“İyiden Mükemmel Şirkete” Kitabından Çıkaracağınız Dersler

Bu makalede iş dünyasında klasik kabul edilen Jim Collins’in ‘İyi’den ‘Mükemmel’ Şirkete adlı kitabını ana hatlarıyla özetlemeye çalışacağız.

Coca – Cola gibi bazı şirketler her zaman başarılı oluyor. Ama elinizdeki kitap bu tür şirketler hakkında yazılmış bir kitap değil. Uzun yıllar iyi işlere imza atmış ve daha sonra da bir şekilde kendini daha da geliştirmiş şirketler hakkında. Collins bu kitap için şirketleri belirleyebilmek için 40 yıllık bir zaman diliminde 1.435 şirket incelemiş. Bu araştırmanın sonucunda 11 tane mükemmel şirket seçmiş. Bu kitabın cevaplamaya çalıştığı soru da bu şirketlerin kendini nasıl geliştirdiği ve bu süreçte çıkarılan derslerin başkalarına örnek olup olmayacağı.

Sorunun cevabı ise şaşırtıcı şekilde basit, pragmatik ve açık.

Kitabın ana temasını bir kelimeyle anlatacak olsaydık bu kelime disiplin olurdu. Disiplin. Disiplin. Disiplin.

İyi bir şirketten mükemmel bir şirket olmaya giden süreçte disiplinli insanlara, disiplinli düşüncelere ve disiplinli hareket etmeye ihtiyacınız olacak.

  • Disiplinli insanlar: Doğru insanları işe almalı ve onların mükemmele odaklanmasını sağlamalısınız.
  • Disiplinli düşünce: Gerçekler hakkında dürüst olmalı ve dikkatin dağılmasına izin vermemelisiniz.
  • Disiplinli hareket etmek: Başarılı olmak için neyin önemli olduğunun neyin olmadığının farkında olmalısınız.

 

İyi Mükemmelin Düşmanıdır

Kitap sadece iyi olmakla değil mükemmel olmakla ilgili. İyi mükemmelin düşmanıdır. Pek çok insan ve şirket iyi olmanın yeterli olduğunu düşünüyor çünkü bu en kolay şeydir. Pek çok şirket mükemmel olmaya çalışmıyor bile. Sektörün en iyisi olmak için çaba sarf etmiyorlar. Bu da rakiplere pek çok avantaj sağlıyor. En iyisi olmak demode düşünceleri aklınızdan bile geçirmemek demektir. Tıpkı hayatımız gibi. Çok az insanın hayatı mükemmel. Çünkü iyi bir hayat sürmeye razıdırlar, daha fazlasını istemezler.

Kitap hakkında bahsedecek çok fazla şey var, o yüzden bu konuları 6 başlık altında topladık, hazırsanız başlayalım.

 

1. Uzman Liderler

Kitapta bahsedilen ilk kavram uzman liderlik. Collins’in incelediği her mükemmel şirketin ortak özelliği uzman liderlere sahip olmasıydı.

Kurum içi hiyerarşiyi düşünecek olursanız liderliğin en alt seviyesi Oldukça Becerikli Birey’dir. Bu insanlar kendi becerilerini, uzmanlıklarını ve çalışma alışkanlıklarını paylaşarak şirkete katkı sağlar. Hiyerarşide bir üst basamağa çıktığınızda Katkı Sağlayan Ekip Üyesiyle karşılaşırsınız. Bu insanlar ekiplerinin başarılı olmasına yardımcı olmak için kendi beceri ve bilgi birikimlerini kullanır.

Bir sonraki basamak Yetkin Yöneticidir. Bu yöneticiler daha önceden koydukları hedeflere etkili bir şekilde ulaşabilmek için ekiplerini organize edebilme becerisine sahiptir.

Hiyerarşide tırmanmaya devam ediyoruz, bir sonraki basamağımız Etkili Liderler. Liderlerin çoğunluğuyla bu basamakta karşılaşırız. Bu insanlar açık ve net bir vizyon oluşturabilmek konusunda ekiplerini motive edebilirler. Ayrıca yüksek performans gösteren ekipler oluşturma konusunda da beceriklidirler.

