Shazam’ın İlham Verici Kuruluş Hikayesi

Shazam akıllı telefonlar için üretilmiş bir uygulama. Çevrenizde çalan şarkının adını ve şarkıyı kimin söylediğini tespit etmek için yaratılmış olan uygulama 1999 yılında Mukherjee, Chris Barton, Philip Inghelbrecht ve Avery Wang tarafından yapıldı. Uygulama için bir ses analiz yazılımı yaratan mühendislerin eseri herhangi bir şarkıyı tanımak üzere yaratılmıştı, tabii 1999 yılında hizmetlerini farklı bir şekilde sunuyorlardı.

Dhiraj Mukherjee, Shazam’ın kurucu ortaklarından bir tanesi. Şirketin bu günlere gelirken geçtiği zor günlerin hepsinde orada olan girişimci, ileri görüşlü olmanın her zaman işinize yaramayabileceğinin canlı kanıtlarından birisi adeta.

Şu an bile insanlar “Ne kadar da iyi bir fikir” diyor. Şirketimizi kurarken öne attığımız fikir zamanının çok daha ilerisindeydi. Eninde sonunda, bu durum bizim için bir avantaj olduğu kadar dezavantaj da oldu. Bizim için yarattığı sorunları da yok sayamayız.

Lansmanı 2002 yılında yapılan Shazam’ın hafızasında yaklaşık bir milyon şarkı kayıtlıydı. İsmini ve sanatçısını öğrenmek istediğiniz şarkıyı dinlettiğinizde sistem size 15 saniye içinde ihtiyacınız olan bilgileri sunuyordu. Bugünlerdeyse bu süre sadece 2 saniyeye inmiş durumda. Üstelik altyapısı da gelişen uygulama artık 30 milyon şarkı arasından istediğinizi arayıp bulabilir durumda! Aynı zamanda remixleri de ayırt edebiliyor, istediğiniz şarkının bir coverı varsa ona da ulaşabiliyor, hatta şarkıyı gürültülü bir yerde dinletiyor olsanız bile size istediğiniz sonuçları vermeyi başarıyor.

 

Peki, 90’ların sonunda bunu nasıl yapıyordu?

O yıllarda henüz akıllı telefonlara, uygulamalara, iTunes’a sahip değildik tabi. Shazam kullanmak için bir numarayı aramanız gerekiyordu. Telefonunuzu çalan şarkıya (o yıllarda radyoya) yaklaştırıyor ve bekliyordunuz. Bir süre sonra ise sistem size şarkıya dair detayları içeren bir kısa mesaj yolluyordu. Evet, biraz uzun süren bir süreçti ama Shazam’ın hem altyapısındaki teknoloji hem kendi zamanının çok ötesindeydi, hem de uygulamanın sunduğu hizmet kurucularının ne kadar öngörülü olduklarını kanıtlıyordu.

“Yapılan araştırmalardan cep telefonları aracılığıyla internete erişilebileceğini görüyorduk, ama bu teknoloji henüz hayata geçirilmemişti.” diyen kurucular, sözlerine şöyle devam ediyordu: “Beklediğimiz teknolojilerin hayata geçirilmesi neredeyse yıllar aldı. İşimizi bir sonraki seviyeye taşıyabilmek için sürekli akıllı telefonların icat edilmesini bekliyorduk, her sene hadi ama diyorduk. Elbette iPhone’ların çıkışını öngördüğümüzü iddia etmiyorum ama akıllı telefonların icadıyla Shazam’ın sunduğu müşteri deneyimini bir üst segmente taşındı”

Tıpkı birçok diğer şirket gibi, Shazam da iki arkadaşın akıllarından geçenleri tartıştıkları bir akşamda ortaya çıkmıştı. Barton, çevresinde çalan şarkıları tanıyamamaktan şikayetçiydi, geçen gün kafede duyduğu şarkıyı kimin söylediğini bulmasının imkansıza yakın olduğunu düşünüyordu. Bu sorunu gidermek için çeşitli iş modelleri geliştiren Barton’ın ilk taslakları Mukherjee’nin tam da istediği gibi değildi, ama yine de şanslarını denemeye karar verdiler.

“Elimizde ihtiyacımız olan teknoloji yoktu. Üstelik yaptığımız işten para kazanabileceğimizden de emin değildik. Ama tüm bunlara rağmen şansımızı denemeye karar verdik. Ben o günlerde bir teknoloji girişimi olan Viant’ta çalışıyordum. İşimden ayrıldım ve Barton’la yeni bir şirket kurmaya karar verdim. Zamanla iş modelimizin oturacağını ve her şeyin yoluna gireceğini varsaymıştım. Altı farklı iş modeliyle yolumuza devam edeceğimizi hayal bile edemezdim.”

Diğer tüm teknoloji girişimlerinde de olduğu gibi, kar elde edebileceğiniz ama aynı zamanda hedeflerinizi de yansıtan bir iş modeli kurmak iki girişimci için de kolay olmadı. Her ne kadar 2015 yılında şirket değerinin yaklaşık bir milyar dolar olduğu açıklansa da Shazam’ın kar etmesi için kurucularının çok beklemesi gerekmişti. Ancak kurulduktan 14 yıl sonra reklamlardan elde edilen gelirler sayesinde pozitif bir kara geçen Shazam, zamanının ilerisinde olmanın bedelini uzun süre kar edememekle ödemişti.

