İşletmenizin Rakipleri Arasından Sıyrılmasını Sağlayacak 15 Kanıtlanmış Yöntem

Rekabetin her şeyden önde geldiği bir dünyada, kendi kimliğinizi diğerlerinden ayırt etmek de kimlik oluşturmak da zordur. Zor dedik diye gözünüz korkmasın hemen, çünkü imkansız bir durum değil. Pepsi, KFC ve Zara gibi büyük markalara bir bakın. Marka kimliklerini pazarın büyük bir bölümünü yönetmek için oluşturmuş olduklarını fark edeceksiniz. Bundandır ki etkili bir farklılaşma stratejisi oluşturmak küçük işletmelerin karşılaştığı en temel zorluklardan biri, çünkü büyük şirketlere karşı rekabet etmek zorunda kalıyorlar.

Herhangi bir işletmenin sahibiyseniz işletmelerin başarısızlık oranları ve bu konuya ilişkin ortaya koyulmuş onca istatistik veriden de haberiniz vardır.

İşletmelerin sadece yüzde 50’si ilk 5 yılı sorunsuz atlatabiliyor, 10 yılı devirmeyi başaranlarsa üçte birlik bir azınlığı oluşturuyor.

İşletmelerin başarısız olmasının birçok nedeni var ancak farkını ortaya koymadaki eksiklik birincil sebebi oluşturuyor.

Rekabet ortamından başarıyla sıyrılmanız şirketinizin başarısı için kritik bir öneme sahip. Bazı işletmeler bu kavramın önemine uygun davransa da çoğu işletme iş bu konuyu uygulamaya geldiğinde maalesef ki çuvallıyor.

Kısa bir süre önce bir dövme salonuna ait şöyle bir reklamla karşılaştım:

“Her tür dövmede uzmanız.”

Kafam karıştı. Bu ne anlama geliyordu? Ne tür dövmeler tasarlıyorlardı?

Mesela geleneksel Japon dövme tasarımında uzmanlaştıklarını söyleseler neler yapabileceklerini daha iyi anlayabilirdim. Şahsen bir işletmenin her türlü dövmeyi iyi yaratabileceğine inanmakta zorlandım. Dolayısıyla bu şirketi neden seçmem gerektiğini anlamam benim için zor oldu. Her şeyde uzman olduğunuzu söylemek uzmanlık fikrine aykırı değil mi sizce de? Ne de olsa uzmanlaşmak için belirli bir uygulama alanına odaklanmak gerekiyor.

Ne yazık ki, birçok işletme bu tuzağa düşüyor. Herkese hizmet etme ve odaklarını geniş tutma istekleri var olan gelir fırsatlarını kaçırma korkularıyla birleşince ortaya “piyasaya ayak uydurmaları” gerektiğine inanmış tonlarca işletme çıkarıyor.

Ancak, bu çok da doğru bir inanış sayılmaz. Hatta tam tersi bir düşüncenin daha doğru olduğu söylenebilir.

İşinizde uzmanlaşmak, dikkat çekmek ya da fark edilmek istiyorsanız işletmenizi farklılaştırmayı öğrenmeniz gerekir. Aksi halde, sürüdeki diğer koyunlardan bir farkınız kalmaz.

Peki, iş dünyasının bu kızışmış rekabet ortamından sıyrılmayı nasıl başaracaksınız? Nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz? Panik yapmayın, doğru yerdesiniz.

Yazımızda sizlere çetin bir rekabet ortamından nasıl başarıyla sıyrılabileceğinize dair yaratıcı fikirler verecek harika yöntemler ve bu yöntemleri uygulayan başarılı şirketlerden bahsedeceğiz.

Hazırsanız başlayalım:

 

1.Sıra dışı bir hizmet sunun.

Birçok işletme onları farklı kılan şeyin sundukları sıra dışı hizmet olduğunu söylüyor. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığının da farkındalar. Çünkü işin sırrı başka hiçbir yerde ulaşamayacağınız olağanüstü bir hizmet sunmaktan geçiyor.