En son basamakta ise Uzman Liderler ile karşılaşırız. Bu insanlar mükemmel liderlerdir. Daha alt basamaklardaki becerilere ek olarak irade ve tevazu sembolleridir. İşte tam da bu kombinasyon onları mükemmel yapar.

Uzman liderleri diğerlerinde ayıran davranışları şöyle sıralayabiliriz:

  • Paradoks: Hırslıdırlar ama bu hırsı kendileri için değil kurumlarının daha iyiye gitmesi için kullanırlar. Aynı zamanda kişisel katkıları konusunda da oldukça mütevazıdırlar ve kendilerini geri planda tutmaktan hoşlanırlar.
  • Azimli: Sürdürülebilir bir şekile muazzam sonuçlar üretmek konusunda çok azimlidirler hatta bu azimleri takıntı seviyesine bile ulaşabilir. Burada anahtar kelime sürdürülebilirliktir. Bu, bir kişinin kahramanca çabalarının sonucu değildir.
  • Yerlerine geçmeleri için gençleri yetiştirmek: Daha da başarılı olmak için kendi yerlerine geçmek için gençleri yetiştirirler. Bu bir alt basamaktaki liderlerin davranışlarıyla çelişir çünkü onlar genellikle kendi başarısızlıklarının üstünü örtebilmek için gençleri yetiştirirler.
  • Övgüyü paylaşmak: İşler yolundayken bütün ekibi eşit şekilde överler.
  • Suç üstlenmek: Kötü bir şey olduğunda ise suçu üstlenmekten çekinmezler. Herkesi eşit şekilde överek ve suçu üstlenerek ekiplerinin sadakatini ve bağlılığını kazanırlar.
  • Normal insanlar: Kimseye yukarıdan bakmazlar ya da havalara girmezler.
  • Kurumun içinde yetişmek: Mükemmeliyetlikleri anı kurtaracak kahramanca davranışlardan değil de çok çalışmaktan kaynaklanır.

Siz de uzman bir lider olmak istiyorsanız bu becerileri geliştirmeye çalışmalısınız.

Kurumunuzun içinde insanları uzman liderliğe teşvik etmek ve bu becerileri taşıyan kişileri bulmak için şunları yapabilirsiniz:

  1. Kimsenin bir şeyi üstlenmesine yer bırakmayacak şekilde mükemmel sonuçlar elde etmeye bakın. Kim bilir belki de içinizde uzman bir lider vardır.
  2. İyiden Mükemmele kavramları üzerinde kafa yorun. Bu şekilde daha çok uzman liderin yetişmesini sağlarsınız.
  3. Kendi içinizden birilerini seçin. Dışarıdan birini getirme cazibesine kapılmayın.
  4. Kişisel gelişime, ekibinize liderlik ve mentörlük etmeye yatırım yapın.

Mutlaka okuyun: Nasıl Lider Olunur?

 

2. İlk Önce Kim, Sonra Ne

Mükemmel olmak için sadece nasıl bir lider olduğunuzun önemi yoktur. Ekip üyelerinin kalitesi de aynı derecede önem taşır.

Kim neyi yapar, daha sonra ne için yapar? Genellikle plan yapma konusunda biz tam tersini düşünürüz. Bu şekilde ne yapmak istediğinize karar vermeyeceğiniz ve ardından yapmanız gereken işler için insanları işe almanız anlamına gelir. Bunun yerine, kurumunuzdaki yanlış insanlarla doğru insanları ayırmanız lazım.

Doğru insanları işe almak strateji, vizyon ve neredeyse her şeyden önce gelir. İlk olarak doğru insanları işe alın. Daha sonra ulaşmak istediğiniz hedefleri, yapacağınız şeyleri ve nasıl yapacağınız konusunda onlara fikir danışın. İlk olarak doğru insanları seçin, daha sonra bakış açınızı değiştirerek herkesin değil de doğru insanların en değerli varlığınız olduğunuz fark etmelisiniz.

