Motivasyonu Düşüren Etkenler ile Başa Çıkmak

Neredeyse tüm günümü bir şeyler yapmak için motivasyon arayarak geçiriyorum. Yerleri süpürüyorum, yavaşca köpeğimi besliyorum, kahvaltıda yumurtaları ağır ağır ağzıma götürüyorum, kısaca faydalı herhangi bir şey yapmamak için resmen kendimi zorluyorum. Fakat bütün bunlar olurken bir şey hatırladım; kendi kendimi motive edebilirim. Arttırılmayı bekleyen motivasyonumu arttırmalı ve kullanılmayı bekleyen enerjimi kullanmaya başlamalıyım.

Motivasyon konusuyla ilgili çokça konuşuluyor. Hatta ortalama iki yılda bir bir bilim adamı, yapmak istediğimiz şeyleri gerçekleştirebilmek için bizi sonsuza dek motive hissettirecek yeni motivasyon sırları ile ortaya çıkıyor. Biz de her seferinde onların motivasyon içerikli mesajlarıyla dolu kitaplarını alıyoruz ve o “sır” motive olma tavsiyelerini okuyoruz. Gerçekten çok motive ediciler! Hatta tüm kitabı baştan sona büyük bir heyecanla okuyoruz! “MERHABA DÜNYA! BUGÜN KENDİMİ ÇOK MOTİVE OLMUŞ HİSSEDİYORUM!” Ama sonra ertesi gün bir uyanıyoruz ki o motivasyon uçmuş gitmiş. Yataktan çıkmak istemiyoruz. Hayatta bir şeyler yapmaktaki amacın ne olduğunu anlayamaz hale geliyoruz. Bir sürü tatlı yiyor ve oturduğumuz yerden kımıldamıyoruz. Tutku duyduğumuz şeylere karşı heyecanımızı yitiriyoruz. Bazen motive olamama durumu hayatlarımızı fazla etkilemiyorken bazen de durum cehenneme dönebiliyor. Her iki durumda da hiçbir şey yapmıyoruz. Ama buna bir çözüm bulacak kişi yine biziz, kendimiziz! Eğer birşeylere çözüm bulmaya çalışmazsak hayatta yok olur gideriz.

Bir açıdan bakınca motive edici bir şeyler okumak için kendimizi motive ediyoruz. Bu biraz da olsa işe yarıyor. Dünya üzerindeki en iyi motive edici fikirlerin içinde buluyoruz kendimizi. Fakat sonra bir anda motivasyonumuz yerle bir oluyor ve yine hiçbir şey olmamış gibi hayatlarımıza devam ediyoruz. Motivasyonla ilgili her yazıyı, her kitabı, her araştırmayı okuyoruz. Kendimizi motive etmek için neler yapmalıyız az çok biliyoruz. Ama neden bir türlü motive olamıyoruz?

Çünkü bildiklerimizi harekete dökmüyoruz.

Harekete geçmediğimiz sürece bildiğimiz bütün şeyler bize yalnızca hayal kırıklığı getiriyor. Harekete geçmek derken “Kendinizi Motive Etmek İçin 50 Yol” adlı uzun listeleri ya da harekete geçirici sözler okumanız gerekmiyor. Şu anda kendinizi motive etmek için doğru kitabı bulup okumanız gerekmiyor. Hatta bu yazıyı bile okumanız gerekmiyor. İşte bunun asıl sebebini öğrenmek isterseniz yazımızı okuyabilirsiniz. Bu yazıda sizlere motivasyon azaltıcı 7 etkeni ve bunlarla nasıl başa çıkabileceğinizi anlatacağız

Bizi bir şeyler yapmaktan alıkoyan etkenleri ortadan kaldırdığımızda hayatta bazen istediğimiz şeyleri  (motive olmuş bir beden ve ruh hali ile) başarabiliyoruz. Çoğu zaman içinde bulunduğumuz durumu basite indirgediğimizde istediğimiz hedefe ulaşmamız daha kolaylaşıyor. Zamanla motivasyonumuzu azaltan şeylere karşı farkındalığımızı arttırarak onlarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini öğrenebiliriz. Daha da önemlisi, farkındalık kazandığımız zaman hemen o negatif etkenlerle başa çıkmaya başlayabiliriz.

