Nasıl İyi Bir Yazar Olunur?

Sizce iyi bir yazar olmanın sırrı nedir?

Hazır olun, çünkü bu yazımızda size yazarlığa ilişkin sağlam tüyolar vereceğiz.

Büyük küçük herkes bir kitap yazmak ister, ancak bu arzuyu hayata geçirebilenlerin sayısı bir hayli azdır.

Neden mi?

Çünkü yazarlık meşakkatli bir iştir. Bundan olacak ki çoğu insan bu işe hiç bulaşmamanız gerektiğini söyler, bu bilgi bilinçaltınıza öyle bir yerleşir ki kendinizi içten içe bu işi asla başaramayacağınızı düşünürken bulursunuz. Zaten bu iş için yeterli deneyiminiz, zamanınız, yeteneğiniz veya motivasyonunuz da yoktur. Bahane listeniz böylece uzar gider. Yazmamak için bir dolu mazeret bulmanız mümkündür. Bu işi gerçekten isteyenler için ise durum bunun tam tersi şekilde ilerler, onların yazmak için harika nedenleri vardır.

Yazar olmak zor ya da imkansız bir iş değildir. Aslında hepimiz iyi birer hikaye anlatıcısıyız, hatta bunun için yaratılmış olduğumuzu söylesek abartmış olmayız. Hikaye anlatıcılığı doğduğumuz andan itibaren bizimle olan bir yetenek. Nasıl mı açığa çıkıyor? Annenize çok sevdiği aile yadigari vazoyu kıran kişinin kendiniz değil kardeşiniz olduğunu söylediğiniz andan itibaren her biriniz iyi bir hikaye anlatıcısı olmayı başardınız. Fakat bazılarınız bu yeteneğini derinlere gömüp üretkenliğini değil, eleştirmen yanını geliştirmeyi tercih etti. Yetişkinler eleştirmenliği yazarlığa tercih etme eğilimindedir. Bir şeyler üretmeye uğraşmak yerine diğer insanları yarattıkları şeyler üzerinden yargılamak çok daha kolay değil midir? Hem de çok daha güvenlidir. Tekinsiz olan ise üretkenlik uğruna büyük bir riskin altına girip hayal gücünüzün oradan oraya savrulmasına müsaade etmektir.

Bu büyük riski almak tıpkı serbest düşüş yapmaya benzer. Kendinizi savunmasızca boşluğa bıraktığınızı hissedersiniz. Bunun güvenli bir şey olduğunu iddia edemeyiz elbet, ancak gerçekleştirilmesi tümden olanaksız bir şey olmadığı da aşikardır. Konumuza yani yazarlığa dönersek yapmanız gereken tek şeyin içinizde bir yerlerde gizlediğiniz hikaye anlatıcısı çocuğun geri dönmesine ve o uçurumun kenarından atlamasına izin vermek olmalıdır. Çünkü risk yoksa zafer de yoktur. Anlayacağınız, sizden beklenen tek şey bu ilk adımı atmanız. Bugün burada olup bu yazıyı okuduğunuza göre o ilk adımı atma konusunda gayet isteklisiniz.

“Peki, ama nasıl olacak bu iş?” dediğinizi duyar gibiyiz.

Cesaretinizi nasıl toplayacaksınız?

Yazar olmak her şeyi, her adımı, her kelimeyi tek tek planlamanızı gerektirir. Evet, her biriniz nasıl yazar olabileceğinizi öğrenmek istiyorsunuz. Evet, yazarlık becerisi zaten içinizde var. O halde artık sizi eleştirip duran iç sesinizi kısıp içinizdeki hikaye anlatıcısına kulak verme zamanı! Lütfen bu ilk adımı atın. Endişelenmeyin, atacağınız bu ilk adım hayatınızı kökten değiştirecek denli büyük bir şey olmak zorunda değil. Mutlu sona küçük adımlarla ulaşmayı denemelisiniz.

İşte sizi yazar olma hedefinize bir nebze daha yaklaştıracak küçük adımların listesi:

 

1-Bol bol okuyun.

