Video Pazarlama Nedir? Nasıl Yapılır?

İşletmelerin video pazarlama stratejisine ihtiyacı vardır. Bu yeni bir olgu değil tabii. Ancak videonun önemi son yıllarda büyük bir şekilde arttı.

Video pazarlama, artık pazarlama stratejisinin bir unsuru değil, başlı başına bir pazarlama stratejisi haline geldi.  Yani video sosyal medyanın ana unsurlarından biri haline geldi. Hubspot’ın araştırmasına göre insanların en çok video izledikleri 6 platformdan 4’ü sosyal medya platformu.

Bu neden önemli peki?

Çünkü video üretmiyorsanız rekabetin gerisinde kalırsınız artık. Ancak korkulacak bir şey yok. Ne kadar basit ve ham video üretirseniz, içeriğiniz o kadar özgün görünür. İzleyici de buna önem verir zaten.

Dahası, video üretimi hiç olmadığı kadar ekonomik bir hale geldi. 1500 liralık cep telefonları bile 4K kalitesinde video çekebiliyor.

Ancak ekipmandan ışıklandırmaya, kurgudan renk düzenlemeye kadar video pazarlama biraz karmaşık gelebilir size.

Biz de bu nedenle video pazarlama hakkında bilmeniz gereken her şeyi bu yazıda derledik.

Haydi yazımıza başlayalım o zaman.

 

Video Pazarlama Nedir?

En basit tanımıyla video pazarlama, video kullanarak bir markanın ürün ve hizmetlerini tanıtması anlamına gelir. Video pazarlama sayesinde dijital ve sosyal mecralarda müşteri etkileşimi artırılmaya, yeni müşterilere ulaşılmaya çalışılır.

2016 yılından itibaren videonun bir içerik formatı olarak önemi artmaya başladı. Günümüze geldiğimizde ise video bir pazarlama taktiğinden dört başı mamur bir pazarlama stratejisine dönüştü.

Video içeren bir web sayfasının dönüşüm oranı (conversion rate) %80 oranında artış kapasitesine sahip bugün. Bir yazı ya da e-mail başlığında “video” kelimesinin olması bu yazıya/e-maile tıklama oranını %19 oranında artırıyor. Müşterilerin %90, bir ürün satın almadan önce ürün videosu izlemenin faydalı olduğunu düşünüyor.

Video ayrıca satışçıların, müşteri temsilcilerinin müşterilerle ve müşteri adaylarıyla kurduğu etkileşimi de değiştirmiş durumda.

Video, satış personeli için müşterinin alışveriş sürecinde kullanılabilecek çok etkili bir araç. Müşteri hizmetleri için de videonun sayısız kullanım alanı söz konusu. Bilgi videoları, kullanım videoları, müşteri videoları, kişiye özgü destek videoları vs.

Yani özetle video üretimi, herkesin yapabileceği bir şey konumunda. Yani işletmelerin video pazarlama tekniklerinden yararlanmamak için hiçbir bahaneleri yok.

Şimdi video pazarlama türlerine bakalım. Böylece video pazarlamada ne tür içerikler üretebileceğinizi görmüş olursunuz.

 

A. Video Pazarlama İçerik Türleri

Video çekmeye başlamadan önce video formatını belirlemeniz gerekiyor. Aşağıdaki liste size opsiyonlarınızı daha yakından tanıma fırsatı verecek.

1. Demo

Demo videosu, bir ürünün nasıl çalıştığını gösterir. Yani bir yazılım geliştirdiyseniz yazılımın nasıl kullanılacağını anlatan bir video çekebilirsiniz. Ya da IKEA tarzı demonte mobilya üreten bir firmasınız. Sattığınız çekmecenin nasıl monte edildiğini anlatan bir video çekebilirsiniz.

2. Tanıtım Videosu

Marka videoları genelde kapsamlı reklam kampanyalarının bir parçasıdır. Şirketin misyonu, vizyonu, ürün ve hizmetleri, ofisi ve fabrikası gibi unsurlar yer alır. Bu tür bir videonun amacı şirketin bilinirliğini artırmak, mevcut ve potansiyel müşterilerin ilgisini çekmektir.

3. Etkinlik Videosu

Şirketinizde bir etkinlik mi düzenleniyor? Şirketinizin sponsor olduğu bir etkinlik mi var? Şirketinizde geleneksel aşure günü mü düzenleniyor? İşte etkinlik videosu bunun için var.

4. Röportaj

Şirketinizde çalışan uzman kişilerle ya da şirketinizi ziyarete gelen kişilerle röportaj yaparak sektörel bilgi paylaşabilir ve hedef müşteri kitlenizi profesyonelliğinize inandırabilirsiniz. Yani

5. “Nasıl Yapılır?” Videosu

Eğitim ya da “nasıl yapılır” videosu hedef kitlenize bir şeyi öğretmek için çekilir. Örneğin yeni bir ürün piyasaya sunduğunuz zaman bu ürünün özelliklerini 5-6 kısa video ile açıklayalabilirsiniz.