Bu oldukça uzun bir yazı olacağı için aşağıda bütün maddeleri listeledim:

  1. Nankörlük
  2. Kıskançlık
  3. Sabırsızlık
  4. Bunalmak
  5. Harekete Geçmemek
  6. Anlamını Yitirme
  7. Riske Girmekten Korkmak
  8. Sağlıksız Olmak

 

1- Nankörlük

“Hayata sahip olduklarımıza şükretmek bize bir çok kapıyı açar. Sahip olduklarımız bize yeterli ve hatta daha fazlası gibi gelir. İnkarı kabullenmeye, kaosu düzene, karmaşıklığı açıklığa çevirir. Bir öğünü ziyafete, evi yuvaya, yabancıyı ise arkadaşa evirebilir. -Melody Beattie”

İçimdeki nankör kişi tamamen bir baş belası. Her gün onu yeniden öldürmem gerekiyor. İçimdeki nankör yanım baskın gelmeye başladığı zaman sürekli geçmişe takılıp kaldığım için herhangi bir şeyi yapmak zorlaşıyor. Nankör yanımın gördüğü tek şey “olması gereken” şeylerin olmadığı. Bu nedenle yaptığım işi de büyük bir isteksizlikle yapıyorum ve elbet bir yerde takılıp kalıyorum. İş benim için bir deneyim kaynağı olmak yerine isteksizlik kaynağı oluyor.Eğer bu nankör yanımızı öldürebilirsek bir çok şey yapacağımıza ve başaracağımıza eminim. Eğer hayatı şükrederek yaşarsak, hayatımız güllük gülistanlık olacak.

Sürekli hayatınızda sahip olduğunuz şeyler için şükrettiğinizi hayal edin! Bu hayata aşık olmak gibi bir şey olurdu!  Hayatınızı şu an olduğu gibi kabul edip şükretmek üretken bir şekilde ileriye gidebilmek için yapabileceğiniz en önemli şey.

Peki bunu nasıl başaracağız?

1.Hayatınızda şükrettiğiniz şeylerin bir listesini çıkarın. En basit yöntemi aradan çıkartalım… İşe yarıyor. Eğer oturup şu an şükrettiğiniz her şeyi bir kağıda yazmaya başlarsanız göreceksiniz ki bu şükür hissi gittikçe derinleşmeye başlayacak. Şu an sahip olduğunuz şeyler ile ilgili kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. İçinde bulunduğunuz hayatın sizin kafanızda abarttığınız kadar kötü bir hayat olmadığını görmeye başlayacaksınız. Hayatta şükrettiğiniz 50 şeyin bir listesini yaptıktan sonra daha önce hayatınız ile ilgili hiç farketmediğiniz şeylerin farkında olmaya başlayacaksınız. Mesela ben bir 500 maddelik bir liste yapmıştım ve hayatta ne kadar harika şeylerin başıma geldiğini fark ettiğimde havalara uçmuştum.

2. Şuan içinde bulunduğunuz hayat, yaşadığınız hayatı mümkün, rahat ve daha iyi kılan bir hayat. Hatta şu anda bile internette bir sürü insana ulaşıp düşüncelerimi aktarabileceğim harika bir makine görüyorum karşımda. Yanımda da telefonum var ve istediğim kişiyle konuşmamı mümkün kılmak için uyduya sürekli olarak sinyaller yolluyor. Parmaklarım size şu an bunları yazabiliyorlar, sağlıklılar. Beynim bu düşüncelerimi yazabilmem için çalışıyor. Siz şu an baktığınız ekranın dışında etrafda neler görüyorsunuz? Gözleriniz iyi görüyor gibi. Belki şu anda ileride hayallerinizi gerçekleştirebilmenizi sağlıycak parayı kazanmanızı sağlayan bir ofiste oturuyorsunuz. Belki de şuan evde koltuğunuzda uzanıyorsunuz ve bu koltuk sizin rahat etmeniz istenildiği için tanımadığınız biri tarafından dizayn edilmiş. Klimanızda iyi çalışıyor olabilir. Ya da kaloriferiniz.

3. Şükredeceğiniz şeylerin kategorilerinin bir listesini yapın. Hayatınızda bulunan insanlar için şükrediyor musunuz? Kimler hayatınızın bir parçası? Hayatınızdaki en güzel anlar nelerdi? Sahip olmaktan en mutluluk duyduğunuz özelliğiniz ne? Okuduğunuz için sizi mutlu eden kitaplar hangileri? Sahip olduğunuz için mutlu olduğunuz hobi/hobileriniz neler? Kendi listenizi buna benzer şekilde kategorilere ayırın ve sonra o kategorileri daha da açın!

4. Şu anda hayatınızda olan en kötü şeylerin bir listesini yapın. Sonra bu kötü şeylerin içerisinde iyi birşeyler arayın. Biliyorum şu an bu size pek bir anlam ifade etmiyor. Fakat nankörlükle başa çıkmaya çalışmıyor muyuz? Yaşadığımız kötü şeyler nankör yanımızı besliyor olabilir mi? Eğer tam burada konuyu kapatırsak, yaşadığımız kötü şeyler bizi etkilemeye devam edecek. Son zamanlarda başınıza gelen en kötü şey ne? Eşiniz/partneriniz sizi aldattı mı? Paranızı mı kaybettiniz? Yediğiniz birşeyden mi zehirlendiniz? Son zamanlarda depresyonda mıydınız? Biri sizi arkanızdan vurdu mu? Reddedildiniz mi? Başınıza gelen bu gibi kötü şeylerin içerisinden sonucu iyi olan şeyleri bulun. Yaşadığınız kötü olaylar arasından sonucu nasıl olacağını bilmediğiniz şeyler için ileriye yönelik düşünün. “İşimde para batırdım.” demek zor bir durum. Onun yerine “Müşterilerim ile ilgili (x) öğrendim, para batırmam uzun vadede (x) sebeple iyi olacak.” demek daha kolay.

5. “Teşekkür” notu yazın. Bu notun tam manasıyla bir “teşekkür notu” olmasına gerek yok. Sadece istediğiniz birine o şükranı hissettirecek bir mektup ya da mail yazın. .

Şükranımızı dile getirirken, en büyük minnettarlığın sözle değil, hareketle göstermemiz gerektiğini asla unutmamalıyız. – JFK

6. Hiçbir şeye “Teşekkür” etmek. Bütün bu yazılanların tek bir amacı var: sizi sahip olduğunuz şeyler için minnettar hissettirebilmek. Teşekkür etmek için her zaman ortada bir sebep olmamalı. Durduk yere de kendinizi minnettar hissedebilirsiniz. Zaten bütün bunları anlatırkenki hedef buydu. Eğer hiçbir şey için minnettar hissedersiniz, hayata aşık olmuşsunuz demektir.

Sanatın bütün sırrı minnet duymaktır. – Friedrich Nietzsche

Silahınızı seçin ve nankör yanınız sizi alt etmeden önce siz onu alt edin. Minnet duymak ve motivasyon birbirleri ile yakın şeyler. Etrafınızda sahip olduğunuz şeyler için minnet duymaya başladığınızda motive olmanızda daha kolaylaşır. Bütün bu yukarıda yazanları yaparken bir şeyi hiç unutmayın: tüm amaç minnettar olmak.  Eğer kendinizi sahip olduklarınız için minnettar hissetmiyorsanız yukarıda yazan şeyleri yapmanızın hiçbir anlamı da yok.

 

2- Kıskançlık

Kıskançlıklarımızı ancak sevgi ile yenebiliriz. – Goethe

Kıskançlık sizi ele geçirdiği zaman sahip olduğunuz her şey gözünüzde değersizleşir ya da siz sahip olduklarınıza kör olursunuz. Sadece karşı bahçenin çimlerinin ne kadar yeşil olduğunu görürsünüz. Fakat siz karşı bahçeye geçtiğinizde ise aslında o çimin o kadar da yeşil olmadığını farkedersiniz ve sizin bahçenizin de başkasının aradığı gibi bir bahçe olduğunu keşfedersiniz. Ama ne yazık ki birçok insan bu gerçeğin farkına varamadan yaşayıp ölüyor.

“Hayatta benden daha fazla eğlenen insanları gördükçe onlara imreniyorum.”, “Benden zeki insanlara imreniyorum.”…

Hikayeleri seviyoruz. İnsanlar yarattığımız hikayelerin bir parçası oluyorlar. Ama bazen kendi yarattığımız hikayede kendimize pek iyi davranmıyoruz. Sanıyoruz ki, insanların bize kendi hayatları ile ilgili göstermeyi seçtiği şeyler onların bütün hayatı. Sanıyoruz ki, onların yarattığı hikayeler bizim yarattıklarımızdan daha iyi çünkü biz onlar kadar yaratıcı değiliz, olamıyoruz. Onların sahip olduğu şeyleri, partnerlerini, hayatlarını, edindikleri deneyimlerin aynısı istiyoruz.

Kıskançlık, yaşanmaya değer tek hayatın sizin hayatınız olduğunuzu unutmanıza neden oluyor.

Kıskançlık tutkularımızı da zehirlediğinde tutkularımıza olan güvenimizi yitiriyoruz. Kıskançlık sizin yalnızca sahip olmadığınız şeylere odaklanmanızı sağlıyor. Kıskançlık o kadar enerjinizi alıyor ki yapmanız gereken önemli şeyleri yapmayı unutuyorsunuz. Kıskançlık, yapmakta olduğunuz işte aldığınız ilerlemeyi görmenize engel oluyor ve motivasyonunu kaybediyorsunuz. Umutsuz bir şekilde başkalarının hayatlarına imrenerek bakarken nasıl motive olup kendi hayatımızı istediğimiz şekle sokabiliriz?

Kıskançlık aptalcadır. Hadi onunla başa çıkalım:

1. Başkalarının başarılarına ve başarısızlıklarına tepkinizin nasıl olduğuna dikkat edin. Eğer arkadaşınız bir şeyi başardığı zaman siz kendinizi kötü hissetmeye başlıyorsanız bu sizin arkadaşınızı kıskandığınız anlamına geliyor. Eğer arkadaşınız başarısızlığa uğruyorsa ve siz kendinizi rahatlamış hissediyorsanız, bu da sizin arkadaşınızı kıskandığınız anlamına geliyor. Kendinize karşı dürüst olun. “Ben asla kimseyi kıskanmam!” demeyin. Evet, biliyorum. Ben de asla kimseyi kıskanmam. Haberlerdeki insanlara bir bakın. Haberlerde gördüğünüz başlarına kötü şeyler gelmiş insanları izlerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Sahip olmak istediğiniz arabayı yolda başkasının altında gördüğünüzde nasıl hissediyorsunuz? Eğer sadece arabaya hayranlık duyuyorsanız bu harika. Eğer önce arabaya hayranlık duyuyor sonra içinizden arabanın sahibi ile ilgili atıp tutuyorsanız bu iyi değil. Nefret ettiğiniz insanlar kimler?

Sizden daha fazla para, huzur, mutluluk, zeka, zaman vb şeylere sahip insanlara imrenerek vaktinizi harcıyorsanız, o zaman kendi hayatınızı da onlar gibi iyileştirmek için birşey yapmıyorsunuz demektir. Başkalarına karşı olan hislerinizin ne yönde olduğunun farkına vardığınızda, siz de kendi hayatınızda değişim yapmaya başlayabilirsiniz.

2. Facebook ve sosyal medya kullanmayın. Sosyal medya insanların kendi hayatlarının yalnızca güzel yanlarını gösterdikleri ve o güzel şeylerle hava atmaya çalıştıkları bir yer. Ailemle ya da arkadaşlarımla yaptığım şeyleri paylaşmak için tabii ki de güzel bir yer. Fakat sosyal medya tehlikeli bir araç çünkü birilerine imrenmeniz, onları kıskanmanız için sürekli olarak zemin oluşturuyor. Örnek vermek gerekirse evli, çocuklu ve iyi bir kariyere sahip arkadaşınız sürekli kendi hayatının ne kadar güzel olduğu ile ilgili resimler ve yazılar paylaşmaktan asla vazgeçmeyecek. Dünyayı gezen başka bir arkadaşınızda bilinçaltında sizi hiç bir yere gitmediğiniz ya da gidemediğiniz için bir ezik gibi hissettirecek. Sürekli ünlüler ile takılıp bir o parti bir bu etkinlik gezen arkadaşınız da içtiği şampanyaların kadehlerini çekip paylaşmaktan vazgeçmeyecek. Öyle ki, siz evde yalnız başınıza otururken herkes harika bir hayata sahip gibi gözüküyor.

Şimdi anladınız mı sosyal medyanın neden tehlikeli bir yer olduğunu?

Monoton bir hayat eğer ironik değilse Facebookta asla paylaşılmaya değer olarak görülmeyecek. Tabii biz de kendi hayatımızda yaşadığımız heyecan verici şeyler ile ilgili şeyler paylaşacağız. Bunu kendimde test etmek için Facebooktaki fotoğraflarımı açıp baktım ve hayatımın ne kadar heyecan ve macera dolu olduğunu görünce epey bir şaşırdım. Bulduğum şeyler şu şekilde:

-Hayvanat bahçesinde elimde bir kuş tutuyorum (sanırım bunun macera dolu bir etkinlik olduğunu düşünmem tuhaf?)

-Tatilde su kaydırağından kayıyorum.

-Karadeniz’de bir ağacın tepesindeyim.

-Avrupa gezisi için uçağa biniyorum.

Bu listelediklerim yalnızca birkaç fotoğrafta yaşanıyor. Ve bütün fotoğraflar da heyecan verici! Bütün güzel anılarımı depreştiriyor. Fakat hiç bir şekilde benim hayatımı tam anlamıyla temsil etmiyorlar. Eğer Facebook’taki fotoğraf albümüm zamanımın çoğunu nasıl geçirdiğimi gösteren fotoğraflarla dolu olsaydı muhtemelen zamanımın %70’ini okuyarak, oturarak ve bilgisayarımda yazı yazıp internette gezinerek geçirdiğim anların fotoğrafları olacaktı. Çünkü aşağı yukarı zamanımın çoğunu aynı şeyleri yapmaya harcıyorum. Bütün bunların dışında, sonra biraz da uyuyorum. Ama bütün bunlardan memnunum. Bir şeyler okumayı seviyorum. Bir şeyler deneyimlemeyi ve deneyimlediğim şeylerin sonuçlarını sizlerle paylaşmayı seviyorum. Fakat Facebook’um asla bu sevdiğim şeylerin gerçekte ne olduğunu göstermiyor, yansıtmıyor.

Bütün herkesin Facebook’u aynı şekilde kullandığını düşünün. Düzeltme: herkes zaten aynı şekilde kullanıyor. Bazı insanlar Facebook’un biten ilişkileri hakkında birşeyler yazabilcekleri en iyi platform olarak görürken bazı insanlar da birileriyle yaşadıkları tartışmaları yazıyor. Tabii bahsedeceğim şeyin bununla pek alakası yok. Fakat gidip kendi Facebook profilinize bir bakın. Paylaştığınız fotoğraflara bakın. Harika bir hayat! Sürekli haklarında bir şeyler duyduğumuz ünlüler gibi heyecan dolu bir hayatınız var!

Bir keresinde üniversiteden bir arkadaşım bana kamerasını uzatıp benden resmini çekmemi istedi ve “İnsanların hayatımın çok çılgın olduğunu düşünmesini istiyorum.” dedi. Arkadaşımın dediğini önce bir garipsedim. Ama sonradan farkettim ki, bilinçli ya da bilinçsiz olarak amacını dürüstçe söylüyordu.

Ana fikre dönmemiz gerekirse sosyal medya kullanmayı olabildiğince azaltın ya da yapabiliyorsanız bırakın. Ben sosyal medya kullanmaya uzun bir süre ara verdim ve şu an kendimi daha iyi hissediyorum. Dahası, bunun bana birçok faydası oldu:

  • Daha fazla kitap okumaya zamanım oldu. Çünkü insanların paylaştığı şeyleri görmediğim için kendimi daha iyi hissetmeye başladım.
  • Daha üretken olmaya odaklanmaya başladım. Hatta “Acaba arkadaşlarım neler yapıyorlar” diye merak edip zamanımı onların paylaştıkları fotoğraf ve gönderilere bakmaya harcamadağım için yaptığım işlere de daha rahat odaklanmaya başladım.
  •  Arkadaşlarıma imrenmem için ortada bir sebep kalmadı. Çünkü onların paylaştığı o “harika hayatlarını” görmek zorunda kalmadım.
  • Daha özgür hissetmeye başladım. Her yaptığım şeyi Facebook’a koyma zorunluluğunu hissetmedim.
  • Yakınlarımla olan ilişkilerimi güçlendirdim. Yakınlarımın paylaştığı yazıları ya da fotoğrafları beğenmek yerine onları aramak ve mesaj atmak zorunda kaldığım için ilişkilerim daha da güçlendi.

Sosyal medya ve internet kullanımını kısıtlamanın hayatıma kattığı artıları gördüm. Ama biliyorum ki bir anda bütün sosyal medya hesaplarını kapatmak çok zor. O yüzden Facebook iyi bir başlangıç olabilir. Eğer kendinize göre Facebook’u kullanmayı bırakmamanız için geçerli sebepleriniz varsa o zaman sadece kullanımınıza limitler koyarak kendi kendinizi sınırlayın. Gün sonunda bütün sosyal hesaplarınıza bakmak için kendinize bir saat belirleyin ve yalnızca o saatte bakın. Ben Facebook ve Reddit kullanımımı günde 20 dakika ile sınırlamak için StayFocused programını kullanmıştım.  Sizin zamanınızdan büyük parçalar çalan şeyleri bulun ve kendiniz bunlara bir dur diyin.

