Yüzde 10 Kuralı: Küçük Adımlarla Büyük İlerleme Kaydetmek

“Değişim mücadele gerektirir, çünkü durağanlığa ve devinimsizliğe karşı savaşırsınız” – James Thornton

Yorgun hissettiğiniz zamanlarda herhangi bir konuya ilişkin değişiklik yapmaya çalışmak bir hayli zor gelecektir. (hatta imkansız dahi olabilir).

Çoğu insan sabahları uykularından uyanır ve hayatlarında gerçekleştirecekleri köklü bir değişikliğe ilişkin karşı konulmaz bir istek duyarlar. Daha akıllı, daha yaratıcı, daha başarılı, daha değerli olmak isterler; daha, daha, daha. Varın adını siz koyun..

Bu senaryo size de tanıdık geldi, değil mi?

Peki, neden böyle davranırız?

Sanırım asıl sorun her şeyi tek seferde yapmak istememizdir.

Sabah saatlerinde hissettiğimiz bu denli yoğun bir motivasyon artışı her daim istenilen sonucu vermeyebilir – aşırı coşkudan büyük bir hayal kırıklığına geçiş yaparız.

Peki, içinde bulunduğunuz hayatın durağanlığından sıyrılıp hayatımıza ivme kazandırmak mümkün müdür? Devinimsizliğin panzehiri var mıdır?

Büyük hayaller kurmanız motivasyonunuzu belirgin miktarda arttırır, ama  hayatınıza ivme kazandırmanız söz konusu olduğunda tek başına yeterli olmayacaktır. Hedeflerinize ulaşmak için zihinsel bir momentum(devinim/hareket) yaratmanız gerekir – yani zihin tankınızı tamamıyla boşaltmadan kapasitenizi ve gücünüzü kademeli olarak geliştirmeniz şarttır.

Yüzde on kuralı adı verilen bu yöntem kendinizi yormadan ilerleme kaydetmenize yardımcı olur.

 

Başarılı Olma Şansınızı Tümden Öldürmeyin.

Hedeflere ilişkin temel sorun insanların gerçekçi hedefler ortaya koyamamalarıdır- herkes daha fazlasının peşindedir, büyük hayallere sahip olur ve tek bir gecede başarı yakalamayı arzularlar.

İnsanlar sadece sevdikleri bir şarkı veya videoyu yaratmayı hayal etmekle kalmaz aynı zamanda onlarla viral olmayı da hayal ederler. Ancak, başarılı olmanın tek yolu “büyük bir şeylere imza atmak” veya “viral olmak” değildir – bazen küçük oynamanın getirisi çok daha büyük olabilir.

Hedeflerinizi düşük tutmanız gerektiğini savunmuyoruz. Zaten asıl sorun cüretkar hedefler koymanız değil, bu hedeflere giden yolda yanlış yaklaşımı kullanmanızdır.

Sonucun ne olacağından endişe etmek yerine günlük olarak kaydedebileceğiniz ilerleme miktarına odaklanmalısınız. Başarı, öz disiplinin yan ürünüdür – sadece olumlu bir tutum değil, esaslı bir metot da gerektirir.

Kendinizi kontrol edebilme becerisine sahip olmanız yeni alışkanlıklar geliştirmede ve direncinizi kırmada kritik öneme sahiptir.

Ancak, öz kontrol de insanı ziyadesiyle yoran bir kaynaktır.

Kendimizi gereğinden fazla zorladığımızda yaratıcı düşünme, odaklanmayı sürdürme, cezp edici uyarıcılardan kaçınma ya da hayal kırıklığı veya başarısızlık karşısında dimdik ayakta durma konusunda yararlanacağımız zihinsel kasları tüketiriz. Önemli bir değişikliğe imza atmak uğruna zihinsel kaslarımızı son damlasına kadar harcarız.

Yani biz insanlar değişim sürecini daha da zorlaştırırız, çünkü bunu yaparken kendimizi yıpratırız. Anlayacağınız dışarıdan “Tembellik gibi görünen şey genellikle tükenmedir.”

Sizler de farkında dahi olmadan başarılı olma şansınızı öldürüyor olabilirsiniz. Unutmayın göstereceğiniz gereğinden fazla bir çaba, istediğiniz değişikliği yapma olasılığınızı en aza indirerek tüm hevesinizi söndürebilir.

 

Yüzde On Kuralı Nedir?

“Değişim farkı” insanları da şirketleri de adeta felç eder.

