Rakipleriniz Sizi Taklit Ettiğinde Ne Yapmalısınız?

Eğer bir girişimciyseniz, belli etmeseniz de günün birinde birilerinin çalışmalarınızı kopyalayıp size rakip olabileceğine ilişkin garip bir korku duyarsınız. Ben de bir girişimci olarak ilk girişimimi (Franchise danışmanlık hizmetimi)  başlattığım ilk yıllarda tam olarak böyle hissediyordum. Hatta kurucu ortağımla zaman zaman geçmişi anar, şirketimizin ilk günlerinde ne denli paranoyak olduğumuzu hatırlayıp o halimize güleriz. O dönemlerde paranoyamız öyle bir hal almıştı ki ürünümüz hakkında konuşmadan evvel girişimimize yatırım yapmak isteyen kişiler ile gizlilik sözleşmesi imzalamayı dahi talep eder olmuştuk.

Neyse ki çok geç olmadan -ortaklarımızla yaptığımız aklımızı başımıza devşirmemize ilişkin sayısız görüşmenin ardından elbette- kendimize gelmeyi başardık.

Bilindiği üzere rekabetin temelinde şu gerçek yatar: Yaptığınız işte iyiyseniz,  başkalarını peşinizden sürüklersiniz. Bu bazen başarılı bir ürüne ait özellikleri “ödünç almak” anlamına gelir, izin almadan yaptığınız her ödünç alımda ise durum düpedüz intihaldir. Şekli veya ciddiyeti ne olursa olsun, fikri mülkiyet hırsızlığı girişimciler için bir hayli kişisel olabilecek bir mevzudur. Ancak, bu durum paranoyak olmanız gerektiği anlamına da gelmez. Bunun yerine yalnızca olası bir kötü senaryoya karşı hazırlıklı olmanız gerekir.

 

Taklit en samimi yalakalıktır.

Şirketim, her daim kendi bildiğinden şaşmayan bir şirket oldu. Biz hem endüstri devleri hem de rekabet anlayışı neyi gerektiriyorsa tam tersini yapmayı tercih ettik. Sonuç olarak da tutunması inanılmaz zor bir pazarda oldukça büyük bir niş oluşturmayı başardık. Başarımız büyüdükçe edindiğimiz yaklaşımı kopyalamaya çalışan firma sayısı da arttı.

Özellikle de şu iki deneyim aklımda ciddi anlamda yer etti. Birinci deneyim, 2011’de bir uygulama merkezinde verdiğim sunumu izinsiz olarak kullanan başarısız bir startup şirketi ile ilgiliydi. Ekibim ve ben bu etkinlikte ürünümüzün yorum sürecini başlatmıştık, üstelik ben koca bir jürinin karşısında sunum yapmıştım. Sunumum gayet iyi geçmiş ve ünlü bir web sitesinde sunuma ilişkin bir tanıtım videosu yayımlamıştı.

Sunumun ardından geçen iki yılın sonunda karşıma platformumuzun doğrudan rakibi olacak gibi görünen yeni bir şirket çıktı. Şirketin tanıtım videosunu izlerken kelimesi kelimesine benim sunumumu kopyaladıklarını fark ettim. Yaşadığım şaşkınlığı hayal dahi edemezsiniz. Üstelik durumun şüpheye yer bırakacak bir tarafı da yoktu. Şirket, düpedüz benim sunumumu kullanıyordu! İlk tepkim kızmak oldu. Sonuçta, hırsızlık hırsızlıktır. Sizce de öyle değil mi? Ancak biraz yatıştıktan sonra, ekibim ve ben söz konusu şirketi tiye almaya karar verdik.

Nasıl mı?

Bunun için sosyal medyayı kullandık ve iki şirketi karşı karşıya getiren kıyas temelli bir kampanya yürüttük. Amacımız söz konusu şirketin orijinallikten ne denli uzak olduğunu vurgulamaktı. Bu çetin sınavımızı şirkete bir meyve sepeti ve sunum anında çekilmiş imzalı bir fotoğrafımı göndererek sona erdirdik.

Sonra ne mi oldu?

Şirket yetkilileri bize cevap verme cesaretini dahi gösteremediler. Çünkü niyetimizi açıkça belli etmiştik. Sonunda, söz konusu video siteden kaldırıldı.Yaklaşık altı ay sonra ise şirket tamamıyla yok oldu.