Çalışır bir iş modeli ararken kısa mesaj yollayarak çalışan şirket mobil operatörlerle de yakın ilişkiler kurmuştu. Tüm bu süreçte gerek telefon zil sesi şirketleriyle (evet, bir zamanlar böyle bir şey vardı) gerek cep telefonu üreticileriyle, sonrasındaysa iTunes’la iş birliği yapan Shazam beraber çalıştığı herkese çok para kazandırıyor gibiydi, kendisine dokunmayan faydası başkalarına dokunuyordu adeta.

Şirketin çalışır halde kalmasını sağlayan gelir akışının büyük bir kısmı dışarıdan fonlamayla elde ediliyordu, melek yatırımcılardan alınan ilk bir milyon dolarlık yatırım kurucuların eline 2000 yılında geçerken sonrasında 2001’de de yatırımcılardan 8.5 milyon dolar yatırım alarak işe devam etme şansını yakalayacaklardı. O günler teknoloji şirketleri için pek parlak değildi ve .com krizi ile sektör dibe vurmuştu. Kuruculara göre şirketleri, yıkılan bir piyasada büyüyen bir işti. İnternet balonunun 2000’lerde patlaması üzerine internet aracılığıyla çalışan girişimlerin bir bir battığı o günlerde zoru başaran Shazam, büyümeye devam ediyordu.

“Bazı sabahlar ofise gelip işe devam edecek yeterli paramız var mı diye kontrol ediyorduk. Eğer hesaplar birbirini tutmuyorsa çalışmaya devam edemezsiniz, bu yasalarca suç olarak belirlenmiştir. Her seferinde hala paramız olduğunu gördüğümüzde içimiz rahatlıyor, evet çalışmaya devam edebiliriz diyorduk.”

Bütün bu yolculuk kurucu ortaklar için de yorucu olmuştu. Her ne kadar 1999 yılında kurulan şirketin lansmanı 2002 yılında yapılmış olsa da takvimler 2003’ü gösterdiğinde dört ana kurucudan sadece biri işe devam ediyordu. Bugünlerde sadece Wang şirket kapsamında çalışmaya devam ediyor. Mukherjee’ye göre şirketi bugünlere getiren bilimsel kırılma ve algoritma Wang’ın eseriydi. Hala çalışmaya devam eden Wang kendi kişisel imzası haline gelmiş olan algoritmasını geliştirmeye devam ediyordu. Başka şirketlere geçiş yapan Mukherjee şansını diğer sektörlerde denemeye karar vermişti, şu an bir şirketin inovasyon müdürü olarak çalışıyor. Aynı zamanda  girişimcilere akıl hocalığı da yapan Mukherjee düzenlenen çeşitli şirket toplantılarında konuşmalar yapıyor ve kendi şirketlerini kuran eski Shazam çalışanlarına yatırım yapmak için zaman ayırıyor.

Bir yatırımcı olarak karşımdaki insanda aradığım bir girişimci DNA’sı var diyor ünlü yatırımcı. İşler kötüye gittiğinde de şirketlerinin arkalarında durup savaşmaya devam edecekler mi, bunu merak ediyorum diye ekliyor. “Eğer işlerini sadece ilginç veya eğlenceli olduğu için yapıyorlarsa onları zaman harcamaktan kurtarıp işlerinin yürümeyeceğini açık açık söylüyorum” diyor. “Şirketler yön değiştirebilirler evet, ama ne yazık ki bu yön değişimine biz insanlar olarak yön veremeyiz.”

Peki bir gün kendini yeni bir şirket kurarken görüyor mu? Bu soruya gülen Mukherjee, başını sallayarak hayır cevabı veriyor. Tüm bu sürecin çok yorucu olduğunu, her gün 16 hatta bazen 18 saat çalışarak hayat geçmeyeceğini, zaten şirketten ayrılma sebebinin de geçen yıllarla her gün 16 saat çalışmanın zorlaşması olacağını söylüyor. Bir eşi ve üç çocuğu olan Mukherjee onlarla da zaman geçirmesi gerektiğini, kendisi için ailenin işten önce geldiğini vurguluyor.

Ama profesyonel hayatında, bir girişimci olduğu günlerde, dünyaya bakış açısının değiştiğini itiraf etmekten de geri durmuyor. “Bir girişimci olduğunuzda her durumdan bir fırsat çıkartmaya çalışırsınız. Eğer karşınızdaki durumda bir engel, risk ya da zorluk görmüyorsanız o durumu elinizden geldiğinin en iyisini yapacak şekilde değerlendirmeye hazırsınızdır. Ana kuralınız şu, eğer yolun sonunda batmayacaksanız, elinizden geleni yapmaya hazır olmalısınız.

Bir saniyeliğine durup sonrasında sözlerine şöyle devam ediyor. “Birkaç ay önce bir konuşma yapmam gerekti. Konuşmamı da şu şekilde isimlendirdim: “Bunu evde denemeyin: Bir girişimci olarak öğrendiğim dersler.” Ama sonrasında fark ettim ki bu dersleri edinmeseydim bugün burada olmazdım.

 

İlginizi çekebilir

Ünlü İnternet Girişimleri ve Hikayeleri
WhatsApp Nasıl Kuruldu?
İnstagram Nasıl Kuruldu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.