Teknik Analiz Nedir? Nasıl Yapılır?

Borsada analiz yapmak ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda yatırım kararları vermek için genel olarak iki yöntem kullanılır. Söz konusu bu iki yöntem “temel analiz” ve “teknik analiz” olarak adlandırılır. Temel analiz kapsamında mali bilançolar incelenerek firmaların rayiç değerleri belirlenir. Teknik analizde ise hisse senedi fiyatlarının borsacılar için gereken tüm bilgileri yansıttığı farz edilir, dolayısıyla teknik analiz mali bilançolardan ziyade fiyat hareketlerinin istatistiksel tahlilleriyle ilgilidir.

İlk bakışta teknik analiz gözünüzü korkutabilir ancak aslında bu yöntemin fiyat trendlerini anlamak için kullanılan basit bir “arz-talep” analizinden ibaret olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Başka bir deyişle teknik analizin amacı hisse senetlerinin temel özelliklerini anlamak değil, fiyat trendlerini belirleyen piyasa durum ve koşullarını gözler önüne sermektir. Teknik analizin faydalarını ve eksik noktalarını iyice kavrarsanız emin olun uzun vadede çok daha iyi bir borsacı ya da yatırımcı hâline gelebilir, gidişatı daha doğru biçimde değerlendirip mantıklı kararlar verebilirsiniz.

İşte biz de bu açıdan size yardımcı olmak istedik ve epey uzun bir yazı hazırladık. Şimdi lütfen arkanıza yaslanın, önemli noktaları not almak için elinize kâğıt kalem alın ve pür dikkat okumaya koyulun. Hepinize keyifli okumalar!

 

1- Teknik Analiz Nedir?

Teknik analiz, fiyat ve hacim gibi piyasa unsurlarını istatistiksel açıdan incelemeye dayanan bir yöntemdir. Teknik analistler, menkul kıymetlerin asli değerlerini belirleme iddiasında değillerdir. Bundan ziyade grafikler ve tablolar gibi unsurlardan yararlanarak doğru yatırım kararları vermemizi sağlayan çıkarımlarda bulunmaya çalışırlar.

Teknik analizin pek çok farklı türü vardır. Bazıları grafiklere dayanır, bazıları ise teknik indikatörler (göstergeler) ve osilatörler gibi değişik unsurlardan faydalanır. Lakin hangi borsa aracını kullanırsa kullansın, bir teknik analist için vazgeçilmez olan ve teknik analizi diğer yöntemlerden ayıran iki şey vardır: tarihsel fiyat ve hacim verileri. Temel analistlerin aksine teknik analistler hisselerin değerlerinin belirlenmesi gibi konularla fazla ilgilenmezler. Teknik analistleri ilgilendiren yegâne unsurlar, geçmişe yönelik borsa işlem verileri ve gelecekteki fiyat hareketlerini tahmin etmelerini sağlayacak bilgilerdir.

Teknik analiz, özünde üç farklı varsayıma dayanır:

Piyasa pek çok farklı unsurun birleşiminden meydana gelir.

Fiyat hareketleri belirli trendler dahilinde gerçekleşir.

Mevzubahis borsa ise tarih her zaman tekerrür eder.

 

a- Piyasa pek çok farklı unsurun birleşiminden meydana gelir.

Teknik analiz sadece fiyat hareketlerini hesaba kattığı ve temel faktörleri göz önünde bulundurmadığı gerekçesiyle çoğu zaman topa tutulur. Elbette “etkin piyasa hipotezi” adıyla bilinen karşı argümanımız bu iddialara cevap niteliğinde. Söz konusu hipoteze göre bir şirket hissesinin fiyatı, o firmayı hâlihazırda etkileyen ya da gelecekte etkileyebilecek tüm unsurları hatta “temel faktörleri” de yansıtmaktadır. Dolayısıyla hisse fiyatları önümüzü görmemizi sağlayan en kapsamlı verilerdir. Teknik analistler, hisse fiyatlarının bir şirketin temel özelliklerinden tutun da piyasanın genel durumuna kadar pek çok faktörü net biçimde yansıttığını savunurlar. Tabii böyle bir yaklaşımın sonucunda da daha önce belirttiğimiz gibi piyasaları etkileyen her bir unsur tek tek ele alınmaz, daha genel ve tümleyici bir bakış açısı benimsenir. Esas odak noktası ise fiyat hareketlerinin detaylı analizidir ki teknik analistlere göre hisselerin arz-talep durumunu açıkça ortaya koymak için fiyatların incelenmesi son derece elzemdir.

 

b. Fiyat hareketleri belirli trendler dahilinde gerçekleşir.