Yazar olmanın ilk adımı mükemmel bir okuyucu olmaktır. Okuyun. Ama elinize geçen her şeyi okuyun. Yalnızca beğendiğiniz şeyleri değil, beğenmeyeceğinizden adınız kadar emin olduğunuz şeyleri dahi okuyun. Sahaf dükkanlarını gezip sahiplerinden kitap önerileri isteyin, bir arkadaşınıza okuduğu son harika kitabın hangisi olduğunu sorun, bir kütüphaneciden son zamanlarda popüler olan içeriklerin listesini alın ve hepsini okuyun. Büyük bir kitapçının kitap kokulu koridorlarında gezinin ve daha önce okumadığınız bir konu-belki de mimari, din veya spor- hakkında kitap satın alın.

Buruşturulup bir kenara atılmış ihtiyaç listelerini, banyo tezgahında yer alan ürünlerin arkalarında yazanı, dersinize veya işinize gitmek için kullandığınız otobüsteki reklamları, biletlerin arkasında yazanları okuyun.  Şiirleri, biyografileri, Vikipedi makalelerini, YouTube yorumlarını, en sevdiğiniz film senaryolarını ya da Ted konuşmalarına ait transkriptleri okuyun. Nobel ödüllü kitapları, klasikleri, ödüllü hikayeleri okuduğunuz kadar okul yıllarınızdan kalma bir ders kitabını, rap şarkı sözlerini, yemek tariflerini, tweet’leri ve çizgi romanları da okumalısınız.

Okuyun, okuyun, okuyun. Hem de her şeyi!

Neden mi?

Çünkü okuyup içselleştirdiğiniz her bilgi kırıntısı bilinçaltınıza yerleşecek, kendinize ait yazıları oluşturma sürecinin bir parçası olacaktır. İçerik yelpazenizi ne denli geniş tutarsanız, yazarlık beceriniz de o denli gelişecektir, bu da nihayetinde çok yönlü bir yazar olabileceğiniz anlamına gelir. Unutmayın, bir yazar okuduğu şeylerin toplamından oluşur. O halde kendinizi geliştirin. Kim olduğunuzu anlamak ya da neleri sevip nelere hayran olduğunuz konusunda net bir karara varmak istiyorsanız, farklı türden pek çok içeriği okumanız şarttır. Ancak bu sayede ilgi alanlarınızı belirler, daha fazlasına ulaşmak için gereken güç ve motivasyona sahip olabilirsiniz. Bir sonraki adımınız ise sevdiğiniz şeyleri içselleştirmek olmalıdır. Tam olarak sizi anlatan, size hitap eden sayfalara küçük bir işaret koyun. İlhamı bu satırlarda arayın ve bulduğunuzda söz konusu kişiye ait çalışmalara ağırlık verin. Sevdiğiniz yazarlara ait eserleri yalayıp yutarcasına okuyun. Elbette ki onları kendi yazdıklarınızla kıyaslayacak ve yüksek olasılıkla çok daha kaliteli bulacaksınız. Ancak sabırlı olun, siz de zamanla çok daha kaliteli içerikler yaratacak ve nihayetinde yazarlık kariyerinizin zirvesine ulaşmayı başaracaksınız.

 

2-Yazacağınız dilin temel kurallarına hakim olun.

Bu adım çoğunuza sıkıcı gelecektir, ama önemlidir. Bu yüzden lütfen söyleyeceklerimize kulak verin. Yazarlığın temel noktalarını iyi anladığınızdan emin olmanız gerekiyor. Bu, yazacağınız dile ilişkin tüm ayrıntılara hakim olmanız gerektiği anlamına geliyor. Ancak insanlar bu konuya ilişkin ciddi bir fikir çatışmasına girmiş durumdalar: Ya Türkçe hakkında bilmeleri gereken her şeyi zaten bildiklerini düşünüp rehavete kapılıyor, ya da yalnızca dil bilgisi kurallarını dikkate almaları gerektiğini zannedip hiçbir şey bilmediklerini fark ediyor ve panik oluyorlar. Siz hangi gruptansınız bilemiyoruz, bildiğimiz tek şey her iki durumun da büyük bir yanılgıdan ibaret olduğudur.

