Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Kitap okumaktan hoşlanmıyor musunuz?

Peki, size yılda 50’den fazla kitap okumak göründüğünden çok daha kolay desek?

Nasıl mı?

Çoğumuz daha fazla kitap okumak isteriz ki bu tutarlı bir okuma alışkanlığı geliştirmemiz anlamına gelir. Ancak, her yeni alışkanlıkta olduğu gibi kitap okuma alışkanlığı edinme sürecinde de başlamak ve yeni alışkanlıkla gelen değişikliğe ayak uydurmaya çalışmak güçtür. Ancak, işin sonunda düzenli bir okuyucu haline gelir, emeklerinizin karşılığını misliyle alırsınız.

Bu makalede, üretken ve tutarlı bir okuyucu olma sürecinde yararlanabileceğiniz birbirinden etkili 25 yöntemden bahsedeceğiz.

Ve her bir yöntem özü itibariyle alışkanlık ve davranış psikolojisinin temel ilkelerine dayandığından, hemen herkesin çok daha sağlam ve tutarlı bir okuma alışkanlığı geliştirmesine yardımcı olacağına inanıyoruz.

O halde hemen başlayalım.

Neden Kitap Okuyamıyoruz?

Kitap okuma yolculuğunuzu başlatmadan evvel kendinize sormanız gereken ilk soru bu olmalıdır: “Neden kitap okuyamıyorum?

Neden okuma alışkanlığı geliştirmede bu denli zorlanıyoruz?

Sorunun kaynağını bulmanın çözümünü de kolaylaştıracağına inandığımızdan okuma alışkanlığı kazanmadaki başarısızlığımızın nedenlerini listeleme ihtiyacı hissettik:

  • Düzensiz okuma: Kitapseverleri diğerlerinden ayıran şey düzenli okuma alışkanlıklarıdır. Sıradan bir okuyucu ise bir kitabı alır, bir saat kadar okur ve kalanına 2 hafta sonra devam eder. Bu okuduklarınızı unutma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunuz, dahası söz konusu kitabı elinize bir daha almamak için bahaneler üretmeye başlayacağınız anlamına gelir. Hatta kendinizi “Kahretsin, bu kitabı uzun zamandır okuyorum. Bunu asla bitirmeyeceğim.” şeklinde hayıflanırken bulmanız dahi kaçınılmazdır. Unutmayın, okuma seanslarınız arasındaki boşluk ne kadar fazlaysa, kitabı elinize alıp da okumaya yeltenmeniz o denli güçleşir.
  • Rastgele okuma: Günün birinde kafanızda bir şimşek çakar ve kitap okumaya karar verirsiniz: Şimdinin Gücü, Zengin Baba Yoksul Baba veya Suç ve Ceza gibi en çok satan kitaplardan birini seçersiniz. 20 dakika dayanıp-ki bu birkaç sayfaya tekabül eder- kitabı bir daha elinize almamak üzere bırakırsınız. Sonrasında ise karar kara düşünür ve kendinize şu soruyu sorarsınız: “İnsanların ellerinden düşürmediği bu kitapları dahi sevemediysem, diğerlerini nasıl okuyacağım?” Halbuki yanıldığınız ve yüksek ihtimalle gözden kaçırdığınız bir şey vardır: Bir kitabın popüler olması onu seveceğiniz ya da sevmeniz gerektiği anlamına gelmez, özellikle de henüz kitap okuma alışkanlığınız yoksa.

Okuma alışkanlığı geliştirmede neden bu denli zorlandığınızı kavradıysanız, şimdi sorunun çözümüne odaklanalım.

Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

1) Sevmediğiniz kitapları okumayı bırakın.

Sizi okumayı bırakmaya teşvik edecek türden bir ilk madde ile başlamamız ironik gelmiş olabilir. Ancak, okuma eyleminin temelinde zevk yatar. Yani, sizi daha çok okumaya sevk edecek yegane güç, okuduklarınızdan alacağınız keyiftir. Belirli bir kitaptan zevk aldığınızda, okuma eylemini sürdürme isteğiniz de artacaktır.

Şimdi bir de bu ifadenin tam tersini düşünelim: Kendinizi sevmediğiniz bir kitabı okumaya zorladığınızda, okuma hevesiniz günden güne zayıflayacaktır.

Okuma alışkanlığı edinme sürecinin başlangıç aşaması için en çok satanlar listesinden bir kitap seçtiğinizi varsayalım. Konuyla hiçbir alakanız yoksa söz konusu kitabın neden bu kadar popüler olduğunu anlayamazsınız. 50 sayfadan fazla okuyabildiyseniz, kendinizi şanslı saymalısınız-ki bu dahi aylarınızı alabilir.

Kitabı bitirmeyi başardığınızda ise kendinizi “Çok satan bir kitap bile beni bu kadar az etkilediyse, diğer kitaplarla nasıl baş edeceğim?” şeklinde hayıflanırken bulursunuz.

Zira sevdiğiniz kitapları okumanın ve okuma alışkanlığı geliştirmenin önündeki en büyük engellerden biri, kitaplardan hoşlanmasanız dahi onları yarıda bırakmamanız gerektiğini düşünmenizdir.

Halbuki bu bir saçmalıktır.

Her birimiz onlarca yıllık okul hayatımız boyunca bize sunulan hemen her şeyi okuyup bitirmeye şartlandırıldık, öyle değil mi? Bu yüzden olacak ki kitapları yarıda bırakma fikri kulağımıza bu denli yanlış geliyor.

Ama değil. Ve hayat, hoşlanmadığınız veya hiçbir bakımdan tatmin edici bulmadığınız kitapları okumaya uğraşmak için çok kısa. Sizce de bu az okumanın gerekçesi niteliğinde bir eylem değil mi? Dememiz o ki okumak zevksiz bir işse-dahası bir angaryaysa- neden yapasınız ki?

Kendinizi bu kısır döngü içine hapsetmek yerine sevdiğiniz konu ile alakalı bir kitap alın. Sporu seviyorsanız, en sevdiğiniz sporculardan birinin biyografisini okumayı tercih edin. Psikolojiyle ilgileniyorsanız, psikolojinin sevdiğiniz bir alanı üzerine yazılmış bir kitap seçin. Bilimi seviyorsanız, tercih hakkınızı bilimsel kitaplardan yana kullanın. Unutmayın, ilişki kurabileceğiniz bir kitap seçerseniz, sayfaların uçarcasına ilerlediğini göreceksiniz.

Anlayacağınız, güçlü bir okuma alışkanlığı oluşturmak istiyorsanız, işe sevmediğiniz kitapları bırakma taahhüdünde bulunarak başlamalısınız.

 

2) Okumaya zaman ayırın.

