinin en alışılmadık kahramanlarından birisi olan Vivienne bizlere nasıl en beklenmeyen insanların bile adalete giden yola ışık tutabileceğini gösteriyor.

 

26- Rocky  –  İmdb puanı: 8.1

Rocky Balboa Philadelphia’da çalışan bir boksör. Bir gün dünyanın ağır sıklet boks şampiyonu Apollo Creed’in maç yapması planlanan rakibi yaralandığında, şampiyonun karşısına çıkması için şans eseri Rocky Balboa seçiliyor. Senaryosu Stallone tarafından yazılan filmin başrol oyuncusu da Stallone’dan bir başkası değil, ünlü oyuncu senaryo metnini satarken baş rolde kendisi oynama şartı koyarak satmış. Rocky gerçek bir mücadele hikayesi, muhteşem performanslarla, müziklerle ve görsel efektlerle üretilen film hak ettiği üzere en iyi görsellik ödülünün de sahibi.

“Dünya sadece güneş ışığından ve gök kuşaklarından oluşmuyor. Dünya acımasız ve çirkin bir yer, sana sert davranacak ve seni dizlerinin üzerine çökmeye zorlayacak. Eğer karşı koymazsan sonsuza dek orada kalacaksın. Ben, sen ya da herhangi birisi… Hayata hiçbir zaman bize vurduğu kadar sert vuramayacağız. Asıl önemli olan ne kadar sert vurduğun değil, ne kadar ağır darbelere dayanabildiğin… Yoluna devam etme gücün.” Rocky Balboa filminden Rocky.

 

27- Landfill Harmonic – İmdb puanı: 8.1

Müzik yönetmeni Favio Chavez’in Paraguaylı bir gruptan oluşan Cateura Orkestrasını yönetmesini konu alan Landfill Harmonic zor şartlarda yaşayan insanları konu alıyor. Bütün müzik enstrümanlarını çöpten dönüştürerek yapan bu grup adeta geri dönüşümden bir orkestra yaratarak çöpten enstrümanlarla muhteşem bir müzik çıkartıyor ortaya. Film festivallerinden de ödül alan Landfill Harmonic tıpkı Rocky gibi izleyenlere umut veriyor ve insan ruhuna olan inancınızı tazeliyor.

 

28- Alive Inside – İmdb puanı: 8.2

Sosyal işçi Dan Cohen kar amacı gütmeyen kuruluşu Müzik ve Hatıra’da müzik eserlerini kullanarak bunayan hastaları tedavi etmeye çalışıyor. Film boyunca uzun zamandır konuşmamış hastaların gülümsediğini ve yeniden hayata katıldıklarını görüyoruz. Hayata bakış açınızı değiştirecek olan bu film Sundance’te kazandığı ödüllerle de ustalığını kanıtlıyor.

 

29- Good Will Hunting  (Can Dostum) – İmdb puanı: 8.3

Will Hunting kendisini bir deha yapan bir IQ seviyesine sahip olsa da bir üniversitede hademe olarak çalışmayı tercih eden bir adam. Zor bir matematik problemini çözmesi üzerine yetenekleri Profesör Gerald Lambeau tarafından keşfedilen Will sonrasında Profesör Lambeau rehberliğinde yepyeni bir hayata adım atıyor. Bir polis memuruna saldırdığı için gözaltına alındığında duruma el koyan Lambeau onu terapist Sean Maguire’la çalışarak tedavi görmesine ikna etmek şartıyla bu durumdan kurtarıyor. Sean’ın desteği ve bilge konuşmaları sayesinde hayatını yola koyan Will’in hikayesini anlatan filmden hepimizin öğrenebileceği bir şeyler var. Bu film görsel zenginliği sayesinde Oscar ödülü alırken aynı zamanda günümüzün ünlü yıldızları Ben Affleck ve Matt Damon’a da oyunculuk kariyerlerinin başında şöhrete açılan kapıyı aralamıştı. Bu filmi özellikle ilham verici bulmamın bir başka sebebi de Will’in mucizevi kurtuluşu dışında nasıl hepimizin kendi problemleri olduğunu ve herkesin acı çektiğini bize gösteriyor olması. Bir parça yardımla hepimiz problemlerimize çözüm bulabilir, kendimize yeni bir yol çizebiliriz.

“Bazı insanlar bir başkası onlara güvenene kadar kendilerine güvenemezler.” Sean Maguire,  Good Will Hunting

 

30- 3 Idiots (3 Aptal) – İmdb puanı: 8.4

Hayallerinin peşinden koşan 3 arkadaşı anlatan bu filmde çevrelerindeki insanlar bu üçlüyü salaklar olarak adlandırıyor. Ama onlar cesaretlerini kaybetmiyorlar ve hayallerine ulaşmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Birçok insanın duymadığı bir film olmasının yanı sıra, eğitim sistemine sunduğu farklı bakış açısı bakımından mutlaka izlenmesi gereken bir film.

 

31- The Lion King (Aslan Kral) – İmdb puanı: 8.5

The Lion King hem bir klasik oluşuyla hem de şimdiye kadar yapılmış en başarılı animasyon filmi oluşuyla bu listeye girmeye hak kazandı. Her ne kadar 3 boyutlu versiyonu da vizyona sürülmüş olsa da hiçbirisi filmin orijinal haliyle yarışamaz.

Eğer şimdiye kadar bu filmi hiç izlemediyseniz lütfen en kısa zamanda izleyin. Sevginin, sorumluluğun, cesaretin ve güçlü olmanın ne demek olduğunu bu film çok iyi özetliyor.

