Google Ceo’su Sundar Pichai’den Liderlik Tavsiyeleri

Google şirketinin CEO’su Sundar Pichai, şirketin ilerlemeye devam etmesini sağlamaktan, dünya çapında milyonlarca kullanıcı/müşteri kazanmaktan veya mevcut kullanıcıları elde tutmaktan; özetle, şirketinin müşteri taleplerine ayak uydurma yolunda gelişmesinden sorumlu bir liderdir.

Ancak, yaptığı iş hiç de kolay değildir ve Pichai bu ağır sorumluluğun üstesinden layıkıyla gelmektedir.

Nasıl mı?

Kendisine liderlik rolünü hatırlatan basit ama etkili bir soru sayesinde!

Pichai, liderlik anlayışının püf noktası olarak nitelendirdiği bu soruyu Columbia Üniversitesi futbol koçluğundan gelme bir yönetici danışmanı olan Bill Campbell’dan, yani akıl hocasından öğrenmiştir. Öyle ki mentorunun kendisine defalarca kez sorduğu bu soru sayesinde liderlik tarzını tamamen değiştirdiğini iddia etmekte ve bugün dahi aynı soruyu kullanmaya devam ettiğini belirtmektedir- yakaladığı başarıya bakılırsa Pichai’nin liderliğin özünü kavraması hiç de uzun sürmemiştir:

“Campbell ile ne zaman karşılaşsak bana “Bu hafta hangi ipleri kopardın?” diye sorardı. Ancak, burada bahsi geçen “ipleri koparmak” ifadesi sanılanın aksine “insanlarla ya da çalışanlarla olan ilişkilerin tümden kesilmesi” anlamına gelmezdi. Zira Campbell bir liderin birincil sorumluluğunun “ipleri koparmak” yani “diğer yöneticiler veya meslektaşların tamamı bir çıkmazda olsa dahi karar verebilmek” olduğuna inanıyor, liderliği “karar verme ve işleri bir adım ileri taşıma becerisi” olarak tanımlıyordu. Ve bu soruyu kullanarak bana yönetim sürecine ilişkin açmazlardan nasıl kurtulacağımı öğretmeye çalışıyordu.”

Peki, tıpkı Pichai gibi sorunlarla başa çıkmayı bilen, en önemlisi de her daim ilerleme ve gelişim odaklı bir lider olmanın sırrı nedir?

Şirkete ilişkin bir sorun lidere-yani size- ulaştığında çoğu zaman işleri tehlikeye atmadan ilerlemede kullanacağınız (en az) iki iyi seçeneğe sahip olursunuz. Her bir seçeneğin kendine has artıları ve eksilerinin olması ise kaçınılmazdır- dahası her iki fikrin de koyu destekçileri olacaktır. Anlayacağınız, lider kimliğinizi kullanarak vereceğiniz nihai karar, sizi-geçici süreyle de olsa- ekibinizin yarısından uzaklaştırabilir.

Ancak, bir liderin görevi işletmeye dahil olan herkesi mutlu etmek değildir. Hele hele ekibin yarısının bir gün fikrini mutlaka değiştireceğini veya atılması gereken en “doğru” adımın mucizevi bir şekilde ortaya çıkacağını umarak işlerin olduğu gibi kalmasına izin vermek hiç değildir! Aksine, liderlerin temel sorumluluğu işleri her daim bir adım öteye taşımaktır.

Burada çiçeği burnunda liderler ve bu işi uzun süredir devam ettirenlere özel kritik bir hayat dersi de saklıdır:

Herkesi memnun etmeye çalışırsanız, sonunda kimseyi memnun edemezsiniz.

Peki, insanları memnun etme ve bu yolla çok daha iyi bir lider olma eğilimiyle nasıl mücadele edeceksiniz?

İşte Campbell’ın sorusu tam da bu nokta da devreye girmektedir: Kendinize hangi ipleri, nasıl koparacağınızı sorar ve ardından sıralayacağımız şu üç tavsiyeye bağlı kalmayı başarırsanız; bu mücadeleden galip çıkmanız kaçınılmaz olacaktır.

 

1) Memnun etmek istediğiniz kitleyi belirleyin.

Herkesi memnun edemeyeceğinize göre en çok kimi memnun etmeye odaklanacaksınız?

Bu, karmaşık bir sorudur. Ve tüm karmaşık sorular gibi cevabı duruma ya da koşullara göre değişecektir.