“Neyden” önce “kime” öncelik vermenin faydaları arasında şunları sayabiliriz:

  • Doğrultuyu değiştirmek daha kolaydır çünkü insanlar ne üzerinde çalıştıklarından ziyade kimle çalıştıklarına önem verir.
  • Ekibinizi motive etmek ve yönetmekle zaman ve enerji harcamak zorun kalmazsınız. Zaten bu insanlar kendi kendilerini motive eder ve yönetirler.
  • Kuruma mükemmel olma fırsatı tanır. Yanlış insanlarla çalışan bir şirket asla mükemmel olamaz.

Bu kavramın bir parçası olarak Collins benimseyebileceğimiz üç ilke sunuyor:

1. İlke: Adaydan şüphe duyuyorsanız onu işe almayın, uygun kişiyi aramaya devam edin.

İyi şirketler doğru insanları işe aldıkları oranda büyüyebilirler.

2. İlke: Çalışanlarda değişikliğe gitmeniz gerektiğini hissettiğiniz an harekete geçin.

Yanlış insanların peşinde koşmayı bırakmalısınız. Onların çalışmasına izin vermek ne sizin için ne de onlar için adil bir şeydir. Ama uyarayım; aradığınız doğru kişi yanlış bir pozisyonda çalışıyor olabilir.

3. İlke: En iyi çalışanlarınıza en iyi fırsatları sunun.

Problemlerle iyi bir şekilde başa çıkmanın kurumunuza yararı dokunabilir ama fırsatlardan yararlanmaya çalışmadıkça mükemmele ulaşamazsınız. Bu nedenle en iyi çalışanlarınızı en büyük fırsatları yaratacakları doğru pozisyonlara yerleştirin.

Sorunlu bir işletmeyi elden çıkarmaya karar verdiyseniz mükemmel şirketler o işletmeyi satar ama en iyi çalışanlarını elinde tutar.

İlk olarak kime odaklanmanın size pek çok getirisi olacaktır. En iyi çalışanlar “ne”yin ne olduğu konusunda tartışacaktır. Bu da size bu konuda doğru kararı vermenizi sağlar. Doğru insanlarla çalıştığınızda herkes işinden zevk alacaktır ve toplantılar dört gözle beklenen etkinlikler haline gelecektir. İş yerinde arkadaşlıklar kurulacak daha sonra bunlar iş dışına taşınacaktır.

Doğru insanlarla çalışmanın önemini ne kadar vurgulasak azdır. Doğru insanlar mükemmeliyet dışında hiçbir şeyle yetinmez.

Mutlaka okuyun: Harika Bir Ekip Kurmak ve Yönetmek

 

3. Acı gerçeklerle yüzleşin

Uzman liderleriniz varsa ve doğru insanlarla çalışıyorsanız bütün kurum kendi egolarındansa şirket performansını öne çıkarmaya çalışacaktır. Bu şekilde şirketin başarılı olacağına inancınızı kaybetmeden acı gerçeklerle yüzleşebilirsiniz.

Mükemmel sonuçlar ancak birtakım doğru kararlar verdikten ve onları iyi bir şekilde uyguladıktan sonra elde edilebilir. Doğru kararlar vermek için ne kadar acı ve rahatsız edici olsa da gerçeklerle yüzleşmeniz gerekir. Gerçekleri çarpıtmaktan kaçınmak için doğrunun kabul gördüğü bir atmosfer yaratmalısınız.

Bu atmosferi yaratmak için yapabileceğiniz dört şey var:

1. Cevaplarla değil sorularla ilerlemek

Bu kitapta yer alan şirketler ne yapmaları gerektiğinin bilincinde olarak işe koyuluyorlar. Kafalarında bir şey netleşene kadar soru soruyorlar. Sürekli soru sorarak yavaş yavaş gerçeği gün yüzüne çıkarmış oluyorlar.

Bunu ne yapmaları gerektiğini bildiğini ve sadece ekiplerine işe koyulma emrini vermeleri gerektiğini düşünen havalı liderlerde göremezsiniz. Bu liderler genellikle yanlış kararlar alır çünkü gerçekleri net olarak göremezler.

2. İnsanları zorlamadan onlarla diyaloga girmek ve münakaşa etmek

Münakaşada bulunurlar, ateşli tartışmalar yaparlar, hatta aynı fikir olmamayı bile kabullenirler… Ama mükemmel liderler asla insanları zorlamaz.

