İçerik Pazarlaması Nedir? Örnekleri Nelerdir?

Sizce aşağıdaki görselin olayı ne?

Bilemediyseniz söyleyelim, tüm zamanların en iyi içerik pazarlama (content marketing) örneklerinden biri bu.

İçerik pazarlama ifadesini son yıllarda epey duymuşsunuzdur ancak şunu peşinen söyleyelim, içerik pazarlamanın tarihi internetten çok öncelere dayanıyor.

Niçin peki?

Çünkü içerik pazarlama demek hikaye anlatmak demek. İnsanlar konuşmaya başladıkları andan itibaren hikaye anlatagelmiştir. İyi bir hikaye ise dinleyen herkesin ilgisini çeker.

İşte bu nedenle Steven Speilberg filmleri çok satıyor!

İşte bu nedenle Yaşar Kemal dünyanın ve Türkiye’nin en önemli yazarlarından biri.

Oyuncak şirketi Hasbro ve Marvel, yukarıda görseli bulunan  “G.I. Joe – A Real American Hero!” adlı çizgi romanı yapmak üzere 1982’de işbirliği yaptıklarında pazarlama stratejileri oldukça basitti.

Star Wars karakterlerinin halihazırda sahip olduğu zengin hikayeyi yeniden yaratmak istediler.

Çizgi roman çıktıktan 2 ay sona 5-12 yaş arasındaki erkek çocukların %20’sinde en az bir adet G.I. Joe oyuncağı vardı. Üstelik o dönemde çizgi romanda sadece 2 hikaye vardı.

7 yıl sonra ise Marvel’in en popüler çizgi romanlarından biri olan bu seri sayesinde 5-12 yaş arasındaki erkek çocukların %70’inde G.I.Joe oyuncağı vardı.

Bir ürünü pazarlamak için içeriği kullanmaktan bahsediyoruz özetle.

O zamandan beri çok şey değişti. 1980’lerdeki içerik pazarlama ile bugünkü içerik pazarlama arasında bazı farklar oluştu. Ancak sosyal medyanın doğuşuyla içerik pazarlama yeniden canlılık kazandı.

Bu yazıda içerik pazarlamayı A’dan Z’ye ele alacağız ve sonrasında içerik pazarlamayı nasıl bir geleceğin beklediğini anlatacağız.

Hazırsanız yazımıza başlayalım.

 

1. İçerik Pazarlama Nedir?

ABD merkezli İçerik Pazarlama Enstitüsü (Content Marketing Institute) şöyle bir tanım yapıyor:

“İçerik pazarlama faydalı, alakalı ve düzenli olarak içerik üretmeye dayalı bir stratejik pazarlama yaklaşımıdır. Amaç ise net bir biçimde belirlenen hedef kitleye ulaşarak müşterilerin istenen şekilde hareket etmesidir.”

Burada uzun vadeli bir strateji olan içerik pazarlamanın temelinde hedef müşteri kitlesiyle ve insanlarla sağlam bir ilişki kurmak ve insanlara yüksek kaliteli içerikleri düzenli bir şekilde sunmak kritik unsurlardır.

Yani insanlar sizden alışveriş yapsalar bile size belli bir sadakat duymaları temel meseledir. İnsanların rakip firmadan değil de sizden alışveriş yapmalarının nedeni budur.

Tek taraflı reklamdan farklı olarak içerik pazarlama, müşterilerin önemsendiği bir pazarlama türüdür.

Bugün insanlar daha önce olmadığı kadar önemsenmek istiyorlar. Dünyamız daha çok sesin ve gürültünün olduğu bir yer. Hal böyle olunca insanların dikkatini çekmek de daha zor bir hal almış durumda. İşte bu bağlamda içerik pazarlama, hedef kitleye ulaşmak için şahane bir yöntem.

 

2. Genel Durum

2010 yılında Joe Pulizzi tarafından kurulan İçerik Pazarlama Enstitüsü (Content Marketing Institute) içerik pazarlama konusunda şahane işler ve dosyalar hazırlıyor.

İçerik pazarlamanın temelinde yüksek kaliteli içerik ve hikaye anlatıcılığı olduğu için içerik pazarlama kavramının bu ismi almadan çok daha öncelere dayandığını anlamak zor değil.

Tabii bu da internet harici farklı kaynaklardan çevrimdışı içerik pazarlama ile ilgili öğrenilebilecek çok sayıda bilgi olduğunu gösteriyor.

Fakat yine de bugün internetin gücünden yararlanmayan bir içerik pazarlama kampanyası hayal etmek güç.

Zira hikaye anlatıcılığı yıllar içinde değişti. İnsanlar bugün telefonlarıyla, wi-fi ile yaşıyor. Bu da internetin içerik pazarlama alanında vazgeçilmez bir unsur olmasını sağlıyor.

İçerik pazarlama bağlamında üç temel yaklaşım olduğunu söylemek mümkün.

  • Çevrimiçi (online)
  • Çevrimdışı (offline)
  • Karışık (hybrid)

Yazımızın devamında örnekleriyle birlikte bu yaklaşımları ele alacağız. Siz de böylece içerik pazarlamadan işiniz için nasıl yararlanabileceğinizi göreceksiniz.

 

3. Strateji

Onlarca farklı içerik pazarlama yöntemi mevcut.

İçerik pazarlama dünyasının ilk dönemlerinde böyle bir şey söz konusu değildi. Pazarlamacılar için dergi, gazete reklamlarından fazla opsiyon yoktu bir zamanlar.

Fakat o günlerde bile çeşitli özelleştirme seçenekleri vardı.

Reklamlardaki kelimelerle oynayabiliyorlar, istedikleri görseli kullanabiliyorlar ve yerleşimi istedikleri gibi yapabiliyorlardı. Diğer bir deyişle yöntem kısıtlı olmasına rağmen opsiyonlar fazlaydı.

Bugünse içerik pazarlama bakımından inanılmaz sayıda mecra var. Bu da stratejilerin sayıca epey arttığını gösteriyor.

Temel olarak üç adım mevcut.

  1. Bir sorun (sorunsal) için içerik tespit et.
  2. Bu soruna yönelik içerik üret.
  3. İçeriği bu soruna sahip kişilerin alışveriş tercihlerini etkileyecek şekilde düzenle.

Bu strateji odak noktasını pazarlamacıdan ulaşılmak istenen kişilere kaydırmak için ideal bir yoldur. Bu da içerik pazarlama stratejisi için son derece önemli bir adımdır.

Eğer içeriğiniz sizin ürünlerinize sahip olduğunda sorunu ortadan kalkacak kişileri hedeflemiyorsa, stratejiniz hatalı demektir.

Diğer bir ifadeyle daima müşteri odaklı düşünmeniz gerekiyor. İçeriği müşteri için üretmelisiniz ki doğru kişiler sizin markanıza, reklamınıza, ürünlerinize ilgi göstersin.

“Stratejiniz işinizin ve müşterinizin ihtiyaçlarını özetlemeli, içeriğiniz bu hususlarla nasıl bir bağ kurduğunuzu göstermeli.”

Bunu biraz daha açsak daha iyi olur.

Müşterilerin, müşteri adaylarının ve hedef kitlenizin ihtiyaçlarını anlamak zorundasınız. Ancak o zaman onların sorunlarını çözecek bir içerik üretebilir ve işinizi büyütebilirsiniz.

İçerik pazarlamanın nihai amacı, satışlarınızı artırmak ve büyümektir. Bunu da ancak müşterilerin ilgisini çekerek yapabilirsiniz.

Sosyal medya, internet, ücretsiz grafik tasarım araçları, kişiye özel matbaaların bulunduğu günümüzde müşterilerin dikkatini çekmek için sayısız strateji geliştirebilirsiniz.