3. İşinize odaklanın. Yaptığınız, çalıştığınız işte sizden her zaman daha iyi ve daha başarılı olan birileri vardır. Ya da sizden daha kötü bir iş çıkartmasına rağmen maaşı sizden daha fazla olan birileri de vardır. Kendi açımdan, benim de bir yazar olarak, büyük eserleri okuduktan hemen sonra kendi yazdığım yazıya dönmem epey zor oluyor.

Bu yazıyı yazmaya başlamadan hemen Robert Greene’nin “Mastery” adlı kitabını okuyordum ve kitabı okumak bende korkunç bir çaresizlik hissi yarattı. Onun düşündüklerini ve hislerini bu denli iyi bir şekilde yazıya dökebilme kabiliyetine imrendim. Ama aslında içten içe bir “Robert Greene” olmak istemediğimi farketmem zor oldu. Onun gibi neredeyse bir yirmi yılımı iyi bir yazar olmaya çalışarak geçirmedim. Ama onun bu harika çalışmalarını kendime örnek alarak şu an yapabildiğimin daha iyisini yapmak için sürekli çalışıp çabalayabilirim.

Her insan işini kendi tarzıyla iyi bir şekilde yapar. Şu an bulunduğumuz yerin ve mevkiinin en değerli yer olduğunun çok nadiren farkına varırız. Bu açıdan baktığımda Greene’ e duyduğum imrenme duygusunun yerini daha çok çalışıp yapabildiğimin daha iyisini yapmalıyım hissi aldı.

4. Kıskanma duygusunun aslında imrendiğiniz şeyle bir bağlantısı olmadığının farkına varın. Eğer milyonerlere imreniyorsam ve daha sonrasında milyoner olursam daha sonra da milyarderlere imrenmeye başlayacağım. Milyarderler bile başka milyarderlerin parasına ve gücüne imreniyorlar. Bu mümkün çünkü kıskançlık duygusu bizi “belirli” bir şey istediğimizi düşünmeye yönlendiriyor ve asla tatmin olmuyor. Kıskançlık kendi içerisinde bizi atacağımız bir sonraki adımların bizi daha mutlu edeceğine inanmamızı sağlıyor. Fakat aslında doğru bu değil.

Amacımız elbette bir daha kimseye ya da hiçbir şeye imrenmemek değil. Amacımız kıskandığımız şeylerin farkına varmak ne olduğunu anlayabilmek. Eğer bir insanın arabasını ya da eşini kıskandığınızı fark ederseniz, bunu kıskançlık duygusunun bir sonucu olarak düşündüğünüzü ve o kişinin arabasına sahip olmanın hayatta sizi asla daha iyi bir yere getirmeyeceğini unutmayın.

Kıskançlık, kıskanan kişi için de hiç hoş bir duygu durumu değil. Sürekli kişinin asla yeterli olmadığına inandırmaya iten ve sahip oldukları ile yetinmeyip başka her şeyi isteyen bir duygu.

Eğer bir başkasının zekasına imreniyorsam yaratıcı hiçbir şey düşünemem.

Eğer başkalarının sahip olduklarına imrenirsem kendi sahip olduklarım bir işe yaramaz.

Eğer başkaların hayatına imrenirsem kendi hayatımı harcamış olurum.

 

3- Sabırsızlık

Eğer çok uzun sürmeyecekse, seni tüm hayatım boyunca bekleyeceğim. – Oscar Wilde

Bazı insalar sabırsız olmayı bir meziyet olarak görür. Ama eğer sabırsızlık sizi ele geçirmişse delirmeniz an meselesi olabilir. Eğer sabırsırsanız birşeyi yapmak için harcamanız gereken zamanı verimli kullanamazsınız. Sabırlı olmak acele davranmadığınız anlamına ya da yapılması gereken şeyleri hızlıca yapamayacağınız anlamına gelmez. Sabırsızlık biz acele ederken bizi sinsice ele geçiren bir his. Sabırsızlık yaptığımız bütün işleri yarım yapmamıza neden olan bir his.

Evden sabırsız bir şekilde ayrılırsam garanti anahtalarımı evde unutuyorum. Kalite ve sabırsızlık birlikte var olamıyorlar çünkü taban tabana zıtlar. Yapacağınız bir sonraki işi düşünürken ya da yapmakta olduğunuz şeyin bitmesini düşünürken verimli bir iş elde edemezsiniz. Sabırsızlık beynimizi ve zihnimizi karıştırır çünkü şu an’dan korkar. Her an daha ileride olmanız gerekmesinden korkar. Sürekli kafanızın bir köşesinde yapmanız gereken diğer işi tamamlamanız gerektiği döner.