6. Açıklama Videosu

Bu tür videolar, müşterilerin bir ürün ya da hizmet hakkında bilgi edinmesi için çekilir. Pek çok açıklama videosu hayali bir müşterinin yaşadığı sorunları, bu soruna çözüm olan bir ürünü fark edip satın alma sürecini anlatır. Ya da belli bir konuyu, çeşitli görseller ve röportajlar, konuşmalar, grafikler eşliğinde anlatmak için de bu format kullanılabilir. Yani kullanım alanı en geniş video türüdür diyebiliriz.

7. Animasyon

Animasyon ve infografik videolar da açıklaması zor konuları daha basit ve anlaşılır bir şekilde anlatmaya yarar. Yani diyelim ki bir saç ekim merkeziniz var. Saçın kökünü gerçek olarak göstermeniz pek mümkün değildir. Ancak bu konuda animasyon video hazırlayarak enseden saç alınışını ve bu saçın ekilecek yere yerleştirilmesini animasyon ile daha kolay anlatabilirsiniz.

8. Müşteri Kanıt Videosu

Diyelim ki sattığınız ürün bir müşterinin çok işine yaradı. Bunu kanıtlamanın ve diğer müşteri adaylarına da göstermenin yolu müşteriyle röportaj yaparak ürün hakkındaki görüşlerini almak şeklindedir.

9. Canlı Video

Canlı video izleyenlere bir şirketin mutfağını, kamera arkasını göstermek için oldukça samimi bir yöntemdir. Sunumları, etkinlikleri, lansmanları canlı olarak yayınlayıp gerçek zamanlı olarak izleyenlerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece insanlar sizin kurumsal bir kimliğinizin yanında samimi bir kimliğinizin de olduğunu anlar.

10. 360 Derece Video

360 derece video çeken kameraların hem sayısı arttı hem de bu kameraların fiyatı makul düzeylere indi. İzleyenlerin videoda 360 derece gezinebildiği bu videolar insanlara “sanki oradaymış” hissi verir ve eşsiz bir deneyim sunar.

11. Sanal Gerçeklik Videosu

Sanal gerçeklik videolarıyla da izleyenler videoda hareket edip çeşitli şeyleri kontrol edebilirler. Oculus Rift ve Google Cardboard gibi sanal gerçeklik gözlükleri sayesinde sanal gerçeklik videolarının gelecek yıllarda daha da popülarite kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bir de zenginleştirilmiş gerçeklik (augmented reality) videoları var. Bildiğimiz videonun üzerine dijital bir katman yerleştirilen zenginleştirilmiş gerçeklik videolarının çeşitli kullanım alanları mevcut. Yani telefonun kamerasını evinizin yatak odasına doğru tuttuğunuz zaman bu teknoloji odanızın boyutunu ölçüyor ve oda için en ideal mobilya opsiyonlarını sunuyor. IKEA bu teknolojiye son derece büyük yatırımlar yapıyor.

12. Kişisel Mesaj Videosu

Video bir konuşmayı sürdürmek, e-mail ya da mesaja cevap vermek için yaratıcı bir formattır. Örneğin önemli bir müşterinizin doğum gününü şirketçe hazırladığınız bir video ile kutlayabilirsiniz.

 

B. İşletmeniz İçin Nasıl Video Üretebilirsiniz?

Şimdi video üretim olayına girelim. Bu bölümde işletmeniz için video üretimi konusunda detaylı bilgiler veriyoruz.

 

1. Planlama

Çekim, kamera, kurgu, müzik olaylarına girmeden önce en temel konuyla başlamak gerek: Bu videonun amacı ne?

Video üretim sürecinde alacağınız her karar videonun amacına hizmet etmelidir. Bu videoyu izleyen insanlar bundan ne elde etmelidir?

Net bir amaç olmadan kendinizi çekimin ortasında oradan oraya savrulurken bulabilirsiniz. Bu da ortaya vasat bir iş çıkmasına ve boşa giden emek-zamana neden olur.

Şirketiniz için bir video üretirken bu sürece katılacak kişilere çeşitli sorular sormanız çok iyi olur. Yani Google Forms üzerinden bir anket oluşturup insanların fikrini alabilirsiniz.

Hedef kitle: Hangi müşteri kitlesi hedefleniyor?

Amaç: Bilet satmak mı? Yeni ürün tanıtmak mı? Marka bilinirliğini artırmak mı? Ne?

Mecra: Video nerede yayınlanacak? Facebook? Şirket sitesi? Instagram?

Bütçe: Video üretmek çok pahalı da olabilir çok ucuz da. Tamamen sizin yaklaşımınıza ve beklentilerinize ağlı. Ancak her zaman video için belli bir bütçe hazırlamanız iyi olur.

Bitiş tarihi: Video ne zamana hazır olmalı? Bir günde hazırlanması gereken bir video ile 3 ayda hazırlanması gereken bir video arasında bütçe, kalite vb. gibi farklar olacaktır.

Stil: Bütçe, kaynaklar, süre ile beraber videoda ne tür kreatif yardıma ihtiyaç duyacaksınız? Animasyon gerekli mi? Özel efekt olacak mı?

Başarı kıstası: Videonun amacına ulaştığını nasıl bileceksiniz? Video için başarı kıstası belirlemeli ve buna göre hareket etmelisiniz. Yani bir pub işletiyorsunuz ve ünlü bir sanatçı cumartesi akşamı konser verecek. Videoyu bilet satışlarını artırmak için hazırladınız diyelim. Videonun bilet satışlarını artırdığını görmek için ölçüm yapmak durumundasınız. Bu konuya ileride değineceğiz.