Örneğin aşağıda bazı içerik pazarlama formatlarını sıraladık.

  • “Nasıl Yapılır” videoları
  • E-kitap
  • Vlog
  • Blog yazısı
  • Slayt
  • Anket
  • Rehber
  • Webinar
  • Podcast
  • Quiz
  • Liste içerik
  • Röportaj
  • Sıkça sorulan sorular (SSS ya da FAQ)
  • Online oyun
  • Şirket bülteni
  • Meme (komik görsel)
  • İnfografik
  • Soru ve Cevap
  • Ürün incelemesi
  • Kitap özeti
  • Fotoğraf kolajı
  • Araştırma yazısı
  • Vaka analizi
  • İstatistik veri
  • Mobil uygulama
  • Alıntı
  • Beyaz bülten
  • Taslak metin
  • Düşünce yazısı

Bunlar sadece bir çırpıda akla gelenler. Daha pek çok farklı yöntem bulunabilir. İçerik pazarlamada tek bir hedef olsa bile bu hedefe giden birçok yol bulunur.

Bu yöntemleri ele almadan önce biraz içerik pazarlamanın tarihine bakalım. İlk örnekleri nasıldı? İlk kimler kullandı? Bugün neden bu kadar popüler oldu? Gelin bu sorulara cevap vermeye çalışalım.

 

4. İçerik Pazarlama Tarihi

1732 yılında Benjamin Franklin, “Poor Richard’ın Almanağı” adında bir kitabın ilk baskısını yaptı. Neden?

Yazmayı ve kendini ifade etmeyi sevdiği için mi yaptı?

Evet, ama tek faktör bu değildi.

Çünkü kendi matbaasının reklamını yapmak istedi. Matbaa reklamı içinse en iyi yöntemin bir almanak hazırlamak olduğunu fark etti. İnsanlara kitap bastırmaları konusunda fikir ve cesaret vermek istedi.

İçerik Pazarlama Enstitüsü’ne göre bu, içerik pazarlamanın ilk örneği.

300 yıl önceki bu hadisenin içerik pazarlamanın ilk örneği olabileceği fikri aklınıza yatmamış olabilir, çünkü içerik pazarlama modern bir olgu olarak düşünülüyor. Fakat isimlendirme yeni olsa bile uygulama hiç de yeni değil.

Tarih boyunca şirketler ve kişiler, ücretsiz içerik üreterek insanların ilgisini çekmeye çalıştı.

Örneğin traktör şirketi John Deere, Franklin’in yaptığına benzer bir şeyi 1895 yılında yaptı ve  “Furrow” (Saban) adında çiftçilere yönelik bir dergi hazırladı.

Derginin üzerinde de “John Deere tarafından ücretsiz olarak hazırlanmıştır” ifadesi yer alıyor.

Şimdi bunun sırf şirketin iyilik yapmak istediği için basıldığını düşünebilirsiniz.

Ancak John Deere bunu içerik pazarlamanın özünü kavrayarak yaptı: Ne ekersen onu biçersin.

Hedef müşteri kitlesi için ücretsiz ve faydalı içerik üreterek insanlarla etkileşime girer, onlara mesajınızı iletirsiniz; sonunda da bu kişiler sizden alışveriş yapabilirler.

İçerik pazarlama için yöntemler yıllar içinde değişim gösterse de iyi bir içerik için gereken temel kurallar hala aynı:

  • İnsanların yarasını/problemini bul.
  • Yarayı kaşı.
  • Problemi çöz.

Blender üreticisi Blendtec’in iPhone parçalamaya çalıştığı videoyu bilirsiniz. Şirket burada direkt olarak ürününü satmaya çalışmıyor. Bunun yerine ürüne ilgi çekmeye çalışıyor. Çünkü bugün dikkat çekmek demek para kazanmak demek.

En çok parayı ise doğru kişilerin dikkatini çekmek kazandırıyor. Bu gerçeği atlamamak önemli.

İçerik pazarlama genelde doğru kişilerin dikkatini sunulan ürün-hizmete çekmek ve bu kişileri satın almaya teşvik etmek bakımından iyi bir stratejidir.

 

5. Neden İçerik Pazarlama Kullanılmalı?

İçerik pazarlamanın popüler olduğunu gördük, pek çok şirket bugün bu pazarlama yöntemini kullanıyor. Bu yöntem asırlardır kullanılıyor.

Peki sizin işiniz, şirketiniz için içerik pazarlama uygun bir yöntem mi?

İçerik pazarlama senelerce pek çok şirkete fayda sağladı diye sizin şirketinize fayda sağlayacak diye bir şey yok.

Bunu öğrenmek için bazı verilere bakmamız gerekiyor.

Direkt müşteriyle muhatap olan şirketler için şöyle bir durum söz konusu.

Şimdi kendinize şu soruyu sormanız gerek.

Neden insanlar daha etkileyici içerik üretmek istiyorlar? İnsanlar bir içeriğin daha etkileyici olduğunu neden anlamak istiyorlar?

Muhtemeldir ki bu şirketler mevcut içerik pazarlama eforlarından pek de memnun değiller. İyi iş çıkardıklarını ancak daha da iyisinin yapılabileceğini düşünüyorlar.

Şirketler arası faaliyet gösteren (B2B) şirketlerin içerik pazarlamacılarının %60’ı etkileyici içerik yaratmakta ve bu içeriğin etkilerini ölçmekte zorluk yaşıyorlar gibi görünüyor.

Şirketler arası faaliyet gösteren (Business to business) markaların içerik pazarlamasından sorumlu kişilerin yaşadıkları zorluklara baktığımızda şöyle bir manzara görüyoruz.

Bu içerik pazarlamanın sizin şirketinize uygun olmadığı anlamına gelmez.

Esasında içerik pazarlama dünyasının bugün çok rekabet bulunan bir ortam olduğunu gösterir.

Şirketler arası faaliyet gösteren firmaların %70’i 2019 yılında, 2018 yılına göre daha fazla içerik pazarlama yapmayı düşünüyor.

Yani insanlar her yıl daha çok içerik üretmeyi düşünüyor çünkü şahane ya da berbat videolar, infografikler, yazılar internet ortamını her geçen dün daha da dolduruyor.

Siz bu kalabalığı ve yoğunluğu içerik üretmemek için bahane olarak görebilirsiniz. Ya da içerik pazarlamanın verilen emeğe ve çabaya değdiğini de düşünebilirsiniz. Yahut kalabalık içinde daha ön plana çıkmak için içerik üretmeye daha çok enerji ayırmayı düşünebilirsiniz.

Cevap size kalmış.

Ancak şunu unutmayın. Birçok şirket içerik yaratma konusunda problem yaşasa da pek çok şirket de içerik pazarlamanın önemini kavramış durumda.

Bu şirketlerin memnuniyetsiz olmaları içerik pazarlamanın başarısız olduğu anlamına gelmez illa. Bu şirketlerin başarı kriterleri son derece yüksek de olabilir.

Paralı reklam (ki içerik pazarlamanın tam tersidir aslında) pazarlama dünyasında en çok abartılan yöntemlerden biridir. Buna karşın blog, SEO, sosyal medya henüz sanıldığı kadar doygunluğa ulaşmış değildir.

En fazla abartılan pazarlama taktiklerine baktığımızda şöyle bir manzara görürüz.

Buna karşın SEO ve blog yazılarının pazarlamacılar için en önemli içerik pazarlama yöntemleri olduğunu gözden kaçırmamak gerek.

