Erken kalkmak hayatımı nasıl değiştirdi?

Havlayan köpeği duyduğumda kalktım ve güneş yatak odamın penceresinden içeriye süzülüyordu.

Köpeğe çok sinirlenmiştim. Neden kimse bu köpeği susturmuyordu?

Ah evet, bu benim köpeğim.

Hala çok yorgun hissediyorum. Tekrar uykuya dalacağım.

— 20 dakika sonra… —

Birisi şu köpeği susturabilir mi?

Telefonum nerede? Facebook’umu kontrol etmem gerekiyor. Annem kahvaltı için neler hazırlamış?

Çok yorgunum.

— 20 dakika sonra… —

Çok yorgunum. Muhtemelen kalkmalıyım. Twitter’da neler olduğunu merak ediyorum? Bir bakıp çıkacağım.

Of çok yorgunum. Yataktan şu anda çıkmak zorundayım.

— 20 dakika sonra… —

Tamam, kalkıyorum. Ancak tam olarak uyanamadım.

 

Sabah insanlarının miti

Yıllarca herkese sabah insanı olmadığımı söyledim ve çalar saat nefretimin girişimci olmamdaki bir numaralı sebep olduğuna inanıyordum.

Sadece uyumak istiyordum.

Teorim basitti: İhtiyacım olandan fazla kazanmak için  sabahları erken kalkmak zorunda kalmamak. Her gün yenilenmiş bir şekilde geç ve kendi kendime kalkabilirdim.

Tanıdık geliyor mu?

Ancak bu inanç sistemine saklanmış bir yalan var. Çalar saat olmadan kalkmak yenilenmiş olarak kalmak anlamına gelmez.

Yıllarca çalar saat kullanmayı reddettim ve istediğim saatte kalkmayı özgürlük olarak gördüm. Ben girişimciydim ve ne istersem onu yapıyordum.

Bütün bunlar erken kalkmanın gücüne odaklanan bir kitabı okumamla değişti. Bu basit kitap sayesinde sabah erken kalkmaya karar verdim.

Alarmı sabah 5:30’a kurdum ve yatağa gittim.

 

İlk erken sabahım

Gözlerim alarmın sesiyle açıldı ve yerimden kalktım. Ancak daha da inanılmaz olan bir şey oldu: gülümsüyordum.

Yalan söylemeyeceğim, tabi ki yorgundum. Bedenim zaman değişimine tam olarak uyum sağlamamıştı ancak dakikalar içinde cin gibi oldum ve okumayı, dua etmeyi/meditasyon yapmayı ve sağlıklı dozda hafif spor yapmayı kapsayan ” harika sabah” rutinime başladım.

Bundan sonra senelerdir düşündüğüm ancak bir türlü gerekli adımları atmadığım online iş fikirlerimin biri üzerinde çalışmaya başladım. Sonraki iki saati kodlama için harcadım ve enerjimin zirvesindeydim.

Proje sonunda şekillendi!

8:30’a kadar iyi bir kitaptan birkaç bölüm okudum, dua ettim,  yoga yaptım ve yıllardır “çok meşgul” olduğum için ertelediğim projem üzerinde çalıştım.

Bugünden sonra hayatımın bir daha eskisi gibi olmayacağını biliyordum.

Üç hafta içinde bu rutine alıştım ve bir günü bile kaçırmadım. Bu süre zarfında hayatımın diğer zamanlarına göre daha fazla okudum. Devamlı olarak spor yaptım ki senelerdir bununla mücadele ediyordum. Projelerimi dikkate değer bir noktaya getirdim ve hayatımın her yönünde (kişisel, profesyonel, girişimci )  ilerlemeye başladım.

Uzun süredir olmadığım kadar mutluyum.

Çoğu sabah tatile çıkmadan önceki sabahlardaki gibi enerjik kalkıyorum: heyecanlı, umutlu ve dinlenmiş.

Bana göre bu şekilde kalkmanın anahtarı şu: zihniyet. Sabahları yorgun olarak kalkacağımı düşündüğüm zamanlarda yorgun kalkıyorum. Uyanmakla ilgili düşüncelerimi değiştirdikten sonra her şey değişti.

 

Çalar saat vasıtasıyla özgürlük

Girişimci olabilirsiniz ve uyuma hakkınızın olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ve böyle bir hakkınız da var. Ancak sizin de benim keşfettiğim şeyi anlamanızı umuyorum: çalar saat kölelik değil özgürlüktür. İşinizi, zihninizi ve hayatınızı hayal edemeyeceğiniz şekilde organize etmenize yardımcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.