James Dyson Kimdir? Hayatı ve Başarı Hikayesi

James Dyson, 2 Mayıs 1947’de İngiltere’nin Cromer kentinde doğmuştur.

O, ürettiği toz torbasız siklon teknoloji elektrikli süpürge( Dyson Dual Cyclone/Dyson İkili siklon) ile haklı bir üne kavuşan İngiliz bir sanayicidir. Dyson’ın bu icadı yalnızca elektrikli süpürge üretiminde devrim niteliğinde gelişmelere sebebiyet vermekle kalmamış, dünya genelindeki diğer cihazlara ilişkin de kayda değer gelişmelerin yaşanmasına sebep olmuştur.

Kendisi aynı zamanda bir uzun mesafe koşucusudur. (Dyson, azmini ve kararlılığını sporculuk geçmişine borçlu olduğunu söyler. )Bir yıl boyunca Byam Shaw Sanat Okulu’na devam etmiş ve ardından -1966’dan 1970 yılına kadar-Royal College of Art(Kraliyet Sanat Okulu)’da mobilya ve iç mimarlık ve eğitimi almıştır. Elektrik süpürgelerinde tozun toz torbası yerine bir hazne içerisine çekildiği siklon süpürge fikri de ilk kez burada doğmuştur.

Peki, neydi bu siklon teknolojisi ve ne işe yarıyordu?

Siklon teknoloji, elektrik süpürgesinin haznesine girecek havayı yüksek hızda döndürmek suretiyle içeriğindeki tozların merkezkaç kuvveti ile arıtılması mantığı ile çalışmaktaydı. Yani bu bir çeşit hava ile toz ayrışımı yapma – filtreleme – sistemiydi.

 

Dyson’ın İcat ve Başarıları

Dyson torbasız ve daha yüksek verimlilikte çalışan bir elektrik süpürgesi icat etme yolundaki ilk denemesi -Hoover Junior modeli-yüzünden büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı, çünkü makinenin emiş gücü her kullanımın ardından bir miktar azalıyor ve cihaz sürekli olarak tıkanıyordu. Dyson, bu tarzda birkaç prototip daha yarattıktan beş yıl sonra nihayet 1983’te “G-Force” modelini ortaya çıkarabildi. Ancak maalesef hiçbir üretici veya distribütör bu fikrine sıcak bakmamıştı. Bu nedenle ürününü Japonya’da piyasaya sürmeye karar verdi.

G-force pembe renkte üretildi ve 2000 sterline satıldı. Japonya’da Uluslararası Tasarım Fuarı ödülünü kazandı. Dyson, bu teknolojinin patentini 1986 yılında alabilmişti. Büyük üreticilerden ürününün seri üretimine ilişkin olumlu bir cevap alamayınca da İngiltere’de kendi üretim şirketini kurmaya karar verdi. Ürüne yönelik ilk tanıtım girişimi, “Torbaya elveda” sloganına sahip bir televizyon reklamıydı ve bu slogan ürünün verimli emiş kalitesinden çok daha fazla dikkat çekmişti. Ancak Dyson öyle ya da böyle ürününün popülerlik kazanmasından mutluydu. Zaten çok geçmeden “Dyson Dual Cyclone” modeli ülke genelindeki en çok satan elektrikli süpürge modeli haline gelecekti. Dyson,2002 yılında Amerika’da aynı ürünü piyasaya sürdüğü an dikkatleri üzerine çekmeyi başardı ve sadece üç yıl içinde buradaki pazarın da % 20’sini ele geçirdi.

Dyson’ın bu başarısından sonra, diğer şirketler de siklon teknolojisine sahip elektrikli süpürgeler satmaya başladılar. Dyson, bu teknoloji için patent aldığından ötürü Hoover UK firmasına sonucunda 5 milyon pound aldığı bir patent ihlali davası açtı. Dyson zamanla ürettiği elektrikli süpürgelerini daha da geliştirdi. Hatta ürün yelpazesini genişletme girişimlerinde  dahi bulundu. Örneğin “Dyson Ball” modeli çok daha hareketli bir temizlik anlayışı sunuyordu. 2006’da umumi tuvaletlerde el kurutma makinesi olarak kullanılan “Dyson Airblade” piyasaya sürüldü. 2009 yılında ise Dyson, 125 yıldan fazla süredir fan sektöründe gerçekleştirilen ilk gerçek yenilik olarak addedilen “Air Multiplier”(pervanesiz fan) teknolojisini piyasaya sundu.‘ContraRotator’ modeli vb. çamaşır makineleri ile ürün yelpazesi daha da genişletilmeye çalışılsa da bu icat ticari anlamda bir başarı yakalayamamıştı.

Dyson, 1997 yılında “Prens Phillip Tasarımcı Ödülü” nün sahibi oldu. 2000 yılında “Lord Kilgerran Ödülü” ile onurlandırıldı. Aynı yıl Bath Üniversitesi, Dyson’a Mühendislik alanında fahri doktora unvanı verdi. 2005 yılında Kraliyet Mühendislik Akademisi Üyesi olarak seçildi ve 2007’de Kraliyet Şövalyeliğine atandı. 2011’den beri de Royal College of Art’ın(Kraliyet Sanat Okulu’nun) baş sorumlusudur.

James Dyson İçin Başarısızlık Neden Başarının Anahtarıdır?

İngiliz tasarımcı ve Dyson şirketinin kurucusu Sir James Dyson bu denli başarılı bir girişimciydi ancak aynı zamanda başarısızlıktan gelen güce de yürekten inanıyordu. Hatta başarısızlığı başarıyı yakalamanın önemli bir parçası olarak görüyordu – ona göre başarısızlık gerçekten yenilikçi bir çözüme doğru atılan ilk adımdı.

Dyson, 1993 yılında mağazalarda yerini alan ikili siklon sistemli ilk elektrikli süpürgeyi icat etmek için tam 15 yılını harcamıştı. Üstelik bu 15 yıllık sürede tam 5.126 adet başarısız ürün elde etmişti! Tüm bu başarısızlığın nihai ödülü ise yaratıcılığı ve ileri görüşlü tasarımlarıyla bilinen milyarlarca dolarlık bir şirketin sahibi olmak olmuştu.

Yazımızın bu bölümde Dyson ile başarısız deneyimlerinin nihai başarısını nasıl etkilediği üzerine yapılmış bir röportajdan alıntılara yer vereceğiz. Umarız bu röportaj yeni bir fikri hayata geçirmeye niyetlenmiş taze girişimcilere ışık olur:

1.Hemen her konuşmanızda başarısızlığın değerini vurguluyorsunuz. Başarısızlığın size ne gibi bir katkısı oldu?

Başarısızlık ilginç bir şey – ilerlemenin bir parçası. Başarıdan asla bir şey öğrenemezsiniz, ama başarısızlık çok şey öğretir.(Siklon vakum teknolojisini ilk yarattığımda basit bir fikirle işe başlamıştım, ancak durum çok daha cesur hatta bir o kadar da ilginç bir hal aldı. Asla hayal edemeyeceğim bir noktaya ulaştım çünkü bu süreçte neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını çok iyi öğrendim.”

2.Hayal kırıklığının bizi kontrol altına almasına izin vermeden uzun bir hata silsilesine göğüs gerebilmek mümkün müdür?

“Başarısızlığı benimsemek ve deyim yerindeyse onun keyfini çıkarmak zorundayız. Sapkın bir şekilde değil elbette, problem çözme yoluyla. Hayat çözülebilir sorunlardan oluşan bir dağdır ve ben hayata dair bu gerçeği seviyorum.”

3.Yarattığınız siklon teknolojisi yaratıcı bir problem çözme modelinin somut örneklerinden biri olarak algılanıyor. Peki ya başarısızlık? Başarısızlığın bu yaratıcılığı teşvik ettiğini söyleyebilir miyiz?

“Kesinlikle öyle. Herhangi bir konuda ilk denemede başarıyı yakalarsanız, yaratıcı olmak için sebebiniz kalmamış demektir. Yaratıcılık kimsenin tasarlayamayacağı bir şey yaratmak demektir; daha önce var olmayan ve daha önce çözülmeyen sorunları çözen bir şey. Bir fikri işlevsel hale getirmek yapabileceğiniz en yaratıcı şeydir”.

4.Başarısızlıkla sonuçlanan bir deneyimin ardından gelecek bir sonraki denemede nasıl bir yaklaşım sergilersiniz?

“ Sıklıkla yapılacak tamamıyla aptalca, bir o kadar da yanlış bir şey düşünürüm. Bu genellikle işe yarar çünkü farklı bir yaklaşım geliştirmiş olursunuz, daha önce hiç kimsenin denemediği bir şey. Bu sayede probleme yönelik farklı bir bakış açısı elde edersiniz.”

5.Çalışanlarınızı risk alma konusunda teşvik etmek için neler yapıyorsunuz?

“Bir çalışan olarak her türden eleştiriyi kaldırabilmelisiniz. Unutmayın,devrim niteliğinde bir öneri çoğu zaman aptalca gelecektir ve hiç kimse başkalarının alay konusu olmak istemez. İşin sırrı doğru bir tutum geliştirebilmektedir; mütevazı, meraklı, kararlı, başarısızlık karşısında yılmayan ve denemeye hevesli bir yaklaşım benimsemeye çalışmanız en doğrusu olacaktır. En azından ben bu tarz insanları işe alıyorum. Başarısızlıktan doğan güce inananlarla bir arada olmayı tercih ediyorum.”

6.Başarısızlıktan korkan veya yargılanacaklarından endişe duyan taze girişimci veya mucitlere neler tavsiye edersiniz?

“Bu da hayattan çıkaracağımız bir çeşit ders değil midir? İnsanların sizin hakkınızda ne söyleyecekleri konusunda çok da endişelenmemelisiniz. Farklı bir şey yapmak istiyorsanız, karşıt fikirden pek çok insanla karşılaşmanız muhtemeldir.

Büyük şirketler risk almama eğilimindedir, bu nedenle girişimciler gözlerini karartıp rakipleri ile mücadele etmek adına kaçırılmayacak denli büyük bir fırsata sahip olduklarını bilmelidirler. İş dünyası her geçen gün gelişip değişmekte. Sizler de bir yerden başlamak zorundasınız. Denemek zorundasınız.”

 

İlginizi çekebilir

İlham Verici Başarı Hikayeleri
Sony’nin Kuruluş ve Başarı Hikayesi
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.