 

2. Senaryo

Bazen videonun senaryosuz olması gerekebilir. Yani çektiğiniz videoyu hiç kesip biçmeden yüklersiniz.

Ancak video pazarlama alanında genelde bir senaryoya ihtiyaç vardır.

Bu aşamayı atlar ve senaryosuz işe girişirseniz kurgu ve montaj esnasında epey zorlanabilir, videoyu karman çorman bir şekilde kurgulayabilirsiniz.

Elinizde senaryo olması neyi nasıl çekeceğinizi size gösteren bir rehberdir. Burada 120 dakikalık bir sinema filmi senaryosu gibi detaylı bir şeyden de söz etmiyoruz aslında.

Yani iki sütunlu bir tablo hazırlayın. Solda kısımda açıklama yazın ve sağ tarafa da kameranın neyi çekeceğini yazın. Böyle böyle videonuzdaki tüm sahneleri teker teker yazın.

Buna ek olarak videonuzun konusunu son sahneye bırakmayın. İnsanlara videonun ortasında konuyu belli edin. Zira insanlar ne olduğunu anlamadıkları bir videoyu sonuna kadar izlemezler. Tıpkı bir gazete yazısı gibi videonun orta kısmında amacınızı belli edin. Özellikle açıklama ve eğitim videolarında buna daha çok özen gösterin.

Videodaki konuşmalar ile blog yazıları arasındaki temel farkın üslup olduğunu unutmayın. Videoda konuşan bir kişi daha rahat bir dil kullanmalıdır. Blog yazılarında daha uzun ve karmaşık cümleler kurulabilir ancak video daha “konuşma havası”nda geçmelidir.

 

3. Kamera

İşletmeler video çekmek için 10.000 liralık profesyonel kameralara gerek olduğunu düşünerek video pazarlamadan uzak durur. Ancak iPhone ile bile şahane videolar çekilebilir.

iPhone ile çekim

iPhone ile çekime başlamadan önce telefon hafızasının yeterli olduğundan emin olun. Telefonu uçak moduna alın, böylece çekimin ortasında arama olmasın.

iPhone kamerasını açın, telefonu yatay konuma getirin. Konuşan kişiye zoom yapmak yerine siz kendiniz yaklaşın ki görüntü kalitesi düşmesin.

Video çekerken iPhone kamerası odaklanmasına dikkat edin. Pozlamayı kilitleyin ki görüntüye bağlı olarak videoda parlama kararma olmasın. AE/AF Lock yazan kısma tıklayarak bunu gerçekleştirebilirsiniz.

DSLR ve aynasız kamera ile çekim

iPhone video çekim konusunda çok başarılı olsa bile iPhone ile aynı fiyata satılan ve pek çok özelliği olan yarı/tam profesyonel kameraları kullanmak daha mantıklı olacaktır.

Önce yarı ve tam profesyonel kameraların arasındaki farka bakalım.

Yarı profesyonel (prosumer) kameralar, ucuz basçek kameralar ile tam profesyonel kameralar arasındaki köprü gibidir.

Tam profesyonel kameralara örnek olarak da DSLR, aynasız makineleri örnek verebiliriz. Bu kameralarda pek çok ayarı manuel olarak yapabilir ve dolayısıyla görüntüye daha çok müdahil olabilirsiniz. DSLR ve aynasız fotoğraf makineleri, fotoğrafın yanında çok başarılı videolar da çekmektedir. Bu açıdan 50.000 dolarlık bir sinema kamerası yerine 5 ila 10 bin lira arasında satılan bu kameraları kullanmak daha makul olacaktır.

Hani illa örnek vermemiz gerekirse: Sony A7 III, Canon 5D Mark III, Fujifilm X-T30, Canon 80D, Panasonic GH5 gibi kameralar işinizi fazlasıyla görecektir.

Kameranın Manuel Ayarlarını Kontrol Etmek: Eğer DSLR ya da aynasız olarak tabir edilen kameralardan birini kullanacaksanız, frame rate, perde hızı, diyafram, ISO ve beyaz dengesi gibi unsurları da bilmek durumundasınız.

Hangi kamerayı kullanırsanız kullanın, bu unsurlar tüm kameralarda bulunur ve bu özellikler hakkında Youtube’da sayısız video bulunur.

Biz de bu özellikleri sizler için kısaca anlatacağız ancak şunu bilmelisiniz ki bir araba için vites ya da fren neyse, bir kamera için de ISO, diyafram, perde gibi şeyler aynı öneme sahiptir.

Frame rate (kare sayısı)

Video aslında fotoğraflardan oluşur. Bir sinema filmi izlediğiniz zaman 1 saniyede 24 adet fotoğraf görürsünüz. Fotoğraflardaki ufak değişiklikler, insan zihninde hareket algısı yaratır.

Kameranızı incelerseniz saniyede 24 kare, 30 kare, 60 ya da 120 kare video çekebildiğini görürsünüz. 24 kare genelde en sinematik görüntüyü verir. Buna karşın saniyede 30 kare, televizyon yayıncılığı için standarttır. 60 kare ya da 120 kare video çekip daha sonra bu videoyu yavaşlatarak da “slow motion” adını verdiğimiz etkiyi elde edebilirsiniz.