Teknik analistlere göre fiyatlar kısa, orta ve uzun vadede belirli trendler dahilinde değişim gösterir. Yani bir hissenin fiyatı kafasına göre bir anda zikzaklar çizip aşağı yukarı oynamaz; hisse fiyatları geçmişten beri süregelen belli başlı trendlere göre değişim gösterir. Zaten günümüzde yaygın biçimde kullanılan çoğu teknik borsa stratejisi de bu varsayımı temel alır.

 

c. Mevzubahis borsa ise tarih her zaman tekerrür eder.

Teknik analistler, tarihin tekerrür ettiği konusunda neredeyse hemfikirdir. Fiyat hareketlerinin pek çok dönemde benzer şekilde gerçekleşmesi piyasa psikolojisinin bir sonucu olarak kabul edilir. Piyasa psikolojisi de meydana gelen çeşitli olaylar sonucunda ortaya çıkan korku, heyecan ve telaş gibi duygulara bakarak çok rahat şekilde tahmin edebileceğimiz bir şeydir. Teknik analistler, çeşitli grafikler kullanarak bu duyguların yol açtığı piyasa hareketlerini incelerler. Çoğu teknik analiz biçimi 100 yılı aşkın süredir kullanılmasına rağmen tarihin çeşitli dönemlerinde tekerrür eden fiyat hareketlerini doğru biçimde gösterdiği için hâlâ gözden düşmemiş olup önemini korumaktadır.

 

Teknik analiz sadece hisse senetleri için kullanılmaz

Teknik analiz, tarihsel verilere sahip her türlü menkul kıymeti incelemek için kullanılabilecek bir yöntemdir. Yani hisselerden tutun da vadeli işlemler, emtia ticareti, sabit gelir, döviz ya da diğer pek çok menkul kıymetin analizini bu yöntemle yapmak mümkündür. Yazımız boyunca genel olarak hisseleri ele aldık ama bu sizi yanıltmasın çünkü dediğimiz gibi teknik analizi başka menkul kıymetler için de gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Aslına bakarsanız teknik analizin emtia ticareti ve forex piyasaları gibi kısa vadeli fiyat hareketlerinin ön plana çıktığı alanlarda çok daha fazla işe yaradığını söyleyebiliriz.

Teknik analizin mantığını anladığınıza göre artık lafı fazla uzatmadan işin esas noktasına gelebiliriz. Daha önce de belirttiğimiz gibi teknik analizi özümsemenin en iyi yollarından biri temel analiz ile arasındaki farkları kavramaktır. Hiç merak etmeyin, söz konusu farkları aşağıdaki bölümde güzelce açıkladık.

 

2- Teknik Analiz ve Temel Analiz Arasındaki Fark

Teknik analiz ve temel analiz, para piyasalarının analizinde öne çıkan belli başlı düşünce ekolleridir. Teknik analiz, menkul kıymetlerin fiyat hareketlerine yoğunlaşır ve elde edilen verileri yorumlayarak gelecekteki fiyat değişimlerini tahmin etmeye çalışır. Temel analiz ise bir işletmeyi etkileyen ekonomik ve finansal faktörlere odaklanır. Hadi gelin, hep birlikte bu iki yaklaşımın farklarına daha detaylı biçimde göz atalım ve her şeyi aklınıza kazıdığınızdan emin olalım.

 

Kullanılan araçlar

Teknik analistler genelde analizlerine grafiklerle başlarlar. Temel analistler ise başlangıçta şirketlerin mali bilançolarını incelemeye koyulurlar.

Temel analistler, bir şirketin değerini belirlemek için gelir beyanına, bilançosuna ve nakit akış tablosuna bakarlar. Mali açıdan baktığımızda analistler, bir firmanın asli değerini ölçmek için gelecekte şirketin eline geçeceği düşünülen nakit miktarını mevcut net değer ile karşılaştırırlar. Eğer bir şirketin hisseleri asli değerinin altında bir rakamdan işlem görüyorsa bu durumun yatırımcılar için iyi bir fırsat teşkil ettiği düşünülür. Şayet durum tam tersiyse de o şirkete yatırım yapmanın pek akıl kârı değil olmadığına inanılır.

Teknik analistler ise temel analistlerin aksine şirketlerin mali bilançolarını didik didik etmekle uğraşmazlar. Bundan ziyade hisse fiyatlarına odaklanırlar çünkü teknik analistlere göre hisse fiyatları herhangi bir firmanın pek çok özelliğini yansıtmaktadır. Bu doğrultuda hisselerin değişim grafiklerini dikkatlice inceleyerek fiyatların hangi yönde değişim göstereceğine dair ipuçları bulmaya çalışırlar.

 

Zamana bakış açıları

Temel analiz için genellikle uzun bir süre gerekir. Teknik analizde ise söz konusu süre çok daha kısadır. Teknik analizde kullanılan hisse grafikleri birkaç günde hatta birkaç saatte hazırlanabilir. Buna karşın temel analiz gerçekleştirmek için bazen bırakın ayları yıllar boyunca beklemek bile gerekebilir.

Temel analiz odaklı düşünen yatırımcılar, bir şirketin asli değeri netleşene kadar uzun süre beklemeyi tercih ederler. Mesela değer yatırımı yapan kişiler, herhangi bir menkul kıymetin kısa vadedeki fiyatının gerçeği yansıtmadığını varsayar ve esas fiyatın uzun vadede ortaya çıkacağını düşünürler. Uzun vadede diyoruz diye hemen “Hmm, yani birkaç ay gözlem yapıyorlar.” sanmayın zira bekleyiş süresi 3-5 yılı bulabilir.

Temel analiz yapan yatırımcılar her çeyrekte yayınlanan mali bilançolara da büyük önem verirler. Ayrıca günlük olarak takip edilemeyen hisse başına kazançlarda meydana gelen değişiklikleri de gözlemlemeyi ihmal etmezler. Ne de olsa şirketler şıp diye tüm stratejilerini değiştiremezler ve piyasaya yeni ürün sürmek ya da pazarlama kampanyaları başlatmak gibi girişimleri öyle ha deyince gerçekleştiremezler. Temel analistlerin uzun vadeye odaklandığını söyleyip duruyoruz. Peki ya neden? Aslında bu sorunun cevabı da oldukça basit: Hisseleri enine boyuna analiz etmek için gerekli olan bilgileri çok daha yavaş biçimde derleyebiliyorlar. Yani teknik analistler sadece fiyat ve hacim bilgisiyle kendilerine yol haritası çizebiliyorken temel analiz yapan kişilerin epey bir süre sebat etmeleri gerekiyor.

 

Alım satım ile yatırım yapmak arasındaki fark

Teknik analiz ve temel analizin farklı amaçlar için kullanıldığını söylemezsek olmaz. Teknik analistler kısa ya da orta vadede kâr yaptıracak cinsten fırsatlar tespit etmeye çalışırlar. Temel analistler ise belirli bir hisseden ziyade şirketlere uzun vadeli yatırımlar yapmaya odaklanırlar. İki teknik arasındaki farkı anlamanız için şu örneği verelim: İki kişi düşünün, bunların ikisi de birer ev almayı planlıyor. Ancak bir tanesi “Evi alayım, iki seneye buralar değerlenir, o zaman çok daha fazla paraya satarım.” diye kâr yapmanın peşindeyken öteki “Şu evi alsam 10-15 yıl burada otururum herhalde!” diyor. Örnekten çok rahat anlayacağınız üzere ilk yatırımcı teknik analist, ikinci yatırımcı ise daha ziyade bir temel analist gibi düşünmektedir.

 

3- Trend Nedir?

Trend, teknik analizin en önemli kavramıdır desek hiç de abartmış olmayız. Trend kavramının finans alanındaki anlamı, kelimenin günlük hayattaki manasından çok da farklı değil aslında. Borsada trend, piyasanın ya da herhangi bir menkul kıymetin hangi yönde ilerlediğini ifade eden bir kavramdır.

 

Trendleri tanıyalım

Trendleri tespit etmenin çocuk oyuncağı olmadığını belirtelim zira hisse fiyatları asla tek bir yönde hareket göstermez. Hatta fiyatlar zaman içerisinde bir artıp bir azalarak kafa karıştırıcı bir grafik çizebilir. Teknik analizde bir fiyatın genellikle hangi yönde değişiklik gösterdiğine bakılır ve buna göre trend belirlenir. Düzenli olarak artış gösteren ve düştüğünde bile dipleri görmeyen fiyatların oluşturduğu trendlere “yükselen trend” denir. Fiyatların düzenli olarak azaldığı bir trend ise “alçalan trend” olarak adlandırılır.

Yukarıdaki şekle bakarak yükselen trendin ne demek olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz. Şekildeki 2, 4 ve 6 noktalarının kendilerinden önceki noktalara göre daha yüksekte olduğunu görüyoruz. Şekildeki alçak noktalar olan 3 ve 5 de kendilerinden önceki alçak noktalara kıyasla yine daha yüksekte bulunuyor. Elbette dik bir tırmanışa geçen bu trendin devam etmesi için bir sonraki alçak noktanın 5’in üzerinde olması, bir sonraki yüksek noktanın ise 6’dan fazla olması gerekiyor. Aksi takdirde sizin de anlayacağınız üzere trend düşüşe geçer.

 

Trend türleri

Borsada üç farklı trend türü vardır:

Yükselen trend

Alçalan trend

Yatay (horizontal) trend

Yatay ya da horizontal olarak adlandırdığımız trendler, yukarı-aşağı fiyat değişimlerinin çok az gerçekleştiği durumlarda ortaya çıkar. Yani olaya biraz daha teknik bir açıdan bakarsak yatay trend durumunda yukarı ve aşağı kutba doğru herhangi bir hareket gerçekleşmediğini de söyleyebiliriz.

