Hesaplanmış Riskler Alarak İş Hayatında Başarıyı Yakalayın

Risk, hepimizin hayatı boyunca karşılaşmak zorunda kalacağı bir şeydir, ancak onun değerini ve yaşamlarımız üzerindeki olumlu etkisini görebilmek hiç de kolay değildir.

Sosyal medya arkadaşlarımın katılımı ile düzenlediğim bir ankette arkadaşlarıma riskin iyi bir şey olup olmadığını sordum. 100 kişi bu soruya “Evet” cevabını verdi ancak bu miktarın müşterilerim arasında daha başarılı olmak ve daha tatmin edici bir hayat yaşamak adına her türden riski alan insanların %100’üne eşit olmadığını biliyorum.

Girişimciliğe soyunan ve bunu gerçekleştirmek adına danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyan iş adamlarını düşünün. 20 yıldan fazla bir süredir kariyerlerinin zirvesinde olan bu insanlar artık kendi işlerini yapabileceklerini çok iyi bilirler. Ancak yine de ipleri onlardan daha uzman birinin yani danışmanlarının ellerine bırakıp kendilerine “ Hadi bakalım, artık hazırsın!” denmesini beklerler.

Çünkü girişimcilik ve risk ayrılmaz bir bütündür. Girişiminizi başlatırken veya hizmet kapsamınızı genişletirken her girişimin başarısızlık riskini beraberinde getirdiği gerçeğini göz önünde bulundurmanız gerekir. Durum böyle olsa da yapılan bir anketin sonuçlarına göre yöneticilerin sadece yüzde 17’si işletmelerine ait risk değerlendirme prosedürlerinin işe yaradığını belirtmiş, yüzde 70’lik bir bölüm ise şirketlerinde böyle bir prosedürün dahi bulunmadığını söylemiştir.

İşletme sahipleri veya girişimcilerin sorumluluğu durumları olduğu gibi kabullenmek yerine ta işin en başından bilinçle hazırlanmış bir risk değerlendirme süreci formüle etmektir. Karşılaşılan her fırsat şirketinizin uzun vadeli vizyonunu bir adım ileriye taşımalıdır, ancak risk söz konusu olduğunda akıllıca hamlelerde bulunmanızı sağlayacak birkaç ilkeye de sahip olmalısınız- inançlarınıza körlemesine bağlanmanız sorunu çözmeye yetmeyecektir.

Unutmayın, hiçbirimiz hayatta almamız gereken risklerin tamamını almayı başaramayız. Peki, bizlere bir riskin çok büyük olduğunu hissettiren şey nedir? Hangi dış etkiler risk algımızı değiştirir ya da iyi risk ile kötü arasındaki fark nedir? Hangi durumlarda risk almaktan kaçınmalıyız? Hesaplanmış risk ile kötü risk arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz veya hayatımızı ve işletmemizin geleceğini değiştirebilecek riskler alıp daha iyi bir hayata ulaşmamız mümkün müdür?

Yazımda risk kavramından, risk yönetimden ve hesaplanmış riskin hayatımızı nasıl değiştirebileceğinden bahsedeceğim.

 

İçindekiler

1.Hesaplanmış risk nedir?

2.Riskler tümüyle hesaplı mıdır?

3.Daha başarılı olmak için risk toleransınızı nasıl artırabilirsiniz?

  • RRIS Metodu
  • Farkında Olmanın Gücünden Yararlanın

4.İşletmenizi bir adım ileriye taşımanıza yarayacak 4 altın öğüt

5.Korkularınla yüzleş ve risk al

 

Hesaplanmış Risk Nedir?

Size şöyle bir soru yöneltelim:

“3 şeritli ve trafiğin olağanüstü hızla aktığı bir yoldan karşıya geçmek ister miydiniz?” Cevabınız yüksek olasılıkla “hayır” olurdu, öyle değil mi?

Peki, ya “Geceleri aynı yoldan karşıya geçer miydiniz” desek? Sanırım cevabınız yine değişmezdi.

Son olarak “Yaya geçidi olan 3 şeritli bir yoldan karşıya geçebilir misiniz?” diye soralım.

Sorulardaki risk derecesinin nasıl değiştiğine bir baksanıza. Üç soruda da tamamıyla aynı arabalar ve aynı yoldan bahsediyoruz ancak gerçek anlamda riskli ve kötü bir durumdan, kontrollü ve beklenen sonuçlara sahip duruma belirgin bir geçiş söz konusu. İşte hesaplanmış risk tam olarak budur.

Bir de iş hayatından örnek verelim. Hemen şimdi işinizden ayrılıp bir iki saat içinde yeni bir iş kurmaya girişir misiniz? Hayır, tabii ki yapmazsınız. Peki, belirli bir süre bu yeni duruma yönelik sağlam bir eylem planı yaptıktan sonra işten ayrılmaya ne dersiniz? Evet, mi? Yüksek olasılıkla.

Hesaplanmış risk ile ilgili bilmeniz gerek ilk şey insanların risk alabilmeleri için algılarını ya da gerçekleri, duygularını, hislerini ve hatta inançlarını sağlam bir biçimde ele almaları gerektiğidir. İnsanların çoğunu birbirlerine gönül rahatlığıyla “Risk al” öğütleri verirken görebilirsiniz. Ancak yine de, araştırmalarımızı derinleştirdiğimizde, her birimizin riske girmesi gereken ancak söz konusu riski alamadığı için kaçırdığı en az bir fırsata sahip olduğundan bahsedebiliriz.

Öyle ki insanların sözleşme tekliflerini geri çevirdikleri, seyahatlerini geciktirdikleri, evliliğe “evet” demeyi, işlerinden ayrılmayı hatta saçlarını kestirmeyi dahi ertelediklerini çünkü alacakları riskin onları tatmin edecek bir sonucu olup olmayacağını hesaplamakta zorlandıklarını dahi söyleyebiliriz.

 

Riskler Tümüyle Hesaplı Mıdır?

Bir zamanlar şöyle bir film izlemiştim: Kahramanımız bir dağın kıyısında kapana kıstırılmış, hayat mücadelesi veriyordu. Çok geçmeden tutunacak bir nokta bulmakta dahi zorlanmaya başladı. Geri dönemiyordu, hareket edemiyordu ve maalesef başka bir çıkış yolu da yoktu, kötü adamlar onu abluka altına almış, üzerine kurşunlar yağdırmaktaydı. Bu öylesine bir sahneydi ki nefesimi tutup “Buradan kurtulmanın hiçbir yolu yok” diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Derken esas adamımızın sadık yardımcısı bir helikopter içinde gökyüzünde belirmiş ve zekice bir hamle ile onu kurtarmıştı.

Risk de aslında böyle bir şeydir.

Aksiyon filmlerinin süper kahramanları James Bond ve Jack Reacher vb. isimlerin dahi yeni bir şey deneyecekleri ya da farklı bir duruma yönelecekleri ilk seferde büyük bir korkuya kapılmaları normaldir. Ancak, onlar korkularını yenerek neyin mümkün olduğuna dair yeni bir bakış açısı geliştirmeyi başarabilmişlerdir. Bu filmlerde sözü geçen görevlerin “imkansız” olarak addedilmesi boşuna olamaz, değil mi?

Fakat kıyamet gününün ne denli yakın olduğunu nereden bileceğiz? Söz konusu risk almak olduğunda ne zaman harekete geçip ne zaman durmamız gerekiyor?

Bu sorunun cevabını çocuklar üzerinden verebiliriz. Kulağa her ne kadar ilginç gelse de çocuklar korkusuz hatta riske karşı kör olurlar: “Orada zıplama, düşüp boynunu kıracaksın!” diye bağırarak onların arkasından koşturup duran yetişkinleri bir hatırlasanıza! Peki, çocuklar tehlikeli de olsa aptalca şeyler yapmayı bırakır mı hiç? Tabi ki hayır!

Çünkü riske girmezsek yürümeyi asla öğrenemeyiz. Çocuğunuzun iki bacağı üzerinde dimdik doğrulup yüzünde “Bak ben ne başardım” diyen bir sırıtışla bir aşağı bir yukarı yürüdüğü o tatlı an, bir dahaki sefere aynı şeyi deneyip neredeyse burnunu kıracak gibi olduğunda size bu kadar sevimli gelmeyecektir, değil mi?  Çoğu ebeveyn çocuklarının yaptığı aptalca bir hareket sonucu dehşete kapıldıklarını anlatabilecekleri sağlam hikayelere sahiptir, ancak risk daima sınırlarımızı zorlamayı, en azından bunu denemeyi gerektirir. Aksi takdirde çocuklarımız beğendiği oyuncağa uzanamayacak denli ürkek dolayısıyla da başarıdan uzak bir hayat sürmeye mahkum olurlar.

Bazı insanların harika şeyler başarmalarının asıl nedeni kendi risk limitlerini önceden test etmeye hazır olmalarıdır.

 

Daha Başarılı Olmak İçin Risk Toleransınızı Nasıl Artırabilirsiniz?

Bu bölümde dikkatinizi toplamak için nelere ihtiyacınız olduğunu, risk hesaplamanızı nasıl yapacağınızı, hangi yöntemlerden yararlanacağınızı, mevcut riskleri nasıl ortadan kaldıracağınızı veya başarılı olmak için neler yapabileceğinizi anlatmaya çalışacağım.

 

RRIS Metodu

R- (Research/Araştırma)Elde etmek istediğiniz şeyi derinlemesine araştırın.

Hedefiniz kendi uzmanlık alanında dünya üzerindeki gelmiş geçmiş en entelektüel kişi olabilme kapasitesine sahip bir kişi olmak olsun. Ayrıca araştırmayı ne zaman bırakıp ne zaman devam ettireceğinizi de bilin.

Çünkü farkında olmadan eyleme geçmenize engel olacak “biraz daha fazla araştırma yapma” tuzağına kolaylıkla düşebilirsiniz. Bu nedenle araştırmanızı iyi yapın ve bildiklerinizi harekete geçmenize yardımcı olacak ipuçları olarak kullanın.

 

R-(Rationalising) Gerçeklik algınızı rasyonelleştirin.

Pek çok insanın bir zamanlar kendilerine söylenen ve doğru olduğuna inandıkları şeylerin çok geçmeden (ve çoğu zaman da utanç verici şekilde) doğru olmadığını anladıklarına şahit olmuşumdur. Aslında onlar kendilerini güvende hissetmek için çarpık bir gerçekliğe sığınmayı tercih ederler.

Doğru olduğuna inandığınız şeyler ile karşılaştığınız sonuçların birbirini tutması kaçınılması olanaksız bir durumdur.

O halde şöyle bir durup düşünün. Gerçeklik algınızı güçlendirecek sağlam kanıtlarınız var mı, yoksa düşünceleriniz yalnızca konfor alanınızın değişmemesi uğruna mı savaş veriyor?

Konfor bölgeleri büyük ve kalın yorganlar gibidir. Yağmur damlalarının pencere camını dövdüğü o soğuk kış günlerinde sarınıp yatmak ve içinizi ısıtmak için mükemmel bir seçenek olsalar da yaz aylarında kolaylıkla bacağınız için terletici bir tuzak haline gelebilirler.

Herhangi bir konfor bölgesinin realite algınızı değiştirdiğini hissediyorsanız, şu iki farklı davranış tipinden birini benimsersiniz:

1.Konfor alanınızdan öyle bir uzaklaşırsınız ki artık onu göremez olursunuz. Hedeflerinize ulaşmak için doğru desteği alabilmek adına büyük eylemlere girişir, her adımda yeni bir şey öğrenir ve yolunuza emin adımlarla devam edersiniz.

2.Bu davranış tipini seçen insanlar kendilerine seçenek 1 önerildiğinde tam anlamıyla dehşete kapıldıklarını hissederler. Bu yüzden büyük lokmalarla değil olabildiğince küçük ısırıklarla hareket ederler. Eğer bu gruptansanız yaşamınızdaki herhangi bir şeye ilişkin inançlarınızı sorgulayın (sadece hesaplanmış riskle ilgili sorgulamalar yapmakla yetinmeyin).

Planlı olmayı ve bir şeyleri rutine bağlanmayı seviyorsanız, güne hiç istemediğiniz ya da hayal etmediğiniz bir şekilde başlayın. Dişlerinizi fırçalamadan önce giyinin, her zamankinden farklı bir radyo kanalını dinleyin veya işe gitmek için tamamıyla farklı bir güzergah kullanın.

Ne yaptığınıza anlam veremediğiniz hatta belki de size aptalca gelecek şeylerle uğraşmanız farklılığın o kadar da kötü olmadığını görmenizi sağlayabilir. Farklı olan aynı zamanda heyecan verici, yeni ve ödüllendirici de olabilir. Ya da bazen küçük adımlarla ilerlemek bazılarımız için en doğrusudur.

 

I- (Ideas/Fikirler)Fikirler hesaplanmış risk oluşturma yeteneğimizi köreltebilir veya alevlendirebilirler.

Herhangi bir şey yapmaya kalkışmadan önce hayalini kurduğunuz şey yalnızca kafanıza gelip yerleşen bir düşünce bulutundan ibarettir. Bunu gerçekten kabullendiğinizde ise riske girmeden evvel söz konusu riskin perde arkasında sağlam bir fikrin olması gerektiğini anlarsınız.

Sırtını sağlam bir fikre yaslamış hayallere sahip olmanız heyecan verici bir durum olup hayatınızı değiştirecek veya kariyer basamaklarını kolaylıkla tırmanmanızı sağlayacak denli güçlü somut adımlara dönüşebilir.

Peki, ya siz? Siz fikrinizin olası sonucunu tanımlamak için hangi ifadeleri kullanırdınız?

Diyelim ki olumsuz düşüncelere sahip olduğunuzu fark ettiniz, bu düşüncenin doğruluğuna dair kanıtınız var mı? İnsanlar bana sık sık risk almalarını sağladığımı söylüyorlar. Ancak bir yaşam koçu olarak bunun imkansız olduğunu söyleyebilirim. Benim asıl işim, insanların gerçekte ne istediklerini görmelerini ve buna yönelik inanç kalıplarının veya diğer engellerin üstesinden gelmelerini sağlamaktır.

Becerilerimiz, geçmiş başarılarımız ve yeteneklerimize ilişkin gerçeklerimizle yüzleştikten sonra kendimize “bizi durduran şeyin ne olduğunu” sormaktan geri duramayız.  Bu sayede harika sonuçlar elde etmek adına sağlam bir temel oluşturmuş oluruz çünkü düşüncelerimiz “işe yaramaz”, “peki ya başarısız olursam”, “böyle yapılmamalı”, “aptal gibi görüneceğim” vb. mantık dışı gerçeklik çıkarımlarından uzak bir biçimde filizlenecektir.

 

S-(Sucess/Başarı)Korkuya karşı başarıyı seçin.

İşte bu hesaplanmış risk demektir ki korku seviyemiz azalıp başarıya olan inancımız arttığında ortada yatırım yapmaya ve denemeye değer bir şeylerin olacağı açıktır. Peki, siz kendinizi nerede görüyorsunuz?

Korkuya mı başarıya mı daha yakınsınız?

Şimdi aşağıda listeleyeceğimiz kelimeler üzerine şöyle bir düşünün. Nerede duruyorlar?

  • Güvende olmak
  • Çıkmaza girmek
  • Benlik saygısı
  • Kendinizi durdurmaya çalışmak

Korku ile başarı arasında ne kadar derin bir fark olduğunu görmeye başlayabildiniz mi? Bu ikili daima güvende ya da kapana kısılmış hissetme unsurlarını içinde taşıyacak ve sizler herhangi bir şeyi yapıp yapamayacağınız konusunda her daim endişeleneceksiniz. Bu noktada hatırlanması gereken en önemli şey, korku ve başarı arasındaki bu boşluğu hiçbir zaman tamamen kapatmayacağınızdır. Küçük dozda bir korku sizin için çok daha iyi olacaktır.

Bugüne kadar asla az da olsa kendimi gergin hissetmediğim bir sunum veya konuşmaya imza atamadım. Kürsüye adım atıp konuşmaya başlamak benim için gerginlikten de öte bir şeydi ve fikri dahi tüylerimi diken diken etmeye yetiyordu. Ancak bir gün bir yerlerde bunun “korku değil, performans enerjisi” olduğunu okudum.

Siz hesaplanmış risklerinizi hangi ifadelerle açıklardınız? Yüksek sesle söyleseydiniz, olumlu bir cümle mi çıkardı ağzınızdan, yoksa korkunuzu azaltacak bir cümle kullanmayı mı tercih ederdiniz?  Unutmayın, kelimelerinizi doğru seçmek ve korku-başarı ölçeğinde size uygun yerin neresi olduğunu bulmak başarılı olma olasılığınızı artırabilir.