Evet, içerik pazarlama bugün son derece yoğun bir rekabete sahne oluyor. Google’a bir şey yazdığınızda karşınıza milyonlarca sonuç geliyor.

Buna karşın insanlar genelde ilk 10 sonuca yöneliyor.

Yine de ister traktör firması olun, ister kahveci olun, ister blender üreticisi olun; yatırımınızın karşılığını alabileceğiniz bir içerik pazarlama stratejisi daima mevcuttur.

Peki bu kadar yoğun bir ortamda nasıl ön plana çıkabilirsiniz?

 

6. Müşteri Deneyimine Yönelik İçerik Belirleme

İçerik haritalama (content mapping) ifadesi müşterilerin deneyimlerini ve davranışlarını iyi analiz ederek onların bir ürünü satın alma aşamasında doğru ve uygun içeriklerle karşılaşmasını sağlamak anlamına gelir.

Sizin de bildiğiniz gibi bir insan bir ürünü ilk kez gördüğünde direkt satın almaya pek de eğilimli değildir.

Bir insan önce web sitenizi keşfeder, ürünü görür, ürünü araştırır, birkaç ay düşünür, sonra bu ürünün reklamını bir yerde tekrar görür ve gelip alışveriş yapar.

İnsanlar bir şey almadan önce epeyce düşünür yani.

İçerik pazarlamasında satış hunisi şöyle bir görünüme sahiptir.

Mutlaka okuyun: Satış Hunisi Nedir? Satışlarınızı Nasıl Artırabilir?

Bu şu anlama geliyor: İçerik pazarlama marka bilinirliğini, etkileşimi ve kulaktan kulağa yayılmayı artırır.

Ancak satış, gelir, yatırımın geri dönüşü bakımından ölçüm yapmak kolay değildir.

Anlamlı bir kazanç elde etmek için içerik pazarlamanın etkili olmadığını söylemek istemiyoruz kesinlikle. Sadece içerik pazarlama stratejisinin etkililiğini ölçümlemenin zor olduğunu vurguluyoruz.

İnsanlar içeriğinizi görüyor ve sonrasında kim olduğunuzu öğreniyor. Ancak eğer e-mail listenize kaydolmazlarsa siz bu kişilerin kim olduğunu bilemezsiniz.

Bu da kaç kişinini ürününüzü gördükleri içerik yüzünden  satın aldıklarını takip etmenizi zorlaştırır. İçerik pazarlamanın etkililiğini ölçmek bu bakımdan biraz muğlak bir durumdur.

İdeal bir senaryoda içerik pazarlama insanlarda şu şekilde işlemelidir.

Ancak siz de biliyorsunuz, ideal bir senaryo asla gerçekleşmez. İllaki pürüzler vardır.

Bu kişilerin gördükleri reklam yüzünden mi yoksa bir arkadaş tavsiyesiyle sizden alışveriş yaptıklarını söylemek zordur.

Elbette bu konuda yapılabilecek şeyler vardır. Muğlak durum müşterileri tanımaya çalışmak için bir bahane olarak kullanılamaz.

Dahası, müşterileri daha iyi tanıdıkça içerik pazarlama stratejisi daha iyi bir hal alır.

Böyle yaptığınız zaman spesifik olmaya özen gösterin. Tüm müşteri kitlesini tek bir amacı, ihtiyacı, arzusu olan bir insan gibi düşünmek istersiniz.

Ancak böyle olduğunda içerik pazarlamanız sizin ürünlerinize-hizmetlerinize ilgi duyan kişilere hitap etmeye başlar.

Böyle yapamazsanız ideal müşterinizi tanımadan pazarlama yapmaya çabalarsınız.

Müşterileri ne kadar iyi tanırsanız, onların web sitenize girişten satın alma butonuna basma anına kadar deneyimlerini daha iyi hale getirebilirsiniz.

Bu da satışlarınıza olumlu etki yapar.

Müşterilerin %55’i daha iyi bir deneyim için daha fazla ödeme yapmaya razıdır. Şirketlerin %86’sı da daha iyi bir satın alma deneyimi için daha fazla ödeme yapmaya hazırdır. İnsanların %89’u kötü ve zayıf bir deneyim nedeniyle alışveriş yaptıkları bir siteden bir daha alışveriş yapmayı kesmiş durumdadır. Bu istatistikler oldukça ufuk açıcı…

Yani insanlara satın alma sürecinde yardımcı olur, onlarla saygılı bir iletişim kurar ve sorularını anında cevaplarsanız size karşı sempati beslemeye başlarlar.

Sizi seven bir kişi de arkadaşlarına sizi tavsiye eder.

Buradaki esas mesele, müşteri nezdinde etkileyici bir izlenim yaratmaktır. İçerik pazarlama çabalarınız da insanlara bu izlenimi verebilir. İnsanların nasıl alışveriş yaptıklarını anlayarak bu alışverişin her adımına uygun içerik yaratmak sizin başlıca göreviniz olmalıdır.

Bunun için 3 temel adım var:

  • Farkındalık
  • Değerlendirme
  • Karar

Bu üç adım da farklı içerik pazarlama yöntemleri gerektirir. 3 yöntemi de detaylı olarak inceleyelim.

 

7. Farkındalık Aşaması İçerikleri

Bir müşterinin alışveriş deneyiminin ilk adımı farkındalık, bir ürünü ya da markayı fark etmektir.

Bu kişi henüz satın almaya, web sitenize ve e-mail listenize kaydolmaya hazır değildir. Sadece yarattığınız içerik nedeniyle sizi tanımıştır.

Bu tanışma ya da müşterinini markanızı tanıması sizin için neden önemlidir?

Doğal olarak bir kişi sizi tanımazsa sizden alışveriş yapma ihtimali zayıftır.

Önce işinizi, markanızı, şirketinizi, ürünlerinizi tanımak gerekir yani. Bunun için de içerik pazarlama sizin en iyi dostunuzdur.

Örneğin Google’da “iyi bir blog yazısı nasıl yazılır” diye yazdığınızda karşınıza şu çıkar.

Siz olsanız hangi sonuca tıklarsınız?

Tabii ki ilk sonuç daima daha caziptir. Bu da içerik pazarlama ve SEO’nun marka bilinirliğini nasıl artırdığına iyi bir örnektir.

İnsanların Google sonuçlarında reklamlı içerikler yerine organik içeriklere yöneldiğini anlatmaya gerek yok.

Bu örnekte ilk sonuca tıkladığınızda şöyle bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.

Her şey gayet başarılı bir şekilde kaleme alınmış. Yazının okunurluğu, tasarımı vs. son derece şık. İşte bu detaylar siteye giren kişiyi etkiler.

Siz de aynı şeyi yapmalısınız.

Google’da ilk sırada çıkmanıza rağmen sitenize giren kişilerin birkaç saniye içinde siteden ayrılmasını istemezsiniz.

Bunun için blog yazılarınıza son derece özenmeli ve iyi içerikler üretmelisiniz.

Peki iyi bir içerik nasıl olmalıdır?

Marka bilinirliği bakımından istatistiki verilere büyük önem verin. Ziyaretçi sayısı, sayfa görüntülenme sayısı, en iyi performans gösteren sayfalar, sitede geçirilen zaman, bir ziyaretçinin ortalama kaç  yazıya tıkladığı gibi veriler size bu konuda çok iyi fikir verebilir.

Bu ölçüm, sitenizde en çok ilgi gören sayfalara daha çok özen göstermeniz bakımından rehberlik eder.

Örneğin en çok ilgi gören sayfaları inceleyip bu sayfaların iyi yönlerini diğer yazılara da uygulayabilirsiniz. En az ilgi gören sayfalardaki hataları da bu şekilde tespit edebilirsiniz.