 

Trend uzunlukları

Trendler sadece yönlerine göre değil, uzunluklarına göre de sınıflandırılabilir. Çoğu borsacıya göre kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere üç farklı trend uzunluğu vardır. Uzun vadeli trendlerin ortaya çıkması için fiyatların bir yıldan daha fazla süre boyunca aynı doğrultuda hareket etmesi gerekir. Orta vadeli trendler için bu süre 1-3 ay kadardır. Kısa vadeli trendler ise 1 aydan daha kısa sürede ortaya çıkar.
Farklı uzunluktaki trendlerin kimi zaman bir arada yer aldıkları da görülmektedir. Örneğin yukarıdaki birinci şekle baktığımızda beş yıllık bir trend, ikinci şekle baktığımızda ise bu beş yıllık trendin iki yıllık kesitini görüyoruz. Başka bir deyişle uzun vadeli trendlerin içinde orta vadeli trendler de yer alıyor. Hatta bu orta vadeli trendler de birtakım kısa vadeli trendlerden meydana geliyor. Son olarak şunu da belirtelim, uzun vadeli yükselen trendlerin içinde kısa ya da orta vadeli alçalan trendler tespit ederseniz hiç şaşırmayın çünkü bu durum da gayet normaldir.

 

Trendlerin önemi

“Trendler düşmanım değil dostum olsun!” diyorsanız trend kavramının ne olduğunu ve nasıl işlediğini avucunuzun içi gibi bilmeniz gerekiyor. Hatta teknik analizde bu konuda söylenen iki laf var ki bizi bizden alıyor adeta: “Trend, en iyi arkadaşındır.” ve “Trende karşı gelme!” Bu iki sözden bariz bir şekilde anladığımız üzere teknik analizde trendlerin önemi had safhadadır.

 

4- Teknik Analizde Destek ve Direnç Kavramları

Trendin ne olduğunu az çok anladınız, değil mi? Anladıysanız ne mutlu bize! O zaman sıra geldi “destek” ve “direnç” kavramlarına. Şimdi koltuğunuza oturup televizyonda bir ekonomi kanalını açsanız ve herhangi bir teknik analiz programı izlemeye koyulsanız mutlaka “boğalar” ile “ayılar” arasındaki rekabet hakkında bir şeyler söylendiğini duyarsınız. Aslında bu kelimelerle anlatılmak istenen alıcılar (talep) ve satıcılar (arz) arasındaki mücadeleden başka bir şey değildir. Hani savaşların gerçekleştiği yerlere “muharebe hattı” derler ya, borsada da muharebe hattı diye tabir ettiğimiz yer alım satımların gerçekleştiği alan olan destek ve direnç düzeyleridir. Destek düzeyleri, talep miktarının fazla olduğu ve bu sebeple fiyatların aşağı düşmesinin engellendiği noktalardır. Direnç düzeyleri ise satışların yüksek olduğu, dolayısıyla fiyatların tırmanışa geçemediği alanlardır.

 

Bu durumun sebebi nedir?

Destek ve direnç düzeyleri, pek çok alıcı ve satıcının hisselerini değerlendirmeye karar verdikleri noktalar olup psikolojik açıdan da büyük öneme sahiptir. Trend çizgileri değişim gösterdiğinde piyasa psikolojisi değişiklik gösterir, sonuç olarak da yeni destek ve direnç seviyeleri ortaya çıkar.

 

Yuvarlak sayılar

Yuvarlak sayılar, son derece büyük bir psikolojik öneme sahiptir. Dolayısıyla yuvarlak sayıların teşkil ettiği destek ve direnç seviyeleri de oldukça mühimdir. Mesela yatırımcıların çoğuna göre Dow Jones için 20.000 çok önemli bir düzey. Yuvarlak bir sayı olan 20.000, Dow Jones endeksinde adeta bir dönüm noktasını temsil ediyor ve haliyle ciddi bir psikolojik etkiye sahip. Bu sebeple borsacılar 10, 20, 35, 50, 100 ve 1000 gibi yuvarlak sayıları sıkı bir şekilde takibe alırlar, böylelikle ne zaman alım-satımların tavan yapacağını önceden kestirebilirler.

Fiyatlar yine böyle yuvarlak sayılara doğru düşüş gösterdiğinde alıcılar hisselere akın etmeye başlarlar. Doğal olarak hisse fiyatları da artık belirli bir noktada sabitlenir ve bu noktanın altına kolay kolay inmez. Öte yandan hisse fiyatları yükseliş gösterip yuvarlak sayılara ulaştığında borsacılar ellerindekileri satmaya başlarlar, bunun sonucunda da hisse değerleri belli başlı bir düzeye ulaşır ve daha yukarı çıkmaz. Netice olarak bu alım-satım baskısı çok mühim bir destek-direnç noktası teşkil eder ve çoğu zaman borsacılara psikolojik açıdan da tesir eder.

