Sadece Kendinizle Rekabet Etmeniz İçin 6 Sebep

İnsan doğası gereği rekabetçidir.Her birimizin özünde bir parça da olsa rekabet duygusu saklıdır. Hem zaten bu duygu olmadan insan ırkı bu kadar uzun süre nasıl hayatta kalabilirdi, değil mi? Ama eğer gereğinden fazla rekabetçi bir insan olarak dünyaya gelmişseniz içinizdeki bu duyguyu bastırmak adına yapabileceğiniz pek de bir şey yoktur. Rekabetçi tavrınız zaman zaman stres yaratacak bir duruma dönüşse de- en kötüsü de kendinize dair hiç hoşlanmadığınız bir özellik haline gelse de-bu dürtünün açığa çıkmasını engelleyemezsiniz. Rekabetçi yanınız hayatınıza dair güzel ne varsa tehlikeye atma pahasına da olsa bir görünüp bir kaybolur. Ancak bizler bunun büyük ölçüde rekabetçi doğanızı yönetme becerinizle alakalı olduğunu düşünüyor, rekabetin avantaja dönüşebileceğine inanıyoruz.

Rekabetin adı kötüye çıkmıştır bir kere. Neden mi? Çünkü biz insanlar rekabeti hırs yapma ve kendini geliştirme ile ilişkilendirmek yerine, acımasızlık ve bencillikle ilişkilendiririz. Bu bakış açısı dahi rekabeti günah keçisi haline getirmek için yeterlidir. Ancak gerçek şu ki ekip çalışmasına en yatkın ve en verici insanlar bile doğuştan rekabetçi bir yapıya sahip olabilirler. Halbuki nazik ve destekleyici olup aynı zamanda rekabetçi de olmak bir arada barınamayacak kişilik özellikleri değildir. Rekabetçi ile destekleyici olma arasındaki dengeyi gerçekten tutturabilmiş insanlar, bu enerjiden tam olarak nasıl  yararlanabileceklerini de bilirler: Başka insanlarla rekabet etmek yerine kendileri ile rekabet ederler. İşte rekabet tam da bu noktada avantaja dönüşebilir.

Peki, iş dünyası söz konusu olduğunda rekabet ne ifade eder?

Teknolojinin de yardımıyla her geçen gün kendini yenileyen ve değişen iş dünyasında ayakta kalmanın tek yolu sürekli bir gelişme ve değişim olduğuna göre iş dünyasının en iyi çalışanları da kendisi ile rekabet edebilenler olacaktır. Rakibini uzaklarda aramayan bir çalışan çıtayı daima yüksek tutacağından hem kendisi hem de işi için her daim daha iyisini arayacak, böylece yalnızca kendisini değil, ekibini ve şirketini de bir adım ileriye götürecektir.

Yazımızda yalnızca kendinizle rekabet etmenin avantajlarından bahsedeceğiz. Bu noktadan sonra seçim size kalmış. Kendinizle mi yoksa başkaları ile mi rekabet etmeyi tercih edersiniz?

 

1- Başarınızı Çok Daha Sağlıklı Bir Biçimde Ölçebilirsiniz.

Annelerimizin bize her daim öğütlediği şeylerden biri de kendimizle yarışmamızdır. Çünkü kabullenmesi ne kadar zor olsa da gerçek şudur: Birisi her daim bir şeylerde sizden çok daha iyi olacaktır. Siz kariyer yapmaya çalışırken birileri evlenip çocuk sahibi olacak; siz evlilik yolunu seçtiğinizde ise başka birileri hayalinizdeki işi kapıverecektir. Arkadaşlarınızın hayatlarını tüm yönleriyle incelediğinizde – ki hayatımızı en ince ayrıntılarına kadar paylaşabileceğimiz sosyal medya ortamları düşünüldüğünde bu günlerde bunu yapmak hiç de zor değil –  yalnızca sizin henüz ulaşamadığınız ancak onların ulaşabildiği şeylere yani bu iki hayat arasındaki dengesizliğe odaklanmanız kaçınılmazdır.

Ancak diğer insanlarla değil de yalnızca kendinizle rekabet etmeyi öğrenirseniz, başka biri bir şeylere sizden çok daha önce kavuştu diye panik yapmanıza gerek kalmaz. Tüm bunların gerçekleşmesi için gereken gücü kendinizde bulur ve yeterince uğraşırsanız istedikleriniz en doğru zamanda ve en doğru yerde sizi bulacaktır. Sahip olduklarınıza odaklanırsanız, neler başardığınızı görebilir ve gördüklerinizi bir sıçrama tahtası olarak kullanarak daha da başarılı olabilirsiniz. Üstelik bunu herkes yaptığı için değil yalnızca kendiniz için yapmış olursunuz.

 

2- Neler Yapabileceğinizi Daha İyi Anlarsınız.