Her şeyi bildiğinizi mi düşünüyorsunuz? Kısa çizgi, uzun çizgi ve kesme işareti arasındaki farkı biliyor musunuz peki? Ya da tek ve çift tırnak işaretleri ne işe yarıyor? Dilimizdeki ağız veya lehçe farklılıklarına ne denli hakimsiniz? Niteleme ya da aykırı niteleme kavramının ne olduğunu biliyor musunuz? Sayıları ne zaman yazı diliyle, ne zaman rakamsal ifadelerle kağıda dökeceğinizi biliyor musunuz peki?  Bunların hepsi yazarlığın dikkate değer temel becerileridir, dahası dil bilgisi veya yazım kuralları bu konu başlığının yalnızca küçük birer bölümünü oluştururlar.

Eğer panik halindeki gruba ait olduğunuzu düşünüyorsanız, sizi korkuttuğumuz için özür dileyerek yazımıza devam edelim. Ana diliniz Türkçe olsa da, bu dili öğrenmeye yeni başlamış olsanız da şu gerçek değişmez:Her iki durumda da dilin doğru kullanımına ilişkin sezgisel bir kavrayış geliştirme şansınız yüksektir. Örneğin, “kahverengi küçük köpeğin” “küçük kahverengi köpeğe” kıyasla kulağa çok daha garip geleceğini hissedersiniz değil mi? Ancak, bu garipliğin gerçek nedeninden bihaber olmanız muhtemeldir.

Bir dilde ustalaşmak yazar olma yolunda atacağınız kritik adımlardan biridir. Çünkü dil hakimiyetiniz zayıf olduğunda yarattığınız kahramanlarınızı dahi kıskançlıktan ağlatacak denli usta cümleler kurmakta zorlanırsınız. Neyse ki bir dilde nasıl ustalaşacağınızı öğrenmenin de sınırsız yolu vardır. Dil becerilerinizdeki eksiklik sizleri yazdıklarınızı her seferinde tekrar tekrar kontrol etme zorunluluğu ile karşı karşıya bırakacaktır. Bu nedenle, ilk önce temel dil becerilerini edinip ardından okurlarınızı etkileyecek bir üslup geliştirmeye odaklanmalısınız.

 

3-Yazarlık denemeleri yapın.

Artık yazarlık denemelerine başlamanın zamanı geldi. Endişelenmeyin. Bu aşamada sizden ansızın geliveren bir ilhamla destansı bir şiir yazmanızı beklemiyoruz. Bir işte yeni olan hemen herkes suyun dibine çakılmamak ve nefes alıp yüzmeye devam edebilmek için zamana ihtiyaç duyar. O halde hemen pes etmeyin. Parmaklarınızı suya daldırın. Bir cümle yazın. Klişe gelebilir, ancak her hikaye bir cümle ile başlar. Bir şeyler yazın yeter. Herhangi bir şey yazmadan önce saatler boyu boş bir ekrana veya tertemiz bir defter sayfasına bakmanız mı gerekiyor? Onu da yapın. Parmaklarınızı suya daldırmadan evvel gözlerinizin önündeki o uçsuz bucaksız maviliğe bakabildiğiniz kadar bakın. Çok geçmeden su sizi çağıracak. Bu çağrıyı duyduğunuz an var gücünüzle parmaklarınıza sarılın.

Yazmaya bir başladınız mı kendinizi durdurmanın ne denli zor olduğunu da fark edeceksiniz. Bu iyi bir şeydir. Bırakın cümleleriniz birbiri ardına sıralansın. Yazdığınız son cümleyi bir sonraki cümlenizle destekleyin. Kelimeler kelimeleri, cümleler cümleleri kovalasın. Korkmayın, bu aşamada yazdıklarınızın anlamlı şeyler olması gerekmiyor. Bu uygulamayı belirli hedefler doğrultusunda( 110 kelime yazacağım) ve belirli bir süre boyunca (15 dakika) yapmaya odaklanın.(“Her gün 15 dakikamı 110 kelimelik bir metin yazmaya ayıracağım.” demek gibi)

Hava durumu hakkında yazın. Otobüste gördüğünüz bastonlu adamdan bahsedin. Ya da ejderha sürülerinden! İstediğiniz her şeyi yazın!