 

5- Teknik Analizde Hacmin Önemi

Yazımızda şu ana kadar sadece fiyat metriğini ele aldık. Lakin fiyat kadar önemli bir metrik daha var, o da hiç şüphesiz “hacim”. Dilerseniz hacim kavramını da hemen açıklığa kavuşturalım.

 

Hacim nedir?

Hacim, belirli bir zaman diliminde (genellikle bir gün içerisinde) alınıp satılan hisse sayısını ifade eden kavramdır. Hacim, çoğunlukla fiyat grafiklerinin alt kısmına eklenen sütunlu grafiklerle gösterilir. Söz konusu sütunlara bakılarak belirli bir zaman diliminde ne kadar hissenin alınıp satıldığı bilgisine ulaşılabilir. Ayrıca hacim grafikleri analiz edilerek hacmin hangi noktalarda azalıp arttığına dair trendler de tespit edilebilir.

 

Hacim neden bu kadar önemli?

Teknik analistler, çeşitli trendlerin mevcut olup olmadığını doğrulamak için hacim verilerinden yararlanırlar. Her türlü fiyat hareketinin piyasalar için ne derece önemli olduğunu belirlemek için de ilk olarak hacim bilgilerine bakılır. Mesela bir hissenin fiyatı %50 arttı desek “Şu işe bak, şirket resmen coşmuş!” diye düşünebilirsiniz. Ancak böyle bir yorumda bulunmadan önce söz konusu %50 artışın ne kadarlık bir hacimde meydana geldiğini bilmeniz gerekir.

Şimdi bir hisse düşünün, uzun süre alçalan trendde seyir gösterdikten sonra bir gün aniden %5 yükselişe geçiyor. Hemen çıkıp da “Uzun vadeli alçalan trend bir anda yön değiştirdi ve yükselişe geçti.” gibi bir yorumda bulunmayın sakın. Böyle bir durumla karşılaşırsanız fiyat artışının ne kadarlık bir hacim üzerinde meydana geldiğini anlamaya çalışın. Eğer hacim ortalamanın altındaysa bu artış halk arasındaki kaba tabirle “şansa bala” meydana gelmiştir ve alçalan eğilim eninde sonunda tekrar devam edecektir. Öte yandan hacim ortalamanın ciddi anlamda üzerinde kalıyorsa o zaman uzun vadeli alçalan trendin yerini yükselen trende bıraktığını söyleyebiliriz. En yüksek hacimler genellikle fiyatların ya en yüksek ya da en düşük olduğu noktalarda gerçekleşir.

Günlük değişimler haricinde hisselerin değer kazanıp kaybettiğini anlamak için trendlerin hacmiyle fiyatların trendlerine birlikte bakılabilir. Konuyu örnekle açıklamak adına şöyle diyebiliriz: Hacmi azalmasına rağmen fiyat anlamında daha yüksek trendden seyreden bir hisse gerçekte değer kaybediyordur. Böyle durumlarda borsacılar kendilerini garantiye almak için uzun süredir ellerinde bulunan hisseleri satışa çıkarmayı tercih edebilirler. Buna da borsa lügatında “sapma” denir.

 

Hacim fiyattan önce gelir

Borsada hacim değişimleri fiyat değişimlerinden daha önce meydana gelir. Teknik analistler, hacmi yakından takip ederek trend değişimlerinin ne zaman meydana geleceğini önceden kestirmeye çalışırlar, yani hacim değişimlerinin fiyat değişimlerinden evvel gerçekleşeceğini çok iyi bilirler. Uzun lafın kısası, fiyat trendi yükselişteyken hacim azalıyorsa bu trendin pek de uzun ömürlü olmayacağını ve bir nevi “balon” olduğunu söyleyebiliriz.

 

6- Grafik Nedir?

Grafikler, fiyatların zaman içerisindeki değişimlerini ifade eden görsellerdir. Örneğin grafiklerle herhangi bir hissenin yıllık bazdaki hareketleri gösterilebilir. Böyle bir grafikte yer alan her nokta, söz konusu hissenin bir gün sonundaki kapanış fiyatını ifade eder. Bunun haricinde grafiklerle herhangi bir menkul kıymetin sadece 60 dakika gibi kısa bir zaman zarfındaki fiyat hareketleri de gösterilebilir. Bu tarz bir grafikte de her nokta bir saniyeyi temsil eder. Genellikle fiyat Y eksenine yazılırken zaman X doğrultusunda yer alır.

Yukarıdaki grafiğe baktığımızda BIST’in 2004’ten bu yana ne tür değişimler gösterdiğini gözler önüne seren son derece basit bir grafikle karşılaşıyoruz. Burada yaklaşık 12 yıllık bir dönemde fiyatların ne kadar değiştiğini rahat bir şekilde gözlemleyebiliyoruz ve çeşitli çıkarımlar yapabiliyoruz. Grafiğin alt kısmı yani X eksenine baktığımızda zaman dilimi olan yılları görüyoruz. Sonrasında sağ taraftaki Y ekseninde fiyatlar karşımıza çıkıyor. “Şamdan” türü olarak bilinen bu grafiklerde her bir sütunun uzunluğu, hisselerin günlük, haftalık, aylık ya da yeri geldiğinde yıllık bazdaki fiyat değişimlerini ortaya koyuyor.

 

Grafik özellikleri

Grafik incelerken yatırımcıların dikkat etmeleri gereken birkaç unsur olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Zaman ölçeği, fiyat aralığı ve fiyat noktaları gibi bu unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Zaman ölçeği

Zaman ölçeği, grafiğin alt kısmında yer alan tarih aralığını temsil eder. “Tarih” lafı kafanızı karıştırmasın zira bu aralık 100 yıl da olabilir, 3-5 saniye de. Genellikle saatlik, günlük, haftalık, aylık, üç aylık ve yıllık bazda zaman ölçekleri kullanılır. Günlük olarak işlem yapan borsacılar ve yatırımcılar daha kısa zaman dilimleriyle ilgilenirler, bununla birlikte daha ince detaylara dikkat ederler.

 

Fiyat aralığı ve noktası

Fiyat aralığı dediğimiz unsur, grafiğin sağ tarafında yer alır ve hissenin fiyatını meydana gelen değişimleri gösterir. İlk bakışta basit görünmesine rağmen fiyat aralıklarını farklı farklı şekillerde ifade etmek de mümkündür, yani lineer (artimetik) ya da logaritmik yaklaşımlardan biri tercih edilebilir.

Lineer fiyat aralıklarına baktığımızda her bir fiyat arasında eşit miktarda mesafe olduğunu görürüz, yani 10 liradan 20 liraya yükselen bir hisse fiyat aralığıyla 40 liradan 50 liraya çıkan bir fiyat aralığı arasında eşit mesafe vardır. Başka bir deyişle lineer grafiklerde kesin fiyat değişimleri gösterilir ve yüzdelik değer değişiklikleri ifade edilmez.

Logaritmik fiyat aralıklarında ise fiyat hareketlerine yüzdelik açıdan bakılır. Buna göre her bir nokta arasındaki boşluk miktarı yüzdelik değişimin büyüklüğüne göre değişir. Örneğin 10 liradan 20 liraya yükselen bir fiyat %100 artış göstermiş demektir. 40 liradan 50 liraya çıkan bir fiyat ise %25 artmıştır. Dikkat ederseniz 10-20 ve 40-50 sayıları arasındaki rakamsal fark eşittir, yani 10’dur. Ancak 10-20 ve 40-50 arasındaki artış yüzdeleri farklıdır, yani ilkinde %100, ikincisinde ise %25’tir. Haliyle 40 ile 50 lira arasındaki mesafe farkı, 10 ile 20 lira arasındaki mesafe farkından daha azdır.

Profesyonel borsacılar genellikle logaritmik grafikleri tercih ederler çünkü bu grafiklerde büyük fiyat hareketlerinin yüzdelerini görüp çeşitli çıkarımlarda bulunmak çok daha kolaydır. Lineer grafikler ise bilhassa çabuk değişim gösteren dinamik piyasalarda aldatıcı olabilir, o yüzden pek rağbet görmez.

 

7- Grafik Türleri Nelerdir?

Yatırımcı ve borsacılar, aradıkları bilgiler ya da mevcut hedefleri doğrultusunda dört farklı türde grafikten yararlanırlar. Bunlar çizgi grafiği, sütun grafiği, mum grafiği ve nokta ve şekil grafiğidir.

 

Çizgi grafiği

En temel grafik türüdür çünkü belirli bir zaman dilimindeki kapanış fiyatlarından başka bir şey göstermez. Zaman diliminde yer alan her dönemin sonundaki kapanış fiyatları birbirine bağlanarak “çizgi” oluşturulur. Bu grafiklere bakarak gün içerisinde meydana gelen fiyat hareketleriyle ilgili detaylı bilgi almak pek de mümkün değildir. Fakat birçok yatırımcıya göre kapanış fiyatları, açılış fiyatlarından ve belirli bir dönemdeki en düşük/yüksek fiyatlardan daha önemlidir. Ayrıca bu tarz grafikleri kullanarak trendleri yakalamak daha kolaydır zira sunulan veriler karmaşık değildir.

 

Sütun grafiği

Sütun grafiklerinin çubuk grafiklerden farkı, fiyatların en yüksek seviyelerinden tutun da en düşük düzeylerine kadar her türlü göstergeyi içermesidir. Sütun grafikleri, belirli bir zaman dilimindeki fiyat aralığını temsil eden dik çizgilerden meydana gelir. Sütunların her bir yanında bulunan yatay çizgiler de açılış ve kapanış fiyatlarını simgeler. Detay vermek gerekirse, yatay çizginin solunda yer alan sayı açılış fiyatını, sağında bulunan sayı ise kapanış fiyatını temsil eder. Açılış fiyatı kapanış fiyatının altındaysa, genellikle yeşil renk kullanılır, yani belirli zaman dilimi sonunda fiyatların arttığı belli edilir. Tersi durumda ise kırmızı kullanılır, zaten bildiğiniz üzere kırmızı renk borsada düşüşü temsil eder.

 

Mum grafiği

Mum grafiği dediğimiz şeyin 300 yılı aşkın zaman önce Japonya’da ortaya çıktığını duymuş muydunuz? O devirden bugüne önemi giderek artan bu grafik türü hem borsacılar hem de yatırımcılar arasında artık iyice popüler hâle geldi. Aynı sütun grafiği misali mum grafiklerinde de fiyat aralığını gösteren dikey bir çizgi yer alır. Yine aynı şekilde hisse fiyatının artıp azalmasına göre renkler değişim gösterir. Açılış ve kapanış fiyatlarını anlamak için sütunun kalınlığına bakılır.

 

Nokta ve şekil grafiği

Sıradan yatırımcılar nokta ve şekil grafiklerine pek rağbet göstermezler. Lakin nokta ve şekil grafikleri borsanın ortaya çıktığı ilk yıllardan beri hayatımızdadır desek abartmış sayılmayız. Bu tarz grafiklere bakarak zaman ya da hacim gibi ölçütleri göremeyiz, böylece kafamız da fazla karışmaz. Ayrıca pek de dişe dokunur olmayan ufak tefek fiyat hareketleri de grafiğe eklenmez, dolayısıyla kişi ilk bakışta ihtiyacı olan fiyat verisini hemen elde edebilir. Bu grafik türünde zaman unsuru ortadan kaldırılır, böylelikle grafiğin akışı bozulmamış olur.

 

8- Hareketli Ortalama

Fiyat hareketlerinin oynak olmasından dolayı grafik şekillerini okuyup doğru yorumlamak epey zordur. İşte bu noktada hareketli ortalamalar devreye girer. Hareketli ortalamalar, günlük dalgalanmaları ortadan kaldırır ve trendleri tespit etmeyi daha kolay hâle getirir. Hareketli ortalamalarda geçmişte yaşanmış fiyat hareketlerinin ortalaması alınır. Dolayısıyla hareketli ortalamaların temel amacı, geçmişte gerçekleşen fiyat değişimlerini daha iyi anlamamızı sağlamaktır. Ve bu ortalamalar fiyat hareketlerinde destek ve direnç rolü görebilmektediler.

 

Basit hareketli ortalama

En yaygın biçimde kullanılan hareketli ortalama türüdür. Basit hareketli ortalama tekniği kapsamında belirli bir zaman dilimindeki tüm kapanış fiyatları toplanır ve elde edilen rakam, hesapta kullanılan toplam fiyat sayısına bölünür. Örneğin 10 günlük bir periyodun basit hareketli ortalamasını alacaksınız diyelim. Yapmanız gereken şey son 10 günün kapanış fiyatlarını toplamak, sonra da 10’a bölmek. İşte bu kadar basit!

 

Doğrusal Ağırlıklı Ortalama

Doğrusal ağırlıklı ortalama, en az kullanılan hareketli ortalama tipidir diyebiliriz. Doğrusal ağırlıklı ortalamayı hesaplamak için tüm kapanış fiyatları toplanır, veri noktasının bulunduğu konumla çarpılır ve sonra da periyod sayısına bölünür. Farz edelim 5 işlem gününün doğrusal ağırlıklı ortalamasını alacaksınız. Böyle bir durumda en son kapanış fiyatı alınıp 5 ile çarpılır, sonra dördüncü gününki alınıp 4 ile çarpılır, bunun akabinde üçüncü gününki alınıp 3 ile çarpılır ve işlem böyle devam eder. En sonunda toplam rakam 5’e bölünür. Söz konusu yöntemde basit hareketli ortalamada yaşadığımız sorunlar karşımıza çıkmaz. Ancak yine de çoğu borsacı doğrusal ağırlıklı ortalamayı tercih etmemektedir.

 

Üssel Hareketli Ortalama

Üssel hareketli ortalama, yukarıda saydıklarımıza göre biraz daha karmaşık bir hesaba dayanır. Bu sayede verilerle ilgili sorun yaşanması önlenir ve yakın zamanı temsil eden veri noktalarına daha fazla ağırlık verilir. Oldukça karışık bir işlem olduğundan yazımızda maalesef üssel hareketli ortalamanın nasıl yapıldığını sizlere aktaramıyoruz. Ama ne yapıp edin, üssel hareketli ortalamanın taze verileri çok daha iyi kullandığını, dolayısıyla basit hareketli ortalamadan daha etkili ve isabetli bir yöntem olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Tabii hâl böyleyken teknik analizin piri olan borsacıların ve yatırımcıların neden üssel hareketli ortalamayı tercih ettiklerini anlamak güç değil.

 

9- İndikatörler ve Osilatörler

İndikatörler, teknik analiz yapmamızı sağlayan istatistiksel yaklaşımlardır. Para akışı, trendler, dalgalanmalar ve ivme gibi verileri hesaba katan indikatörler gerçek fiyat hareketlerini tespit etmemizi sağlayan araçlardır. İndikatörler aynı zamanda çeşitli grafiklerin doğru olup olmadığını anlamamıza yardımcı olur ve ne zaman alım-satım yapmamız gerektiği konusunda da iyi bir yol göstericidir.

İndikatörlerin iki temel çeşidi vardır:

Öncü indikatörler: Öncü indikatörler, fiyat hareketlerinden önce elimize geçer ve gelecek hakkında tahminlerde bulunmamızı sağlar. Öncü indikatörler, yatay trendlerin hakim olduğu zamanlarda ya da hiçbir trendin piyasaya tesir etmediği dönemlerde bilhassa işimize yarar.

Gecikmeli indikatörler: Gecikmeli indikatörler, fiyat hareketlerinin gerçekleşmesinin ardından elimize geçer ve bir nevi “teyit etme aracı” vazifesi görür. Bu indikatörler özellikle belirli trendlerin piyasaya hakim olduğu dönemlerde yatırımcılara yardımcı olur. Böyle dönemlerde borsacılar, bir trendin hâlâ etkisini gösterip göstermediğini teyit etmek için gecikmeli indikatörlere başvururlar.

İndikatörleri yapılarına göre de ikiye ayırmak mümkündür:

Osilatörler: Osilatörler, en yaygın olarak kullanılan teknik indikatörlerdir ve genellikle belirli bir menzilin dışına çıkmaz. Örneğin herhangi bir osilatörün en düşük seviyesi 0, en yüksek düzeyi de 100 olabilir. Böyle bir durumda 0 rakamı aşırı düşüş olduğunu, 100 ise aşırı yükseliş gerçekleştiğini ifade eder.

Sınırsız indikatörler: Sınırsız indikatörler pek yaygın olarak kullanılmasa da alım-satım yapmak için doğru zamanları tespit etmemize yardımcı olur, bunlar haricinde de trendlerin ne derece güçlü ya da zayıf seyrettiğini anlamamızı sağlar. Ancak burada vurgulanması gereken esas husus, sınırsız indikatörlerin bu saydığımız şeyleri herhangi bir veri dizini ya da aralığı kullanmadan sağlamasıdır.

İndikatörler, “geçiş” veya “sapma” olarak tabir ettiğimiz teknikler yoluyla alım-satım yapmamız gerektiği hususunda bizlere mesajlar verir. Geçiş, en popüler tekniktir. Buna göre fiyatlar, iki hareketli ortalamanın kesiştiği noktada değişim gösterir. Sapma ise fiyat trendleri ve indikatörlerin yönleri farklı doğrultularda hareket ettiğinde ortaya çıkan bir durumdur ki bu da fiyat trendinin zayıfladığına işaret eder.
İndikatörler ivmeleri, trendleri, dalgalanmaları ve menkul kıymetlerle alakalı diğer pek çok unsuru tespit etmemiz konusunda bize muazzam derecede katkı sağlar. Ancak bu noktada sizleri hemen uyaralım, indikatörlerin işe yarayıp başarı ihtimalini en yüksek düzeye çıkarması için başka teknik analiz biçimlerinden de yararlanılmalıdır.

 

Son söz

Teknik analizin temelinde, hisse senetlerinin fiyatlarına bakarak gerekli tüm verileri elde edebileceğimiz varsayımı yatar. Teknik analistler de bu doğrultuda hareket ederek hem hisse fiyatlarını hem de istatistikleri sıkı bir şekilde incelerler, sonra da piyasaların akıbetini anlamaya çalışıp fiyatların artıp azalacağı konusunda spekülasyonlarda bulunurlar. Siz de yazı boyunca verdiğimiz bilgileri iyice özümseyip analizlere başlarsanız ufkunuzu daha iyi görüp yerinde çıkarımlar yapabilir ve kazancınızı katlayabilirsiniz. Hepinize başarılar dileriz!

 

 

İlginizi çekebilir

Teknik Analizde Formasyonlar
Borsa Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler
Borsadan Para Kazanma Yolları
Warren Buffett’tan 10 Önemli Yatırım Tavsiyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.