Ben bu yazıyı yazarken bile bitirmek için sabırsızlanıyorum. Bu yazının dışında dikkatimi vermem gereken başka projeler de var ama sabırsızlığım yüzünden dikkatimi diğer projelere veremiyorum. Ama durumun farkında olduğum için derin bir nefes alıyorum ve sadece üzerinde çalışmakta olduğum işe odaklanıyorum.

Sabırsızlığın düzensizliğine kapılırken motivasyonunuzu kaybetmeyin. Sabırsızlığınızdan kurtulmak için kendimde işe yarayan yöntemleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

1.Proje zamanlamanız olsun. Daha düne kadar yaptığım her işte sabırsızlanıyordum. Eğer kendi başınıza çalışan birisiyseniz her zaman yapılması gereken sonsuz şey vardır. Yalnızca uzayıp giden bir yapılacaklar listesi oldukça zihninizin içi yorucu bir hal alabilir. Fakat neler yapacaklarınızı yazmak yerine Şu anda neler üzerinde çalıştığınızı yazdığınız bir liste yapın. Sonra her bir projeyi bölümlere ayırın. Sonra bölümlere ayırdığınız projelere tarih verin. Bunu yapmanız yirmi dakikada alabilir 2 saatte. Ne kadar sürerse sürsün üzerinde çalıştığınız işleri bölmek çok işinize yarayacak.

Yapmanız gereken işleri planladığınızda üzerinde çalıştığınız işe odaklanmanız daha da kolaylaşacak. Bir sonraki yapmanız gereken işi ne zaman yapmanız gerektiğini bildiğiniz için şu an üzerinde çalıştığınız işin üzerine daha da yoğunlaşabileceksiniz.

2. Üzerinde çalıştığınız işe odaklanın. En önemli olan iş şu anda üzerinde çalıştığınız iştir. Eğer çalışırken aklınızın başka yerlerde olduğunu fark ederseniz kendinizi silkeleyin ve o anki işinize odaklanın.

Aklınıza bir fikir geldiğinde ve siz çalışırken kafanızda dönüp durmaya başladığını hissettiğinizde o fikri bir kağıda ya da telefonunuza kaydedin. Böylece fikir aklınızdan çıkmış olacak ve sizi rahatsız etmeye devam etmeyecek. Bu yöntem benim yapmayı en çok sevdiğim yöntem. Çalışmam gereken zamanlarda aklıma gelen saçma düşüncelerle dolu bir sürü defterim var.

3. Sürecin akışına inanın. Eğer bir girişimciyseniz bazı başarısızlıklar sonucu sabırsızlık kulağınıza fısıldamaya ve bu iş için uygun olmadığınızı söylemeye başlayacak. Bazen bazı insanlar bu sesi dinler ve işi bırakır.

Bu yüzden üzerinde çalıştığınız işin sürecine önem vermek çok önemli. Eğer başarması zor bir işe girişeceksiniz bazı zorluklar çekeceksiniz. Sabırsızlığın sizin asla başaramayacağınıza sizi inandırma gibi güçlü bir yanı var. Üzerinde çalışmayı seçtiğiniz sürece inanmalısınız. Attığınız adıma odaklanmalısınız. Hatalarınızdan öğrenmelisiniz.

4. Ustaları Örnek Alın.  Büyük şeyler başarmış olan herkes zamanında çok başarısızlık yaşamış olan insanlardır. Örneğin Quentin Tarantino’nun hayatında sekiz yıl boyunca yaptığı her şey başarısızlıkla sonuçlanmış. Tarantino bütün bu başarısızlıkla geçen yıllarını hatalarından ders almaya, daha çok şey öğrenmeye harcamış. Fakat sonra Rezervuar Köpekleri adlı filmini yapmış ve bir anda film severlerin kahramanı haline gelmiştir

5. Derin bir nefes alın. Bazen bitirmesi çok uzun süren bir işe takılı kalmamız bizi sabırsız yapar. Derin bir nefes alın. İşinize mola verin. Hızlı tempoda bir koşuya ya da ağır tempoda sakin bir yürüyüşe çıkın. Eğlenceli bir video izleyin. Sürekli aynı şeyi düşünmemek için beyninize 20 dakika boyunca oyalanacağı işinizle alakasız bir uğraş verin.