Nasıl bir deneyimdi? Denizin o uçsuz bucaksız derinliğini korkutucu mu buldunuz yoksa tam aksine hiç olmadığınız kadar özgür mü hissettiniz kendinizi? Hızlıca akıp gitti mi zaman yoksa bir kaplumbağa misali yerinde mi saydı? Kelimeler su gibi döküldü mü ağzınızdan yoksa boğazınızda takılıp kaldılar mı? Tebrikler, az önce yazar oldunuz. Nasıl bir duygu bu? Gurur verici? Hayal kırıklığı mıydı yoksa? Peki ya özgürlük meselesi? Beklediğiniz kadar değil mi? Evet, hissetmeniz gereken şey tam olarak bu. Artık bir yazar olduğunuza göre yazma alışkanlığı geliştirmeniz şart.Yalnızca yazmak için kullanacağınız günlük 15 dakikalık bir süre ile işe başlamaya ne dersiniz? Sonraki süreçte bu süreyi 30 dakikaya çıkarabilirsiniz. Tek yaptığınız şey yazmak olana kadar bu süreci aynen devam ettirmelisiniz. Karnınızı doyurmak için de zaman ayırmalısınız elbet, ama elveda uyku, merhaba kahve! Yok daha neler, yalnızca şaka yapıyoruz.

 

4- Hikayenizi kurgulayın.

Artık yazma alışkanlığı edindiğinize göre yazacağınız konuya ilişkin düşünme aşamasına geçebilirsiniz. Bir hikaye nasıl kurgulanır? Özgürce yazmak eğlenceliydi, ancak artık bir yol haritası çizmenin zamanı geldi. Yazar olmak istediğinizi hatta bir kitap yazmak istediğinizi söylemiyor musunuz? Bir kitap (yani geleneksel bir kitap) yazmak için bir konuya ihtiyacınız olacak. Peki, bu denli büyük bir projeyi en ufak detayına kadar kurgulamanın yolu nedir?

Daha önce de söylediğimiz gibi işin sırrı her daim küçük adımlarla ilerlemektedir. Kitap yazma fikri korkutucuydu, ancak deneyimlediğiniz üzere tek bir cümle yazmak o kadar da korkutucu değilmiş. Neyse ki kitap dediğimiz şey de basitçe yazılmış bu cümlelerin toplamından oluşuyor.  İyi bir kitap yazmak ise tüm bu cümlelerin bir arada anlamlı ve tutarlı bir bütün oluşturmasını gerektiriyor. Bu da sağlam bir plana ihtiyacınızın olacağı anlamına geliyor.

İlk olarak, henüz sahip olmadığı bir şeyin peşinde olan bir karaktere ihtiyacınız var. Daha sonra, hikayenin nasıl ilerleyeceğini, yani olay örgünüzü ana hatları ile belirlemeli (gerekirse resmetmeli) ve her seferinde tek bir bölüm yazmaya odaklanmalısınız. Bu süreçte bölüm sayılarına veya bölümlerin kaç kelimeden oluşacağına ilişkin hedefler de belirleyebilirsiniz. Örneğin, romanınızın başlangıç bölümünü bir ay içinde bitirmek istediğinizi varsayalım. Bunu başarmak için günde kaç kelime yazmanız gerektiğini hesaplar, sonrasında bu programa bağlı kalmaya özen gösterirsiniz. Romanınızı daha hızlı bitirmek mi istiyorsunuz? Çalışmalarınızı bir üst seviyeye çıkarmak bu sorunu çözmeye yetecektir.

 

5-Beyninizi ve duygularınızı yazma sürecine hazırlayın.