 

32- Memento (Akıl Defteri) – İmdb puanı: 8.5

Bu film sadece konusu açısından değil aynı zamanda yapım teknikleri ve çıkarılacak dersler açısından da ilham verici. Not düşülmesi gereken bir şey varsa o da bu filmin mutlu veya pozitif bir film olmadığı, bu yüzden morale ihtiyacınız varsa tercih edeceğiniz filmler arasında olmamalı. Memento tam aksine bir psikolojik gerilim filmi, çok da alışık olduğunuz filmlerden değil üstelik. Filmin ana karakteri bir hastalıktan muzdarip, beyni yeni hatıraları kaydedemiyor. Her sabah uyandığında son günü nerede geçirdiğini, ne yaptığını hatırlayamayan bu adam öldürülen karısı için adalet arayışında.

Normalde gerilim filmi izleyen birisi değilim ama bir arkadaşım bana bu filmi önerdiğinde konusu daha önce izlediğim hiçbir şeye benzemediği için bir şans vermem gerektiğini düşündüm ve pişman olmadım. İlk olarak, Memento zeki hamlelerle işlenmiş özel bir film. Filmdeki olaylar iki farklı perspektifte ilerliyor: birisi renkli, diğeriyse siyah beyaz. Siyah beyaz sahneler kronolojik olarak anlatılırken renkli sahneler böyle değil. Filmin sonunda iki taraf da sorgulamaya dair gelişmelerle sonuçlanıyor. İzleyene göre birden fazla farklı anlam ve çeşitli mesajlar içeren bir film olduğu için herkesin çıkardığı sonuç farklı. Bana göre filmin ana mesajı nasıl kendimizi kandırarak kendi yarattığımız hayal dünyamızda yaşadığımız ve bu yüzden boş bir hayat sürdüğümüz, kendimizi acı ve hüzün içinde bıraktığımız. Tekrardan hatırlatalım, Memento mutluluk veren bir film değil, o yüzden eğer zaten canınız sıkkınsa bu filmi izlemeyi başka bir güne bırakmak akıllıca bir hamle olacaktır.

 

33- Forrest Gump – İmdb puanı: 8.8

Forrest Gump 1994 yapımı Amerikan komedi ve dram filmi. Filmde kullanılan hikaye aslında aynı adla 1986 yılında Winston Groom tarafından yazılmış romana ait. Forrest Gump’ın hikayesi gerçekten ilginç, Alabama’dan gelen normal bir adamın tarihi figürlerle tanışmasını, popüler kültürü etkilemesini ve 20. Yüzyılın tarihi olaylarına katkıda bulunmasını anlatan film hayatta büyük şeyler başarabileceğine olan inancını kaybeden herkesin izlemesi gereken bir yapıt.

 

34- Fight Club (Dövüş Klübü) – İmdb puanı: 8.8

Bu film birçoğunuzun düşündüğünden çok daha derin anlamlara sahip. Brad Pitt’in hayat verdiği Tyler Durden isimsiz bir karakteri canlandıran Edward Norton’a hayatında yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyor: konfor alanından çıkarak işinin ve sahip olduklarının ötesinde bir hayat kurmayı vaat ediyor. “Ancak her şeyimizi kaybettikten sonra istediğimizi yapmakta özgür oluruz.” diyen Tyler bence filmin en anlamlı cümlesini bu noktada kuruyor. Tekrar tekrar izlenmesi gerektiğini düşündüğüm bu filmi her izleyişinizde yeni bir şeyler fark edecek, bambaşka bir mesaj keşfedeceksiniz. Daha önce hiç izlemediyseniz baştan uyaralım, sonu kafanızın biraz karışmasına sebep olabilir. Hayatımızda yaptığımız değişiklerin hikayemizi geliştireceğine inanma zorundayız. Hayat bir peri masala değil, ama bizim kendi masalımız olabilir. Tek yapmanız gereken nasıl yazacağınızı bilmek.

 

35- Dallas Buyers Club (Sınırsızlar Klübü) – İmdb puanı: 8.8

Bu filmde Ron Woodroof’u oynamak için Matthew McConaughey’den daha iyi bir seçim yapılamazmış. Aids’le baş etmeye çalışan ve uyuşturucu satarak para kazanarak başlayan yolculuğunu hastalıktan dolayı hayatını kaybeden topluma yardımcı olmaya çalışarak bitiren bir adamın hikayesini anlatan bu film her ne kadar kötü şans sizi vurmuş olsa da hala iyi bir şeyler yapabileceğinizi anlatıyor. Matthew McConaughey’nin performansının Oscarlık olduğunu da es geçmeyelim.

 

36- The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) – İmdb puanı: 9.3

Andy Dufresne işlemediği bir suçtan dolayı iki defa müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir mahkûmdur. Bu adamın içinde geçen mücadeleyi konu alan film Türkçe’ye Esaretin Bedeli olarak çevrildi. Film boyunca hem kendine hem de dışarıdaki tehditlere karşı bir savaş veren Dufresne içine düştüğü bu ortamda hayatta kalabilmek için hem bakış açısını hem de karakterini değiştirmek zorunda kalıyor. Bu umutsuz durumda onu hayata bağlayacak bir şeyler bulmayı başaran karakter kendi kendini motive ederek yaşadığı bu zor günlerde hayatta kalmaya çalışıyor. Mahkumiyet günlerinde adı Red olan bir arkadaş edinen Andy’nin hikayesini anlatan film kimi zaman üzücü olsa da muhteşem bir sonla bitiyor.

“Ya yaşamakla meşgul ol, ya da ölmekle.” Andy Dufresne, The Shawshank Redemption

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.