İş bağlamında vereceğiniz yanıt, şirketinizin hangi aşamada olduğu, şirketteki rolünüz ve şirketin kısa ve uzun vadeli hedefleri vb. koşullara bağlı olacaktır. Örneğin, Amazon şirketi CEO’su Jeff Bezos yıllar boyunca sırf şirket stratejisini iyileştirmek ve birden fazla konuda gerçekten iyi olmak adına fahiş yatırımlara imza atmış, Amazon hissedarlarını memnun etmeyi reddetmiş, müşteri memnuniyetini birincil öncelik haline getirmiştir. Bu strateji birçok insanı mutsuz etse de nihayetinde Amazon’u dünyanın en değerli şirketlerinden biri haline getirmiş ve uzun vadede büyük karlar elde edilmesini sağlamıştır. Amazon’un memnun edilecekler sıralamasında geride kalan bir diğer grupsa şirket çalışanları olmuş ve şirket-özellikle alt seviye pozisyonlarda çalışanlar olmak üzere- çalışanlara davranış biçimi nedeniyle de sıklıkla eleştirilmiştir.

Memnun etmeyi arzuladığınız kitleyi belirlerken şu grupları göz önünde bulundurmalısınız:

  • Çalışanlarınız
  • Müşterileriniz
  • Hissedarlar da dahil olmak üzere şirket sahipleriniz
  • Üstleriniz
  • Diğer birincil paydaşlar

Kimi seçiyorsunuz?

Önceliğiniz hangi grup olacak?

Bu seçimi yaparken kendinizi ve ailenizi de göz önünde bulundurmalı, en önemlisi de bunu sadece yapılacak “en doğru” şey bu olduğu için yapmamalısınız. Bu aşamada, iş-yaşam dengesine ve istikrarlı bir ev ortamına ulaşmanın sizi çok daha iyi bir lider haline getireceği gerçeğinin farkında olmanız gerekiyor.

 

2) Mükemmelin değil, geliştirilebilir olanın peşinden koşun.

130.000’i aşkın çalışana sahip Google kadar büyük bir kuruluşta türlü türlü sorunların çıkması ve işlerin sıklıkla sekteye uğraması olağandır-dahası kolaydır. En ufak bir karar dahi alınmaksızın yapılan onca toplantıları ya da tartışmaları düşünsenize!

Tam da bu yüzden bir lider olarak amacınızın mükemmellik olmadığını hatırlamalısınız. Aslolan her daim işleri bir adım ileriye taşımak ve geçmişteki hatalardan ders çıkarmak olmalıdır. Yani, gelişim odaklı olmalısınız.

Pichai, bu durumu şu sözlerle açıklamaktadır: “Liderlikte hataların büyük sonuçlar doğuracağı, son derece yüksek risk taşıyan az sayıda karar vardır, ilerlemeyi sağlayan asıl şeyse artımlı kararlardır. Çalışanlarınız ancak mükemmeliyetçilikten kurtuldukları vakit kendilerini-dolayısıyla da bağlı bulundukları şirketi- bir üst seviyeye taşıyabilirler.”

Mutlaka okuyun: Mükemmeliyetçilikten Nasıl Kurtulunur?

 

3) Büyük resmi görün.

Bir gruba liderlik etmek kimi zaman onlara duymaları gereken ama asla duymak istemeyecekleri geri bildirimlerde bulunmayı da gerektirecektir. Öyle ki onları konfor alanlarının dışına itmek veya daha önce yapmadıkları bir şeyi yapmaya zorlamak durumda kalabilirsiniz-onlar yapabileceklerine inanmasalar dahi siz üstesinden gelebileceklerini bilirsiniz. İşte bu, büyük resmi görebilmek anlamına gelir-ancak  bu aşamada da herkesi memnun edemeyeceğinizi unutmamalısınız.

Yine de bıkıp usanmadan birilerini memnun etmeye çalışacağınızı düşünüyorsanız, kendinize şu soruyu sormayı deneyin:

“Ekibimin başarısızlığından veya şirketimin iflasından mutlu olacak biri var mı? Varsa kim?”

Elbette ki hiç kimse!

Öyleyse, daha iyi bir lider olmak istiyorsanız, Sundar Pichai’nin yolundan gitmeli ve hangi ipleri koparacağınıza karar vermelisiniz. Ancak, bu süreçte memnun etmek istediklerinize öncelik vermeyi, mükemmeli değil, geliştirilebilir olanı aramayı ve büyük resmi görmeyi asla ama asla unutmayın.

Çünkü liderliğin özünde zor da olsa bir karara varmak ve işleri sonraki seviyeye taşımak vardır.

 

İlginizi çekebilir

Steve Jobs’tan Liderlik Dersleri
Jeff Bezos’tan Liderlik Tavsiyeleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.