Bir işi yapmadan önce o işe ilişkin en ince detayları dahi öğrenmeye odaklanın. Çünkü herhangi bir işe kalkışmadan evvel kendinizi bu işi yapmaya tümden hazır hissetmek paha biçilmez bir duygudur. Bu duygu aynı zamanda söz konusu işe ilişkin tutkunuzun da bir yansıması niteliğinde olacaktır.

Tutkunuzu arama sürecinde suyun boyunuzu aşmayacak sığ bölümlerinde kalın, emin olun çok yakın bir zamanda yüksek atlamaya dahi başlamış olacaksınız.

Korkmayın; heyecanlanın! Siz bir yazarsınız çok yakında da bir romancı olacaksınız. Unutmayın, yazdığınız her yeni kelime sizi nihai hedefinize bir adım daha yaklaştırıyor.  Yazdığınız her cümle siz yazmadığınız sürece asla yazılamayacak bir cümleydi. Yalnızca sizin oluşturabileceğiniz bir hikaye yaratıyorsunuz. Umarım bunun ne kadar harika bir deneyim olduğunu anlayabilirsiniz! Yazmak konusunda biraz daha yüreklendirilmeye ihtiyacınız varsa sevdiğiniz yazarların röportajlarını ya da Ted Konuşmalarını dinleyebilir veya yazarların kaleminden çıkan ilham verici alıntılara göz atabilirsiniz. Kendinizi iyi hissediyor, yeterli ilhamı aldığınızı düşünüyorsanız yazmaya hazırsınız demektir.

 

6-Gerçek bir yazar olun.

Artık laf kalabalığı yapmak yok. Gerçek bir yazar olmanın zamanı geldi de geçiyor.  Sürece hazırsınız, bu yüzden bir an evvel yazmaya başlayın! Bu hem en kolay hem de en zor adımınız olacak, çünkü söz konusu yazmak olduğunda belirlenmiş katı kurallar ya da sınırlamalar yoktur.  Bu işi hızlı ve etkili bir biçimde yapmanın yolu da henüz bulunabilmiş değil. Nihai hedef iyi bir hikaye anlatmaktır, değil mi? Yazarların çoğu bunu benzersiz bir şekilde yapmak adına hem biçim hem de kurgu ile oynamayı tercih ederler. Sonuçta, kurallar çiğnenmek için vardır. Siz neden böyle bir şey yapmayasınız? Haydi, neyi bekliyorsunuz? Siz de bir yazarsınız ve yazarların işi yazı yazmaktır. O halde bir an önce işe koyulun. Aklınızdan geçen kelimeleri kağıda dökün.

Mola verin, ancak asla aşırıya kaçmayın. Kahve yapın, ara sıra camın önüne geçip dışarıyı izleyin, bir ya da iki e-posta kontrol edin. Ne yaparsanız yapın, ancak o gün için belirlediğiniz kelime hedefine ulaşana kadar çalışma masanızı terk etmeyin. Boş bir kağıt veya ekran ne denli ürkütücü görünürse görünsün, yazmak zorundasınız. Belirlediğiniz kelime hedefi ister 1000 ister 10.000 olsun fark etmez, günlük planınızı uyguladığınız her yeni günün sizi kitap yazma hedefinize daha da yaklaştıracağını unutmayın.

 

7-Yazma işine dört elle sarılın.

Yazar olmak sadece yazmaya başlamakla ilgili bir şey değildir, fakat bu genellikle atacağınız en zor ve en büyük adımdır. Yazar olmanın belkemiğini oluşturan asıl şey ise yazma işini sürekli bir davranış haline getirmektir. Bu nedenle ne denli zor gelse de kelimelerinizi kağıda dökmekten vazgeçmeyin.  Bazı günler tek bir kelime yazmak dahi imkansızmış gibi görünecek. Ya da öyle kötü şeyler yaşayacaksınız ki yazı yazmak gözünüzde dev bir zaman kaybı olmanın ötesine geçemeyecek.  Ama değil. Artık bir yazarsınız. Bu iş sizin bir parçanız. Tabii ki her gün yazamayabilirsiniz, zaten hayatınızın trajedisini yaşıyorken veya uzak bir adada tatil yaparken kimse sizden yazı yazmanızı beklemeyecektir. Ancak, günlerinizin büyük çoğunluğunu yazarak geçirmeniz şart. Unutmayın, bu işin sonunda zor zamanlarda güçlü olup yazma işine sıkı sıkıya sarılanlar kazanacaktır.