3. Kimseyi suçlamadan olayın iç yüzünü araştırmak

İşler her zaman yolunda gitmeyebilir. Mükemmel şirketler bile hata yapar. Mükemmel şirketler bu hataların üzerini örtmeye çalışmaz. Tam tersine bu hatalardan ders çıkarmaya çalışırlar. Yapılan hata için birilerini suçlamaya çalışmak bu kitapta bahsedilen mükemmel liderlerin aklının kıyısından bile geçmez.

4. Acil durum mekanizmaları geliştirmek

Mükemmel şirketler gerçekten önemli olan şeylere odaklanır ve gerisini düşünmez bile. Acil durum mekanizmaları geliştirirler. Bu mekanizmalar, ham veriyi göz ardı edilemeyecek bir bilgiye dönüştürür.

Acı gerçeklerle yüzleşmek:

  • Kurumunuzun daha dayanıklı hale gelmesini sağlar.
  • İnsanları imkansız gibi görünen bir zorluğu aşma fırsatına eriştikleri için heyecanlandırır.
  • İkilik yaratabilir. İnsanlar acı gerçekleri kabullenir. Diğer yandan da şirketin eninde sonunda başarılı olacağına inanırlar. Başarılı olması yıllar sürse bile.
  • Karizmatik liderlerin keyfini kaçırır. Acı gerçek bir liderin piyasanın nasıl davranması gerektiğini bildiğini sanmasından çok daha önemlidir.
  • Liderlerin kişisel özellikleriyle değil gerçeklerle yönetilmesini sağlar.
  •  . Piyasanın gerçeklerini kabullenmemek herkesin motivasyonunu düşürecektir. Çalışanlar gördüğü eylemlere göre davranır.

Özetle, acı gerçeklerle yüzleşmek şu anlama gelir: Hırslı olmak iyi bir şeydir ama planınızı yeni bir acı gerçeğin gün yüzüne çıkma ihtimaline karşı sürekli güncellemelisiniz.

Mutlaka okuyun: Başarılı Girişimciler Neden Bahanelere İhtiyaç Duymazlar?

 

4. Kirpi Kavramı

İyiden mükemmele gitmenin dördüncü adımı ‘Kirpi Kavramı’ dır. Bu kavramı açıklamadan önce gelin, tilkiyle kirpi arasındaki farka bakalım.

Tilki oldukça zeki bir hayvandır. Dünyayı bütün karmaşıklığıyla algılar ve bir kerede birden fazla hedefin peşinde koşabilir. Kirpi ise daha basit bir hayvandır. Karmaşıklığın içinde kaybolup gitmez. Bir şeyi çok iyi yapar: kendisini korumak için bir top haline gelmek. Kirpiler karmaşıklığı algılayamaz. Gördükleri tek şey nihai hedefleridir ve bu hedefe ulaşmak için yola çıkarlar.

Kitapta yer alan şirketler de tıpkı kirpiler gibi davranır. En iyi oldukları alana bağlı kalırlar ve dikkatlerinin dağılmasına izin vermezler. Dikkatin dağılması çok kolaydır, mükemmel şirketlerin bile bazen dikkatlerinin dağılmaması için çok yoğun çaba sarf etmesi gerekir.

Peki sizin şirketiniz bir tilki gibi değil de daha çok bir kirpi gibi davranmaya nasıl başlayabilir? Şu üç soruyu sorarak içinizdeki kirpiyi ortaya çıkarabilirsiniz:

  • En büyük tutkunuz ne?
  • Dünyada en iyi olduğunuz şey ne?
  • Ekonominizi ayakta tutan şey ne?

1. En büyük tutkunuz ne?

Bu, oldukça önemli bir sorudur çünkü tutku oldukça motive edici bir şeydir. Mükemmel şirketler çalışanlarına neye tutku duymasını söylemez. Çalışanlarının tutkularını keşfetmeye çalışır ve daha sonra bu tutkuları ilgili projelerle eşleştirir. Konuyla ilgili ” Tutkunuzu Nasıl Bulursunuz? ” başlıklı yazımızı okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

2. Dünyada en iyi olduğunuz şey ne?

Bu, bir temel yeterlik geliştirmekten çok daha fazlasıdır. Şirketinizin diğer şirketlerden çok daha iyi yaptığı bir alanı belirlemektir. Daha sonra da bu alana tüm dikkatinizi vererek kimsenin size yetişmesine izin vermemektir.

Burada küçük bir uyarı yapmakta fayda var, bu sorunun cevabı hangi konuda en iyisi olmak istediğiniz değil, nerede en iyisi olabileceğinizdir.

3. Ekonominizi ayakta tutan şey ne?

Kurumunuza gelir getiren temel etken nedir? Ekonomik döngünüzü vücudumuzdaki kan dolaşımına benzetebiliriz. Bizi tanımlamaz, olduğumuz kişi ya da kişisel özelliklerimiz değildir ama o olmadan uzun süre yaşayamayız.

Eğer şirketiniz bu üç sorunun kesişimindeyse. Tutkuluysa. En iyisiyse. Para kazandırıyorsa. Şirketiniz büyük ihtimalle başarılı olacaktır.

Kitapta yer alan şirketler hedeflerini Kirpi İlkesine göre koyar. Örneğin, bu hedefler büyüme hedefi koymanızdan çok daha farklıdır.

Kirpi İlkenizi geliştirmeniz zaman alır. Bir gecede ya da aniden ilham gelmesiyle olmaz. Kirpi İlkelerini geliştirebilmek için pek çok şirket İş Konseyine başvurur.

İş konseyi, farkli sektörlerde çalışan ve düzenli olarak bir araya gelen kişilerden oluşur. Bu insanların görevi Kirpi İlkesini oluşturmaktır. Bu kavramı bir temele oturttuktan sonra uygulandığından da emin olmaları gerekir.

Etkili olabilmek için konseyin yönetim kurulunda doğru insanların olması gerekir. Üst düzey yöneticilerden kurumun her departmanından çalışanına kadar herkese ihtiyaçları vardır.

Kirpi İlkesi, iyiden mükemmele giden yolda bir kırılma anı. Kirpi İlkesini iyi bir şekilde kurgulamadıktan sonra diğer kavramların hiçbir anlamı olmaz. Bu kavramı oluşturabilmek için birkaç seneyi gözden çıkarmanız gerekir.

 

5. Disiplin Kültürü

Disiplinli insanlarla çalıştığınızda hiyerarşi kurmanıza gerek kalmaz. Disiplinli düşünceler ise çalışanların yoldan çıkmasını engeller. Şimdi ise bürokrasiye olan ihtiyacı ortadan kaldıran disiplinli hareket etmekten bahsedelim. Disiplinli hareket ettiğinizde sürekli çalışanlarınızın hareketlerini kontrol etmek zorunda kalmazsınız.

Pek çok şirket, fırsat yaratamadığı için değil, çok fazla fırsat sundukları için başarısız olur.

Disiplin kültürünü yerleştirdiğinizde çalışanlarınız kirpi kavramına bağlı kalarak hareket eder. Kontrolü disiplinle karıştırarak pek çok yöneticinin yaptığı hataya siz de düşmeyin.

Disiplin kültürünü şirketinize yerleştirebilmek için 5 şeyi yerine getirmelisiniz:

1. Belli sınırlar dahilinde özgürlük ve sorumluluk kültürü oluşturmak.

Eğer sınırlar koyar ama bu sınırlar çerçevesinde nasıl davranacaklarını çalışanlarınıza bırakırsanız zaman kazanırsınız. Yapmanız gereken tek şey sistemin kendisini yönetmek olur.

Bunu en iyi bir pilot örneği vererek açıklayabiliriz. Pilot, hava trafiği kontrol merkezi tarafından yönlendirilir. Ancak uçağın, yolcuların ve mürettabatın güvenliği için karar pilotun elindedir.