 

Farkında Olmanın Gücünden Yararlanın

Riski almak herkes için eşit derecede korkutucudur.10 yıldır aynı yönetici ile çalışsanız dahi iş fikir vermeye geldiğinde, eğer fikriniz yöneticinizle zıt düşüyorsa, seyirci önünde şarkı söylemeye utanan küçük bir çocuğa dönüşüverirsiniz. Önemli olan, aldığınız risklerin kontrolünün tamamıyla sizde olduğunu ve yalnızca bu gerçeğin farkında olmanızın dahi size yardımcı olacağını hatırlamaktır.

 

1-Başarılı olduğunuz zamanları hatırlayın.

İnsanların çoğu korkularının elde edilebileceklerine ilişkin inançlarını geçersiz kıldığını söyler. Böyle zamanlarda, farklı bir şeyler düşünmek veya sihirli bir değneğin gelip her şeyi kolaylaştırmasını beklemek pek de iyi bir fikir değildir.

Gerçeklerin tarafında olmalısınız. Kalbiniz aklınızı olumsuzluklarla doldursa bile daha önce yaptığınız şeylere odaklanarak onlardan güç almaya çalışmalısınız.

 

2-Yeteneklerinizin farkına varın.

Risk aldığımızda, istediğimiz sonuçları elde etmek için ihtiyacımız olan şeye zaten sahip olduğumuzu bilmemiz gerekir.

 

3-Hata yapmanın iyi bir şey olduğunu bilin.

Her yükselişin bir düşüşü, her büyük icadın perde arkasında ise binlerce kez denenmişlik vardır. Anlayacağınız korku sinsice yuvasından çıkıp aklınızın bir köşesine yerleşse de siz hataların birer öğrenme fırsatı olduğunu unutmamalısınız.

Örneğin en iyi şarkıcıların çoğu risk almaya en istekli olanlardan çıkar. Çünkü şarkı söylerken GERÇEKTEN iyi olmak için ses tonunuzun dışına çıkmanız, hata yapmanız veya sesinizin kulağa kötü gelme riskini dahi cesurca göğüsleyebilmeniz gerekir. Bu noktada bir danışman olarak yapabileceğim en iyi şey, şarkıcıların bu “zihinsel” riskle yüzleşmesine yardımcı olmaktır. ”

 

4- Kime güvenebileceğinizi bilin.

Her şeyi hallettiniz, kanıtlarınızı buldunuz, araştırmanızı yaptınız, sorumluluğunuzu üstlendiniz, odaklandınız ve artık harekete hazırsınız. Ancak bazen yapmanız gereken tek şey sadece doğru kişiyle konuşmak olabilir.

Sizin farkındalık kitinizde kimler yer alıyor? Söylenmesi gerekenleri söylemeleri için kime ya da kimlere güvenebilirsiniz? Unutmayın,duyduklarınız yalnızca “Her şey çok güzel olacak, git ve bu işin hakkından gel” den ibaret cümleler olmamalıdır; güvendiğiniz bu insan size meydan okumayı, güç geliştirmeyi ve her şeyi yapabilmek için yeterli kapasiteye sahip olduğunuzu gösterebilmelidir.

Korkudan nutku tutulmuş bir konuşmacı olarak sahneye çıkmadan ya da en büyük hayalinizi gerçekleştireceğiniz odaya girmeden önce kulağınıza bu gerçeği fısıldayacak bir kişi bulmalısınız.

 

5-Nasıl hissedeceğinizi bilin.

Doğru insanlardan doğru kelimeleri duysanız bile aslında her şeyin sizde biteceğini unutmayın.

Bazen zihniyetimiz kültürel inançlarımız veya duygularımız sebebiyle bulanıklaşır veya aynı sektördeki diğer insanlar bize daha önce“asla böyle bir şey yapılmadığını” söyleyebilir ve odağımızı sekteye uğratarak düşüncelerimizi raydan çıkarabilirler.

İstediğiniz sonuçları almak için nasıl hissetmeye ihtiyacınız var? 200 yıl önce bir kişiye bu gezegende aynı gün içinde herhangi bir noktadan bir diğerine uçabileceklerini söyleseydim, büyük olasılıkla hapse atılırdım. İnançlarımız zaman ve tecrübe ile değişir.

