Neden Kötü Kariyer Tercihleri Yapıyoruz?

Sizce ideal bir iş nasıl olmalı?

İnsanların iş ve meslek anlamında beklentilerini ölçen çeşitli parametreler olsa bile çoğu zaman bu unsurlara göre hareket edemiyoruz.

  • Ustalık ve üstün performans gösterebileceğimiz işlerde çalışmak istiyoruz. Kendimizi geliştirebileceğimiz, kariyerimizde ilerleyebileceğimiz işler…
  • Sağlıklı ve huzurlu bir iş ortamı istiyoruz. Başarılarımızın tebrik edildiği, net ve iyi bir şirket kültürünün olduğu şirketlerde ve kurumlarda çalışmak istiyoruz.
  • Kendimizi, zamanımız ve emeğimizi adadığımız işlerin bir anlamı ve amacı olmasını istiyoruz. Yani önemli bir işin parçası olmayı arzuluyoruz.

Tabii bu üç durumu da karşılayan bir işte çalışan kişi sayısı oldukça az. Fakat dünyanın her yerinde insanlar bu tür ortamlarda çalışmak istemektedir. Sonuç olarak birçok kişi kendi hayalindeki işin peşinden gitmek istiyor.

Bu kötü bir şey değil elbette. Kişinin kendisine en ideal olan iş ortamını araması, kabiliyetleri ve deneyimleri doğrultusunda bir işte çalışmak istemesi gayet doğal.

Sorulması gereken bir soru var bu noktada: Eğer  işten ve iş hayatından ne isteğimizi madem bu kadar net bir şekilde biliyoruz, o halde neden iş seçiminde sürekli yanlış kararlar veriyoruz?

Yapılan araştırmalar 4 temel neden olduğunu gösteriyor:

 

1- Para

Yapılan araştırmaya göre maaş ve iş memnuniyeti arasında neredeyse hiçbir alaka yok. Örneğin aylık 15.000 lira kazanan bir avukat ile aylık 2500 lira kazanan bir hemşire işinden aynı derecede memnun olabiliyor. Ancak para memnuniyete direkt etki etmese bile yine de önemli bir motivasyon kaynağı. Pek çok kararımızı, özellikle iş hayatıyla ilgili pek çok kararımızı maddi çıkarlarımız doğrultusunda yaptığımız bir gerçek.

Hatta birçok insan haftada 5 gün yerine 4 gün çalışmak kaydıyla maaşlarında kesinti yapılması fikrine de sıcak bakıyor. Ancak yine de bu tür bir karar vermek yerine, yüksek maaşlı işlerin peşinden gidiyorlar.

Mutlaka okuyun: Para Mutluluk Getirir mi?

 

2- Tolerasyon

İnsanlar kötü işleri tolere etmekte oldukça başarılı. Yani kötü bir işi tolere etmek, çoğu zaman kötü bir ilişkiyi idare etmekten daha kolay. İnsanların belirsizlikten esas olarak memnun olduğu ve uzun vadeli bir kariyerle ilgilenmediği gibi bir görüş yaygın olsa da aslında bu pek de doğru değil.

Meslek ve kariyer söz konusu olunca “kötünün iyisi” anlayışı hakim. Yani insanlara anlamsız işler verip başlarına da kötü yöneticiler koyduğunuz zaman bu kişiler yeni bir şeyler denemek konusunda isteksiz oluyorlar. Bu da büyük ve başarılı şirketlerde bile görülen düşük personel etkileşiminin ana nedeni.

Mutlaka okuyun: Çalışanlar, Anlamlı Bir İş İçin Daha Düşük Maaşa Razılar!

 

3- Öz Farkındalık Yoksunluğu

İnsanlar kendi becerilerini değerlendirme konusunda çoğu zaman başarısız olur. Kendi tutkularının ve hayallerinin peşinden gitmek isteyen bir kişinin bile anlamlı ve faydalı bir iş yapacağı garanti değildir. Bu şu anlama geliyor: Risk almanın ve kariyer değiştirmenin nasıl bir getiri sağlayacağı konusu hiçbir zaman net değildir.

Bugün “girişimcilik” akımı söz konusu. Herkes kendi işinin patronu olmaya çalışıyor. Herkes kendi startup’ını kurmaya çalışıyor. Fakat bu yola baş koyan kişi sayısına kıyasla başarı oranı çok düşük. Elbette bu kişilerden bir tanesi Google, Uber, Facebook düzeyinde büyük bir iş kurabilir ve hayatımıza derinden etki edebilir, böyle bir ihtimal her zaman vardır. Fakat böyle bir başarı hikayesine karşılık binlerce başarısızlık hikayesi olduğunu da unutmamak gerekiyor.

9-5 mesaili klasik işinden ayrılıp girişimciliğe ve kendi işini kurmaya girişen bir insanın genelde daha uzun süre çalışıp daha az kazandığını gözlemlemekteyiz. Ancak bu kişilerin yine de daha mutlu olduğunu, başka biri için çalışmak yerine kendi işlerinde çalışmaktan ötürü daha memun olduklarını da söyleyelim.

Mutlaka okuyun: Öz Farkındalık Nedir? Nasıl Geliştirilir?

 

4- Beklenti Açmazı

Şirketler iş ilanlarını pazarlamak için ciddi bir zaman ve para harcamaktadır. Bir şirketin kendini iş ilanı yoluyla nasıl lanse ettiği, kimlerin bu işe başvurması gerektiğini de bir anlamda şekillendirir. Herhangi bir şirketin iş ilanı sayfasına bakın. Çok seslilik, inovasyon, sosyal sorumluluk, hayat boyu öğrenme gibi kavramların havada uçuştuğunu görürsünüz. Hatta ufak tefek işlere bile havalı ve cool isimler verildiğini görüyoruz. “Müşteri Mutluluğu Direktörü”, “Küresel İletişim Mühendisi” vb.

Uzmanlık, sektör veya geçmiş fark etmeksizin, başarılı bir işe alım süreci doğru adayı doğru pozisyonla buluşturmayı gerektirir. Bu da adayların başvurdukları pozisyonu anlamaları ile mümkündür. Eğer bir adayın beklentileri ile mevcut realite arasında büyük bir fark varsa, bu kişinin kariyerinde doğru kararlar vermesi bir hayli zor olacaktır.

 

Sonuç

İstediğiniz ve arzuladığınız bir işe girebilmek için öncelikle kendinizi tanımanız, yeteneklerinizin farkında olmanız gerekiyor. Başvurmak istediğiniz işin gereklerini anlamanız, kariyerinize “para” dışında da motive edici unsurlar eklemeniz gerekiyor. Her şeyden öte, mutsuz olduğunuz bir işte dirsek çürütmemek için biraz daha dikkatli ve net olmanız gerekiyor. Sadece çok küçük bir insan grubunun işinden ayrıldığı için pişmanlık duyduğunu belirtelim. Bu da birçok insanın ayrılması gereken bir işte gereğinden uzun süre çalıştığını gösteriyor bize.

Hipokrat’ın ünlü sözünü hatırlatmakta fayda var: “Ars longa, vita brevis.”

Yani uzmanlık kazanmak ve yetenekleri geliştirmek zaman alan bir süreçtir. Bu nedenle gerçekten istediğiniz işe girmeye çalışın. Kariyerinizi kendi istekleriniz ve hayalleriniz doğrultusunda şekillendirin.

 

İlginizi çekebilir

Kendiniz İçin En Uygun Mesleği Nasıl Seçersiniz?
Neden En Az 2 Kariyeriniz Olmalı?
Kariyerlerimiz Çocuklarımızı Nasıl Etkiliyor?
100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.