Ortak İş Yapmak İsteyenlerin Cevaplaması Gereken 7 Soru

Ortaklık. İşbirliği. Ortak girişim. Çözüm ortağı.

Adına ne dersek diyelim, diğer insanlarla ortak iş yapmak, iş hayatında başarı için şart.

Kimse tek başına umduğu kadar başarılı olamaz.

Lakin karşınıza başka biriyle ortak olmak kaydıyla harika bir iş fırsatı çıktığında kendinizi riske atarsınız. Bu ortaklıkların, işbirliklerinin neredeyse yarısı kaosla, stresle, baş ağrısıyla geçer.

O yüzden başkalarıyla ortak iş yapmadan (çok geç olmadan) önce kendinize ve müstakbel ortağınıza sormanız gereken bazı sorular var.

 

1. Başarının Tanımı Ne?

Aklınıza heyecan verici bir iş fikri geldiğinde o anın hararetiyle potansiyel ortağınıza bakıp “Benimle birlikte dünyayı değiştirmeye var mısın?” diyebilirsiniz. Bunlar hep heyecandan…

Esasında bu soruyu Steve Jobs, o dönem Pepsi’nin CEO’su olan John Sculley’e bizzat sordu:” Hayatının geri kalanında şekerli su mu satmak istersin, yoksa dünyayı değiştirmek mi?” Jobs, Sculley’in Apple’a katılmasını istiyordu. Sculley teklifi kabul etti ancak sonrasında, şirketi batıracak kararlar verdiği gerekçesiyle Steve Jobs’ın Apple’dan kovulmasını sağladı. Ortaklık yürümedi yani.

Pek çok girişimci başarının kendileri için nasıl bir şey olduğunu tanımlamadan başkalarıyla ortak iş yapmaya kalkar. Ancak biriyle ortaklık kurmadan önce iki tarafın da “başarı”yı tarif etmesi gerekir.

Ne kadar ileri gitmek istiyorsunuz?

Bu hedefi gerçekleştirmek için ne kadar fedakarlık yapabilirsiniz?

Yani iki tarafın da ortaklığı yürütme ve başarılı olma konusunda ne kadar ciddi olduğunu işin başında belirtmesi, iki tarafın da birbirini anlaması şart.

 

2. Başarısızlığın Tanımı Ne?

Pek çok kurucu ortak batan gemide birlikte oturmaktadır. İki taraf da “cankurtaran salı”nı alıp batan gemiden kurtulma konusunda eylemsizdir. Çünkü bu kişiler işlerin düzeleceği konusunda birbirine güvenir, ancak iki tarafın da bir kurtuluş reçetesi yoktur.

İnsanlar bir işe girdiklerinde başarısızlığı anmak bile istemezler. Daha da kötüsü, pek çok kişi başarısız olduğunu fark etmez bile. Başarısızlığı düşünmemenin daha az acı vereceğini düşünülür bunun yerine.

Biliyoruz ki kurulan yeni şirketlerin pek çoğu kısa süre içinde batıyor. Halbuki ortadaki problemi erken teşhis etmek iflastan dönmeyi sağlayabiliyor. Girişimciler başarısızlığın tanımını yapmadıkları zaman “Bu iş yürümeyecek. En iyisi bu zarara bir son vermek.” şeklinde de düşünmezler. Böyle bir vizyon yoksunluğu ise iflası getirir.

Biriyle ortak bir işe girişmeden önce oturup hangi noktada çıkış yapmak gerektiğini, hangi noktada ortaklığın bitirileceğini konuşmanız şart.

Kendinize ve ortağınıza şu soruyu sorun: “Bu işe devam etmenin maddi-manevi bir anlamı olması için aylık en az kaç satış yapmamız lazım? Bu işi sürdürmemiz için aylık en az ne kadar kazanmamız şart?”

Eğer belli bir süre (mesela 6 ay) bu rakamları tutturamadığınızda ortaklığın ve girişimin yürümediğini anlamalı ve yolunuza devam etmelisiniz.