Okuma eylemini sistemli hale getirmezseniz, onu sürdürülebilir kılmanız imkansızlaşır. Bu yüzden, programınızdan çok fazla şey götürmeyecek küçük bir zaman dilimini kitap okumaya ayırmalısınız. Günde 10 dakika ile başlayabilirsiniz. Dilerseniz, hafta sonlarını atlamaktan çekinmeyin.

Bu süreçte, okumalarınızı her gün mümkün olduğunca aynı saate yapmaya çalışmalısınız. Okumalarınızı güne başlamadan ya da yatmadan önce yapabileceğiniz gibi öğleden sonraları da tercih edebilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan 10 dakika olduğundan, yeni alışkanlığınıza uyum sağlamak için köklü değişikler yapmanız da gerekmeyecektir.

Düzensiz çalışma saatleriniz ya da programınız mı var? O halde vakit bulduğunuz an 10 dakikalık kısa bir okuma yapmaktan çekinmeyin. Unutmayın, “Bugün okumak için çok meşgulüm” dediğinizde aslında tek yaptığınız bahanelerin ardına sığınmaktır.

3) Okumaya küçük adımlarla başlayın.

Bir alışkanlığı geliştirmenin en kestirme yolu işe küçük adımlarla başlamaktır. Tam da bu yüzden, kitap okuma alışkanlığı edinme sürecinde atacağınız ilk adım ince kitaplara odaklanmak olmalıdır. Zira kalın bir kitap zihninizi bloke eder. Öyle ki kitabı elinize alır almaz, bitirmek için çevireceğiniz sayfa sayısının çokluğu karşısında adeta dehşete düşersiniz.

Daha ince bir kitap seçmenin sağlayacağı psikolojik avantajsa şudur: Okumak için harcayacağınız çabanın çok daha az olduğunu bilirsiniz. O kadar da uzun olmayan 150 sayfalık bir kitabı tamamlamak, asla bitiremeyeceğiniz 450 sayfalık bir kitapla mücadeleye girişmekten çok daha kolaydır.

Benzer incelikte birkaç kitap daha okumayı başarırsanız, kendinize olan güveninizi kazanmış ve okumayı bir alışkanlık haline getirmenin ilk adımını atmış olursunuz.

Bir diğer nokta ise hedefinizi küçük tutmaktır.

Okuma yolculuğunuzu başlatır başlatmaz, yüzlerce kitaptan oluşan sağlam bir kütüphaneyi bir anda tüketmeye çalışmayın. Ayda bir kitap okumak gibi mütevazı bir hedef işinizi görecektir. Zaten ilgi alanınıza uygun seçimler yaptığınızda, elinizdeki kitabı beklediğinizden daha hızlı bitirebileceksiniz.

Başlangıç aşamasında zor bir hedef belirlerseniz, okuma sürecinden bıkmanız kaçınılmazdır. İlk maddede de belirttiğimiz gibi, kendinizi sayfalarını çevirmek için heyecan duymadığınız bir kitabı okumaya zorluyorsanız, okuma alışkanlığı geliştirmede başarılı olamazsınız.

O halde işe küçük adımlarla başlayın ve  kademeli artışlarla devam edin. Kısa sürede bir okuma makinesine dönüşeceksiniz.

4) “Paket servis yöntemi”ni deneyin.

Diyet yapanların sıklıkla başvurduğu şöyle bir yöntem var. Bir restoranda yemek siparişi verir vermez, yarısının paketlenmesini diğer yarısının da kendilerine sunulmasını talep ederler. Bu, porsiyon kontrolünün çok daha katı bir versiyonudur.

Aynı tekniği kendinizi daha fazla okumaya ikna etmek için de kullanabilirsiniz.

Nasıl mı?

Çoğu kişi akşamlarını Netflix’e veya telefona kitlenerek değil de kitap okuyarak geçirmeyi tercih eder. Ancak akşam olduğunda, daha ne olduğunu anlamadan kendisini telefon ve ekran karşısında buluverir.

Şimdi her gece iki saatlik bir Netflix keyfinin restoranda yiyeceğiniz büyük bir yemeğe eşdeğer olduğunu varsayalım. Paket servis mantığında olduğu gibi bu keyfi yarıya indirir, ekran ve kitaplar için olabildiğince eşit zamanları dilimleri ayırmaya odaklanırsanız, hem akşamları Netflix izlemekten mahrum kalmaz, hem de okumak için gereken boş zamanı yaratmış olursunuz.

Yani, en sevdiğiniz dizinin beş bölümünü bir gecede izlemek yerine bir bölüm izlemeye niyet eder ve akşamınızın ilk saatlerini kitap okumaya ayırıp sonrasında dizi keyfinizi devam ettirseniz okumayı alışkanlık haline getirme konusunda kayda değer bir yol kat edersiniz.

Diziler size göre değil mi? Aynı uygulamayı filmler için de kullanabilirsiniz.

Neden izleyeceğiniz filmi ikiye bölüp yarısını bu geceye, kalanını ise bir sonraki geceye saklamıyorsunuz?

Bu yöntem kulağınıza “garip” geliyor olabilir, ancak araştırmalara göre bu düzene çabucak alışmanız mümkün. Nihayetinde, güzel bir filmle gevşemenin de her gece 30 ya da 60 dakikalık okuma yapmanın da keyfine varacaksınız, öyle değil mi?- üstelik bu okuma alışkanlığını çok daha hızlı bir şekilde kazanmanızı sağlayacaktır.

5) Kitap özetlerinden yararlanın.

Madde1’de tartıştığımız gibi kötü bir kitabı erken bırakmanız ve daha iyi, daha tatmin edici kitaplara geçmeniz güçlü bir okuma alışkanlığı edinmek için kullanacağınız harika bir stratejidir.

Ama bundan da iyi olan şey sevmeyeceğiniz kitaplara asla bulaşmamaktır.

Bunu anlamak ve tam size göre olan içeriklere ulaşmak için kitap özetlerini kullanabilir, kitabı satın almadan evvel onları incelemeyi deneyebilirsiniz-bu, kendinizi kandırmak ya da işin kolayına kaçmak demek değildir. Blinkist veya kitUP uygulamaları bu iş için biçilmiş kaftandır. Burada piyasadaki en popüler kitapların çoğunun doğru ve kısa özetleri verilmekte, uygulamalara ait kütüphane sürekli olarak güncellenmektedir.

Bir kitaba ilişkin fikir edinip zaman ayırmaya değip değmediğini anlamak için yapmanız gereken bir diğer şey ise yazarın dahil olduğu podcastleri takip etmektir.