Örneğin, koşu ayakkabıları satan bir ayakkabı şirketi müşterilerine özel ayakkabıyı bulma konusunda uzman olduklarını iddia ediyor. Nasıl yürüdüğünüze, ayaklarınızı nasıl büktüğünüze veya nasıl koştuğunuza bağlı olarak size uygun ayakkabının hangisi olacağı konusunda tavsiyeler veriyor, ayakkabılarınızın ayağınıza oturup oturmadığını ve içinde nasıl hissettiğinizi anlayabilmeniz için çıkıp mağaza otoparkında koşmanıza dahi izin veriyorlar. Bununla da kalmayıp işinizi görmedikleri takdirde ayakkabınızı haftalar veya aylar sonra iade etmenize müsaade ediyorlar.

Aynı mağazanın bana sattığı bir çift ayakkabı aldıktan birkaç hafta sonra sorun çıkarmıştı. Şirket ayakkabımla haftalar boyunca koşmuş olmama rağmen, paramı iade etti ve bana uygun olacak çifti seçmemde yardımcı oldu.

Yaşadığım bu deneyimden sonra neden ayakkabılarımı başka bir mağazadan alayım ki?

Siz de rakiplerinizin yaptıklarının da ötesine geçecek son derece olağanüstü bir hizmeti nasıl sunabileceğinizi bir düşünün.

Mutlaka okuyun: Müşteri Sadakati Sağlamanın Yolları

 

2.Müşteri problemlerine yönelik çalışmalar yapın.

Müşterileri kazanmak istiyorsanız bunu yapmanın en iyi yolunun onların problemlerini çözüp acılarını hafifletmek olacağını bilmeniz gerek. Bu konuya açıklık getirecek bir örnek verelim.

Çoğu insan dişçiye gitmekten hoşlanmaz. Işık, koku ve uygulamaların yapıldığı aletlerden gelen sesler pek de hoş bir deneyim yaşatmaz. Bu yüzden birçok insan dişçiye gitmekten kaçınır.

Bir diş kliniği bu algıyı değiştirmek istedi ve tam da bu problemi masaya yatırdı. Söz konusu problemleri ortadan kaldırmak için de spa benzeri atmosfere sahip bir diş kliniği oluşturdular.

Hastalar bu kilinikte tüm içeceklerin tadını çıkarabiliyor hatta randevularını beklerken masaj dahi yaptırabiliyorlar. Ayrıca tedavi esnasında gürültü önleyici kulaklıklar takabiliyor, böylece aletlerin sesini duymak zorunda da kalmıyorlar.

Bu uygulama ile söz konusu klinik karşılaşacağınız diğer diş kliniklerinden tamamen farklı bir deneyim yaratmak ve bu mekana dair tüm ön yargıları veya problemli noktaları ortadan kaldırmak için ciddi bir adım atmış sayılmaz mı sizce de?

 

3.Rakiplerinizden farklı çalışın.

Rakipleriniz arasından sıyrılmak istiyorsanız onlardan farklı bir çalışma stiline sahip olmanız gerekiyor. Rakiplerinizin yarattığı iş modellerinin açığını yakalamak ve bunları iyi kullanmak şirketinizi rakiplerden ayırmanın harika bir yolu olacaktır.

Mülk yönetimi işi ile uğraşan bir şirket tam da bu yöntemi uyguluyor.

Mülk yönetimi şirketlerinin çoğu mülklerinin onarımını yapmak üzere çalışan kurum içi bakım ekibine sahiptir. Bu teoride iyi bir fikir gibi geliyor ama gerçekte bu yaklaşıma ilişkin ciddi sorunlar mevcut.

Neden mi? Bu tarz bir iş her daim ortalamanın altında olma riski taşıyor, taahhüt edilen iş gerçekleştirilemeyebiliyor ya da müşteriler işin sonunda genellikle beklediklerinden daha yüksek miktarlar ödemek zorunda kalabiliyorlar. Çünkü mülk yönetimi şirketleri onarımlardan para kazandıklarından yalnızca işlerini hızlı ve ucuz bir şekilde yapmaya odaklanıyorlar.Bu da iş kalitesini ciddi anlamda düşürüyor.