Neyin başarılı neyin başarısız olduğunu gördüğünüz zaman içeriklerinizi de marka bilinirliğini artırmaya yönelik optimize edebilirsiniz.

Bunun için SEO şahane bir yoldur.

İçerik pazarlama bir buzdağı ise SEO da bu buzdağının küçük bir parçasıdır tabii.

Sosyal medya içeriği de marka bilinirliğini, farkındalığını artırmak için yine diğer bir başarılı yoldur. Zira insanlar sanki bir dine inanır gibi sosyal medya platformlarını ziyaret etmektedir.

İnstagram hesabını her gün, her saat kontrol eden biri için içeriklerinizi Instagram’da görmek sizi tabiri caizse uçurur. Özellikle haftada 3-4 gönderi paylaşıyorsanız bu daha da geçerli olur.

Örneğin Dove, marka bilinirliğin artırmak ve insanlarla etkileşime girmek için Facebook’tan çok iyi yararlanıyor.

İnsanların sosyal medyaya sizin içeriklerinizi görmek ve sizden alışveriş yapmak için girmediklerini aklınızdan çıkarmayın. (Pinterest bu konuda bir istisna.)

Bu da şu anlama geliyor: Salt satış odaklı olmayın.

İdeal olarak markanızın mesajını iletin ve marka kimliğini fazla satış merkezli olmadan güçlendirin.

İnsanların çoğu sosyal medyaya eğlenmek için giriyor.

Bu eğlenceyi sunarsanız insanlar sizi fark eder ve gelecekte sizden alışveriş yapmaya daha hazır olur.

Oreo da sosyal medyanın gücünden iyi bir şekilde yararlanıyor. Oreo büyük bir marka olduğu için içeriklerinde satış vurgusunu yapmak onun için bir sorun teşkil etmiyor tabii.

Diğer bir ifadeyle, marka imajınız güçlüyse ve insanlar sizi tanıyorsa ürünlerinizi tanıtmanız onlar için sorun olmaz.

Ancak ilk bakışta müşterilerinizi önemsediğinizi hissetirmeniz şart.

Onları önemsediğinizi, onlara değer verdiğinizi hissettiklerinde sizin sözlerinize daha iyi kulak kesilirler.

Bu nedenle önce marka imajına daha sonra da satışa odaklanmalısınız.

“Sadık bir takipçi kitlesi kazanmak için tüm bu risklere değer mi?” diye düşünebilirsiniz.

Soruyu yanıtlamak için şirketler arasında faaliyet gösteren firmalar arasındaki en popüler içerik pazarlama yönteminin sosyal medya olduğuna dikkat edin.

Çünkü sosyal medya inanılmaz derecede güçlü.

Tüm pazarlamacılar bu gerçeği iyi bilir.

Eğer şirketiniz için marka farkındalığı oluşturmak istiyorsanız SEO ve sosyal medyaya büyük ağırlık vermek durumundasınız.

İnsanlar sizi görür, size güvenirlerse sizden alışveriş yaparlar. Kural budur aslında.

 

8. Değerlendirme Aşaması İçerikleri

İnsanlar markanızı öğrendikten sonra sizden alışveriş yapmaya daha hazır hale gelebilirler.

İçerik pazarlama insanları markanız hakkında bilgilendirme konusunda önemli bir işlev görse de insanları öncelikle bir düşünme ve değerlendirme aşamasına sokar. Bu aşamaya giren bir kişi de alışveriş yapmaya daha hazır olur.

Ancak değerlendirme-düşünme aşamasında sürekli aynı taktikleri uygulamamalısınız.

E-mail listesine kaydolma sayısı, geri dönen ziyaretçi sayısı, dosyaların indirilme oranı, form doldurma sayısı gibi şeylere ayrı dikkat edin.

Burada özetle müşteri adaylarının ilgisini sağlamlaştırmaya çalışırsınız.

Bunu yapmak için öncelikler ürünlerinize ilgi gösteren kişilerin dikkatini içerik üreterek çekmeye çalışmalısınız.

E-kitap gibi bir içerik müşterinin güvenini kazanmak bakımında düşünme-değerlendirme aşamasında çok işe yarar.

Peki e-kitap neden etkilidir?

Çünkü insanların sizden bir şey satın almaları için önce size güvenmeleri gerekir. Bu güveni sağlamak için sizin belli konulardaki görüşlerinizi, marka kimliğinizi, markanızın değerlerini öğrenmeleri gerekir.

Ancak bundan sonra size güvenip güvenemeyeceklerine karar verebilirler.

E-kitap insanlara önemli bir fayda sağlar. Bu metni okuyarak hem yeni şeyler öğrenirler hem de sizin üslubunuzu, değerlerinizi daha iyi idrak ederler.

Eğer e-kitaptaki bilgiler iyi bir araştırma sonucu ortaya konmuşsa insanlar size güvenebileceklerini hissederler. Eğer e-kitap çok baştan savma yazılmışsa sizle iş yapmanın doğru olmayacağını anlarlar.

Haber bülteni de bir müşteri adayının değerlendirme sürecinde güvenini kazanmak açısından oldukça önemlidir.

Düzenli olarak gönderilen haber bültenleri müşteri adayıyla süreğen bir diyalog ortamı sağlar.

Bu kişiler sizden alışveriş yapmaya hazır olmasalar bile e-mail listenize kaydolduklarında sizi potansiyel bir alışveriş mecrası olarak gördüklerini göstermiş olurlar.

Eğer bu kişilerle değerlendirme aşamasında iletişim halinde olursanız satın alma sürecini de hızlandırmış olursunuz. Haber bülteni bu bakımdan çok iyi bir alternatiftir.

Girişimciler ve iş insanları haber bültenini müşterileriyle ve müşteri adaylarıyla iletişim halinde kalmak için kullanır. Bu sayede kişi alışveriş yapmaya hazır olduğunda aklında yer eden bir şirketi tercih eder.

Elbette SEO da düşünme-değerlendirme aşamasında şahane bir iş çıkarabilir. Ancak farklı bir SEO’dan bahsediyoruz.

Uzun kuyruklu anahtar kelimeler (long-tail keywords) kısa anahtar kelimelere göre değerlendirme aşamasında daha etkilidir.

Yani spor ayakkabıya ihtiyacınız olduğunda Google’a “adidas” değil, “adidas superstar 2019 satın al” yazarsınız.

Uzun anahtar kelimelerde rekabet daha düşük olduğu için Google’da daha üst sıralarda çıkma ihtimaliniz de daha yüksek olur bu sayede.

Özetle değerlendirme aşamasında uzun anahtar kelimeler, e-kitap ve haber bülteni etkili 3 yöntemdir.

Bu yöntemlerle insanlara düşünme aşamasında rehberlik eder, yol gösterirsiniz.

Sonuç olarak müşteri adaylarının güvenini kazanmak için üreteceğiniz içeriklerde satış vurgusunu fazla vurgulamamaya, bunun yerine yol göstermeye çalışın. En azından insanların karar verme aşamasına gelene kadarki süreçte böyle bir yol izlemeye özen gösterin.

 

9. Karar Aşaması İçerikleri

En çok seveceğiniz aşama bu olsa gerek. Zira bu aşamada müşteri cüzdanından kredi kartını çıkarır ve ödemeyi gerçekleştirir.

Size güvenen, ürünlerinizi tanıyan, markanızın değerlerini bilen kişilere yönelik tabiri caizse artık “ya hep ya hiç” yöntemini uygulayabilirsiniz çünkü bu kişi ya satın alma yapar ya da bu müşteriyi bilinmeyen bir zamana kadar kaybedersiniz.