“Mevcut durum” ile “istenen durum” arasındaki bu fark; gerilim, kaygı ve korku yaratır. Çoğu insan kendisini tümden çaresiz hisseder – ileriye doğru ilerlemeye odaklanmak yerine bu farka, yani başarmak için ne kadar daha çalışmaları gerektiği gerçeğine odaklanırlar.

Yüzde On Kuralı, Sakyong Mipham tarafından önerilen bir değişim yaklaşımıdır.

Yapmanız gereken şey son derece basittir: ufak çaplı, günlük gelişmelere odaklanmak.

Küçük kazançlar hedeflerseniz, kendinizi tümden tüketmemiş olursunuz. Sürekli ilerleme kaydetmeniz hayatınızda bir momentum yani devinim yaratacaktır; Böylece, güven oluşturmaya veya ‘değişim farkına’ takılmak yerine süregelen başarıya odaklanabilirsiniz.

Mipham’ın dediği gibi: “Aklımızın selameti için %10′ kuralını hayata geçirmeliyiz. Azar azar, yani % 10’ luk dilimlerle kaydedeceğiniz bu ilerleme size avantaj sağlayacaktır. Siz yerinde saydığınızı düşünseniz de aklınız ve hayatınız en az %10’luk bir ilerleme kaydetmiş olacak. ”

Peki, sizin hayatınızı ileriye götürecek % 10’ luk değişim nedir?

Sabahları uyandığınızda, neleri değiştirmek istediğiniz üzerine düşünün – hayatınızı ileriye taşımak için oluşturmak istediğiniz %10’ luk değişimin ne olduğunu belirleyin.

Mipham, değişime bir mizah anlayışıyla yaklaşmanızı öneriyor. “Yalnızca %10, bununla başa çıkabileceğini biliyorsun. Bırak diğer %90 üzüntüsünden mahvolsun. Sen %10’unu korumaya bak.”

Yeni alışkanlıklar kazanmak veya eski alışkanlıklarınızı bırakmak asla kolay değildir. Bir gecede sigarayı bırakmaya çalışmak genellikle etkisiz bir yaklaşımdır. Gün başına içtiğiniz sigara sayısını veya yaktığınız sigara miktarını % 10 azaltmak ise (günlük veya haftalık olarak) hedefinizi daha ulaşılabilir hale getirir.

Daha azını hedeflemek aynı zamanda alçakgönüllü bir eylemdir. Böylelikle her şeyi bir seferde değiştiremeyeceğinizi kabul etmiş olursunuz. Mükemmel olmaya çalışmak yerine, kendinizi her seferinde yüzde 10 oranında mükemmelleştirmeye odaklanırsınız.

Alçak gönüllülük cesur insanlardan yanadır; gerçekçi olmayan tutkular, başarı şansınızı zora sokar. Zihinsel yorgunluk ise zaten zayıf düşmüş bedeninizi daha da zayıflatır.

Spor eğitmenleri ve antrenörler de benzer bir yöntem uygularlar. Yüzde 10 kuralı insanların herhangi bir yaralanma riski olmaksızın fiziksel performanslarını iyileştirmelerine yardımcı olur.

Bu yaklaşım hem acemi hem de zorlu sporlarla uğraşanlar için elverişlidir. Bir yandan kendilerine haftalık bir artış limiti belirleyerek yaralanma risklerini azaltırken, diğer yandan egzersizlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlar. Buradaki kritik nokta, iyileştirmeye çalıştığınız herhangi bir noktayı -mesafe, yoğunluk, ağırlık veya uzunluk gibi- haftada yüzde 10’dan daha büyük bir oranda geliştirmeye çalışmamanızdır.

Örneğin, haftada 20 km koşuyor ancak daha fazlasını yapmak istiyorsanız, gelecek hafta bu toplama 2 km daha eklemelisiniz.

Zihninizi veya bedeninizi eğitmek söz konusu olduğunda ilerlemeyi hedeflemelisiniz; bu performansınızı kendinizi öldüresiye yormadan artırmanızı sağlayacaktır.

 

Tembelliğin Panzehiri Devinimdir.

“Hayat zordur. Ancak, çaba sarf etmeyi, bir şeyler yapmayı seçtiğimiz her an bizi mutlu eder”. – Peter Doobinin

Momentum, size ivme kazandırarak başarınızın artmasına yardımcı olur. Momentum yani devinim bir şeyin hareket halinde sahip olduğu kuvvettir. Devam etmenizi sağlayan bu güç – zamanla çok daha güçlü ve hızlı hale gelir.

Devinim sadece hız kazanmanız anlamına gelmez; hazırlığınız anlamlı olmaya başladığında çabanız da başarılar şeklinde görünür hale gelecektir. Yani devinim ödüllendirici ve neşe saçan bir duygudur.

“Beklenmeyenin güzelliği de devinim noktasının yaratacağı sürpriz durumda saklıdır, hem bardağı taşıracak son damla hem de o son damlayı bekleyiş süreciniz eşit derecede önemlidir.”

Spor bilimi momentum terimini sadece enerjiyi değil, aynı zamanda biliş, duygusallık, etki, fizyoloji ve rakiplerin algılarını, performansını veya eylemlerinin sonucunu değiştiren bir olayın neden olduğu davranıştaki duygusal değişikliğini tanımlamak için de kullanırlar.

Olumlu momentum, kazanma çizgisi gibi rekabet aşamalarıyla ilişkilendirilir.

Jim Taylor ve Andrew Demick tarafından oluşturulan sporda momentum kavramına ilişkin çok boyutlu modelde bir momentum zinciri oluşturmanın altı temel unsuru olduğu görülmektedir.

Tetikleyici olay, futbol maçında penaltı atışı yapan bir oyuncunun gol atmasına engel olan bir kaleci misali katılımcıların olası sonucu algılayışını yeniden şekillendirir. Bu olay, iyimserliği ve güveni yenileyen duygusal bir tepki yaratır.

Bu canlı zihniyet, hem oyuncular hem de dış gözlemciler tarafından görülebilen bir “performans değişimi” ne dönüşür. Sporda akışkan bir momentum vardır, ancak asla sabit değildir – hızlı bir şekilde bir takımdan diğerine kayabilir. Bu anlamda öz-kontrol, bir kez daha, sakinlik ve odaklanma için kritik öneme sahip olacaktır.

Yüzde on kuralı momentum yaratımını kolaylaştırır. Günlük veya haftalık olarak yapılan her % 10’luk artış, kendi başına zorlu bir olay haline gelir – ve olumlu duyguları tetikler.

İlerleme göstermeye devam ettikçe, her “%10” luk artışı” performanstaki bir değişiklikle ilişkilendirirsiniz. Bu sabit ritm, Sakyong Mipham’ın da tanımladığı gibi, zincirleme bir reaksiyona dönüşecektir: “Kaydettiğiniz ilerleme yavaş yavaş mantıklı olmaya yani hayatınızın diğer yönlerine de sızmaya başlar. ”

Momentum sadece bir enerji artırıcı değildir; aynı zamanda tembelliğin de panzehiridir. Tutarlı bir ritm yakalamanız sizi “ayakta” tutacaktır.

 

Yüzde On Kuralını Hayata Geçirin.

Değişim her daim imkansız değildir. Sadece bazı davranışlarınızı değiştirmenizi gerektirir. Yüzde On Kuralı bir yandan davranışlarınıza ivme kazandırırken diğer taraftan da küçük kazanımlara odaklanarak kendi kaderinizden sorumlu olmanızı sağlar.

Gelelim bu kuralı nasıl hayata geçireceğinize…

 

1- İlk adımınızın ne olacağını belirleyin.

Etkili değişime yönelik ilk adımınız, geliştirmek istediğiniz bir veya iki şeye odaklanmak olmalıdır. Şirketlerin değişim süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olduğum süreç boyunca her birinin her şeyi bir gecede değiştirmeye çalıştığına şahit oldum. Şirket yöneticileri, ‘uzun bir yapılacaklar listesi’ nin ekiplerini ne denli endişeli ve bitkin hale getirdiğini anlayıncaya kadar geri adım atmama konusunda direniyorlar.

Değişimi basit tutmalısınız. Odaklanın. Atacağınız ilk adımın amacı her şeyi bir gecede değiştirmek değil güven inşa etmeye çalışmak olmalıdır.

 

2-Hiçbir adım küçük değildir.

Küçük adımlarla işe başladığınızda %10’luk bir artış önemsizmiş gibi görünebilir. Ancak bir kez daha ivme kazanmaya odaklanmalısınız. Yakında, bu artımlı onluklar – biri diğerinin üzerine inşa edileceğinden – gözle görünür hale gelecektir.

En etkili davranış değişiklikleri doğal yollardan ve hissettirmeden yapıldığında gerçekleşir. –böylelikle hedefe ulaşmanızı sağlayan küçük değişikliklerin değil, oyunu kazanan takım olmanın keyfini çıkarırsınız.

 

3-Küçük kazançları kutlayın.

İlerlemeyi kabul etmeniz, yarattığınız devinimi daha da pekiştirmeniz ve kendinizi devam etmeye zorlamanız için oldukça önemlidir. İster kendi başınıza ister bir ekiple çalışıyor olun fark etmez, kazandıklarınızı kutlamak için güçlü bir ritüel oluşturmalısınız.

Daha önce çalıştığım bir iş yerinde ilerlemeyi kutlamamıza yarayan büyük bir “zil”imiz vardı. Zilin çıkardığı o güçlü gong sesini her duyuşunuz, bir bireyin ya da bir ekibin başarı kazandığı anlamına gelirdi. Zil bir gün boyunca ne kadar çok çalınırsa, hepimiz o kadar enerjik hissederdik. Unutmayın, kutlamalar bulaşıcıdır – herkes gong çalma sırasının bir gün mutlaka kendisine de gelmesini ister.

Mutlaka okuyun: Başarılarınızı Kutlamak Neden Önemlidir?

 

4- Olan ile olması gereken durum arasındaki farka değil, kazancınıza odaklanın.

Gereğinden fazla ileriye baktığınızda yalnızca geleceğinize odaklanır, şu  anda olanları takdir etmekten tümden vazgeçersiniz. Gelecekte ne olması gerektiğine takılmaktan çok şu anda neler başardığınıza odaklanmaya çalışın.

Günlük veya haftalık olarak belirlediğiniz %10’ luk hedefe odaklanın. Enerjinizi, nihai hedefiniz için endişelenmek yerine bu küçük ilerleme hedefine nasıl ulaşacağınızı düşünmeye harcayın. Unutmayın, lig şampiyonluğu hedefinize ancak yaptığınız her maçtan puan ile ayrılmakla ulaşabilirsiniz.

 

5- Değişimi birlikte deneyimleyen ekipler, birbirlerine çok daha güçlü şekilde bağlanır.

Yüzde On Kuralı, hızın ve olabilirliği yüksek ortak beklentilerin seviyesinin belirlendiği mükemmel bir yaklaşımdır. Ekipler arasında mükemmeliyetçilikleri yüzünden sıkışıp kalmış birçok insan görmeniz mümkündür – hatta bazıları olayları fazla karmaşıklaştırma eğiliminde iken diğerleri herhangi bir dönüşümün çantada keklik olması gerektiğini düşünmektedir.

Ekibinizin nasıl (ve ne kadar hızlı) gelişebileceği konusunda ortak bir yaklaşıma sahip olmanız uyum sürecini hızlandırmanıza ve tüm dikkatinizi bugüne ve şimdiye odaklamanıza yardımcı olur.

Mutlaka okuyun: Başarılı Ekip Oluşturma Yöntemleri

 

Son söz

Yüzde On Kuralı, sizi aşırı coşkunun rehavetine kapılmaktan kurtarıp hayatınızdaki değişimi yönlendirmeniz için çok daha gerçekçi ve pragmatik bir yaklaşıma yönlendirecektir.

Bu yaklaşımı rehberiniz edinin. Bazıları için %10’ luk bir değişim son derece az görünebilir; kimileri içinse bu bir hayli büyük bir değişimdir. Spor yaparken veya zihin kaslarınızı gevşetirken vücudunuzu dinlemeyi ihmal etmeyin.

Unutmayın ki spor esnasında duyacağınız herhangi bir ağrı başlangıç direncinin göstergesidir –  durağanlıkla savaşıyor veya performansınızı zorluyorsunuz. Ancak bu ağrı aşırı miktarlarda olduğunda ise kendinizi gereğinden fazla zorladığınızı gösterir.

Yani dengeyi bulmalı, kendinizi yormadan değişiminizi gerçekleştirmelisiniz.

Şimdi şöyle bir durup düşünün.Özel yaşamınıza veya işletmenize ilişkin hangi davranışları değiştirmek istiyorsunuz?

Yüzde On Kuralından nasıl yararlanabilirsiniz?

 

İlginizi çekebilir

7 Adımda Uzun Vadeli Düşünmek
Kendinizi Nasıl Geliştirebilirsiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.