“İstifa Etmeli miyim?” Diyenlere

Patronum tüm ofis çalışanlarının önünde bana bağırıp çağırdı. Tabii ki bir hata yapmıştım. Bir ürünü müşteriye hatadan tamamen arındırmadan göndermiştim. Bu benim hatamdı. Fakat ben bana bu şekilde bağırılmasından hoşnut değildim.

Ve şanslıyım ki tam o zamanlarda bana yapılan bir iş teklifini o an kabul etmeye karar verdim. Böylece ertesi gün o sihirli sözler dudaklarımdan döküldü, “Ben istifa ediyorum.

Bu olaydan birkaç yıl sonra, tekrar istifa ettim ve bir daha asla kurumsal iş hayatına geri dönüş yapmadım.

Ve artık şimdi çok geç. Artık tarihin son sayfasının son cümlesi de yazıldı. Artık saçma sapan şeyler yok. Size neden işinizden ayrılmanız gerektiğini tane tane anlatacağım. Neden fikirlerinizi ileri taşımanız gerektiğini açıklayacağım. Neden hayatınız için yeni bir temel atmanız gerektiğini, aksi takdirde başınızı sokacağınız bir damınızın bile kalmayacağını size açıklıyorum.

 

1. Orta sınıf artık tarihe karışmaktadır

Birkaç hafta önce, birkaç milyar doların yönetiminden sorumlu olan bir arkadaşımı ziyaret ettim. Ciddiyim, şaka yapmıyorum. Eğer size bu ailenin adını versem bana, “bir milyar dolar mı? Ciddi misin?” diye tepki verirsiniz.

Arkadaşım bana, “Pencereden dışarı bak” dedi. Biz de dışarıda çevremizi saran ofis binalarına doğru baktık. “Ne görüyorsun?” dedi. “Bilmem.” “Hepsi boş! Tüm ofis alanları tamamen boş. Orta sınıf kavramı artık ortadan kalkıyor.” Ve bunun üzerinde daha dikkatlice baktım. Binaların tüm katları tamamen karanlıktı. Ya da birkaç katta tek tük ışığı açık olan ofisler bulunuyordu fakat geri kalan ofis alanlarının hepsi karanlıktaydı. “Bu işlerin hepsi artık dış kaynaklardan temin ediliyor ya da gelişen teknoloji artık ofislerdeki evrak işlerini halleden kişilerin yerini almış durumda,” dedi arkadaşım.

“Fakat sadece kötü haberler vermeyeceğim,” diyerek devam etti. “Geçtiğimiz yıl üst sınıfa geçiş yapan kişi sayısında belirli oranda bir artış oldu.” Fakat, daha fazla kişi geçici olarak işe alındı diyerek sözlerini sürdürdü.

İşte yeni paradigma da tam olarak budur. Orta sınıf artık tarihe karışmaktadır.

İlginizi çekebilir: Orta sınıf ve zengin insanlar arasındaki 10 fark

 

2. Sizin yerinize başkası geçti.

Teknoloji, dış kaynaklara açılım, geçici eleman çalıştırmanın sektörde giderek yaygınlaşması, üretkenlik verimliliği gibi durumlar orta sınıfın yerine geçmiştir artık.

20 yıl önce var olan çoğu işe artık ihtiyaç duyulmamaktadır. Belki de bu işlere zaten hiç ihtiyaç duyulmamıştır. Bu yüzyılın ilk on yılında CEOlar tüm günü puroları ağızlarında ağlayarak “bu kadar gereksiz kişiyi nasıl kovacağım?” diye söylenerek geçmiştir. Sonunda 2008 yılında uzun süredir aradıkları şans ayaklarına geldi. “Bunun sorumlusu ekonomiydi!” dediler.

Ben bir milyar dolarlık gelire sahip bir geçici işçi bulma şirketinin yönetim kurulu üyesiyim. Bunun artık ekonominin her sektöründe gerçekleşmeye başladığına bizzat tanık oluyorum. Herkes işinden kovulmaktadır. Artık herkes söylemesi ayıp bir tuvalet kâğıdıdır.

Ve sifon çekilir.

 

3. Büyük şirketler sizi sevmezler.

Büyük bir haber kuruluşunun baş editörü web sayfalarının trafiğini arttırma konusunda tavsiye almak için beni öğle yemeğine çıkardı. Fakat daha ben konuşmaya başlamadan bana şikayetlerini sıralamaya başladı: “En iyi yazarlarımız yazılarına kendi twitter kullanıcı isimlerini ekliyorlar ve daha fazla takipçi kazandıkları anda kendilerine zam yapılmasını istiyorlar.”

“E bunda sorun olan nedir?” diye sordum. “Siz zaten popüler ve saygı gören yazarlara sahip olmak istemiyor musunuz?”

Bana, “Hayır, biz olayın haberlerle sınırlı kalmasını istiyoruz. Kimsenin tek başına yıldız olarak öne çıkmasını istemiyoruz,” dedi.

Diğer bir deyişle, onun asıl mesleği elindeki en yetenekli kişilerin kariyer arzularını yok etmekti ve bu kişiler ona sadakat yemini etmiş, her hafta onun için 90 saat çalışan kişilerdi. Eğer onlar haftada 30 saat çalışsalar ve vasat bir performans sunsalar bu editör mutlu olurdu. Fakat o sizi sevmiyor. O sizin bir deliğe tıkılıp kalmanızı istiyor ve yaptıklarınıza karşı önünüze arada sırada birkaç parça yiyecek bir şeyler atmak istiyor. Temelde bu kişi sizin tüm patronlarınızla aynı kişidir. Şimdiye kadar ki her bir patronunuzla.

 

4. Maaş zamları gerçekte mutluluk getirmez.

Haftada en az bir gün gelen en yaygın sorulardan biri: “Yapmayı istediğim işi mi almalıyım yoksa daha fazla para veren işi mi seçmeliyim? ” şeklinde.

Gelin isterseniz para hakkında kısaca bir konuşalım.

Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, maaşta gerçekleşen yükselme belli bir seviye sonrasında sıfıra yakın bir değerde “mutluluk” katkısı sağlamaktadır. Peki ama neden? Şu temel sebepten ötürü: İnsanlar kazandıkları kadar para harcarlar. Eğer maaşınız 5,000 TL civarında artarsa arabanıza 2,000TL civarında ekstra masraf yaparsınız, yeni bir bilgisayar , daha iyi bir oturma takımı, daha büyük bir TV satın alırsınız ve sonra kendi kendinize şu soruyu sorarsınız: “Tüm o paralar nereye gitti?” Her ne kadar yukarıda bahsedilenlerden hiçbirine ihtiyaç duymuyor olsanız bile, artık bir şeye daha ihtiyacınız vardır: Maaşınıza yapılacak bir zama daha. O yüzden kurumsal kumarhanenize bir kez daha uğrayıp maaş rulet tekerinde şansınızı bir kere daha deneyin. Şimdiye kadar bir kez bile maaşında yapılan artışı bir kenarda biriktirebilen bir kişiyle karşılaşmadım.

Başka bir deyişle, bir işte sırf maaş artışınız zaman içerisinde garanti altındadır diye çalışmayın. Bu sizi asla istediğiniz yere – finansal endişeden arınma özgürlüğüne – götüremeyecektir. Sadece boş zaman, hayal gücü, yaratıcılık ve ortadan kaybolma yeteneği size insanlık tarihinde kimsenin sağlayamayacağı değeri sağlayacaktır.

İlginizi çekebilir: Para Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler

 

5. Hemen şimdi hayatınızı mahvedecek kararlar alabilecek olan kişileri saymaya başlayın.

Tek bir kişinin bile bana bir şey yaptırılabilmesi veya beni mahvedebilecek olması hoşuma gitmez. Bir patron. Bir yayıncı. Bir televizyon yapımcısı. Şirketimi satın alan bir kişi. Herhangi bir noktada yukarıdakilerin hepsinin bir dönem tabiri caizse kıçını öpmek zorunda kaldım. Bundan nefret ediyorum. Bunu bir daha asla yapmayacağım.

Bundan kaçınmanın yolu ise üzerinde çalıştığınız şeylerde farklılık yaratmaktan geçer, böylelikle ne bir kişi veya müşteri, ne de bir patron veya yönetici sizi zengin edecek veya sizi tamamen mahvedecek veya hayatınızın hayaline ulaşmanızı sağlayacak veya bu hayali yerle bir edecek bir karar alacak konumda bulunamaz. Bunun sadece bir günde başarılabilecek bir durum olmadığının farkındayım. Hemen şimdi kendi kaderinizi kendinizin nasıl çizebileceği üzerine bir plan yapmaya başlayın ki sevmediğiniz kişilerin sizin kaderinizi belirlemesine izin vermek zorunda kalmayın.

 

6. İşiniz sizin ihtiyaçlarınızı karşılıyor mu?

Burada “ihtiyaçlar” kelimesini her zaman yaptığım şekilde tanımlayacağım, bu “günlük çalışma” adını verdiğim dört ayaklı bir sistem üzerinden yürümektedir. Fiziksel ihtiyaçlarınız, duygusal ihtiyaçlarınız, zihinsel ihtiyaçlarınız ve ruhsal ihtiyaçlarınız yeterli miktarda karşılanıyor mu?

Bir işte çalıştığım tek zaman çok az süreyle çalışmamın yeterli olduğu bir zamandı, böylece yazmak için, bir şirket kurmak için, eğlenmek için veya arkadaşlarımla vakit geçirmek için kendime zaman ayırabilmekteydim. Fakat bu zamana sahip olmadığımda ise çok yoğun şekilde çalışıyordum, sevmediğim insanlarla muhatap oluyordum, yaratıcılığım tekrar ve tekrar paramparça ediliyordu ve bundan çok daha fazla sorunla yüzleşiyordum. Eğer böyle bir durum içindeyseniz artık çıkış stratejiniz üzerinde çalışmanızın zamanı gelmiş demektir.

Elleriniz sürekli olarak kısa hatırlatma notları yazmak için yaratılmamıştır. Veya bir faks makinesine kağıt koymak için de yaratılmamıştır. Veya sevmediğiniz kişilerle konuşurken telefonu tutmak için de yaratılmamıştır. Bundan tam 100 yıl sonra elleriniz mezarınızda adeta bir kum tanesi gibi çürüyüp yok olacaktır. O elleri hemen şimdi mükemmel şekilde kullanmak zorundasınız. Ellerinizi öpün, böylece sizin için sihirlerini ortaya çıkarsınlar.

İhtiyaçlarınızı ne kadar yüksek oranda karşılarsanız, hayatınıza o kadar yüksek oranda refah katmış olursunuz. Hayatınız sizin evinizdir. Refah ise bu evin çatısıdır. Fakat her şeyden önce temeli ve kanalizasyon işlemlerini halletmelisiniz, aksi takdirde çatı başınıza yıkılır ve eviniz içinde yaşanmaz hale gelir. Evin temelini ise her gün yaptıklarınızla ve faydalı alışkanlıklar edinerek kurarsınız.  Benim evim bombardıman altında kaldı, evim çok soğuk oldu ve durmaksızın esen dondurucu rüzgarlardan buz kestim, fakat ben her seferinde evimi tekrardan inşa ettim.

 

7. Emekli olmanız sandığınızdan uzun sürebilir.

Emeklilik primlerinizin parasal karşılığını görebilmek için çok uzun yıllar yaşamanız gerekecek ve bu zaman boyunca hiç sevmediğiniz işleri yapmak zorunda kalacaksınız. Ve bir bakmışsınız ki artık 60 yaşına merdiven dayamışsınız ve mağara gibi bir yerde zor şartlar altında bir hayat sürüyorsunuz ve geceleri zar zor kendinizi ısıtabiliyorsunuz.

Kendi emekliliğinizi kendiniz belirlemeye ne dersiniz? Bir iş kurarak veya bir platform oluşturarak bunu başarabilirsiniz. Şimdi bazıları “İyi ama ben girişimci değilim ki” diyeceklerdir.

Bu asla doğru değildir. Herkes aslında bir girişimcidir. Bir girişimci olmak için ihtiyacınız olan tek beceri şunlardır: Başarısız olabilme yeteneği, fikirlere sahip olabilme yetisi, bu fikirleri satabilme becerisi, bu fikirleri hayata geçirme ve başarısız olsanız bile bu başarısızlıktan ders almayı ve alınan bu dersle beraber bir sonraki maceraya atılmayı sağlayan inatçı olma kabiliyeti. Veya maaşlı çalıştığınız işte bir girişimci olun. Bir “girişim-işçi” olun. Rapor verdiğiniz kişinin, yaptığınız işin, yarattığınız şeylerin kontrolünü kendi ellerinize alın. Veya ek olarak bir iş kurmaya başlayın. İş kurma sürecinde herhangi bir kişiye, en azından bir kişiye, bir değer sunun, ne olduğu fark etmeksizin herhangi bir değer ve sunduğunuz bu değerin katlanarak bir kariyere dönüşünü izleyin.

Maaşlı işinizde çalışmaya devam ederseniz ne olur? Patronun sürekli olarak üzerinize bastığı bir işte çalışmaya devam edersiniz ve sonunda yerinize geçecek başka biri bulunur ve size sadece hayatta kalabileceğiniz kadar para ödenir. En iyi seçenekleriniz bunlar mı yani? Siz ve ben her gün aynı 24 saate sahibiz. Siz kendi zamanınızı böyle mi geçirmek istiyorsunuz?

 

8. Bahaneler.

“Ben çok yaşlıyım”. “Ben yaratıcı biri değilim.” “Benim bir sigortaya ihtiyacım var.” “Benim çocuklarımı yetiştirmem gerekiyor”. Bir seferinde bir partiye katılmıştım. İnanılmaz güzellikte göz alıcı bir kadın bana yaklaştı ve “Nasılsın?” diye sordu.

Ben de, “Merhaba! Gayet iyiyim” diye cevap verdim. Fakat kiminle konuştuğum hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Bu kadın neden benimle konuşuyor olabilirdi ki? Ben onun için çok çirkindim. Birkaç dakika havadan sudan muhabbet ederken kim olduğunu en sonunda hatırladım.

Beraber çalıştığımız işten altı ay önce kovulan rüküş görünen kadın işte şu an konuştuğum göz alıcı kadının ta kendisiydi. İşten kovulduğunda, ofisini toparlarken hüngür hüngür ağlamıştı. O zamanlar bu kadar güzel değildi, aslında olduğundan en az 10 yaş yaşlı gösteriyordu ve şimdi ise onun hayatı daha da iyiye gitmek yerine çok daha kötü hale gelecekti. Ta ki kendisinin en sonunda bu hayvanat bahçesinden kurtulduğunu anlayana kadar. THX-1138 isimli bir filmde herkesin seçim yapma şansı ortadan kaldırılmıştır ve yeryüzü “radyoaktif” olduğu için herkes yeraltında yaşamak mecburiyetindedir. En sonunda, ana karakter kimseyi sevmeye izninin olmadığı yeraltında sonsuza kadar acı çekmek yerine yerüstünde ölmenin daha iyi bir fikir olduğuna karar verir. Çünkü kendisi özgür değildi.

Yeryüzüne doğru yola çıkar, yolculuk boyunca tüm korumaların ve polislerin üstesinden gelir. Ve oraya ulaştığında havanın güneşli olduğunu, yeryüzündeki herkesin çok güzel olduğunu ve herkesin kollarını açarak ve öperek onu beklediğini görür. “Fakat orası radyoaktif!” bahanesi sadece onu aşağıda tutmak için kullanılmıştır.

Şimdi insanlar bana “Tabii senin için bunları söylemesi kolay,” diyeceklerdir. “Bazılarımız bunu gerçekten yapmak ZORUNDADIR!” Eskinin rüküş şimdinin ise göz alıcı güzel kadını da bir zamanlar bunu yapmak zorundaydı.

 

9. Küçük adımlar atarak başlayabilirsiniz.

İnsanlar “Ben işimden İSTİFA edemem!” derler. “Ödemem gereken faturalar var”. Anlıyorum. Kimse size hemen bugün işinizden ayrılın demiyor. Bir insan maraton koşmaya başlamadan evvel emeklemeyi öğrenir, daha sonra küçük adımlar atmayı, sonra yürümeyi ve sonrasında ise koşmayı öğrenir. Ve sonra ise her gün egzersiz yapar ve sağlıklı kalır. Bunların hepsinin sonrasında maraton koşar.

Hemen şimdi bir liste yapın. Her hayalinizi ekleyin. Ben en çok satanlar listesine giren bir yazar olmak istiyorum. Ben maddiyata olan ihtiyaçlarımı azaltmak istiyorum. Hayatım boyunca altında ezildiğim birçok endişeden artık tamamen kurtulmak istiyorum. Sağlıklı olmak istiyorum. Etrafımdaki herkese ya da hayatıma giren herkese yardımcı olmak istiyorum. Yaptığım her şeyin insanlar için bir yardım kaynağına dönüşmesini istiyorum. Ben sadece sevdiğim insanların ve beni seven insanların etrafımda olmasını istiyorum. Kendime zaman ayırmak istiyorum.

BUNLAR HEDEFLER DEĞİLDİR. Bunlar temalardır. Her gün bu temaları uygulamak için neye ihtiyacım var? Bu benim uyandığım anda başlar: gözlerimi açtığım anda karanlığa doğru bakar ve kendime şu soruyu sorarım “Bugün kime yardımcı olabilirim?” “Bugün bana kim yardımcı olacaktır?” Ben gizli bir ajanım ve görevimi bekliyorum. Görev almaya hazırım. İşte bu şekilde ufak adımlar atmaya başlarsınız. İşte bu şekilde özgürlüğe doğru yol almaya başlarsınız.

 

10. Aradığınız refahı size maaşlı işiniz asla sağlamayacaktır.

Refaha ulaşmak için tek yol içinde bulunduğunuz hapishaneden adımınızı dışarı atmaktan geçer. Şu an bunu göremezsiniz. Bir hücrede kilit altında yaşarken bahçeleri görmek oldukça zordur. Refah sadece temalarınız ile beraber hareket etmeye başladığınızda size gelir. Etrafınızdaki insanların hayatını daha iyi hale getirdiğiniz zaman.

Her gün hayatı daha iyi hale getirme motivasyonuyla uyandığınız zaman. Ailenizi, arkadaşlarınızı, iş arkadaşlarınızı, müşterilerinizi, potansiyel müşterilerinizi, okuyucularınızı, henüz tanışmadığınız fakat muhakkak tanışmak istediğiniz kişileri daha iyi hale getirdiğiniz zaman. İyileştirmenin kaynağı olun ve gece griye boyandığında tüm gemiler size doğru gelir ve beraberlerinde bol zenginlik getirirler.

 

İlginizi çekebilir

İstifa Edip Kendi İşini Kurmak İsteyenlere
Sıfırdan Başlayıp 1 Milyon TL Kazanmak
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

One Comment

Leave a Reply
  1. Bu yazıyı okumak samimi bir arkadaşımla konuşmak kadar beni rahatlattı teşekkür ederim.
    Çok samimi bir yazı ele alınmış kim yazdıysa aklına sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.