Burada içerik pazarlama bakımından satın alma optimizasyonu gerekir. Yani daha uzun anahtar kelimeleri hedeflemelisiniz. Bu şekilde müşteri daha sizden alışveriş yapmaya daha çok ilgi gösterir.

Eğer uzun anahtar kelimeler markanızın adını da içeriyorsa müşteri adayları sizde spesifik bir ürün satın almak istiyor demektir.

Şu anahtar kelimeye bir bakın: e-ticaret sitesi kurmak

İlk sonuç Ideasoft’tan…

Ideasoft ise amatörlere ve profesyonellere yönelik e-ticaret mağazası kurma platformudur.

Bu noktada Ideasoft’un bu arama için başarılı bir sıralamaya sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bu anahtar kelimeyi arayan kişiler bir sonraki adımı atıp satın alma yapmaya daha hazırdır.

Ideasoft’un yapması gereken siteye giren kişiye en iyi çözüm önerilerini sunup bu kişiyi ikna etmektir.

İlk linke tıkladığınızda Ideasoft’un “e-ticaret mağazası açmanın faydaları” bazlı bir içeriği çıkıyor karşımıza.

15 günlük ücretsiz deneme imkanı ise müşteri adayını tavlamak için şahane bir opsiyon.

Bu tür bir eyleme çağrı içeriği her zaman işe yarar mı?

Her zaman işe yaramasını garanti edemeyiz.

Ancak bu içerikte insanları fark etme ve değerlendirme aşamasından satın alma aşamasına geçirmeye yönelik bir hamleden bahsedebiliriz. Burada müşterinin spesifik bir arama yapmasından ötürü eyleme çağrı metni ve kullanılan üslup gayet yerli yerinde.

Siz de blogunuzda uzun anahtar kelimeler kullanarak içeriğinizde insanları bir şeyler yapmaya, ürünü satın almaya ya da denemeye davet edebilirsiniz.

Unutmayın: Bu kişiler satın almaya  hazır ve razı kişilerdir. Sadece ufak bir dokunuş gerekir. Bunun için indirim, ücretsiz deneme, özel fırsat gibi şeyler kullanabilirsiniz.

 

10. Sosyal Medya

Bu noktaya kadar içerik pazarlamayı güçlü kılan unsurları anlattık. Müşterinin dikkatini çektiğiniz andan satışa kadar süreci inceledik. Şimdi farklı içerik pazarlama tiplerinden bazılarını ele alalım.

Sosyal medya içerik pazarlama söz konusu olunca en etkili yöntem diyebiliriz rahatlıkla.

Hedeflediğiniz pazara ve inanılmaz sayıda kişiye ücretsiz bir şekilde erişebiliyorsunuz sosyal medya ile.

Eğer reklam vermek isterseniz reklamın nerelerde görünmek istediğini belirleyebiliyorsunuz.

Sosyal medya reklamı trenine atlamak isterseniz yanınızda sizin gibi birçok yolcu olduğunu göreceksiniz. Pazarlamacılar sosyal medyanın gücünü fark ettiğinden beri sosyal medyayı çok etkili bir şekilde kullanıyorlar.

Örneğin “Innocent Drinks” adlı marka sosyal medyadan çok iyi bir şekilde istifade eden şirketlerden biri. Marka imajını “komik ve eğlenceli bir şirket” olarak sunmak için sosyal medyayı çok iyi kullanıyor Innocent Drinks pazarlamacıları.

Diğer bir ifadeyle insanlara bir şey satmadan önce onları eğlendirmek, güldürmek istiyorlar.

Peki bu gerçekten işe yarıyor mu?

Evet.

İnsanlar kendilerinden bir şey buldukları markalardan daha çok alışveriş yaparlar. Kendilerini güldüren, ağlatan, paylaşma ihtiyacı duydukları içerikler üreten şirketlerle duygusal bağ kurarlar.

Elbette Innocent Drinks  kendi imajını çocuksu ve ergensi bir tarafa doğru bilinçli bir şekilde çekiyor.

Meyve suyu satan bu şirketin insanları güldürmekten başka yapabileceği bir şey yok. Sizin böyle bir lüksünüz olmayabilir tabii.

Belki çok ciddi ürün satıyorsunuz, söz gelimi dizel otomobillere motor kapağı üreten bir firmasınız. Buna rağmen yine de sosyal medyada insanları eğlendiren ve marka imajınızı güçlendiren içerikler üretebilirsiniz.

Ofis malzemeleri satan Staples’ın Facebook gönderileri bu konuda size örnek olabilir.

Bu gönderilerin amacı ne sizce?

Sosyal medya markaların tanıtımı bakımından şahane bir platformdur çünkü aslında kişiler arasında ilişki kurar.

Siz de bu şekilde organik bir takipçi kitlesi, trafik ve satış elde edebilirsiniz.

Kendi takipçi kitlenizi elde ettikten sonra bu kişilere yönelik pazarlama yapmak hem daha kolay hem de daha ekonomik bir hale gelir.

Ancak şunu unutmayın: Bu kişiler sizi içerikleriniz için sevmeli, sadece ürünleriniz için değil.

Bu kişilere biraz eğlendirir ve duygulandırırsanız size karşı kendilerini borçlu hissederler ve sizden alışveriş yapmaya daha meyilli olurlar.

 

11. Canlı Video

Takipçilerinizle neden Instagram Canlı Yayın, Skype ya da Google Hangouts üzerinden canlı olarak görüşemeyesiniz?

Akıllı telefonlar, Facebook, Periscope ve Instagram size canlı yayın yapma imkanı tanıyor artık.

Video bazlı içerik pazarlamanın ne kadar etkili olduğundan bahsetmeye gerek bile yok. İnsanlar video izlemeye bayılır ve video içeriklerle daha çok etkileşime girer.

Ayrıca görsel bir içerik olduğu için ekstra bir şeffaflık katar.

Yapılan araştırmalara göre insanların %80’i son bir ay içinde gördükleri reklam filmlerinden en az bir tanesini çok iyi hatırlıyor.

Yani insanlar reklam izlemeyi seviyor, pazarlamacılar video üretmeyi daha da çok seviyor.

Pazarlamacıların %52’si video içeriğin yatırım getirisi bakımından en iyi içerik türü olduğunu ifade ediyor.

Ancak videodan daha güçlü bir şey varsa o da canlı video, yani canlı yayındır.

Bir canlı videoyu izleme süresi, Youtube’daki bir videoyu izleme süresinden 3 kat fazladır.

Canlı videonun özelliği kurguya yer vermemesidir. Yani izleyenlerin karşısına olduğunuz gibi çıkarsınız. İnsanlar da bu doğallığı çok sever.

Eğer takipçilerinizle sağlam bir ilişki kurmak istiyorsanız haftalık canlı yayınlar yapmaya çalışın.

Her hafta aynı saatte yapın ki insanlar bu zamanı beklesin, beklenti içine girsinler.

 

12. Paralı Reklam

Grand Cardona’nin sertifika ve kurs programını nasıl pazarladığına bakalım.

Burada geleneksel pazarlama ile yeni pazarlamanın birlikteliğini görüyoruz.

İnsanları web sitenize çekmek için şahane bir yol bu.

Neden böyle bir şey yapmak gerektiğini merak ediyor olabilirsiniz. Özellikle de ücretsiz içerik üretiyorsanız…

Neden insanları web sitenize çekmek için paralı reklam veresiniz? Üstelik bu kişilerin sizin ürünlerinizi ve hizmetlerinizi satın almaları garanti değil.

Cevap oldukça basit.