Yetişkinliğe dair bir diğer acı gerçek de ısrarla yapmayı sürdürdüğümüz bazı şeylerin olmasıdır. Hatta daha da kötüsü şudur: Üstesinden gelebileceğimiz bazı şeyler vardır, ancak bu işlerde sandığımız kadar ya da başarılı olacak kadar iyi değilizdir. Fakat her şeye rağmen o işin peşini bırakmayız. Yanlış anlamayın. Hayallerinizden vazgeçmeniz gerektiğini söylemiyoruz. Başkalarının hayatlarına uzaktan bakmak yerine kendi hayatınıza odaklanırsanız, hayallerinizin sizin için uygun olup olmadığını değerlendirme fırsatı bulabilirsiniz demek istiyoruz. Bunu yaparsanız, rüyalarınızı gerçeğe dönüştürmek için bir an önce işe koyulur, eksik yanlarınızı tespit eder ve bu noktaları güçlendirmek adına ne gerekiyorsa yapmaya başlayabilirsiniz. Ya da bu rüyanın başka türlü asla göremeyeceğiniz bir fırsatı görmenizi sağlayana veya sizi başka insanları mutlu ettiği ölçüde mutlu edemeyeceğini anlayana kadar devam etmesine izin verebilirsiniz. Tercih tamamıyla sizindir.

Mutlaka okuyun: Öz Farkındalık Nedir? Nasıl Geliştirilir?

 

3- Bilinmeyene Kucak Açma Fırsatı Bulursunuz.

Sürekli başkalarıyla rekabet halinde olmanız yalnızca başkalarının sizin için oluşturacağı mecralarda rekabet edebileceğiniz yani yalnızca bu alanlarda kendinizi geliştirebileceğiniz anlamına gelir. Anlayacağınız, tek bir cephede savaşırsınız. Bu cephede galip gelip istediğiniz noktaya gelmeyi başarmanız elbette ki mümkündür – ama bütün hayatınızı başkalarıyla rekabet ederek geçirirseniz, görüp göreceğiniz tek şey de bu minik zafer olur. Başarı için tek ölçütünüz kendiniz olduğunda ise hayatınızın kapılarını kendinizi geliştirebileceğiniz sınırsız ihtimale açmış olursunuz ki bu sınırsız ihtimaller zincirinin tek bir halkası dahi sizi başkalarından çok daha fazla mutlu edebilir.

 

4- Kendi Başarınızı Tanımlayabilirsiniz.

“Başarı”nın tanımını yapmak kolaydır. Yeni nesil için, “başarı” ebeveynlerimizin yapmasını istediği şeyleri yapmaktan ibarettir: Üniversiteden mezun ol, “doğru” işe gir, “doğru” kişiyle tanış, bir ev satın al ve bir aile kur. Bu, saydıklarımızın tamamını ya da hiçbirini yapmamış insanlar başarısız olarak görülürler. Ancak asıl başarı, bir şeyleri olması gerektiğini düşündüğünüz için değil(toplumun size dayattığı şekilde), sizi mutlu ettiği için yapmanızdır. Benzer şekilde başkalarının beklentilerine göre yaşamaktan vazgeçip sizi mutlu eden şeyin peşine düştüğünüzde başarınızı somut “kanıt” larla değil nasıl hissettiğiniz, kendinizi nasıl gerçekleştirdiğiniz ve yaşam tercihiniz ile tanımlamış olursunuz. Unutmayın hayat sizin hayatınız.

Mutlaka okuyun: Kendi “Neden”inizi Nasıl Bulursunuz?

 

5- Yargısız İnfazdan Kurtulur, Kendinizi Çok Daha Özgür Hissedersiniz.

Yalnızca kendinizle rekabet etmekle aslında diğer insanların başarıya yönelik ölçütlerini de reddetmiş olursunuz. Kendinizi başkalarına bir hayli çılgınca gelebilecek ya da zaman kaybı olarak görülecek bir şeylerin peşinde koşarken bulabilirsiniz ancak bu durumun herhangi bir hükmü yoktur. Hakkınızda ne düşündükleri sizi bağlamaz. Onlara cevap vermek zorunda da kalmazsınız. Cevaplarınız yalnızca kendinizedir. Yeterince çalışıyor musunuz? İstediğiniz hayatı yaşamak için elinizden gelen her şeyi yapıyor musunuz? Bu soruların cevabı içinizde saklıdır ve kendinizle baş başa kaldığınızda başkalarının karşısında olamayacağınız denli dürüst-acımasız bir dürüstlük- ya da affedici olmak zorunda kalırsınız.

Mutlaka okuyun: Yapıcı Öz Eleştiri Nasıl Yapılır?

 

6- Asla Rehavete Kapılmazsınız.

Başka insanlarla rekabet etmenin en önemli ve en olası tehlikesi nedir sizce?  Elbette ki rakiplerinizi yenmektir. Bir şeyi elde ettiğinizde çabalamayı bırakmak cazip bir fikirmiş gibi gelir, tatmin olmuş hissedersiniz çünkü elde ettiğiniz sonuç başkalarının performansına kıyasla çok daha iyidir. Ancak bu memnuniyet hali çok geçmeden yok olup gider. Rekabetçi yapıdaki bir kişiyi gerçekten tatmin edebilecek tek şey hayata meydan okuyacağı ve kendini geliştirebileceği yeni yollar bulmaktır.

 

İlginizi çekebilir

Kendini Geliştirmenin Yolları
Kişisel Gelişim Makaleleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.