Bu yöntem, özellikle de yeni çıkmış kitapları değerlendirmek açısından kullanışlı olacaktır. Çünkü yazarlar genellikle kitaplarını tanıtmak adına o podcast yayınından bir diğerine koşarlar.  Dolayısıyla, bir kitabı okuyarak saatlerinizi harcamak yerine, 20 veya 30 dakikalık bir podcast dinleyerek söz konusu kitabın sizin için eğlenceli ve/veya değerli olup olmayacağını anlayabilirsiniz. Üstelik bu sayede yazarın nasıl düşündüğünü duyma şansına sahip olursunuz ki bu kitabın kalitesi adına da fikir verecektir.

6) Sesli kitaplara odaklanın.

Ortalama bir kişi sırf işe gidip gelmek için bir saate yakın bir zaman dilimini yollarda harcar. Bu, daha fazla okumak ve okuma alışkanlığı oluşturmak/güçlendirmek için harika bir fırsat olsa da söz konusu süreyi anlamsız radyo konuşmalarında veya podcastlerde harcamak size çok daha kolay gelebilir. Lütfen bu tuzağa düşmeyin.

Nasıl mı?

Sesli kitap dinleyerek!

Listeleyeceğimiz ipuçlarından birini denemeye ne dersiniz?

  1. İpucu: Bu stratejiyi paket servis yöntemi ile birleştirin. Tüm yolu sesli kitap dinleyerek geçirmek yerine yalnızca gidişi veya dönüşü kitaba ayırın. Unutmayın, daha fazla okumak için zaman ayırıyor olmanız, diğer tüm aktivitelerden vazgeçmeniz gerekeceğini göstermez (örneğin podcastler gibi). Aksine, zevk aldığınız diğer aktiviteleri göz ardı etmek zorunda kalıp içten içe hırslanmaz, okuma alışkanlığınızı uzun vadede çok daha eğlenceli ve çok daha sürdürülebilir kılmış olursunuz.
  2. İpucu: Sesli kitapları yüksek hızda dinleyin. Sesli kitap dinleme hizmeti sunan çoğu uygulama, okunma hızını artırmanıza izin verecektir. Bu sayede, zaman kazanmış olursunuz.

7) Belirli bölümleri atlayın.

Bu, özellikle de kurgusal olmayan kitaplar- kişisel gelişim veya iş dünyası kitapları- için geçerli bir yöntemdir.

Bu  tarz kitapların çoğu, kitabın ana argümanını veya fikrini desteklemek üzere anlatılan ayrıntılı hikayeler ya da anekdotlarla doludur. Bunlardan bazıları yararlı ve ilginç olsa da bir kısmını okumadan geçmek isteyebilirsiniz. Lütfen böylesi anlarda kendinizi kötü hissetmeyin. Bu, çok daha hızlı ve verimli bir okuyucu olmanızı sağlayabilir.

Hikayeler fikirlerin en büyük destekçileridir, ancak nadiren gereklidirler.

Daha çok kitap okumak istiyorsanız, yapmanız gereken en mantıklı şey verimli okumaya odaklanmaktır. Ve mantık çerçevesinde bir eleme ile bunu sağlamanız mümkündür.

8) Kalemle okuyun.

Kalemle okumak (altını çizerek, küçük notlar alarak, vb.) elinizdeki kitaba tümüyle odaklanmanızı ve okuma eylemini çok daha keyifli bir deneyime dönüştürmenizi sağlar. Bu aynı zamanda kitaba ilişkin ayrıntıları uzun süreler boyunca hatırlamanıza da yardımcı olan hafıza güçlendirici bir yöntemdir.

Bu nedenle, okumalarınızı kalemle yapmaya çalışmalısınız-elbette ki işinize yarayacağına inanıyorsanız.

Nasıl mı?

  • İlginç olan her şeyin altını çizebilir, ilginç bulduğunuz kısım uzun bir metin parçası ise kenar boşluğuna dikey bir çizgi çekerek bu bölümü vurgulamaya çalışabilirsiniz.
  • Hatırlamak veya kendi yazılarınızda kullanmak isteyeceğiniz gerçekten güzel bir alıntıya mı rastladınız? Sayfa kenar boşluğunun hemen yanına bir “A” harfi iliştirebilirsiniz.
  • Hoşunuza giden herhangi bir özellik, kavram veya tekniği, daire ya da kutu içine alabilirsiniz.
  • Okuduğunuz bölüm size başka bir kitabı ya da bambaşka bir şeyi hatırlatıyorsa, bunu hemen yanındaki kenar boşluğuna kısaca not edebilirsiniz.
  • Kitapta geçen önemli fikirleri yanlarına yerleştireceğiniz bir yıldızla vurgulayabilirsiniz.
  • Son olarak, kitabın yazarıyla aynı fikirde olmamaya çalışabilir ve tartışmaya dahi soyunabilirsiniz- bunu kenar boşluklarına yazarak gerçekleştirmeniz mümkündür.

Tüm bunlar, okuma deneyimini daha ilgi çekici ve eğlenceli hale getirmenin yanı sıra, daha önce okuduğunuz kitapları hızlıca gözden geçirip hatırlamanıza ve içeriğindeki alıntıları, ana fikirleri ya da teknikleri kolayca bulmanıza da yardımcı olacaktır.  Birkaç saniye içinde kitabı kelimenin tam anlamıyla hatmeder, kenar boşluklarındaki yıldızları görebilir ya da temel görüşlerin yerini rahatça belirleyebilirsiniz.

Unutmayın, bunun tam aksini de tercih edebilirsiniz. Bazı insanlar bir kitaba tekrar tekrar dönmeyi, düşüncelerine ulaşmayı veya not tutmayı sever. Bazılarımızsa bir kitabı en az kesintiyle akıcı bir şekilde okuma taraftarıdır. Bu egzersizinin pek çok faydası olmasına rağmen, harcayacağınız çabadan dolayı bir rahatsızlık hissetmenize de sebep olabilir. Dolayısıyla, sizin için en iyi olan hangi yöntemse onu seçmelisiniz.

Mutlaka okuyun: Etkili Kitap Okuma Tekniği: Bir Ceo Gibi Okuyun!

9) Kitap arkadaşı edinin.

Ne yazık ki kitap kulüpleri asla onları hayal ettiğiniz şekilde işlemez. Siz derin fikirlerin ve önemli kavramların entelektüel olarak keşfedilmesini teşvik edecek bir ortam hayal edersiniz, ancak bunun yerine kendinizi herkesin kitabı okumaya vakti olmadığına dair mazeretlerini sıraladığı, yeme, içme ve gevezeliğin gırla gittiği bir yuvarlak masa toplantısında bulursunuz.

Yine de okumayı sosyal bir aktivite haline getirmenin sağlam ve tutarlı bir okuma alışkanlığı geliştirmede en büyük yardımcınız olacağına inancımız tam. Ve bunu yapmanın en iyi yolu, bir kitap arkadaşı edinmektir. Ancak, bu kavramın farklı biçimler alabileceğini unutmamalısınız.