Peki, ya siz? Geleceğin parlak fikir veya inançlarını yaratan kişi olmak istemez miydiniz? Ya da bu şerefi riske girme cesaretine sahip bir başka kişiye bırakmayı ve ömrünüzün geri kalanını “keşke”lerle geçirmeyi mi tercih ederdiniz?

 

İşletmenizi Bir Adım İleriye Taşıyacak 4 Altın Öğüt

1-Kar-zarar hanenizi yenilikçi adımlarla dengeleyin.

Bir lider olarak mevcut duruma bağlı kalmakla yetinmek istemeyebilirsiniz, ancak işleri tamamen akışına bırakmanız gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu, iki rakip önceliği dengelemeniz anlamına gelir: gelir modelinizi korumak ve yeniliği teşvik etmek. Yeni fırsatlar aramayı bıraktığınız an, işiniz riske girecek demektir.

En iyi fırsatların neler olduğunu belirlemek istiyorsanız, pazarınızın nasıl geliştiğini de anlamanız gerekir. Aksi takdirde, sektördeki değişimler ve kar getirecek onca fırsat sizi es geçip rakiplerinize avantaj sağlayacaktır. Çevrenizi yakından takip edin, diğer endüstrilerin en iyi uygulamalarını mercek altına alın, piyasa trendlerine hakim olmaya çalışın ve kendinizi sürekli geliştirerek değişimin zirvesinde kalmaya odaklanın. Ortaya çıkan yeni modelleri araştırın ve bunlardan yola çıkarak eyleme geçirilebilir iç görüler oluşturun, böylece nereye yatırım yapacağınıza ilişkin bilinçli kararlar alabilirsiniz.

 

2-Fırsatları eleştirel bir gözle değerlendirin.

Karşınıza çıkan her türlü fırsatı değerlendirmeye çalışmayın. Fırsata ilişkin olası riskleri incelemek adına temkini elden bırakmayın. Mümkün olduğunca fazla bilgi toplamakla işe başlayın. Eylem planlarınızı tanımlayın ve seçeneklerinizin etkinliğini ölçmek için olası sonuçları listeleyin. Bu yaklaşım, duyguların eseri olmanızı engelleyecek ve korkularınız yüzünden geri adım atmamış olacaksınız.

Ardından, şirketinizin benzersiz değer teklifine geri dönün. Yeni ürün, hizmet veya pazarınız temel yetkinliklerinizi tamamlar nitelikte mi? Bu alanda güvenilir bir işletme veya marka olduğunuz algısını yaratabildiniz mi? Unutmayın, ilerleme süreciniz mevcut hizmetlerinizi sekteye uğratacak nitelikte ise müşterileriniz sizden herhangi bir şey satın almak istemeyebilir.

Makul bir yatırım getirisi seviyesi de belirlemeniz gerekir – yalnızca finansal kazançlarınızı değil, pazar konumunuzu belirleme konusunda da düşünün. Yatırım getirisi seviyeniz size yeni müşteriler kazandırabilir mi veya bu sayede mevcut gelir akışınızı çeşitlendirebilmeniz mümkün müdür? Dahası bu getirileri elde etmek için hangi zaman çizelgesini kullanmanız en makulü olacaktır?

Son olarak, güvenilir danışmanlardan geri bildirim alın. Gözden kaçırmış olabileceğiniz olası riskleri tanımlamak için onlardan yardım isteyin. Müşteriler, çalışanlar, üçüncü parti analistler ve hatta rakipler gibi farklı kaynaklardan geri bildirim almak olası riskleri çok daha doğru bir şekilde ölçmenizi sağlayacaktır.

 

3- Evet diyebilmek için öncelikle hayır demeyi öğrenin.

Riskleri hesaplarken bazı iyi fırsatları reddetmeye de hazır olun. Bir fikir insanı iseniz, hayır demek zor gelecektir. Unutmayın, çok fazla fikriniz olabilir, ama hepsini gerçekçi bir şekilde takip etmeniz mümkün değildir. Tekliflerin çoğuna hayır demeyi öğrenmelisiniz ki en iyisine evet diyebilesiniz.