2. Yönetim kuruluna doğru insanları seçmek.

Sorumluluklarını yerine getirecek iradeye sahip insanları seçmelisiniz. Bu bizi şimdiye kadar konuştuklarımıza götürüyor: disiplinli düşünce, disiplinli insanlar ve disiplinli hareket etmek. Bunun için:

  • Doğru insanlara
  • Acı gerçeklerle yüzleşmeye
  • Kirpi İlkesini takip etmeye
  • Daha sonra da hedeflerinize ulaşmak için yapılması gereken her şeyi yapma disiplinine ihtiyacınız olacak.

3. Diktatörlük değil, güçlü bir kültür oluşturun.

Amacınız ekibinizi sürekli yönetmek olmamalı. Tam tersine, çalışanlarınızın başarılı olmak isteyeceği bir kültür yaratmak olmalı. Kirpi İlkesi herkesin dikkatini toparlamasını sağladığı için burada işinize yarayabilir.

4. Kirpi İlkesine bağlı kalmak için tüm dikkatinizi tek bir şeye vermek

Avantaj kazanmak istiyorsanız pek çok konuda en iyisi olmaya gayret etmeye çalışın. Kitapta yer alan şirketler, bütün dikkatlerini Kirpi İlkesine verip geri kalan her şeyi unutuyor. Her şeyde başarılı olmaya çalışmak yerine bu şekilde yaparak daha çok fırsat yaratabilirsiniz.

5. Vazgeçilecek alışkanlıklar listesi yapmak

Kirpi İlkenizi daha iyi uygulayabilmek için yapmaktan vazgeçeceğiniz alışkanlıkların listesini yapın.

Planınızı başka türlü oluşturun. Hangi projede kim yer almalı diye düşünmektense hangi projelerin Kirpi İlkenize uyacağını düşünün. Bunu yapan şirketler projeleri için daha çok ekonomik destek alır. Kirpi İlkesine uymayan şirketler daha az ekonomik destek alır ya da silinir gider.

Bu bölümden çıkarılacak temel ders tek başına disiplinin hiçbir işe yaramayacağıdır. Disiplinli davrandıklarını iddia eden ama sonu felaket olan pek çok şirket vardır. İyiden Mükemmele gitmenin temel yolu; doğru insanları işe almak, eleştirel düşünmek ve Kirpi İlkesine uygun olarak disiplinli hareket etmekten geçer.

Mutlaka okuyun: Disiplinsiz Hareket Eden Çalışanların 13 Ortak Özelliği

 

6. Teknoloji Hızlandırıcı

Kitapta yer alan şirketler teknolojiye başka açıdan yaklaşır. Kirpi İlkelerine  uymadığı müddetçe yeni teknolojiden yararlanmazlar.

Bu şirketlerin teknolojiye yaklaşımlarını şöyle özetleyebiliriz:

1. Teknolojiyle Kirpi İlkeleri dahilinde haşır neşir olurlar.

Yeni bir teknoloji çıktığında ilk önce Kirpi İlkelerine uyup uymadığına bakarlar. Eğer ilkeleriyle örtüşürse yatırım yaparlar.

2. Kirpi İlkeleri dahilinde teknoloji öncüleri olurlar.

Teknolojiyi ivmelerini artırmak için kullanırlar. Bu, disiplinli hareket etme ilkelerinin bir parçasıdır.

3. Teknolojiyi hiç ummadık şekillerde kullanırlar.

Teknolojiyi Kirpi İlkelerine göre değerlendirdikleri için hiç ummadık şeylerle karşınıza çıkabilirler.

4. Teknolojiyi dengeli bir şekilde kullanırlar.

Yani en ileri teknolojiyi kullanmak yerine bu teknolojinin nasıl kullanıldığına daha çok önem verirler.

Mutlaka okuyun: Başarılı Teknoloji Girişimcisinden 35 Önemli İpucu

 

Çark ve Kaçınılmaz Son

Kocaman bir çark düşünün. Binlerce kiloluk ağırlıkta olsun. Çarkın dönmesini sağlamak için bastırmanız gerekir. Bastırmaya başladıkça da adım adım ilerleme kaydedersiniz.

Bir kere bastırmak çarkı hareket ettirmez. Hatta tüm gücünüzle bastırsınız bile hareket ettiremezsiniz.