Örneğin;

  • Kitap arkadaşı en temel tanımıyla, aynı kitabı aynı anda okuyup tartışmak için düzenli olarak buluştuğunuz iki kişilik kitap kulübünün sizin dışınızdaki üyesidir.
  • Kitap arkadaşınız kitaplar konusunda benzer zevkleri paylaştığınız ve düşünce ya da önerilerinizi bir çırpıda paylaşıverdiğiniz bir arkadaş olabilir.
  • Bu kişinin bir düşünür ve okuyucu olarak hayran olduğunuz, dahası zaman zaman tavsiyelerine başvurduğunuz-tıpkı bir mentor gibi- biri olması da mümkündür.
  • Kitap arkadaşınız bir hesap verebilirlik ortağı da olabilir- periyodik olarak bir araya geldiğiniz, ilerlemenizi takip ve kontrol etmekten sorumlu olmasına razı olacağınız birinden bahsediyoruz.
  • Hatta bu kişi belki de karşılıklı bir meydan okuma içerisinde yer alabileceğiniz ve bunu daha fazla şey okumadaki itici güç olarak kullanacağınız bir eğitim ortağı ya da rakip dahi olabilir.

Bu yoruma ve yaratıcılığa açık bir tabirdir.

Burada asıl mesele şu gerçeğin farkında olmaktır: Sosyal etkileşimler hem okuma deneyiminizden aldığınız zevki artırır hem de okuma performansınızı takip edip hedeflerinize bağlı kalmanıza yardımcı olur.

O halde,  daha fazla geç kalmadan okumalarınızı sosyalleştirin.

10) Okuma yarışmalarına katılın.

Good Reads vb. kitap okuma üzerine kurulu sosyal ağlara kaydolun ve bu platformların her yıl düzenledikleri okuma yarışmalarına katılın.

Milyonlarca insan bu türden meydan okumalara katılıyor- 2021 mücadelesinde şimdiden 3 milyondan fazla kişi yer alıyor! Ve halen daha bolca vaktiniz var. Tek yapmanız gereken hangi kitabı okuduğunuzu güncellemek, web sitesi sizin için onu takip edecektir.

Hatırlatmadan geçmeyelim. Bu tarz yarışmalarda nakit para ödülü beklentisi içinde olmamalısınız, çünkü böyle bir ödül yoktur. Bunun yerine, bir kitabı “tamamlandı” olarak işaretlemenin zevkine varmakla yetinmeniz gerekir.

11) Kitap okuma köşesi/alanı yaratın.

İnsanların aynı anda birden fazla kitap okumanın yararlı olup olmadığı konusunda farklı fikirleri mevcut. Biz olaya çok daha pragmatik bir açıdan yaklaşıyor, okuma alışkanlığı kazanma yolunda işe yaradığını düşündüğünüz her yöntemi denemenizi öneriyoruz. Çünkü birden fazla kitaba sahip olmanın okuma motivasyonunuzu ve süreçten aldığınız keyfi artırabilme ihtimali var.

Nasıl mı?

Örneğin, kurgusal olan ve olmayan iki ayrı kitabı aynı anda elinizin altında bulundurduğunuzda bu iki farklı içerik bir şekilde birbirlerini dengeler, nihayetinde ise okumaktan aldığınız genel zevk artar.

Buna benzer bir diğer fikir karmaşası ise okumak için özel alanlar yaratmanın alışkanlık yaratmadaki etkisi konusunda yaşanmaktadır. Ancak, bu aşamada çoğunluğun okuduğunuz kitapları farklı konumlara yerleştirmenin faydalı olduğu konusunda hem fikir olduğu iddia edilebilir. Çünkü belirli bir konumda belirli bir süre okuduktan sonra, o konumu yalnızca okuma eylemiyle ilişkilendirirsiniz. Böylece o alanı her gördüğünüzde aklınıza ilk gelen şey “okumak” olacaktır-ki bu okumayı zahmetli ve zor olan bir şey olmaktan çıkarıp nispeten kolay ve otomatik bir davranışa dönüştürmenin, başka bir deyişle okuma alışkanlığı yaratmanın güçlü bir yoludur.

Örneğin, kitabınızı her daim kanepenin arkasındaki pencere pervazına bırakmanız, belirli bir zaman sonra akşamları kanepeye oturduğunuz an televizyonu açmak yerine okumaya başlamanızı hatırlatacak bir işaret haline gelecektir.

Yine, ofis masanızın üzerinde açık halde beklettiğiniz bir kitap boş zamanınız olduğu an okumaya başlamanızı hatırlatır.

Bu türden güvenilir ipuçları, bir alışkanlığı oluşturan temel bileşenler olup okuma alışkanlıklarınız için de geçerlidir. Bu nedenle, daha düzenli bir okuma için tetikleyici/hatırlatıcı ipuçları olarak işlev görecek özel okuma alanları yaratmayı düşünmelisiniz.

12) Okuma hedefinize bağlı kalmanızı sağlayacak araç ya da kişilerden yardım alın.

Taahhüt mekanizması oluşturmak olarak tanımlayabileceğimiz bu kavram, kısa vadeli dikkat dağıtıcı unsurlar veya kaytarmalarla karşı karşıya kaldığınızda uzun vadeli hedefe bağlı kalmanızı sağlayacak psikolojik bir tekniği ifade eder.

Varsayalım ki her gün 30 dakika okumak gibi bir hedef belirlediniz. Ve bunu akşamları yemekten sonra yapma kararı aldınız. Ancak tüm iyi niyetinize rağmen, akşam yemeğini bitirdikten sonra evi şöyle bir toparlayıp kanepeye yığılmış vaziyette televizyon izlemenin okumaktan çok daha cazip geldiğini fark ettiniz.

Peki, sizi kolaya kaçmaktan kurtaracak bir kontrol mekanizması yaratmaya ne dersiniz? Örneğin, sırf okuma hedefinize bağlı kalmak adına eşinizden veya partnerinizden size 30 dakikalık okuma hedefinizi hatırlatmasını isteyebilirsiniz.

Bir örnek daha verelim. Diyelim ki tüm yıl boyunca ayda en az bir kitap okumak gibi bir hedefiniz var. Her ay bir kitap bitirme taahhüdünde bulunduğunuz bir kitap kulübüne abone olup bunun için ödeme yaptıysanız, paranızı bu hedefe adadığınız ve boşa harcanmasını istemediğiniz için okumaktan kaçınma olasılığınız çok daha düşük olacaktır.