Bu denle yazma işine dört elle sarılmalısınız. Yazmaya yalnızca tek bir gün ara verecekseniz sorun yoktur- bir günlük mola hoşunuza gideceği için veya o günü Netflix izlemeye ayırdığınızdan ötürü böyle bir tercih yapabilirsiniz. Bu masumane bir mola isteğidir. Ama bu yazma molasını 2 ya da 3 güne çıkarır, sonra da ipin ucunu tümden kaçırıp 10 günlük ya da 30 günlük molalara dönüştürürseniz,  yazmaya geri dönmeniz imkansızlaşır.  Düzen bir bozuldu mu yeniden kurulması güç olur. Bu nedenle yazma alışkanlığı edinmelisiniz-üstelik bu alışkanlık öyle derine işlenmiş olmalı ki bir daha isteseniz de kaçamayasınız. Siz siz olun, belirlediğiniz küçük çaplı yazı hedeflerine bağlı kalmaya bakın. Hem de öyle sıkı sıkıya bağlanın ki adeta üzerinize yapışsın. Günde 100 kelime yazmak çok da zor olmasa gerek, değil mi? Hem hedefinize ulaştığınızda (ve hedefinizi aştığınızda) kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

 

8-Yeniden yazın.

Yazdınız, yazdınız, yazdınız ve en sonunda bitti. Hedefe ulaştınız. Tebrikler! Harika iş çıkardınız. Kendinizi şımartın ve başarınızı mutlaka kutlayın. Bir şişe şampanya açın. Ayrı geçen onca aydan sonra ebeveynlerinizle görüşün. Kendinize güzel bir şey alın, çünkü bunu hak ettiniz. Çiçeği burnunda bir yazar olmanın keyfini çıkarın. İşinizi neredeyse halletmiş olmanız güzel, değil mi?

Ne o?

Her şey bitti mi sandınız yoksa?

Üzgünüz ama yalnızca mutlu sona bir adım daha yaklaştınız.

Neden mi?

Çünkü “Yazmak yeniden yazmaktır”. Yazmaya dair klişelerden biri de budur ve klişeliği tespitin doğruluğundadır. Kutlamayı bitirdikten sonra yeniden işe koyulmalısınız. Bazı insanlar “yazmanın yeniden yazmak” olduğu gerçeğini öylesine ciddiye alırlar ki hikayelerini kelimenin tam anlamıyla yeniden yazarlar. –hem de cümle cümle, hatta harf harf! Orijinal düşüncelerini kimi zaman silerek, kimi zaman genişleterek, bazen de kısaltmalara girişerek yaparlar bunu. Ancak, hikayemi yeniden yazacağım diye kendinize eziyet etmenize hiç ama hiç gerek yoktur. Yalnızca romanınızın ana hatlarını yeniden elden geçirmeye odaklanmalısınız. Aksi halde yazma sürecini tamamlamanız mümkün olamaz.

Yazdıklarınızın üzerinden bir kez daha geçip gerekli kısımları yeni baştan yazdıktan sonra sıra yazınızı düzenlemeye gelecektir. İşin bu kısmında dil becerilerinizin sağlamlığı devreye girer. Eğer ikinci adımda da değindiğimiz bu konuya ilişkin yeterli donanıma sahipseniz, düzenleme aşamasını çok daha rahat geçirirsiniz.  Dil becerilerine gereken önemi vermediyseniz veya kendinizi bu konuda yetersiz görüyorsanız bu işi profesyonel olarak yapan kişi veya kuruluşlara başvurabilirsiniz.

 

9-Başkalarının fikrini alın.

Elinizden gelenin en iyisini yaptınız. Konunuzu belirlediniz, kurgunuzu yaptınız, yazdınız ve yazdıklarınız üzerinde gerekli düzenlemeleri de yaptınız.  Buna inanabiliyor musunuz? Her şeyi kendi çabalarınıza hallettiniz ve siz olmasanız var olamayacak bir eser yarattınız. Harika, değil mi? Yazar olmaya ilişkin en sıkıcı adımın dil bilgisi ve yazım kuralları üzerine çalışmak olduğunu söylemiştik, gelelim en ürkütücü adımına… Yazmanın en tüyler ürpertici aşaması açık ara farkla yazdıklarınıza ilişkin fikir alışverişinde bulunacağınız, yani tavsiye alacağınız süreçtir.

Gerçek bir tavsiye için lütfen ama lütfen arkadaşlarınızın ya da ailenizin kapısını çalmayın. Bir sahnenin gerçekçi olup olmadığı hakkında sorularınız için arkadaşlarınıza başvurabilir ya da romanınızı bitirdiğiniz için sırtınızın sıvazlanmasını istediğinizde ailenize gidebilirsiniz. Ama lütfen bu kişilerin hikayenizi geliştirmeniz adına yararlı tavsiyelerde bulunmalarını ya da romanınızdaki sembolizme ilişkin fikirlerini beyan etmelerini beklemeyin. Bu iş için işinin ehli bir uzman kişiden yardım almalısınız.

Bir akıl hocası arayışına girebilir, yayın evlerine veya diğer yazarlara danışabilirsiniz. Kütüphaneler veya kültür merkezlerindeki eleştiri gruplarına başvurabilirsiniz. Kilit nokta tutkulu olan ve ne hakkında konuştuğunun bilincindeki insanların fikrini almaktır. Etrafta böyle biri yok mu? O halde arayışınıza çevrim içi platformlar üzerinden devam edebilirsiniz.  Ne yapsanız da görüşüne başvurabileceğiniz birini bulamadınız mı? o halde yazdıklarınızı eleştirmesi adına bir uzmandan yardım almayı deneyin. Metin üzerindeki düzeltmeler ne denli çoksa değerlendirmeniz o denli sağlam yapılmış demektir. Fikir alışverişinin sonunda elde ettiğiniz hikaye mutlak surette başladığınız zamanki hikayeden farklı olmalıdır.  Bu süreçte yapıcı eleştiriler almaya odaklanmanız ve hikayenin asıl sahibinin kim olduğunu unutmamanız da bir o kadar önemlidir.

 

10- Kitabınıza ilişkin son düzenlemeleri yapın.

Hikayenize ilişkin yapıcı eleştirileri de aldığınıza göre hikayenin bütünlüğünü bozan kısımları elemeye başlayabilirsiniz. Değerli olan kısımları saklayın ve çalışmanızı olabilecek en iyi haline getirmek için gerekli tüm düzenlemeleri yaptığınızdan emin olun. Diyelim ki trajik bir aşk hikayesi yazmak istiyorsunuz, ancak tavsiyesine başvurduğunuz kişi kitabın söz konusu çiftin evliliği ile son bulması gerektiğini düşünüyor. Böylesi bir tavsiyeyi kulak ardı etmeyi bilin. Bu, çalışmanızı kendisinin en iyi versiyonu haline getirmeyeceği gibi onu tamamen farklı bir şeye dönüştürecektir.

Ancak, birisi size aşıkların dans ettiği o güzel sahneyi çıkarmanız gerektiğini, bu sahnenin genel hikaye ile alakasız olduğunu, hikayenin akışını sekteye uğratacağını söylediğinde ise dikkatli olmalısınız. Bir paragrafı sevmeniz, o paragrafın hikayede mutlak surette yer alması gerektiği anlamına gelmez. Dediğimiz gibi, yazmak yeniden yazmaktır, bu yüzden yazmaktan gocunmamalısınız.  Bu süreçte eleştirel bir göz geliştirebilmeniz de önemlidir.En ufak bir imayı dahi es geçmeyin, ancak yeri geldiğinde duyarsızlaşmayı da bilin. En ufak bir eleştiride bayrakları suya indirmeyin, ama kuyruğu dik tutacağım derken dönülmez hatalara da düşmeyin.

