Mesleki Tükenmişlik ile Mücadele Etmenin Yolları

Gün geçtikçe daha fazla insan işteyken kendini yorgun ve yalnız hissediyor. 2016 Genel Sosyal Raporu’nu incelediğimizde, yaklaşık yirmi yıl öncesine kıyasla günümüzde kendini aşırı derecede yorgun hisseden birey sayısının iki kat daha fazla olduğunu görüyoruz. İnsanların neredeyse yarısı iş sebebiyle kendilerini sık sık veya sürekli yorgun hissettiklerini söylüyor. Bu oran, yirmi yıl öncesinin %32’lik oranıyla karşılaştırıldığına kulağa oldukça yüksek geliyor. Dahası, insanın kendini yalnız hissetmesiyle yaşadığı mesleki tükenmişlik arasında hatırı sayılır bir bağlantı var: Ne kadar çok yorulursak kendimizi o kadar yalnız hissediyoruz.

Bu yalnızlığın sebebi düşündüğünüz gibi sosyal izolasyon değil. Aslına bakarsanız iş yerinde yaşanılan manevi yorgunluk kişinin kendini yalnız hissetmesine neden oluyor. The Happiness Track (Mutluluğun Yolu) isimli kitabı incelediğimizde, kâr amacı gütmeyen sektörlerden tutun da tıbba kadar her alandaki çalışanların %50’sinin aşırı yorulduğunu görüyoruz. Bu sorun; sadece meşgul, aşırı çalışan yöneticiler için geçerli değil (yine de bu grubun yalnızlık ve yorgunluk derecelerinin yüksek olduğunu belirtmeden geçmeyelim). Yaptığımız çalışmalar, sorunun mesleğe bağlı olmadığını yani her iş kolundan insanı etkilediğini ve hiyerarşinin hem alt hem de üst zincirlerinde eşit derecede yaşandığını gösteriyor.

İster sosyal izolasyondan isterse aşırı yorgunluktan kaynaklansın, yalnızlığın insanlar üzerinde ciddi sonuçları olduğu bariz bir gerçek. Bireylerin yalnızlığı konusunda uzman ve Loneliness: Human Nature and the Need for Social Connection (Yalnızlık: İnsan Doğası ve Sosyal Bağ Kurma İhtiyacı) isimli kitabın yazarlarından John Cacioppo, durumun insanların psikolojik ve fizyolojik sağlığı ile yaşam süreleri üzerindeki etkisini vurguluyor. Sarah Pressman’ın Kaliforniya Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışma Cacioppo’nun çıkarımlarını destekler nitelikte. Çalışma sonuçlarına göre obezite insan ömrünü %20, içki tüketimi %30, sigara tüketimi %50 oranında azaltırken, yalnızlık %70 gibi çok daha ciddi bir oranda insan hayatını kısaltıyor. Hatta, yapılan bir çalışma, yalnızlığın kalp krizi geçirme ya da koroner kalp rahatsızlığına yakalanma –ki bu gelişmiş ülkelerdeki ölümlerin başlıca sebebi- ihtimalini %30 oranında artırdığını gösterdi. Diğer taraftan, sosyal bağ kurma hissi, bağışıklık sistemimizi güçlendirebilir, hayat süremizi uzatabilir, anksiyete ve depresyon ihtimalini de büyük oranda azaltabilir.

Daha önce bu hissi yaşamış olanlar, yalnızlığın acı verici olduğunu kabul edeceklerdir. Öyle ki, bu durum beyinde fiziksel acıya dahi sebep olabiliyor. Bu huzursuzluğun sosyal etkileri, insanlar manevi olarak kopukluklar yaşadıkları için iş üretkenliğini doğrudan azaltıyor. Nitekim hem Queen’s Üniversitesi hem de Gallup Organization, bu kopuklukların ve çözülmelerin şirketlere yaşattığı sorunları teyit etti. Çalışmalara göre, işe gelmeme sıklığı %37, kazalar %49 oranında artarken, kâr etme %16, hisse bedeli fiyatı da %65 oranında azalıyor.

Bu süreç içerisinde, uzmanlar ve şirketler giderek artan tükenmişlik hissiyle mücadele etmek için çeşitli yöntemler geliştirmeye çalışıyorlar. Önerilen başlıca çözümler arasında stresi azaltma, farkındalık dersleri verme ya da iş yükünü azaltma yer alıyor. Fakat bu çözüm önerilerinin hepsi tükenmişlik hissine bireysel bir sorunmuş gibi yaklaşıyor. Halbuki, durumun yalnızlıkla olan bağına bakıldığında iş yerlerinde insanların birbirleriyle daha fazla sosyalleşmesinin esas çözüm olduğunu söyleyebiliriz.

Yapılan bir araştırma, iş yerindeki sosyal desteğin daha az yorgunluğa yol açtığını, tatminlik ve üretkenlik duygusunu ise artırdığını gösterdi. İngiltere’deki bir çalışma iş yerindeki mutluluğun başlıca etkeninin diğer çalışanlarla olan pozitif sosyal ilişki olduğunu ortaya çıkardı. İş yerine duyulan bağlılık, kişinin kendisini değerli, desteklenmiş, saygıdeğer ve güvenli hissetmesinden geçiyor. Sosyal açıdan hissedilen bu bağlılığın neticesinde manen iyileşen kişi, daha üretken oluyor ve performansını artırıyor. Bunun doğru olduğunu söyleyebiliriz; zira iş yerinde sosyalleşen çalışanlar daha öz güvenli oluyor, böylece daha güvenilir, empati yapabilen ve işbirlikçi kişiler haline geliyorlar.

Peki liderler ve girişimciler bu konuda ne yapabilirler?

 

Kaynaştırma ve empati odaklı bir iş yeri oluşturun.

Michigan Üniversitesi’nde çalışan, Positive Leadership’in (Olumlu Liderlik) yazarı Kim Cameron’ın yaptığı araştırma; duyarlı, destekçi, saygılı, dürüst ve bağışlayıcı iş ortamlarının, şirketin genel performansını artırdığını gösteriyor. Birlik ruhunu destekleyip insanlar arasındaki sıcak, arkadaş canlısı ve anlayışlı ilişkilere değer vermelisiniz. Çalışmalara göre, empati duygusu mesleki tükenmişliğe ve yorgunluğa karşı koruyucu etken olabilir. Michigan Üniversitesi’nde profesörlük yapan Awakening Compassion at Work (İşyerinde Şefkatin Uyanışı) adlı kitabın yazarlarından Jane Dutton, şefkatin iş yerindeki verimi önemli ölçüde artıracağını ısrarla savunuyor.

 

Çalışanların gelişmeye yönelik çevreler edinmesini destekleyin.

Birçok şirkette bu çevrenin oluşturulması ne yazık ki şansa bağlı. Fakat şirketler, çalışanlarının muhtemel danışmanlarıyla, koçlarıyla ve iş arkadaşlarıyla kaynaşmalarını sağlayabilir. Takvimden birkaç günü boşa alarak çalışanlar arasındaki bariyerleri ortadan kaldırmak, sadece işten ziyade çalışanların ilgi alanları ve hobileri hakkında bilgi edinmek emin olun sizi çok öteye taşıyabilir.

 

Ortak başarıları kutlayın.

Keyifli geçen bir saatin mutluluğu kısa ömürlü olacaktır. Fakat ortak başarıları hep beraber kutlamak şirkette bir bağlılık duygusu oluşturacaktır. Bunun en iyi örneğini, Güney Afrika’daki yeni iş geliştirme merkezi Awethu’da görüyoruz. Şirkete ne zaman yeni bir eleman katılsa bir çan çalıyor ve diğer herkes gelen kişiyi tebrik etmek için yaptığı işi o anda bırakıyor. Bu ve benzeri ritüeller şirketteki birlik beraberliği artıracak, çalışanlarda bir aidiyet duygusu yaratacak ve mesleki tükenmişliği engelleyecektir.

Mesele yalnızlık ve iş yorgunluğu olunca şirketlerin yüzleştiği tehlike gerçekten çok büyük. Son günlerde yapılan bir çalışma, yalnızlığın İngiltere’deki şirketlere her yıl milyar dolarlar kaybettirdiğini, ABD’deki iş tükenmişliği duygusunun da sağlık sistemine yüzlerce milyar dolara mal olduğunu ortaya çıkardı. Uzun lafın kısası araştırma verileri oldukça açık. Artık yöneticilerin ve liderlerin dizginleri ellerine alıp bu yaygın hastalığa karşı mücadele vermesi gerekiyor.

 

İlginizi çekebilir

Mutsuz Çalışanlar Sizi İflasa Sürükleyebilir!
Çalışan Bağlılığını Artırmanın Yolları
Çalışanlar Arasında Güven Ortamı Oluşturmak
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.