Okuma alışkanlığı kazanma sürecinde yararlanabileceğiniz sayısız taahhüt mekanizması örneği vardır, ancak şu gerçek asla unutulmamalıdır: Yeni bir hedef veya alışkanlığa başlarken, irade veya iyi niyetinize güvenmekle yetinmekten kaçınmalısınız. Bunun yerine, sürecin her noktasında sizi toparlayacak, ve hedefe ulaşmanıza yardımcı olacak güçlü bir mekanizma geliştirmeye odaklanın.

13) Günlük okuma hedefi belirleyin.

Bir kitabı okumayı planladığınızda, onu şöyle bir elinize alır,  kalınlığını kontrol eder ve gerisin geri rafa kaldırırsınız. Bu kadar çok sayfayı okuyup bitirecek olmanın düşüncesi bile yokuş yukarı tırmanmak gibi gelir. Günde 10 sayfa okuyarak bir kitabı bitirmenin mümkün olamayacağını ya da sonsuza kadar süreceğini zannedersiniz.

Halbuki günde sadece 10 sayfalık bir okuma, yıla vurulduğunda ortalama 200 sayfalık tam 18 kitabı silip süpüreceğiniz anlamına gelir.

Bu hesaplamadan yola çıkarsak 3 yıl içinde 50’den fazla kitap okumuş, bilginizi ve farkındalığınızı artırmış olursunuz. O halde günlük okuma hedefinizi belirleyin ve buna uymaya odaklanın.

14) Okuma takipçisi kullanın.

Pek çok insan “takip” kelimesini otomatik olarak hapsetme ya da yükümlülükle ilişkilendirir – örneğin harcamalarınızı takip etmek veya ev ödevlerini takip etmek gibi. Okumalarınızı takip etmenin bu yeni alışkanlığı edinme sürecinden sorumlu olmanıza yardımcı olabileceği doğru olsa da, böylesi bir uygulamanın en önemli yararı okuma motivasyonunuzu artırmasıdır.

Motivasyonun önemi en sık göz ardı edilen kaynaklarından biri de alışkanlık sürecindeki ilerlemelerinize ilişkin deneyimlerinizdir. Bu ilerleme ne denli yavaş olsa da başardığınızı kendi gözlerinizle görmek ve bunu iliklerinize kadar hissetmek size iyi gelecektir- bu sayede kendinizde zorluklar karşısında sebat etme gücünü de bulabilirsiniz.

Yani, yeni bir okuma alışkanlığı oluşturmanın ve buna bağlı kalmanın en iyi yollarından biri de bir okuma takipçisi ile motivasyonunuzu artırmaktır. Bu aşamada size “Seinfeld Metodu” adı verilen bir yöntemden bahsedeceğiz.

Seinfeld Metodu, adını Amerikalı komedyen Jerry Seinfeld tarafından duyurmuş bir alışkanlık oluşturma tekniğidir. Süreç şu şekilde işler:

  • Bir duvar veya masa takvimi alır ve onu okuma yapmak istediğiniz yere yerleştirirsiniz-örneğin masanızın üzerine.
  • Okuma hedefinize başarıyla ulaştığınız her günü parlak yeşil veya mavi bir işaretleyici ile doldurursunuz.
  • Bir günü kaçırırsanız, o günü büyük bir kırmızı X ile işaretler ve bu aksaklıktan önce hedefinize ulaştığınız günlerin sayısını not edersiniz.
  • Ardından gelecek günlerde bir önceki rekorunuzu kırmaya çalışırsınız.

Seinfeld Metodu, aşağıda sıralayacağımız nedenlerden ötürü işlevseldir:

  • Görünürlüğü oldukça yüksektir, bu da ilk etapta okuma yapmanız gerektiği gerçeğini hatırlamanıza yardımcı olur.
  • Günlük okuma hedefinizi tamamlamak suretiyle kavuşacağınız bir ödül ve pekiştirici niteliğindeki kareyi doldurma eylemi şaşırtıcı derecede zevklidir.
  • Benzer şekilde, kaçırılan bir güne büyük bir kırmızı X koymak zorunda kalmanın acısı aynı hatayı tekrar yapmanıza engel olacak caydırıcı bir teşviktir.
  • Süreci oyunlaştırarak tüm aktiviteyi daha eğlenceli hale getirir ve bu nedenle gelecekte okumaya devam etme olasılığınızı artırır.

İster Seinfeld metodunu kullanın isterseniz okuma sürecinizi bambaşka yöntemlerle takip ediyor olun değişmeyen tek bir gerçek vardır: bu takibin öncelikli amacı sizi bir şeylerden sorumlu tutmak veya günah keçisi aramak değildir. Bunun okuma alışkanlığına bağlı kalma olasılığınızı artırmak adına kullanacağınız olumlu bir pekiştirme-dolayısıyla  da bir motivasyon unsuru-olduğunu unutmamalısınız.

15) Görsel ipuçlarından yararlanın.

Biz insanlar görselliğe duyarlı canlılarız. Bir şeylere bakmayı ve hissetmeyi severiz. Dolayısıyla, gerçek hayattaki görsel bir şeyi onunla ilişkilendirdiğiniz vakit bir alışkanlığı geliştirmek çok daha kolay hale gelebilir.

Örneğin, okuma alışkanlığı kazanmaya çalışırken içinde çakıl taşları olan 2 bardaktan yararlanabilirsiniz. Her bir taşın 15 dakikalık okuma anlamına geldiğini varsayar, günün sonunda 3 çakıl taşını bir bardaktan diğerine taşımayı hedeflersiniz-bu sayede tam 45 dakika kitap okumuş olursunuz, harika değil mi?

Aşağıdaki sıralayacağımız görsel ipuçları da işinize yarayabilir:

  • Üzerinde 1. gün, 2. gün vb. yazan yapışkan notlar
  • Bir takvim
  • Basit bir excel sayfası

Hatta kendi görsel ipucunuzu dahi icat edebilirsiniz!

Alışkanlıklarınıza ne kadar süre bağlı kaldığınızı izlemenize yardımcı olması için görsel hatırlatıcılar oluşturmalı ve kullanmalısınız. Basit görünüyor olabilirler, ancak fark yaratacaklarından şüphemiz yok.

16) Bir “tavsiye kitaplar” listesi oluşturun.

Burada ana fikir, kitap zevkine ve bilgisine hayran olduğunuz ya da saygı duyduğunuz insanlarla ufak çaplı bir bilgi alışverişi yapmaktır.

Elbette ki bu insanlar şahsen tanıdığınız biri olabilir, ama ille de öyle olması gerekmez. Hem elinizin altında internet gibi bir cevher varken neden kendinizi yalnızca tanıdıklarla sınırlandıracakmışsınız ki?

İnternette rastlayıp yazılarına hayran olduğunuz kişileri araştırın. Ardından, bu kişilerin haber bültenlerine/blog sayfalarına kaydolun veya bir şekilde çalışmalarını düzenli olarak takip etmeye çalışın. Unutmayın, kalemi iyi olan insanlar genellikle iyi birer okuyucu da olurlar. Ve düzenli olarak yazan iyi okuyucular okudukları hakkında konuşmaktan ve tavsiyelerde bulunmaktan kendilerini alamazlar.