Saniyede kare sayısını belirledikten sonra diyafram, perde hızı ve ISO’ya gelir sıra.

Diyafram (f-stop)

Diyafram, lensin üzerinde yazan sayılardır diyebiliriz: 1.8, 5.6, 6.3 gibi değerler lensin diyafram değerleridir. Bu değerlere kısaca f-stop denir.

F-stop sayısı küçüldükçe nesnenin arkası flulaşır. Yani 1.8 diyafram değeriyle bir portre çekerseniz bu kişi net olurken, arka plan flu olur. Ancak aynı fotoğrafı (veya videoyu) 6.3 değeri ile çekerseniz arka plandaki unsurlar 1.8 kadar flu olmaz.

F-stop sayısı ne kadar düşükse, kamera sensörüne o kadar çok ışık girer. Dolayısıyla az ışıklı bir ortamda diyaframı 8 f-stop yerine 1.4 f-stop değerine getirirseniz videonuz daha ideal bir şekilde ışık almış olur.

Perde hızı (shutter speed)

Perde hızı da sensörün önündeki perdenin açılıp kapanma hızıdır. Örneğin saniyede 24 karelik bir video çekecekseniz perde hızınız 1/48 (1/50) olmalıdır. Yani perde hızının paydası daima frame rate’in iki katı olmalıdır.

Böylece videonuz da “motion blur” adı verilen bir geçişkenlik söz konusu olur ve videonuz göze daha hoş gelir.

Yani frame rate 60 ise, yani saniyede 60 kare video çekecekseniz, perde hızınız 1/120 olmalıdır.

ISO

ISO değeri ise kamera sensörünün ışığa olan hassasiyetini ayarlar. Örneğin gün ışığında video çekecekseniz ISO değeri olabildiğince küçük olmalıdır. Örneğim 160, 200, 320 idealdir.

Ancak ışığın az olduğu bir ortamda, diyafram değeriniz 1.8, 2.2 gibi düşük değerlere inemiyorsa bu kez ISO’yu artırarak videonun daha çok ışık almasını sağlayabilirsiniz.

Tabii ISO değeri arttıkça, videodaki “noise” denen karıncalanmalar da artar. 6400 ISO ile çekilen bir video ve 800 ISO ile çekilen bir video arasında kalite farkı söz konusu olabilir.

Beyaz Dengesi (White balance)

Beyaz dengesi de çekim yaptığınız ortamdaki renk sıcaklığını gösterir. Örneğin açık havada çekim yapacaksanız güneş ışığının renk sıcaklığı 5200 Kelvin’dir.

Eğer gün ışığında tungsten ışığa göre renk ayarı yaparsanız videonuzun masmavi olacağını görürsünüz.

Dolayısıyla bulunduğunuz ortamdaki ışık koşullarına göre beyaz dengesini ayarlamalısınız. Beyaz dengesini değiştirerek birkaç fotoğraf çekerseniz farklı ayarların nasıl etki gösterdiğini kolaylıkla görürsünüz.

 

4. Stüdyo – Çekim Ortamı

Ofis ortamında çekim yapacaksanız, satın almanız gereken şeyler olacaktır. Yani sadece kamera ile iş bitmiyor. Bunun ışığı, mikrofonu, tripodu vs. var.

Ancak korkulacak bir şey yok. Ofiste video çekmek için endüstri standartlarında ekipman almanıza gerek yok.

Örneğin tripod olmazsa olmaz. Kamerayı tripodun üstüne koyarak sallantısız, net ve temiz videolar çekebilirsiniz. Tripodların fiyatı değişebilmekle birlikte 150 liraya gayet yeterli bir tripod satın alabilirsiniz.

Maalesef insanlar sadece görüntü kalitesine odaklanıyor ve ses kalitesine yeterince önem vermiyor. Bir videonun izlenebilirliğine en çok etki eden şey ses kalitesidir desek abartmayız. Cızırtılı video bir şekilde izlenir ancak sesi cızırtılı bir videonun izlenme ihtimali çok düşüktür.

Bu nedenle ses ekipmanlarına yatırım yapmanızı öneriyoruz. Rode markasının şahane kamera üstü ve yaka mikrofonları mevcut. Zoom H1 marka bir de ses kaydedicisi satın alırsanız gayet güzel ses kalitesi elde edebilirsiniz.

Işık konusuna gelelim. Bir videonun ve fotoğrafın profesyonelliğine en çok etki eden şeylerin başında ışık gelir.Karanlık ve loş bir ortamda çekilen video son derece amatör görünür. Ancak örneğin röportaj tarzı bir videoda konuşan iki kişiyi hem arkadan hem de karşıdan iki ışık kaynağı ile aydınlatmak, profesyonel bir görüntü sunar.

3 nokta aydınlatma bu konuda mutlaka öğrenmeniz gereken bir ışıklandırma tekniğidir.