Eğer küçük bir kitleniz varsa ve yeni bir şirketseniz büyümek ve daha çok takipçi edinmek için sağlam içeriklerinizden birine yönelik paralı reklam vermelisiniz.

Eğer takipçi kitlenizin organik olarak büyümesini bekleyemiyorsanız, paralı reklam yoluna başvurabilirsiniz.

Shopify mesela…

Elbette sırf Facebook ya da Instagram üzerinden paralı reklam vermek zorunda değilsiniz. Google Adwords ile de aynısını yapabilirsiniz.

Aşağıdaki örnekte reklamın direkt sitenin ana sayfasına değil de spesifik bir içeriğe yönlendirme yaptığına dikkat edin.

Ya da aşağıdaki örnekte olduğu gibi insanları direkt ana sayfanıza yönlendirebilirsiniz.

Bu Instagram reklamı da benzer bir şey yapıyor.

Nasıl bir yaklaşım benimserseniz benimseyin, hepsinin özünde içerik üretimi vardır.

Reklam da bir tür içeriktir neticede.

Paralı reklamlar da sitenize olan trafiği ve satışları artırmak için özellikle ilk günlerinizde iyi bir yöntemdir.

İlk günler oldukça zordur ancak paralı reklamlarla ihtiyaç duyduğunuz desteği ve ivmeyi alabilirsiniz.

 

13. Bazı İpuçları

Çevrim içi ve çevrim dışı içerik pazarlama stratejilerine geçmeden önce bazı ipuçları vermekte fayda var.

İçerik pazarlamanın ne olduğunu, neden faydalı olduğunu bilmek başka; içerik pazarlamayı doğru bir şekilde uygulamak başka bir şey.

Bu nedenle ilk olarak istatistiklere azami derecede dikkat etmeniz gerekiyor. Eğer içeriğinizin nasıl bir performans gösterdiğini bilmiyorsanız doğru yöntemleri tekrar uygulamanız ve sorunları ortadan kaldırmanız pek mümkün olmaz.

Google Analytics bu konuda gereken tüm bilgileri size sunar.

İkinci olarak sürekli A/B testi uygulamalısınız.

A/B testi, esasında sadece tek bir özelliği farklı olan aynı 2 içeriği kıyaslamaktır. Belki başlık farklıdır, belki font rengi farklıdır, belki üslup farklıdır.

Bu sayede A’nın mı B’nin mi daha iyi sonuç verdiğini görerek en iyi sonuç veren yöntemi diğer içeriklerinizde de uygulayabilirsiniz.

Diğer bir ipucu ise içerik programınızı sürekli organize bir biçimde tutmaktır. Yani içeriklerinizi düzenli bir biçimde girmelisiniz. Belli bir içerik takviminiz olmalıdır. CoSchedule gibi araçlar bu konuda size fayda sağlayabilir.

Organize bir takvim, faydalı istatistiki veriler ve A/B testleriyle içerik pazarlama çabalarınızın daha başarılı olmasını sağlayabilirsiniz.

Bu size hem maddi hem de zamansal açıdan fayda sağlar.

 

14. Çevrim Dışı (Offline) İçerik Pazarlama

Size içerik pazarlama tarihinden 3 farklı örnek verelim, sonra da bunları bugünkü muadillerine bakalım.

Örnek 1: Çizgi romanlar ve bloglar

Stan Lee ve ekibi 1960’larda Marvel’i kurdular. Zengin bir görsellikle şahane hikayeler anlattılar.

İlk çizgi romanları her ay milyonlarca sattı.

Marvel bugün bile çizgi roman alanında bir numara. Pazarın 3’te 1’ini elinde tutuyor ve astronomik sayılarda çizgi roman satıyor.

2016 yılında bir milyar dolarlık bir sektör haline gelen çizgi roman yayıncılığı yine de bu çizgi romanlardaki karakterlerle alakalı yan ürünlerin satışının yanında sönük kalıyor.

2016 yılında DC Comics ürünlerine sırf 4.5 milyar dolar harcandı. Üstelik DC Comics, Marvel kadar büyük bir şirket de değil!

Bardak, tişört, oyuncak satarak 4.5 milyar dolar kazanıldı!

Bu rakama filmlerden alınan telif hakları, tema parklara giriş ücretleri filan da dahil değil! İnanılmaz!

Bu şu anlama geliyor:

İyi bir hikaye = Çok para

İyi bir hikaye + iyi ürünler = Çoooooook para

DC Comic örneğinde hikayeler çok iyi olduğu için satılan tişört, bardak vs gibi yan ürünler de hedef kitle tarafından büyük ilgi gördü.

Bugün bile hikaye üründen daha önce gelmelidir.

Ürün satmaya yönelik iyi bir hikaye anlatmak için de günümüzde en kolay yol blog yazmaktır…

Bugün bir çizgi roman yaratmak için artist olmanız, ressam olmanız, matbaacı olmanız gerekmiyor.

Eğer iyi bir hikaye anlatıcısı iseniz, Upwork, BiOnluk gibi platformlardan sanatçılarla iletişime geçip yüksek kaliteli çizgi romanlar ve içerikler üretebilirsiniz.

Her gün tek bir karikatür yayınlamanız yeterli üstelik.

Ancak şunu aklınızdan çıkarmayın: Hedef kitleniz için anlamlı ve değerli olmalı içeriğiniz.

Excedrin gibi bir ağrı kesici şirketi doğru bir içerik pazarlama stratejisi yürüttüğü için çok başarılı.

Migren blogunda Excedrin migren sorunu olanlara faydalı öneriler sunuyor, problemi takip edebilmeleri için ücretsiz bir yazılım veriyor ve sadık müşterilerine indirimler sunuyor. Bu tür bir pazarlama stratejisi hem büyük markalar için hem de bireyler için büyük bir takipçi kitlesi kazandırmaya muktedirdir.

James Altucher mesela… 5 yıl boyunca düzenli olarak blog yazarak binlerce sosyal medya paylaşımı aldı.

Zamanla devasa bir takipçi kitlesi oldu. Sırf e-mail listesinde 200.000 kişi var. Bu kişilere yönelik e-kitap hazırlayıp satıyor.

Blog açmanın maliyeti neredeyse sıfır bugün. Bu nedenle hikayelerinizin ne durumda olduğunu görmek bakımından blog açmayı deneyebilirsiniz. Blogu da her zaman takipçilerinize faydalı bilgiler vermek için bir mecra olarak kullanabilirsiniz.

Bitmedi… Tüm bunları herhangi bir şey satmadan önce de yapabilirsiniz. Sadık bir takipçi kitlesi elde ettikten sonra bu kişileri müşteriniz haline getirebilirsiniz.

 

Örnek 2: Pembe Diziler ve Netflix

Pembe dizilere İngilizcede “soap opera” deniyor. Sabun operası anlamına gelen bu ifadenin neden böyle adlandırıldığını hiç merak ettiniz mi?

İlk pembe dizi (soap opera) 1930’larda haftanın 5 günü radyodan yayınlandı.

Hedef kitle ise ev hanımlarıydı.

Her bölümün sonunda dinleyenleri askıda ve merakta bırakarak biten bu diziler tıpkı klasik operalarda olduğu gibi dramatik unsurlara sıkça yer veriyordu.

Bu dizileri dinlerken kadınlar bir yandan da sabunla süpürgeyle ev temizliği yapıyordu.

Bu dizilere verilen ilk reklamın da bir sabun şirketine ait olduğunu duymak size şaşırtıcı gelmese gerek.

Bugünse bu tür bağımlılık yapan dizilerin yerine Netflix aldı.