Bunun yanı sıra, bu kişilere ait web sitelerini inceleyebilir ve geçen yıl en sevdikleri kitaplar, önerilen okuma listeleri vb. içerikteki makalelere veya kılavuzlara göz atabilirsiniz.

Her daim yüksek kalite tavsiyeler veren bir avuç insanı belirledikten sonra, bu tavsiyelerden yararlanmak adına güvenilir bir sistem oluşturduğunuzdan emin olmalısınız.

Bunun için kitap satışı yapan platformların istek listelerini kullanabilirsiniz. İstek listeleri bir nevi alışveriş sepeti gibidir, ancak burada satın alma işlevi yoktur. Platform üzerinden bulduğunuz kitapları bu listeye dahil ederseniz, en sevdiğiniz yazarlardan biri çevrim içi ortamda iyi bir kitaptan bahsettiğinde veya size herhangi bir kitap önerdiğinde onu bulur ve “Listeme Ekle” düğmesine basar, böylece satın almaya hazır olduğunuzda söz konusu esere kolayca ulaşırsınız.

17) Telefonunuzdan uzaklaşın.

İnsanların istedikleri kadar kitap okumamak veya bir okuma alışkanlığı oluşturmakta zorlanmak konusunda öne sürdükleri en yaygın bahane/ gerekçe, zamanlarının olmayışıdır.

Ama bu aptalcadır.

Instagram akışınızda gezinmek için saatlerinizi harcamıyor musunuz? Her gün bir iki tane de olsa Youtube videosu izlemiyor musunuz? Kanepede oturup Netflix’teki dizilere sardığınız olmadı mı hiç?

Hepimizin vakti vardır, sadece onu farklı şekilde kullanır ya da farklı uğraşlara harcamayı tercih ederiz. Belki genç bir aileye ve evinizde yaşayan hasta bir ebeveyne sahip taze bir girişimin oldukça meşgul olan CEO’susunuz. Evet, nesnel olarak çoğu kişiden daha meşgulsünüz. Ancak yine de dikkatli bakar ya da başka şeylerden ödün vermeye istekli olursanız, okumaya ayırabileceğiniz kısa süreli boşluklara sahip olduğunuzu fark edeceksiniz.

Ve yoğun bir hayatı olanlarınız için bu kısa süreli boşlukları tespit etmek zor olsa da, genelimiz için en sık gözden kaçan zaman dilimi haber saatleridir.

Çoğumuz haberleri izlemek için sandığımızdan çok daha fazla zaman harcarız. İşe giderken sabah programlarından birini dinlemek, öğle tatilinde gazete okumak ya da yatmadan önce akşam haberlerini yakalamak,… Günümüzün önemli bir kısmı habere adanmıştır.

Buna bir de haber tüketimimizin -özellikle günlük haber tüketimimizin- nadiren bizi anlamlı yeni bilgilere veya büyümeye yönlendirdiği gerçeğini eklersek,  haber tüketimini azaltmanın mantıklı bir girişim olduğunu siz de fark edeceksiniz. Bunun yerine, kitap okumayı denemelisiniz.

Örneğin, işe gidip gelirken haber podcasti dinlemek veya öğle yemeğinde Twitter haberlerine göz atmak yerine, işe giderken bir sesli kitap dinleyebilir, öğle arasında ise daha evvel kaydettiğiniz uzun bir makaleyi okuyabilirsiniz.

Günlük haber tüketiminizi önemli ölçüde azaltarak kaybedeceğiniz anlamlı bilginin yok seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz. Ancak günde 20 dakikalık bir okuma alışkanlığı oluşturmakla muazzam miktarda bilgi edinebilirsiniz.

Anlayacağınız, yapabileceğiniz en iyi şey, en çok zaman kaybettiğiniz alanı tespit etmek-biz burada haberi ele aldık ama bu bambaşka bir şey de olabilir- ve bu aktiviteden edeceğiniz 15 dakikalık bir feragati okuma sürenize aktarmaktır. Bu sayede, hem okuma alışkanlığı kazanmanızı sağlamış hem de boşa harcadığınız zaman dilimini minimuma indirgemiş olursunuz.

18) Kültür patlaması yapın.

Çoğu insan için okuma eylemini tutarlı hale getirmek okuma alışkanlığı oluşturmanın yegane yoludur. Ancak, tek çare bu değildir.

Aslında, bazı insanlar için ara sıra ancak yüklü bir okuma yapmak okuma alışkanlıklarını sürdürmede çok daha etkilidir.

Yüksek lisans yaptığınızı varsayalım. İlk yılınızda programınız o kadar yoğundu ki beş iş gününün dördünde aşırı derecede meşguldünüz ve biraz da olsa okumaya zaman ayırmak gerçekten zordu. Ancak, hafta sonlarınız ve pazartesi günü programınız çok daha esnekti.

Bu süreçte kendinizi her gün 30 dakika okumaya zorlamak yerine, hafta sonları ya da pazartesileri sayfalarca okuyup bir nevi kültür patlaması yapmaya, kalan hafta içi dört günü ise kendinize ayırmaya ne dersiniz? Pazartesi sabahı bir kafeye gidip iki ya da üç saat kitap okumak hoş bir deneyim olmaz mıydı?

Tabi bu strateji bazılarınız için ideal olmayabilir hatta belki de çoğunuz için. Ancak, tercihleriniz ve yaşam şartlarınız göz önüne alındığında, patlamalar halinde okumak işinize yarıyor gibi görünüyorsa, bunun daha küçük, daha kademeli ve tutarlı okuma hamleleri ile eş değer bir okuma alışkanlığı olabileceğini anlamalısınız.

19) Bir sonraki kitabınızı belirleyin.

Bir sonraki kitabınızın hangisi olacağından emin olmalı ve onu hazır bulundurmalısınız. Bu önemsiz bir ayrıntıymış gibi gözükse de aslında okuma alışkanlığı oluşturma sürecinde ivmenizi düşüren bir unsura dönüşebilir. Hatta bir kitabı bitirir bitirmez yeni bir kitap seçmek zorunda olmanın getireceği karar yorgunluğu dahi tutarlı bir okuma alışkanlığı sürdürme sürecinizi sekteye uğratabilir.

Son olarak hazırda kitap bulundurmanızı kolaylaştıracak bir yöntemden bahsedelim.

Ne zaman yeni bir kitaba başlasanız, kitabın yaklaşık üçte ikisine denk gelecek bir sayfaya işaret koyun. Bu sayfa size bir sonraki kitabınızı belirleme vaktinin geldiğini hatırlatacaktır-tabi halen daha yapmadıysanız.