 

3. İşler Durgunlaştığında Ortaklığa Ne Olacak?

Pek çok ortak girişimin başarılı olması uzun zaman alır.

Bu süreçte işler ne çok iyi ne de çok kötüdür.  Sandığınız ve hayal ettiğiniz gibi kısa sürede voleyi vuramayabilirsiniz. Ancak aç da kalmayacaksınız.

Böyle bir ortalama duruma hazır mısınız?

Sizi ihya etmeyecek ancak süründürmeyecek de sonuçlara şimdiden razı mısınız? Böyle bir durumda ortaklığı sürdürecek misiniz?

 

4. Ortaklık Hangi Şartlar Altında Sonlandırılacak?

Başarıya, başarısızlığa ve “İdare eder” durumlara karşı nasıl bir tutum takınacağınızı önceden bilmelisiniz yani. Fakat bir noktada ortaklık sona erecektir.

Ortaklıkların %1’inden daha azı ölene dek sürer. “Ölümüne kardeşimsin.” dostlukları bir yerden sonra biter. Acı gerçekler…

Bir iş fikrine ve bu fikri birlikte hayata geçireceğiniz kişiye “aşık” olduğunuzda gözünüz çok yükseklerdedir. İstanbul’u fethetmektir esas amacınız. Lakin realite böyle değildir. Dünyanın en başarılı startup’larının kurucu ekipleri bile ortalama 5 ila 10 yıl içinde değişir.  Dünyanın en sıkı rock gruplarında bile yol ayrılıkları, ilkesel ayrı düşmeler olur.

Diğer bir deyişle şu an giriştiğiniz proje harika olabilir ancak 5 yıl sonrasını öngöremezsiniz.

Bu yüzden ilişkileri hangi şartlar altında sonlandıracağınızı önceden planlamanız gerek. İki tarafın da ortaklığı feshetme kararı sonrası finansal kaynakların eşit bölüşülememesi en yaygın iş hukuku davası konuları arasındadır.

İş ortaklığınızın elinizi kolunuzu bağlamasına izin vermeyin. Daha ilk günden itibaren bir çıkış planınız olsun. Çok başarılı olsanız da iflas etseniz de ortaklıktan nasıl ve ne şekilde ayrılacağınızı bilerek hareket etmenizi tavsiye ediyoruz.

 

5. Ne Kadar Fedakarlık Yapılacak?

Ortaklıkların 1 numaralı kavga nedeni “Ben daha çok çalıştım. Sen daha az çalıştın.” muhabbetidir.

Her girişimcinin değer yargısı diğerlerinden farklıdır ve bu normaldir. O nedenle herkesi kendiniz gibi zannetmeyin. Çok yakından tanıdığınız insanlar da dahil buna…

Bu işi büyük bir imparatorluğun başlangıcı olarak mı hayal ediyorsunuz? Ya da bu işi sadece para kazanmak için mi yapıyorsunuz?

Başarı tanımlarının birbirinden farklı olması da bunda etkilidir. Yani ortaklardan birinin hayali 5 yıl içinde 1 milyon para kazanmak iken diğerinin amacı kazandığı parayla dünyayı gezmek olabilir.

Manevi ve maddi hedefler arasındaki gerilim anlaşmazlıkların sadece görünen yüzüdür. Pek çok başarılı ortaklık trajik şekilde sonlanır çünkü ortaklardan biri “Tamam” derken diğeri “Devam” der.

 

6. İş Bölümü Nasıl Olacak?

İş kuran ortakların aynı anda pek çok göreve sahip olması gerekir. Özellikle ilk başlarda herkes her işi yapmak durumundadır.

İşin bir fiziki emek ve bir de zihinsel emek kısmı vardır doğal olarak. İş fikrini bulmak yeterince önemlidir ancak fikrin uygulanması ve hayata geçirilmesi de en az fikirkadar önemlidir.