Sektörlerindeki bu sorunlu yaklaşım nedeniyle söz konusu mülk yönetimi şirketi üçüncü taraf yüklenicilerle çalışmayı tercih ediyor. Bu şekilde, müşterileri kendi yüklenicilerini seçme özgürlüğüne sahip oluyor veya şirket bizzat bir öneride bulunabiliyor. Her iki durumda da onarım masrafları çok daha az oluyor, en önemlisi de daha kaliteli sonuçlar elde ediliyor.

Bu, bir şeyi binlerce kez tamir ettirmek zorunda kalmayacağınız anlamına geliyor. Anlayacağınız nokta atışı yapmış oluyorsunuz.

Mülkiyet yönetimine yenilikçi yaklaşımlarından dolayı söz konusu şirket işlerini ikiye katladı ve her geçen gün büyümeye devam ediyor. Farklı olma cesaretini göstermelerinin karşılığını aldılar. Bir düşünün, aynı şeyleri yapabilir misiniz? Peki, nasıl?

 

4.Tek bir nişe odaklanın.

Herkese hizmet etmeye çalışırsanız hiç kimseye hizmet edemezsiniz. Bu durum özellikle hizmet tabanlı işletmeler için geçerlidir.

İş modeliniz veya yaklaşımınızı çeşitli işletmelere uyarlamaya çalışmak işletmeniz için pek de uygun maliyetli bir seçenek değildir ve potansiyel müşteriler şirketinizin kendilerine uygun olup olmadığını anlamakta zorlanırlar.

İlk maddede bahsettiğimiz dövme salonunu hatırlayın. İşte bu ne yapılmaması gerektiğine dair harika bir örnek.

Rakipleriniz arasından sıyrılmanın en iyi yolu kime hizmet ettiğinizi iyi tanımlamaktır. Örneğin, bir hukuk firması iseniz yalnızca kişisel yaralanmaya ilişkin konularda hizmet vermeyi seçmiş olabilirsiniz. Bu da sizi seçecek müşterilerin sizden beklentisinin ne olduğunu çok daha iyi anlamalarını sağlar.

Mutlaka okuyun: Niş Pazarınızı Belirlemede Atılacak 7 Adım

 

5.Güçlü bir teklif veya garanti sunun.

Bir sonraki günkü teslimatınızı zamanında yapabileceğinize emin misiniz? Ürün veya hizmetinizin 100% arkasında durabilecek kadar kendinize güveniyor musunuz? Eğer öyleyse, garanti edin. Bu tür bir güvenceyi pazarlama mesajınıza eklemek, müşterilerinizin memnuniyetlerini gerçekten de önemsediğinizi gösterir. Hatırlamanız gereken en önemli şey: Zamanı geldiğinde garantinizin arkasında durmayı bilmenizdir.

Garantiler, ürün veya hizmetinizi satın almanızla birlikte yaratacağınız riski azaltmanın en iyi yoludur. Satın almada konusundaki çekinceleri ortadan kaldırmak daha fazla satış yapmanıza yol açabilir.

Ayrıca garanti sunmanız şirketinizin daha güvenilir görünmesini sağlar ve sizi sevilen bir şirket haline getirir.

Örneğin bir ayakkabı firması yıl boyunca süren iade politikasıyla ünlüdür. Bu durum, ayakkabıları satın almaya ilişkin tüm engelleri ortadan kaldırmaya veya satın aldığınız bir ayakkabıyı elinizde tutup tutmayacağınıza karar vermek için bir yıllık bir süreye sahip olacağınız anlamına gelir. Bahsetmemize gerek bile yok, nakliye her iki durumda da ücretsizdir.

Bir de her telefon görüşmesinin veya e-postanın 24 saat içinde yanıtlanacağını garanti eden bir hukuk firmasından örnek verelim. Geçmişte yeterince duyarlı olmadığını düşündüğünüz bir hukuk firması ile çalışmak zorunda kaldıysanız, tercihinizi bu tarz bir hukuk şirketinden yana kullanmanız son derece mantıklı bir tavır olmaz mıydı?

Mutlaka okuyun: Müşterilere Garanti Sunarak Satışları 3 Kat Artırmak Mümkün!

 

6.Unutulmaz bir şirket kültürü oluşturun.

Göz kamaştıracak bir şirket kültürü oluşturmak yalnızca en yetenekli isimleri şirketinize çekmek veya var olanları elde tutmanıza yardımcı olmakla kalmaz, ancak aynı zamanda güçlü bir pazarlama aracı da olabilir.

Bunu başarmış bir yazılım şirketinden örnek verelim. Söz konusu şirket inanılmaz bir yardım programı oluşturdu. Program ismini şirketin kat görevlisinden alıyordu. Çamaşırhane ve temizlik hizmetlerinden tutun da çalışanların restoran ya da uçuş rezervasyonlarına kadar her şeyle bu çalışan ilgileniyordu. Anlayacağınız onun işi ekibi için hayatı kolaylaştırmaktı bu sayede ekip yalnızca iyi işler başarmaya odaklanabiliyordu. Söylesenize bu tam da aradığımız bir şirket kültürü değil de nedir?

Yetmedi mi? O halde söz konusu şirketin çalışanlarının tatil günlerini iple çekmediklerini çünkü mesai saatleri içinde de yakar top, masa tenisi vb. oyunlar oynayıp eğlence odaklı davranabildiklerini de belirtmeden geçmeyelim.

Sonuç olarak, bölgenin en çalışılası şirketi olma unvanını almaya hak kazanan şirket aynı zamanda yaptıkları yenilikçi tasarımlarla da dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Peki ya sizler şirketinizi insanların pazartesi sabahları canı gönülden gitmek istediği bir yer haline getirmek için neler yapabilirsiniz?

Mutlaka okuyun: Şirket Kültürü Nedir? Nasıl Geliştirilir?

 

7.Amaca yönelik pazarlama çalışmaları yapın.

Maddi gelirlerin bir kısmının toplumsal duyarlılık kapsamında bağışlanmasını içeren bir pazarlama yönteminin varlığından haberiniz var mıydı? Evet, mi? O halde pazarlama yoluyla topluma bir şeyler katabilmek yani bir taraftan iyi bir şeyler yaparken diğer taraftan şirketinizin ismini duyurmak için harika bir yol buldunuz demektir.

Amaca yönelik pazarlamanın temelinde kar amacı gütmeyen bir kuruluş veya bir amaç ile ortaklık ilişkisi kurmak vardır. Bu da bir işletmenin kar amacı gütmeyen kuruluşların tanıtımına yardımcı olmak için zamanını, parasını ve uzmanlığını ödünç vermesi yoluyla gerçekleştirilir. Bu destek her iki taraf içinde kazançlı bir yatırım sayılabilir. Kar amacı gütmeyen kuruluşlar bu sayede amaçlarına yönelik maddi desteği sağlamış olurlar, şirketler de böylesine yüce bir faydanın altına imzalarını atmalarından ötürü müşterilerin gözündeki saygınlıklarını bir kat daha arttırmış olurlar.

Bu tarz bir yaklaşımı meme kanseri bilincini destekleyen büyük şirket organizasyonlarında görmüş olabilirsiniz. Ancak bu tarz bir pazarlamayı yerel düzeyde yapabilmenin de mümkün olacağını unutmayın.

Örneğin, hayvansever bir şirket kendisini hayvanları korumaya ve onlara barınak bulmaya adamış olan ve kar amacı gütmeyen hayır kurumlarından birine bir nevi sponsor olup hayvanlara zararı olmayan evcil hayvan tasması satışı yapıyor.

Şirketin sergilediği bu hayvansever tavır hem çalışanları hem de ziyaretçileri kürklü arkadaşlarını dükkana getirmeye teşvik ediyor ve böylelikle amaca yönelik bu pazarlama faaliyetleri şirket markası ile uyumlu hale gelmiş oluyor.

Tutkunu olduğunuz bir amaç var mı? Cevabınız evetse şirketinizin bu amacı desteklemesine olanak tanıyacak bir program oluşturmak üzere çalışmalara başlayın.

 

8.Toplumsal duyarlılığa sahip bir işletme olun.

Kurumsal sosyal sorumluluğu benimseyin. Bazıları bir şirketin ana sorumluluğunun, müşteriler, çalışanlar ve mal sahipleri gibi temel paydaşları ile ilgilenmek olduğunu iddia ederken uzmanlar işletmelerin topluma da katkı sağlamaları gerektiğine inanmaktadır.

Bu nedenle, kurumsal bağışlarınızı bir sonraki seviyeye taşımak istiyorsanız sosyal katkıya önem veren bir işletme haline gelerek çabalarınızı bir adım daha ileri taşıyabilirsiniz.

Bu tarz atılımlar yapan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bunun en çok bilinen örneklerden biri de satın aldığınız her bir çift ayakkabı karşılığında ihtiyaç duyan bir kişiye yardımcı olmayı vaat eden ve “One for One” (bir ayakkabıya bir hediye) adı altında bir kampanya yürüten dünyaca ünlü ayakkabı markası TOMS.

Microsoft’a bakın. Sadece topluma yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda teknoloji devi şirketlerini her daim gündemde tutan mükemmel bir kurumsal sosyal sorumluluk programına sahipler. Bu tarz programlar işletmenizin akıllarda kalmasına, şirketinize karşı iyi niyet geliştirilmesine ve daha fazla gelir elde etmenize yardımcı olur.

Benzer bir örnek olarak çorap üreten bir şirketin açlıkla ve AİDS virüsü ile savaşmak ya da ağaç dikmek gibi sebeplerden ötürü de özel çoraplar ürettiklerini söyleyebiliriz. Şaşırtıcı değil mi? Dünyayı değiştirmek için çorap gibi basit bir şey kullanıyorlar.

Bir örnek de Uganda’dan verelim. Uganda’da bir şirket kağıt takı üretimi yapan kadınlarla çalışıyor. Takıları çevrim içi ortamda satarak elde edilen geliri Uganda’daki zanaatkarların kaliteli bir eğitim almaları için ya da mesleki eğitim veya danışmanlık hizmeti ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanıyorlar.

Unutmayın, bu tür bir yaklaşım tüm iş modelinizde çarpıcı bir değişim yaratmanız anlamına gelebilir elbet, ancak söz konusu bu işletmeler; ayakkabı, çorap veya mücevher satan diğer şirketlere benzemedikleri için öne çıkmayı başarıyorlar. Yaptıkları her satışta dünya çapında bir etki yaratıyorlar.

Ya siz? Siz yaptığınız işle dünyayı değiştirebilir misiniz?

Mutlaka okuyun: 10 Muhteşem Marka Hikayesi

 

9.Alışılmadık ve tuhaf olun.

Birkaç hafta önce aylar öncesinde göndermeye çalıştığım bir doğum günü kartı adresime geri getirildi. Yanlış adrese atmış olmalıyım. Kartın bana geri gönderilmesi ise tam 6 ay sürdü.

Kartı çöp kutusuna atmak yerine aynı kişiye tekrardan yollayıp aylar öncesinden gelmesi gereken doğum günü kutlamasının bugüne ancak yetiştiğine dair şakalar yapıp durumla dalga geçtim.

İlginç ve tuhaf mıydı? Evet.

Üstelik tam da bu yüzden arkadaşım bu fikrime bayıldı. Bunu Facebook profilinde paylaştı ve duruma ilişkin bir tweet attı. Alışılmadık bir doğum günü kutlamasına maruz kalması yaptığım şeyin önemini artırdı.

Öyleyse, geleneksel yaklaşımlarla tamamıyla zıt bir şeyi nasıl gerçekleştireceksiniz?

Bu, arkadaşınızın doğum gününü 6 ay sonrasında kutlayacağınız anlamına gelebilir. Belki de o güne özel hazırlanmış komik dans videoları yaratmalısınız. Veya GIF’lerle dolu, hashtag yüklü e-postalar göndermeniz gerekiyordur, kim bilir?

Tuhaflığı bir şirket olarak da kucaklamayı öğrenmelisiniz. İnsanların sizi sevmesinin sebebi tam olarak bu olabilir.

 

10.Müşterilerinizi şaşırtın ve mutlu edin.

Müşteri mutluluğu denince aklıma hep şu hikaye geliyor:

Bir adam eşinin bir giyim mağazasından aldığı mont ile yaşadığı deneyimi paylaşıyor: Eşi aldığı paltoyu ilk giydiğinde, elini cebine atıyor ve  oraya iliştirilmiş bir parça kağıt buluyor. Ancak bu kağıtta ürünün seri numarası ya da bedeni gibi bilgileri göreceğini umarken okuduğu şey karşısında şaşkına dönüyor, çünkü kağıtta “Sen bir tanrıçasın” yazıyor.

Bu tarzdaki minik ama düşünceli bir hareket dahi bu montun dolayısıyla da markanın rakipleri arasından sıyrılarak öne çıkmasını sağlamaz mı sizce de?

Bir diğer harika örnek de en sevdiğim kahve firmasının kahvelerini ne kadar sevdiğim konusunda attığım tweet’in ardından ofisime bizzat yolladıkları bana özel kahveydi.

Bazen küçük şeyler en büyük etkiyi yaratabilir. Müşterilerinizi şaşırtmak ve sevindirmek için ne tarz sürprizler hazırlayabilirsiniz? Bunu yapmayı başarırsanız rakiplerinizi sollayacak ve tutku dolu bir hayran kitlesi yaratabileceksiniz.

Mutlaka okuyun: Müşterilerin Beklentilerini Aşmak İçin 12 Şahane Tavsiye

Mutlaka okuyun: Müşterilerinize Teşekkür Etmenin Yolları

 

11.Efsanevi bir müşteri hizmetleri ağı kurun.

Hizmet sektöründe değilseniz dahi müşterilerinize kraliyet ailesinden geliyorlarmış gibi davranın. Müşteri hizmetlerinin sadece hizmet sektöründe önemli olduğu inancı bir efsanedir. Tüm müşteriler büyük bir hizmet beklentisi içindedir ve hiç kimse saatlerce kuyrukta beklemek ya da müşteri temsilcilerinden yeterli yardımı alamamak gibi durumlarla karşılaşmak istemez. Zaten müşterilerin yaklaşık % 75’i, müşteri hizmetlerini bir şirketin yetkinliğine ilişkin gerçek bir kanıt olarak değerlendirdiklerini belirtiyor. Mükemmel müşteri hizmetleri ile ünlü şirketler arasında Amazon ve Hyundai var. Ancak, küçük şirketler dahi bu alanda son derece iyi çalışmalara imza atmaya başladılar, çünkü etkin bir müşteri desteğinin müşteri sadakati yaratma gücünü keşfettiler.

Mutlaka okuyun: Mükemmel Müşteri Hizmeti Nasıl Sağlanır?

 

12.Daha güçlü ilişkiler oluşturmak için mevcut hata ve problemleri tespit edin.

Müşterileriniz deneyimlerini markanızla bir tutar. Çözümsüz tek bir kötü tecrübeye sahip olsalar bile markayı silip atmaya hazır olurlar. Ve olumsuz bir geri bildirim sosyal medya ve ağızdan ağıza pazarlama yoluyla adeta ışık hızıyla yayılır. Müşteri deneyiminizi iyileştirmek için oyunun tam içinde yer almalı, bazen tüm yöntemlerin ötesine geçip cesur adımlar atmaya hazır olmalısınız.

Önemli noktalardan biri de kimden kaynaklandığına aldırış etmeksizin hatalarınız kabul edebilmektir. Unutmayın, müşterileriniz hatalarının sorumluluğunu alabilen ve bunları düzeltmeye uğraşan işletmeleri tercih ederler. Aslında, herhangi bir problemin hemen ardından müşterilerinizle etkili bir şekilde ilgilenilip sorunların çözebildiyseniz her zamankinden güçlü bir  işletme-müşteri ilişkisinin temellerini atmış olmanız kaçınılmazdır.

Mutlaka okuyun: Müşteri Geri Bildirimleri İşiniz İçin Neden Bu Kadar Önemli?

 

13.Ürün ve hizmetleriniz hakkında dürüst olun.

Dürüstlük yalnızca en iyi değil aynı zamanda en temel şirket politikanız olmalıdır. Son teslim tarihini kaçırdınız mı? Müşterilerinizi arayarak sürece ilişkin bilgi verebilirsiniz. Saha temsilcilerinizden biri işleri biraz karıştırdı mı? Müşterinizle bizzat konuşun. Unutmayın, müşterilere yalan söylemek kurşunu kendi kafanıza sıkmak gibidir. Müşterileriniz yalanınızı yakalarsa size olan inancını kaybeder, hatta işletmenizle ilgili olumsuz geri bildirimlerde bulunabilir. İş dünyasındaki en yaygın dürüstlük problemi kötü haberleri paylaşmama kaynaklıdır. Kötü haberleri ne kadar hızlı paylaşırsanız, müşterileriniz size o denli fazla saygı duyar.

Mutlaka okuyun: Müşterilerinizle Aranızda Güven İnşa Etmek

 

14.Yeni icatlara ve teknolojiye kucak açın.

Gelişen teknolojileri benimseyin. Yeni süreçler, ürünler ve çözümler sunarak şirketinizi günden güne geliştirmeye devam edin. Örneğin günümüz dünyasında telefonlarıyla sizi bulmayı ve sizinle çalışmayı tercih edecek insan sayısı her geçen gün arttığından sosyal medya ve mobil uygulamalardan daha çok faydalanmayı deneyebilirsiniz. Kalıcı bir etki yaratan benzersiz fikirlerle piyasaya çıkmış pek çok şirket olduğuna ve bu yeniliklerin devamının geleceğine dair şüphemiz yok. Tüm bu dikkat çekici unsurlar işletmenizin kalabalığın arasından sıyrılmasına yardımcı olacaktır. Üstelik temel ürün veya hizmetlerin etkinliğini sağlamak da şirketinizi dengeli bir başarıya ulaştıracaktır.

Mutlaka okuyun: Girişimciler, Değişimlere Karşı Nasıl Dayanıklı Olabilir?

 

15.Bir blog sayfası oluşturun.

İleri görüşlü her şirket bir blog sayfasına sahip olmanın avantajlarını bilir. Çevrimiçi ortamlarda göz ardı edilmekten yorulduysanız fikirlerinizi paylaşmak ve sesinizi duyurmak için yeni bir yol arıyorsanız, kurumsal bloglara katılın. İçeriği kendiniz yazabilirsiniz veya çalışanlarınızı sürece dahil ederek düzenli olarak katkıda bulunmalarını sağlayabilirsiniz. Çoğu şirket içerik sağlamak için şirket dışından bir blog yazarı bulur. Hem bir başkasının belirli görevleri sizin adınıza yerine getirmesi sizin için de iyi olacaktır. Yalnızca blogunuzun yüksek kaliteli bir içeriğe sahip olduğundan emin olun. Tamamıyla tanıtım ve reklam odaklı olacak metinler okuyucularınızı yani potansiyel müşterilerinizi uzaklaştırır; aksine anlayışlı, eğlenceli ve eğitici bir içerik onları olduğu kadar başkalarını da şirketinize çeker.

Şirketinizi öne çıkaracak pek çok farklı yol var: Bedavaya değerli bir şey verebilir, benzersiz bir ortaklık yaratabilir veya güçlü topluluklar oluşturabilirsiniz.

Hazırladığımız bu liste size başlangıç için yeterli olacaktır. Ve umarız piyasaya uyum sağlamak yerine fark yaratmak konusunda size az da olsa ilham verebilmişizdir.

Bilmeyi çok isteriz – sizin şirketiniz kalabalıklar arasından nasıl sıyrılıyor? Yaptığınız işi farklı kılan nedir?

 

İlginizi çekebilir

İşinizi Rakiplerinizden Farklılaştırmanın 8 Yolu
 Sektörünüzde Rekabet Üstünlüğü Sağlamanın Yolları
Sadece 395 TL'ye Website Sahibi Olun!
30 bin TL Yatırımla Ayda 4.000 TL Kazanın!
İş Kurmak İsteyenlere Özel İş Fikirleri
Yapılacak en karlı işler
Nasıl zengin olunur?
İnternetten para kazanma yolları

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sayfalarda paylaşabilirsiniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Yukarı Işınlan ↑

DMCA.com

Gizlilik Politikası