20) Yanınızda kitap bulundurun.

Günde kaç kez kendinizi hiçbir işle uğraşamayacak kadar tembel hissediyorsunuz?

Dürüst olun. Her gün en az birkaç kez kısa süreliğine de olsa sıkıldığınıza eminiz. Tam da bu anlarda ilaç gibi gelecek bir yöntemimiz var.

Yanınızda-en çokta iş veya evdeki çalışma masanızda- her daim bir kitap bulundurduğunuzdan emin olun. Ne demiştik, okumayı zor bir iş olmaktan çıkarırsanız, bu alışkanlığa sadık kalma ihtimaliniz de yükselecektir.

Her gün okuduğunuz bir kitabı işe gidip gelirken yanınızda taşıyabilirsiniz. Üstelik günümüz teknolojisi sizi fiziki bir kitabın ağırlığından dahi kurtarabiliyor, sesli kitap uygulamaları, Amazon Kindle hizmetlerini düşünsenize!

Ne dersiniz?

Denemeye değmez mi?

Mutlaka okuyun: Daha Fazla Kitap Okumanın 8 Yolu

21) Kitap raporu hazırlayın.

Kitap raporu hazırlamanın okul yıllarından kalma bir iş olduğunu biliyoruz, ama o aynı zamanda  okuma alışkanlığı oluşturmanın ve bu alışkanlığı sürdürmenin son derece etkili bir yolunu oluşturuyor.

Neden mi?

Düzenli olarak okumaya devam etmenizi sağlayacak en güçlü motivasyonlarından biri de başarı duygusudur. Ve okumakla elde edeceğimiz bu başarı ve ilerleme hissine öğrendiklerinizin farkında olarak en önemlisi de bunları hatırlayarak ulaşabilirsiniz. Anlayacağınız, “Bu yıl tam 30 kitap okudum” demek yeterli bir motivasyon kaynağı oluşturmayacaktır.

Okuma alışkanlığının sürdürülebilirliği ancak ama ancak okuduğunuz kitapların büyük çoğunluğunda anlatılan fikirleri ve temel noktaları kolayca hatırlayabilmek, bunları zekice tartışabilmek ve çıkardığınız dersleri hayatınıza ya da işinize uyarlayabilmekle sağlanabilir.

Kulağa harika geliyor, öyle değil mi?

Bunu yapmanın gerçekten iyi ve oldukça basit bir yolu da kitap raporları hazırlamaktır. Üstelik kitap raporu yazmak kusursuz bir dil bilgisi ve yapı ile yazılmış sayfalarca süren makaleler hazırlamak anlamına gelmez. Bu iş için bir kitaba ilişkin önemli fikirleri, birkaç favori alıntıyı ve izlenimlerinizi not etmek yeterlidir.

22) Okumak istediğiniz kitapları listeleyin.

İnsanlara hayatlarında daha fazla yer vermek istedikleri şeyin ne olduğunu soracak olsanız yüksek ihtimalle “seyahat” cevabını alırsınız.  Asıl şaşırtıcı olansa nereye seyahat etmek istediklerini sorduğunda duyacaklarınızdır.

Öyle ki şaşırtıcı derecede yüksek sayıda insan, soyut olarak seyahat fikrine değer vermekte, ancak konunun ayrıntıları hakkında düşünmemektedir. Nasıl seyahat etmeyi tercih edecekleri, ne tür bir insanla seyahat etmekten hoşlandıkları vb. temel konularda dahi fikirleri olmaz.

Benzer şekilde, daha çok okumak, sağlam bir okur olmak ya da bir okuma alışkanlığı kazanmak istediğini söyleyen ama ne okumak istedikleri hakkında hiçbir fikri olmayan insanların sayısı da bir hayli fazladır.

Bu çelişkinin tek çözümü ise sağlam bir okuma listesi oluşturmaktır. Şöyle bir oturup yarım saatinizi bu işe ayırmalı ve okumak isteyeceğinizi düşündüğünüz kitapları listelemelisiniz. Seçenekleriniz, “Moby Dick” veya “Aşk ve Gurur” gibi dünya klasiklerinden biri olabilir. Aynı listeyi biraz daha genel ya da kategorik olarak da hazırlayabilirsiniz: “Stoacı Felsefe kitapları okumak istiyorum” gibi.

Her iki durumda da hedeflediğiniz okumaların net ve somut bir listesine sahip olmanız önemlidir. Bu, size daha fazla okumak için güçlü bir motivasyon olmanın yanı sıra düzenli bir kaynak da sağlayacaktır.

23) Okuma sanatında ustalaşın.

Okumayı çok genç yaşta öğrenir ve hayatımızın büyük bir bölümünü-eğitim ya da kariyer hayatımızın bir gereği olarak- kitap okumakla geçiririz. Bu, çoğumuzu yetkin birer okuyucuya dönüştürmeye yetecek gibi görünse de çok azımız katmanlı okuma ya da bir kitaptan maksimum bilgi ve iç görüyü sağlama yeteneğine sahip uzman okuyucular olabiliyor.

Bu kulağa etkileyici gelen bir beceri. Dahası uzman bir okuyucu olup okuma sanatında ustalaşmanız bu süreci çok daha tatmin edici ve ödüllendirici hale getirmenize ve sağlam bir okuma alışkanlığı edinmenize yardımcı oluyor.

Okuma sanatında ustalaşmak ve uzman bir okuyucu olmak için okulda öğrendiklerinizin ötesinde bir okuma deneyimine odaklanmalı; bu işi karmaşık, çok boyutlu bir beceri olarak görmeye başlamalısınız.

Nasıl mı?

Bunu anlamak için Mortimer Adler ve Charles van Doren’in klasikleşmiş kitabından daha iyi bir rehber bulmanız imkansızdır: “Kitapları Nasıl Okumalı?”

Bu, “kitap okuma” üzerine yazılmış açık ara en iyi kitaptır.

Lütfen bu kitabı okuyun. Bahsettiği yöntemleri uygulayın. Okuma yeteneklerinizin bir üst seviyeye çıktığına şahit olacaksınız.

24) Kütüphanede zaman geçirin.

Alışkanlık geliştirme uzmanlarından hangisine sorarsanız sorun, size güçlü alışkanlıklar oluşturmanın en iyi ancak en az önemsenen bileşenlerinden birinin “çevre” olduğunu söyleyeceklerdir.

Çünkü içinde bulunduğumuz çevre, hem yararlı hem de yararsız pek çok davranış için sayısız ipucu ve pekiştireçle dolu olduğundan, bu ortamın bilincinde olmak ve etkilerini anlamak yeni bir alışkanlık yaratma süreci için son derece önemlidir. Bu gerçek okuma alışkanlığı söz konusu olduğunda da değişmez.