Işık, ses, kamera ayarları derken ofisinizde ufak bir stüdyo kurmaya hazırsınız. Ofisinizde az kullanılan bir odayı video stüdyosu haline getirebilirsiniz. Mevcut işiniz için baştan sona bir yapım şirketi kurmayacağınızı düşünüyoruz. Yani video pazarlama alanında da içerik üretmek için koca bir ofis kiralamanıza gerek yok.

Ofisinizde bir temiz ve sade bir duvarın önüne koyacağınız bir masa ve sandalye ile gayet güzel içerikler üretebilirsiniz. Yani Oğuzhan Uğur ya da Onedio videoları bile bu kadar sadelikte çekilmekte.

 

5. Oyuncular

Oyuncu derken aklınıza tiyatrocular gelmesin. Kamera karşısında rahat olabilen çalışanlarınızdan bahsediyoruz oyuncu ifadesiyle. Kamera karşısında rahat olabilmek herkese göre değildir. Ancak biraz pratikle çalışanlarınızı kamera karşısında geçirip video çekebilir.

İster ilk videonuz olsun ister 50. videonuz; kamera karşısında çekmenin zor olduğunu unutmayın. Bu nedenle videoda yer alacak kişilere pratik yapma fırsatı sunun. Her şeyi ezberlemek zorunda bırakmayın.

Kamera karşısındaki kişinin göz hizasına bir laptop ya da tablet koyarak gerektiğinde senaryodan ya da metinden yardım almasına özen gösterin. Videoyu tek seferde çekmeye de uğraşmayın. Kurgu esnasında farklı videoların arasına efekt ya da başka görsel koyabilirsiniz.

Videoyu çekerken videoya yer alan insanlara gerektiğinde tüyo vermeyi unutmayın. Örneğin dil sürçmesi tespit ederseniz “Burayı bir daha alalım mı?” demekten çekinmeyin.

Ve tabii senaryoda yer alan her şeyi çekin. Kurgu masasında “Aaa burası niye eksik?” diye üzülmek pek de isteyeceğiniz bir şey değildir.

Eğlenmeyi de unutmayın. Video çekmek, hataları ve deneme-yanılmalarıyla eğlenceli bir süreçtir.

İnsanların videosunu çekerken rule of thirds kuralını uygulayın. Estetik olarak daha iyi bir görüntü elde edersiniz. Bu kural temel olarak şudur: Ekranı eşit parçaya bölen bir “grid” vardır. Bu grid’de insanların gözü ortadaki kesişim noktasına denk gelmelidir. Bu şekilde kompozisyonunuz daha dengeli ve estetik olur.

Bir de B-roll çekmeye çalışın. B-roll videonun ana konusu dışında (mesela röportaj), mekan ve konuyla ilgili farklı videolardır. Örneğin bir kişi yeni bir kahve makinesini röportaj şeklinde anlatıyorsa, makinenin kullanışı, farklı düğmeleri, kahve hazırlanışı gibi ek görüntüler de çekin. Böylece videonuz daha zengin ve doyurucu olur.

Buna ek olarak tüm videoyu tek bir odak uzaklığı ile çekmeyin. Zoom lens kullanarak örneğin 18mm, 35mm, 55mm gibi farklı odak uzaklıkları ile çekim yaparsanız videonuz daha estetik olur.

Önemli şeyleri close-up (yakın plan) çekerseniz bu şeyin önemli olduğunu vurgulamış olursunuz mesela.

 

6. Çekim

Çekim esnasında görüntüleri kurgulayacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Örneğin videonun başında ve sonunda belli süre bekleyin. İnsanları direkt olarak konuşmaya sokmayın. Bir 5-6 saniye beklemelerini ve sonra söze girmelerini isteyin.

Bol bol B-roll çekerek kurgu sürecinde kurgucunun zor vakitler yaşamasını önleyin. Yani örneğin kahve makinesi tanıtım videosu çekiyorsanız, bu makineyi tasarlayan ürün yöneticisinin röportajının yanına baristaları da konuşturun. Onların ürün ile ilgili düşüncelerinden yararlanın. Ürünü farklı açılardan ve farklı odak uzaklıkları ile çekin.

İki kamera kullanıyorsanız bir kamerayı oyuncunun tam karşısına, diğerini de bu kameradan 45 derece farklı bir açıya yerleştirin. Örneğin biri 50mm odak uzaklığına sahipse diğeri biraz daha geniş açılı (24mm) olmalı. Böylece iki video arasında daha doğal bir geçiş olur.

 

7. Kurgu ve Renk Düzenleme

Videoyu çektiniz. Sıra kurgu ve renk düzenlemeye gelir. Bu noktada kurgu için çeşitli programlar söz konusudur ancak Apple kullanıcı iseniz Final Cut, Windows kullanıcısı iseniz Adobe Premiere kurgu programlarını öneririz.

Renk düzenlemesi ise kendi başına bir disiplindir. Her kurgucunun renk düzenlemesi konusunda uzman olmasını bekleyemezsiniz, ancak yine de iyi bir kurgucu renk düzenlemesi konusunda iyi iş çıkaracaktır. Videoda fazla gölge varsa buralar açılabilir, videonun beyaz dengesinde sorun varsa optimal bir ayar yapılabilir. Yani renk düzenlemesinin unsurlarını anlatmakla bitiremeyiz. Ancak elde etmek istediğiniz atmosfere bağlı olarak çeşitli “preset”ler kullanarak videonuza dilediğiniz şekilde renk düzenlemesi yapabilirsiniz. Üstteki fotoğrafta ham görüntü ve renk düzenlemesi yapılmış görüntü arasındaki farka dikkat ediniz.