 

Avantajlarınıza odaklanın.

Yaşadığım taklit deneyimlerimden ikincisi ise yakın bir zamana dayanıyor.

Bankacılık sektöründeki en yakın rakiplerimizden biri finansal yönetim platformu alanına girmeye çalışan köklü bir firmaydı. Bu grup, pazarlama ve mesajlaşma söz konusu olduğunda kendi yollarını belirlemeyi tercih etmiş, kendi düzenini kurmuştu. Sonuç olarak da piyasanın bu yeni bölümüne ilişkin ilk deneysel girişimleri bizimkinden oldukça farklı olmuştu. Ekibim şirketin web sitesine ait son güncellemeleri kontrol edip de web sitelerinin bizimkini neredeyse birebir yansıttığını fark ettiğinde bu durum bizleri hiç şaşırtmadı. Durumun böyle olacağını zaten tahmin etmiştik.

Evet, olanlar bir sürpriz değildi, ancak yine de sinir bozucuydu. Bir iki gün öfkeden deliye döndüm, sonrasında ise bir aydınlanma anı yaşadım. Bunun reaktif bir hareket olduğunu yani kötü niyetli bir durum olmaktan çok çaresizlikten doğan zorunlu bir adım olduğunu fark ettim. Hem zaten ilk hamle avantajına ve bunu destekleyecek yaratıcı yeteneğe sahip olan taraf da bizdik.

Mücadele etmek (veya bir önceki örnekte olduğu gibi meyve sepeti göndermek) yerine ekip olarak bu durumu görmezden gelme ve önümüze bakma kararı aldık. Hem zaten herhangi bir kuruluş alenen bir fikir hırsızlığı yaptığında şu iki şeyden biri olmaz mıydı?

İlk senaryo, Instagram’ı yöneten Kevin Systrom’un Instagram Stories ve Snapchat arasındaki benzerliklere yönelik iddialar karşısında takındığı tavrın bir benzerini takınıp doğru olanı yapmaları ve durumu kabul etmeleriydi. Systrom’a göre yenilikçi olmak harika bir şeydi. Filtre sistemini en iyi şekilde kullanabilmeyi başarmış, hatta bu alanda öncü sayılacak Instagram gibi yenilikçi şirketlerin her tavrı övülmeyi hak ederdi. Sorun neyi kimin icat ettiği ile ilgili de değildi. Neticede bu bir formattı ve önemli olan onu ağınıza ne şekilde entegre ettiğiniz ya da kendi hikayenize nasıl uyarladığınızdı.

İkinci senaryoda ise başkalarını taklit eden şirketlerin çalışmalarında başkalarından etkilendiklerini inkar etmeleri dahası bu gerçeği görmezden gelmeleri durumu söz konusuydu. İşler kızıştığında ise iki taraf arasındaki dengeyi sağlayacak olanın sektörün ta kendisi olmasına izin verirlerdi. Tabii bu durum yaşandığında işler nadiren taklitçilikle itham edilen organizasyonun lehine yürürdü.

Her iki senaryoda da taklit sorunundan girişiminize yıkıcı bir zarar vermeksizin sıyrılmanız mümkünmüş gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

Unutmayın, gerçek anlamda eşsiz veya başarılı bir şey yarattığınızda rakipleriniz sizi kopyalamak isteyecektir. Bu asla yadsınamayacak bir gerçektir. Önemli olan söz konusu senaryolara nasıl tepkiler göstereceğinizdir. Bizce bu durumu eğlenceye çevirebilir ve sizi taklit etmekte olan rakiplerinizi bu durumu sonlandırmaları adına harekete geçmeye davet edebilirsiniz. Bunun dışında doğru olanı yapıp taklit durumunu abartılı bir hayranlık, hatta bir nevi “samimi bir yalakalık” olarak algılama seçeneğine de sahipsiniz.-ki bunu yapabilirseniz sektördeki yerinizi sağlamlaştırmanız an meselesi olacaktır.

Biz yöntemleri belirledik. Bu noktadan sonra seçim sizin.

 

İlginizi çekebilir

En İyi Rekabet Stratejileri
Düşük Fiyat Sunan Rakiplerle Nasıl Rekabet Edilir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.