 

11-Yazdıklarınızı paylaşın.

Tebrikler, son aşamaya geldiniz. Yazar olmak istiyorsanız, çalışmalarınızı herkesle paylaşmanız da gerekecek. Artık yazarlığınızı resmiyete dökme zamanı geldi. Derin bir nefes alın ve bilinmeyene doğru yelken açın. Parlak çalışmanızın bir tür yayın platformuna da ihtiyacı olacak, şimdi bu konuya odaklanmalısınız.  Yazdıklarınızı yayıncılara göndermek ister misiniz? Peki, yayın evlerine bulaşmaksızın kitabınızı e-kitap olarak Amazon üzerinden okuyucularınızla paylaşmaya ne dersiniz? Ya da Google Dokümanlar aracılığıyla paylaşmak nasıl bir fikir olurdu? Yazdıklarınızı paylaşma noktasında dikkate alınıp incelenmeyi bekleyen sayısız seçenek mevcuttur.

Unutmayın, ne denli çabalarsanız çabalayın bir noktada reddedilmeniz kaçınılmazdır. Bu kabul görmemiş bir roman taslağı da olabilir, alacağınız ürkütücü eleştiriler veya kitap satışlarının düşüklüğü vb. sorunlar da… Şartlar ne olursa olsun hikayenizin tam bir fiyasko olma olasılığı bir hayli düşüktür. Yalnızca hikayenizi tüm dünyayla paylaşmaya karar vermekle dahi inanılmaz bir işe imza attığınızı unutmayın. Hem metniniz tam bir fiyasko olsa dahi hayatınız boyunca güvenli sularda yüzmek yerine derinlere açılmak konusunda sergilediğiniz bu cesur tavır size çok daha tatmin edici bir yaşam deneyimi sunacaktır.

 

12- Yazar kimliğinize sıkı sıkıya sarılın.

Artık bir yazarsınız. Bundan sonraki amacınız yazar kimliğinize sımsıkı sarılmak olmalıdır. Bir yazar olarak alanınıza ilişkin gelişmeleri yakından takip etmelisiniz. Nasıl mı? Tabi ki okuyarak ve yazmaya devam ederek. Bunu yaparken kendinizi toplumdan tamamen soyutlamamanız da gerekiyor.  Örneğin şiir okuma günleri düzenleyebilir, yazarlık atölyelerine katılabilir ya da bir yazar arkadaşınıza roman taslağını oluşturması konusunda yardım edebilirsiniz. Ayrıca yayıncılık sektörüne adım atıp bir dergi çıkarmayı dahi düşünebilirsiniz.  Kararınız ne yönde olursa olsun şunu unutmayın: Başardınız. Nasıl yazar olunacağını öğrendiniz.

 

Sonuç

Yazar olmak imkansız bir iş değildir. Biz her birinizin yazar olabileceğini, yazarlık yeteneğinin içinizde bir yerlerde saklı olduğunu söylemek ve ilham kaynaklarının sonsuzluğundan bahsetmek adına bu yazıyı yazdık.  Anlayacağınız, yazar olmanıza engel olacak hiçbir şey ya da hiçbir mazeret yok. Kendinizden başka!

Yazımızı sonuna kadar okuduysanız, siz de yazma tutkusunu içinizde bir yerlerde taşıyorsunuz demektir. Emin olun başaracaksınız ve bir şeyler yaratmak hali hazırda yaratılmış olanları eleştirmekten çok daha iyi hissettirecek. Unutmayın, yazarlığa soyunup eleştiri oklarının hedefi olma tehlikesini göze almanız dahi bu uğurda attığınız en cesur adım olacaktır.

Evde Çevirmenlik Yapacak Arkadaşlar Arıyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir