Küçük Kırmızı Bir Atacı Takas Ederek Eve Dönüştüren Girişimci

2006 yılında 26 yaşında bir genç olan Kanadalı Kyle Macdonald, sahip olduğu ufak bir atacı takas ede ede sonunda ev sahibi olmayı başardı.

Yaklaşık 1 yıllık  bir sürede 14 farklı takas gerçekleştiren MacDonald, bir filmde oynaması karşılığında Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde 2 katlı bir çiftlik evinin sahibi oldu. Yani 14. takasın sonunda bir filmde rol alması istendi ve bunun karşılığında kendisine bir ev verildi.

Olay aslında 2005’in yaz aylarında başlıyor. Kyle Macdonald o dönemler işsizdi ve kendine ait bir eve sahip olmak istiyordu. Ancak o iş ilanlarına başvurmak yerine çalışma masasında gördüğü kırmızı bir atacı Craiglist’e koydu ve takas tekliflerine açtı.

Vancouver’den bir kadın ona bu ataç karşılığında balık görünümlü bir tükenmez kalem teklif etti. MacDonald atacı bu kadına verdi ve karşılığında balık görünümlü kaleme sahip oldu.

Daha sonra bu kalemi de Craiglist’e koydu. Bu kez ise Seattle’dan bir kişi ona el yapımı kapı topuzu teklif etti. Böylece balık görünümlü kalem ile el yapımı kapı topuzu takas edildi.

Massachusetts eyaletinden başka bir kişiyle kapı topuzu – kamp ocağı takası yapıldı.

Kamp ocağına sahip olan Kyle Macdonald, bu ocağı Kaliforniya’da bir adama verdi ve karşılığında 100 watt enerji üreten bir jeneratör aldı.

New York’tan başka bir insanla buluşan Macdonald, boş bir bira varili ve ışıklı Budweiser tabelası karşılığında ona jeneratörü verdi.

Bu jeneratörü de takas etti elbette. Montreal’de bir radyocudan Bombardier marka bir kar aracı aldı ve ona jeneratörü verdi.

Sona doğru yaklaşırken bir akşam üzeri ünlü rock starı Alice Cooper ile buluştu. Cooper ona üzerine rock grubu KISS’in adının yer aldığı bir kar küresi verdi. MacDonald da ona kar aracını verdi.

Kyle Macdonald en son aşamadaki takas işleminde KISS kar küresi karşılığında Corbin Bernsen’in “Donna on Demand” adındaki filminde ücretli olarak rol alma imkanı kazandı.

Yönetmen Corbin Bernsen’in dünya üzerindeki en büyük kar küresi koleksiyoncularından biri olması bu rolün kazanılmasında elbette çok etkili oldu.

Peki Kyle MacDonald nasıl ev sahibi oldu? Kırmızı bir ataç takas edilerek nasıl bir eve dönüştü? Hikayenin son ayağını Kyle’ın kendi ağzından dinleyelim.

 

Kırmızı Atacı Takas Ederek Ev Sahibi olan Kyle MacDonald’ın Hikayesi

Şimdi Kyle MacDonald’ın tüm bu süreci anlattığı Tedx Talks hikayesini paylaşıyoruz. Yazımızın devamında ise bu hikayeden ne tür dersler çıkarabileceğimize, bu hikayenin günümüz ekonomisi hakkında ne tür ipuçları verdiğine bakacağız.

* * * * * 

Yukarıda gördüğünüz kırmızı atacın fotoğrafını çektim ve Craiglist’e koydum. Ronnie ve Karina adında iki kız mesaj attı.

“Merhaba, ataç çok güzel. Bizde de balık şeklinde bir kalem var. Takas etmek ister misin?” dediler.

Tabii heyecanlandım. Ataçtan daha büyük ve güzel bir şeydi bu kalem.

“Bu takas sürecini ne kadar ileri götürebilirim?” fikri doğdu o esnada.

Kalemi de Craiglist’e koydum.

Bu kez de Allie adında bir kadın el yapımı kapı topuzu ile takas yapmak istedi.

Onunla da takası gerçekleştirdik ve bir gün ev sahibi olana dek bu takas sürecini devam ettirmem gerektiğini fark ettim.

Kapı topuzuna da Shawn talip oldu. “Bizim eve gelsene, mangal yapıyorum, sen de katıl” diye mesaj attı. Onunla da kapı topuzuna karşılık kamp ocağını takas ettik.

Gittikçe değer yaratıyorduk. Birbirimizin hayatına ufak da olsa katkı sağlıyorduk.

Sonra ABD ordusunda görev yapan bir astsubay mesaj attı bana. Tam olarak bendeki kamp ocağına ihtiyacı olduğunu ve kendisine fazladan bir adet jeneratör olduğunu söyledi.

Onunla da kamp ocağı – jeneratör takasını gerçekleştirdik.

Ancak jeneratörü takas etmek görece uzun sürdü. Yine de başka biri bu jeneratöre talip oldu.

New York’ta yaşayan Martin, boş bir bira varili ve Budweiser neon tabelası karşılığında bendeki jeneratöre sahip oldu.

Daha sonra ben bu varili ve tabelayı boyadım, temizledim ve “Parti kiti” olarak Craiglist’e koydum.

Michel Brett adında Quebec bölgesinden bir radyo ve televizyon ünlüsü bu ilan aracılığıyla bir mesaj attı, bana sahip olduğu ve hiç kullanmadığı ve sevmediği kar aracını teklif etti.

Bir insanın kaç tane kar aracı olabilir diye düşünmedim değil tabii. Tabii sevmediği bir şeyi benle takas etmesi de yine kafama takıldı ama sonunda onunla da takası gerçekleştirdik.

Yılın büyük bölümü karlı geçen Kanada’da böyle bir takası kış mevsiminde gerçekleştirdiğim için kendimi şanslı hissettim ve kar aracını da oldukça beğendim.

Sonra “SnoRiders West” adında bir kar aracı dergisi ulaştı bana.

Bu araç karşılığında Canadian Rockies bölgesine iki kişilik ücretsiz tatil sunabileceklerini söylediler. Bunun dergiye yönelik etkili bir PR kampanyası olabileceğini de belirttiler.

Ben de kabul ettim tabii, ancak benim aklım bu takas işini nasıl daha ileri götürebilirim meselesine odaklanmıştı.

Daha sonra bir televizyona kanalıyla başımıza anlatması uzun ve karmaşık bir husumet geldi. Gerçekten uzun bir hikaye ancak şöyle özetleyebilirim. Üzerimde Cintas markasının bulunduğu bir tişört varken televizyona çıktım. Bu tişörtü de bana uzun zaman önce kuzenim vermişti. Daha sonra Cintas markasının sahibi televizyonda beni görmüş. Bu kişi beni aradı ve benle buluşmak istedi.

Sonunda bana bu kamyoneti verdi ve ben de ona karşılığında Canadian Rockies bölgesine iki kişilik tatil biletimi verdim. O Rockies’e uçakla gitti ve ben de bu kamyonetle gittim. Yani bir taşla iki kuş vurmuş oldum.

Gittikçe kırmızı bir ataçtan daha fazlasına sahip olmaya başladığımı görüyordum ve devamı da durmadan geliyordu.

Sonra kamyonete karşılık bir albüm sözleşmesi yaptım. Müzisyen Brandon, grubunu ve malzemeleri taşımak için benden kamyoneti aldı ve bana albüm yapmak üzere bir sözleşme yaptık.

Aramızda albüm çıkarmak isteyen var mı?

Çok varmış. Bunu öğrendim.

Soul türünde müzik yapan bir kadın bu albüm sözleşmesini kendisine vermem karşılığında bana bekaretini teklif etti. Çünkü bana daha cazip bir teklif gelmişti o esnada.

Phoenix, Arizona’dan Jody, “Phoenix’te dubleks bir evim var. Albüm sözleşmesi karşılığında bu evde bir yıl kira vermeden oturabilirsin.” dedi.

Teklifi kabul ettim ve bir yıl bu evde kira vermeden yaşadım.

Bu evde yaşarken yan evde oturan komşu da bu durumu duydu ve “Ben de kira vermeden oturmak istiyorum.” dedi.

Birkaç gün sonra bana bir buluşma teklifinde bulundu ve buluşmaya patronunu da çağıracağını söyledi. “Patron ne alaka?” diye düşünerek buluşma yerine gittim ve ünlü rock yıldızı Alice Cooper’ın  buluşma teklif eden komşumun patronu olduğunu öğrendim. Alice Cooper’ın sahibi olduğu restoranın yöneticisiymiş meğer.

Sonra Alice Cooper’un prodüktörü beni aradı ve North Dakota’da turnede olduklarını söyledi. “Neden gelip Alice Cooper’ın konserine katılmıyorsun?” dedi. Konsere gittim ve fotoğrafta görüldüğü gibi onunla sahneye çıktım. Elimizde devasa bir kırmızı araç vardı.

Bu konserden sonra Alice Cooper’dan bir akşam birlikte takılma sözü aldım ve tabii ki bu sözü takas tekliflerine açtım.

Mark adında KISS hayranı bir adam aradı ve birçok şey saydı. Sonunda onunla da KISS grubunun logosunun bulunduğu bir kar küresine karşılık Alice Cooper ile takılma sözünü takas ettik.

Bu takasın dünyanın en berbat takası olduğuna dair internette pek çok yorum yapıldı.

Neyse, tüm bu olaylardan 2 hafta kadar önce, bir kişi aradı beni.

“Merhaba, ben Corbin Bernsen, Hollywood aktörüyüm. Şu an bir film yapıyorum ve sana bu filmde bir yan rol vermek istiyorum. Takasa var mısın?” gibi bir şey dedi.

Tam o dönemde albüm sözleşmesini yeni yapmıştım. Teklifi kabul ettim direkt.

Ancak Corbin Bernsen’in kim olduğunu bilmiyordum ki. İnternette araştırma yaptığımda bu kişinin gerçekten de ünlü bir aktör olduğunu öğrendim. Wikipedia’ya baktığımda ise onun dünyanın en büyük kar küresi koleksiyonerlerinden biri olduğunu gördüm. Bernsen’in elinde 6500’den fazla kar küresi varmış meğer.

Mark’ın elinde de KISS kar küresi olduğunu bildiğim için Corbin Bernsen’i arayıp “KISS kar küresi size uyar  mı?” dedim.

O ise “Tabii ki uyar. O küreye ihtiyacım var.” dedi.

Yani Alice Cooper ile takılma fırsatını, bir kar küresine tercih ettim çünkü o kar küresi bana bir Hollywood filminde yer alma kapısı açıyordu.

Filmde rol kapmama rağmen yine de takas süreci benim için devam ediyordu.

Kanada’nın Kipling belediyesinden Bert Roth adında önemli bir yönetici beni aradı.

“Şehrimizde belediyeye ait birkaç evimiz var. Bu evlerden birini senin sahip olduğun bir şeyle takas edebilir miyiz?” dedi.

Ben de elimde bir  Hollywood filminde yardımcı rol sözleşmesi olduğunu söyledim.

Belediye konseyinde yapılan bir onaylamada iki kişinin onayı olmasına rağmen Bert’in çabalarıyla Kipling’deki bu evin sahibi oldum. Sahip olduğun rolün seçmeleri de Kipling’de yapıldı ve şehir bu seçmeler aracılığı ile büyük bir tanıtım etkinliğine sahne oldu.

25 cent değerindeki bir atacı takas ede ede bu evin sahibi oldum.

Bu hikayenin en güzel ve keyifli yanı takas yaptığım kişilerin hayatlarına şahit olmak, yepyeni insanlarla tanışmak oldu. Hollywood filmindeki rolümü ise Kipling’de yapılan seçmelerle belirlenen bir kişi aldı. Kipling seçmelerin olduğu gün binlerce insanın akınına uğradı, herkes bu filmde yer kapabilmek için şehre geldi. Ortalık tam bir festival ortamıydı.

Daha sonra Corbin Bernsen sahneye çıktı ve rolü kapan kişinin adını anons etti: Nolan Hubbard.

Lise mezunu olan Nolan, asgari ücretle bir mağazada çalışıyordu ve aktör olma ihtimali o şartlar altında sıfırdı.

Ancak bu fotoğraf çekildikten 2 hafta sonra Los Angeles’ta Corbin Bernsen’in yanında setteydi!

İşte tüm bu olanlar insanların evet demesiyle başladı.

Hadi bir şeyler yapalım!

Hadi birlikte harekete geçelim!

Hadi birbirimizin hayatına fayda sağlayalım!

Ve gördüğünüz gibi her şey kırmızı ufak bir ataç ile başladı.

Yani son olarak şunu diyerek bitireyim; elinizde bir ataç varsa bile onu takas edin.

Onu sadece balık şeklinde bir kalemle de takas edebilirsiniz, ancak bugün burada anlattığım maceranın başlangıcı ataç-kalem takasıyla başladı. Bu takas da bugün beni buraya, hikayemi anlatma noktasına kadar getirdi.

 

Kırmızı Ataç Hikayesinden Çıkarılabilecek Dersler

Para olmadan önce hayatın nasıl bir işleyişe sahip olduğunuzu düşündünüz mü?

Aslında hepimiz değiş-tokuşçuyduk. İhtiyaçlarımız kişiseldi ve zamanla değişiyordu.

Nesnelerin ve şeylerin değeri onu ihtiyaç duyduğumuz bir şeyle takas etmek istediğimizde belirleniyordu.

Kyle Macdonald’ın hikayesini aslında bir deney olarak ele alabiliriz. Gelecekte alışverişin bu formatta gerçekleşeceğini, yani geçmişteki yönteme tekrar döneceğimizi hayal etmek hiç de gerçekdışı olmaz.

Craiglist, Letgo, Dolap, ModaCruz gibi siteleri düşünün. Bu siteler bugün dünden daha fazla talep görüyor. İnsanlar kullanmadıkları şeyleri bu sitelere koyuyor ve ihtiyaç duydukları şeylerle takas etme yoluna gidiyor.

MacDonald’ın bu noktada bir hareket önderi olduğunu söylemek mümkün. Zira bu hareketin en çarpıcı örneklerinden birini onun ve kırmızı bir ataç sayesinde gördük.

Kulllanmadığınız eşyaları deponuzda, bodrumunuzda ya da gardrobunuzda saklamak yerine onu internete koyarak, komşularınıza vererek ya da bağışlayarak kullanılmayan şeylerin başka insanların hayatına katkı sağlamasını sağlamak gayet doğru bir tutum olur.

Kyle Macdonald’ın hikayesinde de gördüğünüz gibi nüfusu 1000 kişilik olan bir şehir, aktör seçmesi için 3500 aktör adayı tarafından dolduruldu. 3500 kişinin hayatına tesir eden şey, kırmızın bir atacın Craiglist’e konması oldu. Yani bu takas olgusu üzerinden dayanışmacı bir sinerji meydana geldi. Belki de bu olay, gelecek yıllarda yaşayacaklarımızın bir projeksiyonu, bir modeli oldu.

Bu hikaye bağlamında siz de kullanmadığınız eşyaları elinizden çıkarıp hem kendinize hem de başkalarının hayatına olumlu bir değer oluşturmaya başlayabilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir

İlginç Girişimcilik Örnekleri
Sıradışı Girişimcilik Hikayeleri
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.