100 milyondan fazla abonesiyle 2017 yılında sırf 11 milyar dolar kazanç elde etti Netflix. Bugün Netflix kendi dizilerini ve filmlerini yapıyor. Öyleki Netflix’in ilk Türk yapımı olan “Muhafız” 2019’un başında yayınlanmaya başladı.

Yani farklı şirketlerden dizi ve film almak yerine Netflix kendi dizilerini, filmlerini yapmaya başladı. Böylece marka farkındalığını daha da artırmayı başardı, başarıyor.

Daredevil’in tün finansmanı ve yapımı Netflix’e ait bugün. Daredevil de bir Marvel klasiği.

Marvel üzerinden verdiğimiz tüm örneklerin nasıl bir seyir aldığını siz de fark ettiniz mi?

 

Örnek 3: Viral reklam

Hasbro çizgi roman serisi G.I.Joe ile alakalı oyuncak ürettiğinde  bir sorunla karşılaştı.

Şirket oyuncakları ve çizgi romanı tanıtmak için televizyona reklam vermek istedi. Fakat televizyon yayınlarına yönelik kanunda oyuncak reklamlarının en fazla 10 saniye animasyona yer verebileceği yazıyordu. Çocuklar oyuncakların “farklı şeyler yapabileceği” düşüncesine kapılmasın diye konulmuş bir kanundu bu.

Bu sorunu aşmak için Hasbro ürün yerine hikayeye odaklanmak istedi. Oyuncaklar yerine sadece çizgi romanın reklamını yaptı. 30 saniyelik bir çizgi roman reklamıyla şirket epey bir tanıtım yapmayı başardı.

O zamanlarda televizyon reklamları işe yarıyorken bugün dikkat eşiğimiz çok düştü. Bugün televizyon reklamlarının bizi yakalaması pek zor hale geldi.

Artık Super Bowl aralarında gösterilen viral reklamlar bizi daha çok heyecanlandırıyor.

2017 Super Bowl maçında Kia’nın verdiği reklama bakalım:

Reklam hem milyonlarca insanın dikkatini çekti hem de Youtube’da viral olmayı başardı. Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşıldı.

Üstelik bunun en güzel yanı böylesine viral reklamların devamlı canlılığını korumasıdır. Bir kez yayınlanmasına rağmen viral olduğu için bu reklam daha senelerce insanların ilgisini çekmeye devam edecek.

Müşteriler ve izleyenler keyifli bir içerik izledikleri için memnun. Kia da hedef müşteri kitlesiyle olan bağını güçlendirdiği için memnun.

 

15. Çevrim İçi (Online) İçerik Pazarlama

Çevrim dışı içerik pazarlama bir şekilde çevrim içi pazarlamaya doğru yöneliyor. İçerik pazarlama zaten en başından beri geçişken bir yapıda değil miydi zaten?

Şimdi biraz da online içerik pazarlama alanında başarılı örneklere bakalım.

Örnek 1: İlk Viral Video

2005 yılında Google Video varken insanlar videoları indirip çevrim dışı izliyorlardı.

Bilişim şirketi LiveVault iki bağımsız pazarlamacı tutarak kendileri hakkında eğlenceli bir video yapılmasını istedi.

Bilişim, kod vs. yeterince eğlenceli olmadığı için bu reklamın komik olmasını istendi.

Ünlü aktör ve komedyen John Cleese onların bu isteğini yerine getirdi tabii ki.

Cleese Backup Trauma (Yedekleme travması) adında bir kurgusal bir hastalığın sonuçlarını anlattı bu reklamda. Yine reklamın sonunda bu konuyla alakalı sorunların ortadan kaldırılabilmesi şirketin ürünlerine ve web sitesine link verildi.

Bu video hem eğlenceli ve interaktifti hem de ürünlerin-hizmetlerin tanıtımını gayet iyi yapıyordu.

İnternet kullanıcıları bu videoyu iki ay içinde tam 300.000 kez indirdi. 14 yıl öncesinden bahsediyoruz.

Bugün böyle bir başarıyı tekrarlamak gittikçe zorlaşıyor çünkü herkes video çekip yükleyebiliyor. Ama kaliteli içeriğin her zaman viral olma olasılığı mevcut.

 

Örnek 2: Kod Nedir?

“What is code?” 2015 yılında Bloomberg Business Week adlı dergide yayınlanan bir makalenin başlığı.

Bu bir makale değil ama. Bir kitap.

38.000 kelimelik bu kitapsı makale kitap olarak basılmadı, e-kitap olarak yayınlanmadı, dergide yayınlanmadı.

Bu yazı ücretsiz olarak sunuldu.

Grafikler, fotoğraflar, örnekler, notlar, istatistikler ile şahane bir içerikten bahsediyoruz.

Sonuç olarak bu içerik tam 126.000 kez paylaşıldı.

126.000 kişi içinde Bloomberg Business Week’i ilk kez duyan, dergiye ilgi duymaya başlayan ve bir gün abonelik satın almak isteyen binlerce kişi olduğunu tahmin edebilirsiniz.

38.000 kelimelik bir içerik size fazla gelebilir, ancak liste halinde kapsamlı rehberler hazırlamak sitenize devasa bir trafik çekebilir. Uzun, faydalı ve kapsamlı rehberler hazırlamak sitenizin Google gözünde değerini her zaman artırır.

 

Örnek 3: İnfografik

İnfografik, bir bilgiyi derli toplu, okunabilir ve keyifli bir biçimde sunmanın en güzel yollarından biri.

İçerik pazarlama da sadece yazılı içeriğe bağlı olmadığı için görsel ve işitsel içerikler de gayet kullanılabilir.

Açıklaması çetrefilli bir konuyu görsel bir şekilde anlatmak için infografik çok iyi bir tercih olur.

Yani aşağıda da göreceğiniz gibi Facebook ve Twitter ile ilgili bir istatistiki veriyi bile bira şişesiyle anlatmanıza imkan sağlar.

İnfografikler oldukça sık ve kolay paylaşılır. İnfografikte referans verdiğiniz kişiler ve fenomenler de bu tür renkli içerikleri sizin adınıza paylaşmaktan mutluluk duyarlar.

Ayrıca infografik üretimine ağırlık verirseniz insanların farklı bir infografik ihtiyacı olduğunda aklına direkt siz gelirsiniz. Bu tam istediğiniz şeydir.

 

Örnek 4: Podcast

Podcast, 21. yüzyılın radyosudur ve şahane bir içerik pazarlama aracıdır. Az reklam ve çok değer vardır.

Pek çok podcast’in sponsoru vardır ve bu sponsorun reklamı programın başında ve sonunda birer kere yapılır genelde.

İnsanlar önem verdikleri bir konuda önemli kişilerin sözlerine kulak verirler. Bu da podcast’lerde yönelimselliğin önemli olduğunu gösterir.

Dijital pazarlamacılar Pat Flynn ve Ramit Sethi’nin podcast’i, eğer dijital pazarlamayla ilgileniyorsanız bu kişilerle daha iyi bir bağ kurmanıza neden olur. Hatta öyle ki bu kişilerin sunduğu hizmetleri satın almak dahi isteyebilirsiniz!

Yani bir mikrofon ve bir de konusunda bilgili bir kişiyi alıp haftada 2 podcast yaptığınızda zamanla elinizde devasa bir arşiv oluşur. John Lee Dumas, Entrepreneur on Fire adlı podcast’iyle devasa bir takipçi kitlesi elde etmiş durumda. Bu da ona maddi olarak getiri sağlıyor tabii ki.

 

Örnek 5: Rehber ve E-kitap

Şu senaryoyu düşünelim.

Online işiniz için satmak üzere fiziki bir ürün (örneğin baskılı tişört) ürettiniz diyelim.

Satış sayfası açtınız ancak kimse satın almıyor.