Zamanla, her şeye evet demenin geniş fikirlilik gibi görünse de aslında derinlikten uzak olmak demek olacağını sizler de anlayacaksınız. Bir iki alanda gerçek bir uzman olmak, her konuya ilişkin sığ bilgiler sunmanızdan çok daha iyidir (ve daha karlıdır).

 

4-Rotanızı değiştirmeye hazır olun.

Bu süreçlerin ardından yapacağınız en iyi şey ilerleme odaklı zihniyetinizi korumak olmalıdır. Çünkü yeni fikirleri hayata geçirmeye niyetlendiğinizde mevcut rotanızı değiştirmeniz gerekebilir.

Birkaç yıl önce işletmem bir araştırma grubu oluşturarak büyük bir risk aldı. Pazara girdikten sonra müşterilerimizin bu alana ilişkin bütçelerinin bir hayli kısıtlanmış olduğunu fark ettik. Planlama sürecine geri döndük, yaratıcılık ve yenilik sürecini devam ettirebilmek için tüketici iç görüsü ve veri artışına odaklanan yeni bir yaklaşım benimsedik. Yeni yaklaşımımız yoğun ilgi görüyordu ve bizler de talebe ayak uydurabilmek için bu alandaki yeteneklerimizi daha da genişletmeye odaklanmıştık.

Yeni bir ürün geliştirmek risklidir – zamanınız, paranız ve yetenekleriniz üzerine oynarsınız. Her girişimcinin çok iyi bileceği gibi riskler bir işe girişir girişmez ortadan kaybolmazlar. Büyümek için yeni ürünler keşfetmeli, yeni hizmetler sunmalı ve yeni pazarlar üzerinde denemeler yapmalısınız. İşletmeniz için işlevsel bir risk değerlendirme prosedürü geliştirerek ve bunu uygulayarak bir sonraki adımın ne olacağını çok daha bilinçli bir şekilde planlayabilirsiniz.

 

Korkularınla Yüzleş ve Risk Al

Yıllar önceki halime bakıyorum da gergin olduğum kadar öz güvenimde de ciddi bir düşüklük olduğunu görüyorum.

Bir danışman olarak konuşma yapacağım anı korkuyla beklediğim böyle zamanlarda düşüncelerime odaklanmaya çalışırdım. Ne kadar pozitif düşünürsem düşüneyim işe yaramazdı ve sadece bu abartılı hayattan ve tüm bu insanlardan uzakta olup güvenli bir şekilde hastaneye gidebilmek adına dalağımın oracıkta patlayıvermesini isterdim. Akranlarımla dolu bir odada konuşmanın akıllıca bir fikir olacağını nasıl düşünebilmiştim ki?

Bundan 5 ay önce sadece 25 işletme sahibinin önünde konuşma yapacağım diye ne yaygaralar koparmış ve bu insanları bir daha asla görmeyeceği konusunda kendini kandırmaya çalışan bir sahtekar gibi hissettiğimden olsa gerek tüm sözleri birbirine karıştırmıştım.  En basit bir kariyer dahi benim için danışmanlıktan çok daha iyi olabilirdi! Unutulmaz bir izlenim bırakmıştım ancak bu tamamıyla olumsuz yönde olmuştu. Şimdi beni dinleyenlerden biri bu talihsiz olayı hatırlayabilir üstelik bana da hatırlatabilirdi. Ah! Beni bu işi tekrar yapmaya iten neydi?

Elbette ki bendim ve nedendir bilinmez risk almaya hatta daha fazla insanın önünde ve bambaşka bir sahnede konuşmaya karar vermiştim.

Anlayacağınız yıllar önceki ben “duyduğum en iyi konuşmacılardan biri”, “bir saat içinde hayatımı değiştirdi” tanımlamalarının oldukça ötesinde olan, neredeyse görünmez biriydim. Zaman içinde konuşma yeteneğim ve tutumum belirgin miktarda gelişti.

En önemlisi de korkularımla yüzleştim ve daha fazlasını elde etmek adına risk toleransımı artırmayı başardım.

Unutmayın, sizler de hesaplanmış risk alma konusundaki tavsiyelerimi dikkate alırsanız, yavaşça cesaretinizi toplayacak ve sayısız yeni fırsata kucak açacaksınız.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.