Tüm vaktinizi düşünmeye ayırıp hiçbir şey yapmazsanız bu sizi hayalci bir romantik yapar. Aynı şekilde yanlış fikirleri uygulamaya dökmeye çalışmak da samanlıkta iğne aramaktan farksızdır.

Dolayısıyla strateji ve hamle, fikir ve eylem arasındaki hassas dengeyi çok iyi tutturmak lazımdır.

Stratejik düşünmeye ağırlık veren girişimciler karşılaştıkları zorluklarda geri çekilip yeniden düşünmeye çalışırlar.

Buna karşın eylem adamı olarak adlandırabileceğimiz kişiler de başarısızlığı alenen belli olan fikirler üzerinde fazla vakit kaybederler.

Strateji ve eylem arasındaki dengeyi doğru ayarlamak bir girişimcinin en çok önem vermesi gereken meselelerden biridir. Tabii aynı şey iş ortağınız için de geçerlidir. İki tarafın da uyum içinde olması gerekir.

Eğer siz aylık hedeflerinizi tutturuyorsanız ortağınızın da aynısını yapacağından emin olmanız gerekir. Yani iki taraf da dengeli hareket etmezse, bu dengenin nasıl sağlanacağı önceden enine boyuna konuşulmazsa ayrı telden çalınır. Bir girişime ortak olan tarafların ayrı telden çalması ise iflas bayrağı sallamaktan pek de farklı değildir.

Ortaklıklar, önceden belirlenen çerçeveye göre hareket edildiğinde başarıya ulaşır. Bu nedenle günlük, haftalık, aylık, 3 aylık, yıllık planlar yapmalı; bu plana uygun hareket etmelisiniz.

Bir taraf çalışırken diğer tarafın varoluşsal stratejik planlarla zaman öldürmesi ortaklığın köküne kibrit suyu eker.

 

7. Yaşanacak Olaylar Tarafları Ne Derecede Değiştirecek?

Şimdiye kadar belirttiğimiz sorular sizin ve ortağınızın hayatının belli bir düzen içinde devam ettiği varsayımına dayanıyor.

Fakat hayat bu…

Ölümler, boşanmalar, düşünce değişimleri, hayat sorgulamaları, anlam arayışları…

İnsanlar değişir.

Bu değişim de ortaklıklara yansır pek doğal olarak.

  • Çocuk sahibi olmak
  • Yakın birinin ölmesi
  • Evlenmek
  • Boşanmak
  • Başka şehre-ülkeye taşınmak
  • Zihinsel problemler
  • Hastalık, sakatlık
  • Ruhsal ve dini değişimler

Pek çok ortaklıkta taraflardan birinin ruhsal ve psikilojik olarak farklı bir kafa yapısına girmesi, değer verdiği şeylerin değişmesi, paradan ve iş hayatından uzaklaşması söz konusudur. Bunlar sadece filmlerde değil, gerçek hayatta da olmaktadır.

Yani ortaklığın bir tür evlilik olduğunu, basit bir dayanışma olmadığını bilmeniz gerekiyor. Ortağınızın hayatı, morali, endişeleri aynı zamanda sizin hayatınız, moraliniz, endişelerinizdir.

Ortaklıkların başarısızlıkla sonuçlanmasının nedeni bu gerçekleri önemini yeterince kavrayamamaktan ileri gelir.

O yüzden bu konuları daha ilk başta konuşmak çok yi olur. Sürecin nasıl işleyeceğini hem sözel hem de yazılı sözleşmeye dayandırmak da yine iyi bir yöntemdir. Ortağınıza kendinizden daha çok güveniyor olabilirsiniz ancak hayat bu. Neyin nasıl olacağını kestirmek hiç mümkün olmuyor. Böyle olması ise karşı tarafın ya da sizin değerinizi azaltmaz.

Evde Çevirmenlik Yapacak Arkadaşlar Arıyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir