Mutlu Olmak İçin Alışveriş Yapmayı Bırakın, Deneyimlere Odaklanın!

Garajınızda son model bir BMW 520 bulunması şahane bir şeydir, fakat uzun vadede ailecek yaptığınız bir İtalya gezisini hatırlamak, BMW’den daha çok mutlu edecektir sizi.

Harris Group tarafından yapılan bir araştırma, 20 ve 30’lu yaşlardaki gençlerin bir şeyler satın almak yerine tecrübe edinmeye daha çok önem verdiğini gösteriyor.

Bu durum sadece 1980-2000 yılları arasında doğan kuşağa özgü değil elbette. Araştırmacılar insanların mutlu olmak için ne şekilde para harcadıkları üzerine uzun yıllardır kafa yoruyorlar. Çıkan sonuçlar genel anlamda satın alınan bir şeyin, tecrübeden çok daha fazla mutluluk sağladığı yönünde. Zira ailece yapılan bir İtalya gezisi maksimum 5 gün sürer. Ancak BMW 520 kullanmak daha uzun bir sürece yayılır.  Fakat Cornell Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Thomas Gilovich’in 20 yıllık bir sürede tamamlanan çalışması bunun tam tersini işaret ediyor.

Profesör Gilovich, temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra paranın ancak belli bir noktaya kadar mutluluk sağladığını ileri sürüyor. Yani bir süre sonra 1 milyon lira ile 10 milyon lira arasında pek bir fark kalmıyor. Bu duruma Easterlin Paradoksu dendiğini de belirtelim.

Peki bu neden böyle? Neden manevi doyum olarak adlandırabileceğimiz tecrübe, maddi doyum olarak adlandırabileceğimiz alışverişten daha çok mutluluk veriyor?

 

1. Nesnelerin sağladığı mutluluk çabuk geçer.

Gilovich’e göre mutluluğun en büyük düşmanı alışmaktır. Yani mutlu olmak için yeni bir şeyler satın alırız ve bir süreliğine mutlu oluruz. Ancak daha sonra bu şeyler bizi heyecanlandırmaz olur. Buna karşın tecrübeler, kişiliğimizin birer parçası haline gelir. Gittiğimiz yeni bir şehir, gezdiğimiz bir müze, yediğimiz egzotik bir meyve hayatımızın bir parçası olur.

“Tecrübelerimiz, kişiliğimizi sahip olduğumuz maddi varlıklardan daha çok etkiler. Yeni arabanızı çok seviyor olabilirsiniz. Hatta bu arabanın kişiliğinizin bir aynası olduğunu bile düşünebilirsiniz. Ancak her halükarda bu araba size yabancı bir nesnedir. Araba ortadan kalktığında sizi tanımlayacak bir referans kalmaz. Ancak tecrübeler öyle değildir. Arabanız olsa da olmasa da tecrübeleriniz daima sizinle birliktedir. Tecrübelerinizin toplamı sizin kişiliğinizin ta kendisidir.”

 

2. Tecrübeler, hayatınıza anlam  katar.

Günlük faaliyetlerinizi sahip olduğunuz nesneler değil, tutkularınız yönlendirmelidir.

Fenerbahçe taraftarısınız diyelim. Formalarınız, atkılarınız, telefon kılıfınız, yorganınız… Her şeyiniz sarı lacivert. Neredeyse maaşınızın yarısını Fenerium’da harcıyorsunuz. Tuttuğunuz takımı maddi olarak desteklemeniz güzel bir şey elbette. Ancak bu nesnelerin hiçbiri Fenerbahçe-Galatasaray derbisini Kadıköy’de maraton tribününde izlemek kadar heyecan verici olamaz. Yani bir Fenerbahçeli olarak takımınızın sattığı objelerden ziyade, esas tecrübeye odaklanmanız sizi çok daha mutlu kılacaktır.

Mutlaka okuyun: Paranızı maddi şeyler için değil, deneyimler için harcayın!

 

3. Maddi varlıklar, sosyal ilişkilerinize katkı sağlamaz.

Gilovich şöyle diyor: “Tecrübeleri insanlarla birlikte yaşarız ve tüketiriz. Ancak bir süre sonra bu tecrübe hayatımızın bir parçası olur ve bu tecrübeyi anlatırız.”

Yeni tanıştığınız biriyle konuştuğunuzu varsayalım. Gittiğiniz konserler, okuduğunuz kitaplar, gördüğünüz şehirler hakkında konuşmak samimiyetinizi çabuk artırır. Ancak satın aldığınız parfüm, telefon, elbise, çanta gibi konular arkadaşlık ilişkinizi tecrübeler kadar derinletmez. Tecrübelere dayalı sosyal ilişkiler daha samimi ve kalıcıdır.

 

4. Anılar ölümsüzdür.

Anılar, isminden de anlaşılacağı üzere anlık şeylerdir. Ancak uzun vadede daha akılda kalıcıdırlar ve hatta ölümsüzdürler. 500 liranız var diyelim. Bu paraya iki adet kot pantolon almak mı zihninizde daha çok yer eder? Yoksa İstanbul’daki Metallica konserine alacağınız 2 kişilik bilet mi? Pantolon da bir ihtiyaçtır elbette. Ancak seneler sonra hoşlandığınız kişiyle gittiğiniz dünyaca ünlü bir grubun konserini unutabilir misiniz?

 

5. Tecrübeler size yeni dünyalar sunar.

4000 liraya aldığınız bir telefon sizi başlangıçta çok mutlu eder. Bir sürü güzel özelliğe sahip olan bu telefon bir süre sonra sıradanlaşır. Bir üst modeli çıktığında bu güzel telefon, bir anda değersizleşir. Ancak bu parayla gittiğiniz bir Akdeniz tatili, size ömür boyu hatırlayacağınız güzel anılar ve tecrübeler sunar. Bu tatilde damak tadınız gelişir bir kere. Yeni lezzetler tadar, yeni yaşam biçimleri görürsünüz.Güneşin Akdeniz’de bir başka doğduğunu tecrübe edersiniz. Yepyeni kültürlerle etkileşime girersiniz.

Sonuç olarak yeni bir dünya tanırsınız ve zihnen daha zengin bir insan olursunuz.

Mutlaka okuyun: Seyahat Etmeyi Sevenler İçin En İyi Meslekler

 

6. Fazla mal göz çıkarır!

Kullanmadığınız eşyalarla doldurduğunuz evinizin bir odasını düşünün… Bu kadar fazlalık bilinçaltınızın bazı kötü düşünceler biriktirmesine neden olur. Bu nedenle minimal bir yaşam sürmek, daha az eşyayla yetinmek insanları daha çok mutlu eder.

Mutlaka okuyun: Yeteri kadar paraya ve eşyaya sahip olmanın yolları

 

7. Tecrübeye önem vermek maddi hırsları törpüler.

Gilovich’e göre alışveriş söz konusu olduğunda insanlar kendilerini diğer insanlarla daha çok kıyaslar. Yani “X’in Mercedes’i var, benim neden yok?” gibi hırs dolu bir düşünce maddi varlıklar söz konusu olduğunda daha belirgindir.

“Tatile gittiğinizde siz 3 yıldızlı bir otelde kalırken diğer insanların 5 yıldızlı otelde kalmaları sizi bir miktar rahatsız eder. Ancak bu rahatsızlık, maddi varlıklara duyulan rahatsızlıktan daha azdır.”

Diğer bir ifadeyle tecrübe edinmek için harcanan para, maddi varlıklara harcanan paraya nazaran kıskançlığı törpüler. Bu da daha huzurlu ve sağlıklı olmanızı sağlar. Maddi varlıklara duyulan kıskançlık, insanı daha çok yıpratır.

Mutlaka okuyun: Seyahat etmek beni daha iyi bir girişimci yaptı!

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.