 

8. Müzik

Video ve müzik… Müzik bir videonun verdiği hissiyatı tamamen değiştirebilir. Bunu bir defa netleştirelim.

Videonuza ekleyeceğiniz müzik ve ses efektleri konusunda telif hakları açısından sorun teşkil etmeyecek müzikler kullanmalısınız.

Tamamen bu konuya ayırdığımız bir yazımız mevcut. Video pazarlama alanında videonuza nasıl müzikler eklemeniz gerektiği konusunda yazımızı mutlaka okuyun.

Mutlaka okuyun: Videolarınız İçin Telif Hakkı Olmayan Müzik Kaynakları

 

9. Seslendirme

Videonuza kurguladınız, müzik eklediniz. Eğer videonuz için voice-over, yani seslendirme gerekebilir. Bazen sadece röportaj veya konuşma yeterli olurken bazen de bir üst sese ihtiyaç duyabilirsiniz.

Seslendirme yaparken bu iş için özel stüdyolardan yararlanabilirsiniz. Ancak profesyonel stüdyoya gitme durumunuz yoksa sessiz bir odaya geçin, pencereyi kapatın. Mümkünse trafik vs. dış gürültülerin olmadığı bir zaman diliminde kaliteli bir seslendirme mikrofonu ile videonuzun üzerine seslendirme yapın.

Bu konuda videonun tonu, seslendirme yapacak kişiyi belirler. Davudi ve güçlü bir ses videonuza aynı etkiyi verir. Ancak çocuksu ve mutlu bir ton yaratmak istiyorsanız neşeli bir kadın sesi daha ideal olur.

Seslendirme bittikten sonra kaydı birkaç kişiye dinletip olası problemleri tespit edin. Bazı yerlerde dışarıdan korna sesi vs. girmiş olabilir örneğin. Ses kaydı esnasında tüm metni tek seferde okumak zorunda olmadığınızı unutmayın. 500 kelimelik bir metni parçalar halinde daha iyi okuyabilirsiniz. Kurgu esnasında tek bir seferde okunmuş hissi ve doğallığı vermek daha kolaydır.

 

C. Videonuzu Hangi Platformlara Yükleyebilirsiniz?

Videonuzu çektiniz diyelim.

Nereye yüklemelisiniz?

Bu noktada pek çok opsiyon söz konusu ancak biz video odaklı en ideal iki platformu ele alacağız: Youtube ve Vimeo

Youtube

“Video=Youtube” desek abartmış olmayız. Google’a ait olan Youtube dünyanın en büyük ikinci arama motoru (Google’dan sonra) ve dünyanın en çok ziyaret edilen 3. web sitesi.

Youtube’da her gün 5 milyar video izleniyor. Üstelik Youtube’a video yüklemek, kanal açmak vs. tamamen ücretsiz.

Bu kadar devasa bir insan popülasyonun Youtube’da aktif olmasına ek olarak kanal açma, video optimize etme, abone olma gibi pek çok seçenek sunan Youtube, videonuzu yükleyebileceğiniz en ideal mecra.

Benzer temalı videolarınızdan playlist yaparak insanların diğer videolarınızı izlemesini kolaylaştırabilirsiniz mesela Youtube’da.

Yani videonuzu paylaşmak için Youtube şahane bir mecra olmasına karşın bazı dezavantajlar da söz konusu. Siz kendi markanızın reklamını yaparken sizin videonuzun başına başka markalar reklam yerleştirebilir. Youtube’a reklam vermek tam olarak böyle işler.

Fakat her halükarda video pazarlama adına Youtube bir numaradır. İnsanların %83’ü Youtube’u diğer video platformlarına tercih etmektedir. Diğer bir deyişle Youtube’a bir kere giren bir insan, tek bir video izlemekle yetinmez ve ciddi bir zaman geçirir bu platformda.

 

Vimeo

Youtube’dan sonra en büyük ikinci video platformu olan Vimeo’nun görece daha düşük bir aylık izlenme hacmi (715 milyon) var.

Vimeo sade arayüzü ile ön plana çıkan bir mecra. Youtube’dan farklı olarak daha az reklam bulunan Vimeo’da izleyicilerin dikkatini dağıtan unsur sayısı da daha az haliyle.

Vimeo’daki görüntü kalitesinin ve yüklenen videoların profesyonelliğinin Youtube’a göre daha üst düzeyde olması ise Vimeo’yu ayrı kılan özelliklerden biri.

Şirketlere yönelik farklı premium veya pro üyelik opsiyonları sunan Vimeo, bu sayede video ile ilgili daha çok istatistiğe ulaşma imkanı tanır.

Eğer artistik ve prodüksiyon değeri yüksek bir video hazırladıysanız bu videonun Youtube’da kaynamasını istemezsiniz. İşte bu noktada Vimeo daha ideal ve daha estetik bir mecradır. Vimeo’nun Youtube’a nazaran daha az zaman geçirilen bir platform olması ise Vimeo’nun göze çarpan nadir özelliklerinden biri konumunda.