Eksik bir şeyler olduğunu anladınız.

Evet, burada bir eksiklik var; o da metin.

Google’da “metin yazarlığı öğren” anlamına gelen “learn copywriting” ifadesini yazarsanız şöyle bir şeyle karşılaşırsınız.

Tam 16 e-kitap ve hepsi ücretsiz.

Bu e-kitapları okuyarak bir hafta içinde metin yazarlığını öğrenebilirsiniz. Bu kitapları okuduktan sonra bir kurs almak istediğiniz zaman ilk adresiniz neresi olur peki? Tabii ki size 16 tane ücretsiz kaynak veren Copyblogger olur.

 

Örnek 6: Red Bull Stratos

14 Ekim 2012’de Avusturyalı gökyüzü dalışçısı Felix bir balona binerek 38 kilometre gökyüzüne çıktı. Kısaca uzaydan dünyaya atladı.

Saatte 1350 kilometre hızla dünyamıza doğru düşen Baumgartner, dünyanın en yüksek atlayışı rekorunu kırdı. 38 kilometre yüksekliğe ulaşan balon da dünyanın en yükseğe çıkan balonu olarak rekor kırdı.

Böyle bir şeyi daha önce kimse yapamadı.

Bu etkinliğin sponsoru kimdi? Tabii ki Red Bull idi.

Dünya rekorunu kıran ve bunu pazarlayan Red Bull bu tür ekstrem olaylara sponsor olmasıyla biliniyor.

 

Örnek 7: GoPro

Red Bull gibi nerede bir ekstrem spor varsa GoPro da orada bitiyor.

Zira minik olmasına rağmen şahane bir görüntü kalitesi sunan GoPro kameralar her türlü spor etkinliğine, sporcuya ve sanatçıya sponsor oluyor.

Pazarlama stratejisi ise insanlara kamera verip neler yapacaklarını görmek üzere kurulu. Yani ürün (Gopro) kendi kendine yapıyor tüm pazarlamayı.

Yapılan tek şey ekstrem sporculara GoPro verip onların içerik üretmesini sağlamak ve bu içeriği yayınlayarak milyonlarca kişinin izlemesini sağlamak.

 

Örnek 8: Disney

Bir sosyal medya kampanyasında başarılı olmanın yollarından biri, platformun bağlamına saygı duymaktır. Bir sosyal medya platformunda başarılı olmak istiyorsanız bu platformun nasıl kullanıldığına dikkat etmeniz gerekiyor.

Disney, Twitter’da bir kampanya yürütmeye karar verdi. Ancak sizin de bildiğiniz gibi insanların dikkatini çekmek için sadece birkaç saniyeniz var bu tür platformlarda.

O zamanlar Twitter’da 140 karakter (şimdi 280) sınırı olduğu için Disney kendi hashtag’lerini üretti.

Binlerce kişi tarafından beğenilen ve retweet edilen bu çalışmayla faaliyet gösterilen platformun özelliklerini bilmenin önemini anlıyoruz. Yani doğru, kaliteli ve alakalı içerik kadar bunu doğru bir formatta sunmak da son derece önemli.

 

Örnek 9: British Airways

Billboard’lar doğru kullanıldığında hala etkili mecralardır.

British Airways de billboard’lardan doğru bir biçimde istifade eden bir şirketi. Londra’nın Piccadilly Circus bölgesine yerleştirdikleri video billboard’da şirkete air bir uçağı gösteren bir çocuk görünüyor. Ayrıca billboard’da uçağın adı ve nereye gittiği-nereden geldiği de belirtiliyor.

#lookup adlı bir kampanya internette 350 milyon kez izlendi.

Kardeşinizin Roma’ya uçuşunu siz de böyle görmek istemez misiniz?

Ya da “Ailem benim bir sonraki uçuşumu bu şekilde görmek istemez mi?” diye düşünebilirsiniz.

British Airways basit bir teknik altyapıyla insanların dikkatini çekmeyi başarmış bir şirket. İlham verici bir kampanya doğrusu…

 

Örnek 10: Ford

Bir galeriye gittiğinizde hemen kolunuzdan tutup size satış yapmaya çalışılması sıkıntı verici bir durumdur doğrusu.

Ancak Ford bayileri için böyle bir durum söz konusu değil. Zira merak ettiğiniz aracın numarasını bayiye mesaj olarak atıyorsunuz ve araç hakkında size bilgi veriliyor.

Zamandan tasarruf etmek için nokta atışı bir yöntem bu.

Bu şekilde şirket tüm bilgilerini bir anda üstünüze boca etmiyor, öğrenmek istediklerinizi size sunuyor.

Bu sayede Ford ABD bayilerinde %15’lik bir artış yaşandı.

 

16. Hibrit İçerik Pazarlama

Son olarak hibrit içerik pazarlama olarak adlandırabileceğimiz iki örnek verelim.

Bazı şirketler bu prensibi kullanarak içerik pazarlama stratejisi geliştirmektedir.

Çevrim içi yöntemle çevrim dışı ortama çıkabilir ya da tam tersini yapabilirsiniz.

Örneğin sosyal medyayı kullanarak bir çevrim dışı toplantıya dikkat çekebilirsiniz. Ya da billboardları kullanarak bir internet sitesine dikkat çekebilirsiniz.

 

Gary Vaynerchuk Örneği

Gary içerik pazarlama alanında bir dahi.

Tüm derdi insanlara değer katmak olan Gary günün büyük bölümünde sıkı bir biçimde çalışıyor.

2013 yılında Chase Jarvis’e vereceği röportaj için havalimanına giderken bir twit attı ve hayranlarının kendisine direkt olarak ulaşabileceği bir telefon numarası söyledi.

Bir anda havalimanında mini bir toplantı düzenlendi.

Gary 1.8 milyonluk sadık takipçi kitlesini onlara bu denli özen göstererek kazandı. Gary Vaynerchuk tüm şöhretini bu şekilde insanlara fayda sağlayarak kazanmış bir isim.

Gary’nin katıldığı bu program 90 dakika sürdü. Canlı yayınlanan program esnasında Twitter kullanıcıları da ona soru sordular.

Yani program bir anda global bir olaya dönüştü.

Gary’e soru sorma ihtimali de insanların programı daha dikkatle izlemesini sağladı. Gary bu şekilde takipçilerini daha da konsolide etmeyi başardı.

İçerik pazarlamanın hibrit formu gittikçe daha da popüler bir hal alıyor. Periscope, Snapchat, Instagram gibi uygulamalar sayesinde online bir olayı offline hale getirmek ya da offline bir etkinliğ online hale getirmek artık çok daha kolay.

 

17. Sonuç

Yazımızda epey örnek verdik ancak buzdağının sadece görünen yüzüne değinebildik.

Umarız bu yazıda iyi bir içerik pazarlamacısı olmak için bir şeyler öğrenmişsinizdir.

İçerik pazarlamanın en iyi yanı da büyük bütçelere gerek duymamaktır. Hemen bugün içerik pazarlama stratejisi uygulamaya başlayabilirsiniz.

Dünyamız gittikçe daha gürültülü bir yer haline geliyor. Bu da içerik pazarlamanın, nokta atışı yapmak adına daha önemli bir pazarlama türü olmasını sağlıyor.

İyi hikaye anlatan kişiler de platformdan bağımsız olarak uzun vadede başarı elde ediyor.

Özetle şunu diyerek bitirelim: Daha çok bağıran değil, daha iyi şeyler söyleyerek bağıran kazanır!

İlginizi çekebilir

Reklam ve Pazarlama Yöntemleri
Satışlarınızı Katlayacak Satış Stratejileri
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.