Bastırmaya başladığınızda çarkı hareket ettirmenin imkansız olduğunu düşünürsünüz. Ama devam edersiniz. Bastırır, bastırır, bastırırsınız. Ne kadar çok ivme kazanırsanız ittirmesi o kadar kolaylaşır ama yine de güçlü bir şekilde ittirmeye devam etmeniz gerekir.

Sonra bir noktada çark kendi kendini döndürmeye başlar ve o kadar hızlı dönmeye başlar ki artık çok fazla bastırmanıza gerek kalmaz.

Hatta artık döndürmesi değil durdurması zorlaşır! Burada İyiden Mükemmele Çark Etkisini gerçekleştirmiş olduk. Kirpi İlkemiz dahilinde tutarlı bir şekilde harekete geçtik. Daha sonra da elle tutulur sonuçlar elde ettik. Bu da insanlara enerji verdi ve çok fazla çaba sarf etmeden ivme kazanmanız kolaylaştı.

Medya dönüm noktalarına ve ilhama bayılır. Ama biri size gelse ve çarkınızı çok hızlı döndürmenizi sağlayan en önemli adımın ne olduğunu sorsa ne derdiniz? Cevap veremezdiniz! Çünkü fark yaratacak tek bir etken yoktu. Çarkınızın hızlı bir şekilde dönmesini sağlayan şey uzun süre tutarlı bir şekilde hareket etmekti.

Burada dikkat etmemiz gereken şey tek bir eylemin fark yaratamayacağı. Ne kadar güçlü saldırsanız da bir fark yaratamazsınız. Bu yüzden tek bir kazanca değil de art arda kazandığınız başarılara dikkat etmeniz gerekir.

 

Kaçınılmaz Son

Bu ise yukarıda okuduklarınızın tam tersi ve şirketlerin yanlış kararlar almasının sebebidir.

Yola büyük bir fikir ya da bir anlık ilhamla çıkarlar. Ama daha sonra çabuk sıkılırlar ve akıllarına geldikçe bu fikir üzerinde çalışırlar. Bu çabalar da onları tüketir. Zamanla bu aralıklar kötü sonuçlar elde etmelerine sebep olur.

Bir önceki fikir işe yaramadığı ya da istedikleri gibi olmadığı zaman da şirketler plan değişikliğine gider. Her seferinde plan değiştirdikleri için bu sefer ivme kaybederler.

Bu şirketler için ivme kazanmak bir başka bahara kalır. Bunun yerine büyük bir dönüm noktasına odaklanırlar. Ama o dönüm noktası hiç gelmez.

Bu benzetmede dikkat edilmesi gereken en önemli şey çarkı her ittirişiniz zamanla birikir ve sizi mükemmele bir adım daha yaklaştırır.

 

İyiden Mükemmele: Özet

Bu kitaptan çıkaracağınız en büyük ders disiplin. İyi bir şirketten daha iyi bir şirket olmaya giden süreçte disiplinli insanlara, disiplinli düşüncelere ve disiplinli hareket etmeye ihtiyacınız olacak.

  • Disiplinli insanlar: doğru insanları işe almalı ve onların mükemmele odaklanmasını sağlamalısınız.
  • Disiplinli düşünce: gerçekler hakkında dürüst olmalı ve dikkatin dağılmasına izin vermemelisiniz.
  • Disiplinli hareket etmek: başarılı olmak için neyin önemli olduğunun neyin olmadığının farkında olmalısınız.

İyiden Mükemmele gitmenin temel yolu; doğru insanları işe almak, eleştirel düşünmek ve Kirpi İlkesine uygun olarak disiplinli hareket etmekten geçer.

Genel olarak baktığımızda İyiden Mükemmel Şirkete iş dünyası hakkında klasik sayılacak bir eder ve okumanızı tavsiye ediyoruz. Kitapta burada tartıştığımız kavramları gerçek hayatta uygulamanın yollarını okuyabilirsiniz. Bu kitaba kesinlikle 10 üzerinden 10 veriyoruz.

 

İlginizi çekebilir

İş Hayatı Kitapları
Mutlaka Okumanız Gereken Kitaplar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.