 

D. Video Pazarlamadan Nasıl İstifade Edebilirsiniz?

Firmalar genelde video çekme konusunda bir kereliğine heyecana kapılır. Epey masraf ederek web sitelerine ve Youtube kanallarına video hazırlar. Ancak bu heyecan ve istek bir süre sonra söner. Diğer yandan bazı firmalar ise video işini gerçekten ciddiye alır.

Harcanan para, zaman, emek söz konusu olunca video pazarlama “Ha deyince” girişilecek bir macera değildir.

Öncelikle video pazarlama konusunda net bir hedef ve bu hedefi gerçekleştirmek için net bir stratejiye sahip olunmalıdır.

Video pazarlama bağlamında pazarlama ve satış odaklı bir yaklaşımg gerekir. Yani izleyenlerin(potansiyel müşterilerin) ilgisi video içeriğiyle çekilmeli, video bu kişilere bir fayda sağlamalıdır.

Her videoda izleyenlerin bir sorunu belirlemeli ve bu soruna çözüm sunmaya çalışmalısınız.

Yazımızın bu bölümünde üretmeniz gereken video türlerine, her video türünde neye odaklanmanız gerektiğine bakacağız.

a. Dikkat çekmek

Video pazarlamanın ilk aşaması insanların dikkatini çekmek, video izleyen bir kişiyi markanızdan haberdar etmektir.

Bu aşamada tüketiciler karşılaştıkları bir problemi tespit ederler ve bu soruna bir çözüm yolu ararlar. O nedenle dikkat çekme odaklı videolarınızda izleyenlerle empati kurmalı; hizmet veya ürünlerinizle onlara bir çözüm sunmalısınız.

Yani dikkat çekme amaçlı videoların temel amacı daha çok kişiye ulaşmak ve bir güven duygusu inşa etmek olmalıdır.

Şirket tanıtım videoları, “nasıl yapılır” videoları, marka kimliğini tanıtan sosyal videolar bu kategoriye girer.

Bu tür videolarda ürün hakkında çok fazla durmamaya özen gösterilmeli. Bunun yerine markanın kimliği ve değerlerine odaklanılmalıdır.

b. İzleyiciyi müşteriye dönüştürmek

İnsanları videonuzla kendinize doğru çektikten sonra bu kişileri potansiyel müşteri haline getirmeye çalışmalısınız. Bunun için videoyu izleyen kişileri bir eyleme yönlendirmeli, mesela bu kişilerin e-maillerini almalı, web sitenize üye olmalarını sağlamalısınız.

Web semineri (webinar), ürün tanıtım videosu gibi formatlar bunun için idealdir.

c. Satış yapmak

Videolarınız sayesinde bir kişinin ilgisini çektiniz, bu kişiyi web sitenize yönlendirdiniz ve bu kişi sitenize üye oldu.

Şimdi sıra bu kişiyi alışveriş yapmaya yönlendirmektir. Burada esas bir nokta vardır: Bu insana “ürünlerinizi satın aldığında kendini nasıl hissedeceğini” düşündürmelisiniz. Yani bu kişi kendini ürünü satın alıyormuş gibi düşünmelidir. Bir ürün satın alma aşamasındaki insanların ürün hakkında yazı okumak yerine tam 4 kat daha çok ürün videosu izlediklerini belirtelim. İnsanlar satın alma işleminden önce ürünle ilgili videolara mutlaka bakarlar.

Video formatı da burada ürün hakkında bilgi verme, çözüm sunma ve müşteride duygusal bir hareketlenme için idealdir.

Ürün ve hizmetlerinizi satın alan kişilerin konuştukları röportajlar, ürün tanıtım filmleri, ürünün ne tür alanlarda kullanılabileceği ile ilgili videolar müşterinin satın alma kararını hızlandıracaktır.

d. Satış sonrası hizmet sunmak

Müşteri ürünü satın aldı diyelim. Video pazarlamadan istifade etmeye devam edebilirsiniz. Satış sonrası süreç için de video pazarlama oldukça etkili bir yöntemdir.

Bu noktada ürün veya hizmet satın alan kişilere yönelik video içerik üretmeye devam etmelisiniz. Yani müşteri satın aldığı ürünle ilgili bilgi ve içerik paylaşılmaya devam ettiğinizi görmeli. Böylece müşteri halihazırda kendi elinde olan ürünün sizin tarafınızdan tanıtılmaya devam ettiğini görerek ürünle ve markanızla ilgili duygusal bir kurar; markanızın fahri elçisi haline gelir.

Müşteriye özel teşekkür videosu, ürünün nasıl kullanılacağına dair eğitim videoları bu kategoriye girer.Sattığınız ürün ve hizmetlerin nasıl kullanıldığını video formatıyla göstermek, pek çok olası müşteri soru ve şikayetini daha ilk andan ortadan kaldırır ve pürüzsüz bir müşteri deneyimi sunar.

 

E. Video Sonuçlarını Nasıl Analiz Etmelisiniz?

Bu noktada artık nasıl video çekileceğini ve nereye yüklemeniz gerektiğini biliyorsunuz.

Şimdi sırada ürettiğiniz videoların, işinize nasıl katkı sağladığınız analiz etme sırası.

Bir pazarlama kampanyası başlatmadan önce temel hedefinizi bilmelisiniz. Video pazarlama için de aynı şey geçerli.

Videolarınız;

  • Markanızı daha bilinir mi kılsın?
  • Web sitenize trafiği mi artırsın?
  • Daha çok satış yapmanızı mı sağlasın?

Bu ve benzeri en az iki hedef belirlemeli ve daha sonra ürettiğiniz videoların bu hedeflere nasıl hizmet ettiğini ölçmelisiniz.

Hedef belirlerken müşteri (izleyici) kitlenizi göz önüne almalısınız. İzleyicilerinizi yaş ortalaması kaç? Hangi şehirde yaşıyorlar? Ne tür içeriklere ilgi duyuyorlar?

Bu tür sorular üreteceğiniz videoların türünü ve formatını direkt olarak etkiler, etkilemelidir.

Örneğin video pazarlama ile temel hedefiniz markanızı tanıtmak ise, videolarınızda markanızı tanıtmalı, üretim sürecini anlatmalı, ürünlerinizin özelliklerinden bahsetmelisiniz.

Daha sonra videolarınızın performansını istatistiki olarak ölçmeniz gerekir.

İzlenme sayısı: Videolarınızın kaç kişi tarafından ya da kaç kez izlendiğini gösterir. Youtube’da bir videonun izlenme olarak değerlendirilmesi için bir kişinin videonuzu en az 30 saniye izlemesi gerekirken Facebook’ta 3 saniye izlenme yeterlidir.

Oynatım oranı: Videonuzun ne kadarının izlendiğini gösterir.Örneğin 3 dakikalık bir videonuz ortalama 15 saniye izleniyorsa bu iyi bir gösterge değildir. Hedef kitlenizin videoya yeterince ilgi göstermediği anlamına gelir. Bir videonun büyük bir oranı izlenirse Youtube bu videoyu sıralamasında üste çıkarır.

Yorum ve paylaşım: Benzer şekilde bir video ne kadar çok paylaşılır ve yorum alırsa Youtube, insanların bu videoda değerli bir şey bulduklarını düşünür ve videonuzu üst sıralara taşır. Bu nedenle videolarınızda izleyenlerden paylaşım yapmalarını ve yorum yazmalarını uygun bir dille belirtin.

Tamamlanma oranı: Videonuzu sonuna kadar izleyen kişi sayısı ile videonuza tıklayan kişi sayısının oranıdır. Unutmayın, videonuzu ne kadar çok kişi sonuna kadar izliyorsa, o kadar iyi bir video çekmişsiniz demektir. İnsanların dikkatleri günümüzde çok çabuk dağıldığı için bir videoyu baştan sona izletebilmek iyi bir içerik ürettiğiniz anlamına gelir.

Çevirim oranı: Buna conversion rate adı da verilir. Yani videonuzun sonunda diyelim ki insanların web sitenize girip ücretsiz e-kitabı indirmelerini istediniz. Videoyu izleyen kişilerden kaç tanesi bunu yaptı? İşte bu orana çevirim oranı adı verilir.

Sayfada geçirilen zaman: Web sitenizde bir blog yazısı var. İnsanlar bu yazıya tıkladığında sayfanızda kaç dakika duruyor? Bu yazıya bir de video eklediğiniz zaman kaç dakika duruyor bu insanlar? İstatistikler, bir yazının içinde video olduğu zaman insanların o sayfada daha uzun zaman geçirdiklerini gösteriyor. Bu da tabii Google nezdinde sayfanızın faydalı olduğu anlamına geliyor ve Google sayfanızı arama sonuçlarında daha üst sıralara yerleştiriyor.

 

Sonuç

Bu noktada aklınız karışmış olabilir. Aklınızda tutmanız gereken onlarca parametre olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Kamera ayarı, beyaz dengesi, Youtube-Vimeo farkı, çevirim oranı gibi pek çok şey var zira.

Ancak bunların atom fiziği olmadığını, birazcık deneyim ve sabırla birlikte hepsini kolayca kavrayacağınızı peşinen taahhüt ediyoruz.

Her geçen yıl videonun gücü artıyor. Örneğin 2019 Eylül ve 2018 Eylül arasında video formatının izlenme oranı %71 artmış durumda. Yani artık videoyu ve Youtube’u görmezden gelme lüksünüz yok.

Yazımızı buraya kadar okuduysanız aklınızda bir şeyler mutlaka şekillenmiştir. Size tavsiyemiz bir blog yazısını video haline getirin. Kendiniz video çekin, konuyla alakalı görseller kullanın, seslendirme ve müzik ekleyin. Yani mevcut bir bilgiyi, video formatına getirin. İzleyenleri eğlendirin ve onları bilgilendirin. Onların hayatına bir katkı sağlayın.

Yani video pazarlama tekniklerine işletmenizin genel pazarlama stratejisinde öncelik tanıyın.

Web sitenizin daha çok trafik alacağına, markanızın daha çok kişiye ulaşacağına, satışlarınızın ve müşteri veritabanınızın artacağına siz de şahit olacaksınız!

Bol şans, iyi çekimler!

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin!

Sadece 695 TL'ye Website Sahibi Olun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.