Amacınız daha fazla okumaksa bunu sağlayacak en elverişli ortam hiç şüphesiz ki kütüphanelerdir. Elbette modern dünyanın bize sunduğu bu e-kitap çağında, çoğumuzun kütüphanelerin var olduğunu dahi unutmuş olması muhtemeldir.  Ancak kütüphaneler halen daha ayaktadır ve daha fazla okuma ya da kalıcı bir okuma alışkanlığı oluşturma hedefiniz için değerli bir hazine olmaya devam etmektedirler.

Peki, kütüphaneler okuma alışkanlığını nasıl/ne şekilde geliştirir?

  • Kütüphaneler sayesinde yeni kitapları ücretsiz okuyabilirsiniz. Birçok insan için yeni kitap satın almanın maliyeti, okuma alışkanlığı kazanmanın önündeki en büyük engeldir. Kitapları ücretsiz olarak alabilecekken neden para ödeyesiniz ki?
  • Yeni (eski) kitaplar keşfedebilirsiniz. İnternet sizi yeni kitaplar ve okuma materyalleri hakkında bilgilendirmek adına harika bir kaynak olsa da, hiçbir şey bir kütüphanenin koridorlarında gezinip kitap yığınları arasında dolaşmanın ve merakınızın esiri olup ilginç keşiflere ulaşmanın yerini tutamaz. İnternet yeni kitapları keşfetmenize yardımcı olmakta harikadır, kütüphaneler ise daha eski, daha zamansız kitaplara ulaşma konusunda faydalı olacaktır.
  • Kütüphaneciler harikadır. Kütüphaneciler ve genellikle kütüphanelerde çalışan çoğu insan hem kitap uzmanı hem de sağlam birer kitapseverdir. Okuma alışkanlığı kazanmak istiyorsanız, böyle insanlarla daha fazla vakit geçirmelisiniz. Bir kütüphaneciyle konuşun, kendisine ne tür kitaplarla ilgilendiğinizi söyleyin, tavsiyesini isteyin veya ona ne okuduğunu sorun.

Kütüphaneleri okuma alışkanlığı oluşturma yolculuğunuzun tutarlı bir parçası haline getirmek için haftada bir veya ayda bir düzenleyeceğiniz bir “Kütüphane Günü” planlayın. Takviminize bakın, boş olduğunuz bir gün, sabah veya öğleden sonra bulun ve bu vaktin tamamını kütüphanede geçirin. İster sadece okuyun, ister yeni eski kitaplara ulaşmak için keşif gezileri yapın, isterseniz de bir kütüphaneciyle aydınlatıcı bir sohbet başlatın…  Yeter ki yeni bir okuma alışkanlığı oluşturmak için en iyi yatırımlarınızdan biri olacak bu günü verimlilikle geçirmenin bir yolunu bulun.

25) Nedeninizi bulun.

Sizi okuma alışkanlığı kazanmaya iten asıl unsuru belirlemek ve bunu somutlaştırmak oldukça önemlidir. Nedeninizi bulun. Çünkü herhangi bir alışkanlığı uzun vadede sürdürmenin anahtarı ona neden ihtiyaç duyduğunuzu bilip onu kimliğinizin bir parçası haline getirmektir.

Nihayetinde, bir ressam öğrendiği pek çok tekniği tuvalinde başarıyla birleştirebildiği için değil, ressam olduğu için resim yapar. Onu kendisi yapan bu yetenektir.

O halde sürdürülebilir bir okuma alışkanlığı oluşturmak için okuyucu olmanız gerekir. Sadece ara sıra okuyan biri değil, okumayı varlığının önemli bir parçası haline getirebilmiş bir kişi olmalısınız.

Tüm bunlar kulağa biraz abartılı hatta belki de ürkütücü geliyor olabilir. Ama aslında öyle değil. Okumayı kimliğinizin ayrılmaz bir parçası haline getirmeniz mümkün-ki zaten bu işe bir başladınız mı aksini iddia edecek bir tavır içinde olmanız imkansız. O halde, ilk iş olarak değer kavramına odaklanın ve okumanın gözünüzdeki değerini tanımlayıp açıkça ifade edin.

Okuma alışkanlığı kazanmak ve bu alışkanlığı sürdürmek için kullanılacak sayısız teknik, ipucu, strateji ve yöntem olsa da, en önemli şey bunu neden yapmak istediğinizi belirlemektir. Temel nedeniniz veya motivasyonunuz nedir? Okumak sizin için neden bu kadar önemli? Neden anlamlı ve değerli? Neyi temsil ediyor ve nihayetinde neye yol açacak ya da neyi başarmanıza yardımcı olacak?

Nedeniniz ne?

Bu soruya cevap bulmak için bir kağıt ile kalem bulun, ardından aklınızdan geçen tüm fikirleri not almaya başlayın. Okumayı gözünüzde eğlenceli, zevkli veya önemli kılan tüm nedenleri bir bir listeleyin. Özellikle anlamlı görünen şeylere rastladıkça da detaya inin. Bu noktalar hakkında daha çok şey yazın, bir arkadaşınızla veya eşinizle bu konu hakkında konuşun, benzer deneyimlere sahip diğer insanların yazdıklarını okuyun.

Okuma alışkanlığının sizin için neden değerli olduğu konusunda ne kadar net ve spesifik olursanız, okuma eylemini o denli güçlü bir şekilde benimser, kimliğinizin bir parçası, dolayısıyla da kalıcı bir alışkanlığınız haline getirirsiniz.

Mutlaka okuyun: Kendi “Neden”inizi Nasıl Bulursunuz?

Sonuç

Okuma alışkanlığı edinmek zaman ve emek ister. Başarılı insanların çoğu, bu zorluğun yanı sıra okuma alışkanlığına sahip olmanın kariyer hayatlarına kattığı değerin de farkındadır.

Tabi tüm bunlar düzenli bir okumanın sizi başarılı kılıp bir milyardere dönüştüreceği anlamına gelmez-en azından tek başına yeterli değildir- ancak kendinizin çok daha iyi bir versiyonu olmanıza yardımcı olacağı kesindir.

Çoğu insan üniversiteden çıktığı gün okumayı bırakır. Halbuki okumak, uzmanlığınızı ve bilginizi hızlıca artırmanıza yardımcı olan ve eksikliği durumunda kişisel gelişiminizi tamamlamakta zorlanacağınız faydalı bir eylemdir. Bundan olacak ki bir alanda aynı süre zarfında çalışmış, eşit deneyime sahip iki kişi arasında en avantajlı olanı okumayı tercih edendir.

Okuma alışkanlığını edinmek sanıldığı kadar güç değildir. İhtiyacınız olan tek şey başlama cesaretini göstermektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.