Başarıdan önce yaşanan büyük başarısızlıklar tüm dünyada aynı. 6 ay boyunca yaptığınız her işte başarısız olduğunuzu ve bunun sizi ne kadar sabırsız hissettireceğini düşünün. Sizin kahramanınız olan kişinin hayat hikayesini okuyun ve onun ne gibi zorluklardan, başarısızlıklardan geçip bu günlere geldiğini öğrenin. Ama tek bir sır var, o da çalışmayı asla bırakmamak.

***

Yine sabırsızlanıyorum. Daha hızlı yazmak ve fikirlerimin daha iyi ve hızlı bir şekilde yazıya dökülmelerini istiyorum. Ama yazılarım hep bir önceki haftadan daha iyiler. Bu yüzden yazmaya devam etmeliyim. Şu an çalışıyor olmam önümüzdeki hafta beni daha iyi yapacak. Sabırsızlığın beni ele geçirip yaratıcılığımı kullanmama engel olmasına izin veremem. Bu yüzden ne zaman sabırsız hissetsem kendime bunları hatırlatıyorum. İşimi bitirmek için sabırsız hissetmeye başladığımda gidip köpeklerimle oynayacağım ve sonra geri dönüp kaldığım yerden işime devam edeceğim.

Mutlaka okuyun: Başarının gizli anahtarını bulan deney: Marşmelov Deneyi

 

4- Bunalmak

Genelde haftada bir büyük bir daralma geliyor ve hiçbir şey yapacak halim olmuyor. Genelde daraldığım günlerde de neredeyse hiçbir şey yapmıyorum. Yapmam gereken bir sürü iş varken kendimde o işleri yapacak motivasyon bulamıyorum. Onun yerine yatakta saatlerce oturup yapmam gereken şeyleri sadece düşünüyorum. Sonra yataktan kalkıp bilgisayarımın başına geçiyorum ama yapmam gereken işlerin çokluğundan o kadar daralıp bunalıyorum ki tek yapabildiğim vaktimi internette vakit geçirmek oluyor. Sonra akşam yemeği ve uyku saati geliyor. Ama uyku saati geldiğinde de uyuyamıyorum çünkü tüm gün boyunca yapmış olmam gereken ama yapmadığım şeyleri düşünüyorum.

Tam bir kısır döngü!

Bunalmış bir ruh halinden çıkmak için kendime göre geliştirdiğim bazı yöntemler var:

1.Eksiltin. Birçok problem, probleme birşeyler daha eklemek yerine problemden birşeyler çıkartılarak çözülebilir. . Hayatı nasıl basitleştirebilirsiniz? Hangi sorumluluklarınızdan kurtulabilirsiniz? Hangi yolculuklara çıkabilirsiniz? Hangi sosyal medya hesaplarınızı kullanmayı bırakabilirsiniz?

2. Organize olun. Bu yol Sabırsızlıkla başa çıkmanın ilk maddesinin aynısı. Hayatınızı organize edin, böylece profesyonel ve kişisel hayatınızı tek bir kağıt üzerinde görebilirsiniz. Herşey önünüzde düzenli bir şekilde iken yapmanız gereken şeyleri yapmanız da daha kolay. Yapmanız gereken her işi küçük parçalara bölün ve parçalara böldüğünüz işleri tamamlamak için hepsinin ne zaman yapılacaklarını belirleyin.

3. Çıtayı düşürün. Jenerasyonumuzun içine düştüğü en kötü duygudan biri de “Daha fazla şey yapıyor olmam gerek” duygusu. Kimse olduğu yerde mutlu değil. Herkesin şu an nerede olduğu ile nerede olmak istediği arasında kocaman bir fark var. Hırslı biri olmak ve hedeflere sahip olmak kötü birşey değil elbette. Ama bazen bu hedefler siz kendinizi sıkmadan da kendi kendilerine de yollarına girebilirler. Eğer hedefinize ulaşamadığınız için kendinizi sadece kötü hissediyorsanız, muhtemelen hedefinizi gerçekleştirmek için yeterince çalışmayacaksınız da.

Bu yüzden çıtanızı biraz alçaltın. Kendinizi bu kadar sıkmayın ve zaten yapmanız gereken şeylerin birçoğunu yaptığınızın farkına varın. Siz rahat oldukça farkedeceksiniz ki ulaşmak istediğiniz hedefler sizin düşündüğünüzden daha zormuş. Hala o hedeflere ulaşabilirsizin ama daha çok çalışmanız gerekir. Sabır!

***

Bunalmak, motivasyon öldürücü en büyük etkenlerden biri olsa da aynı zamanda içinden kurtulması en kolay durum da. Kendinizi çok bunalmış hissettiğinizde hayatınızı önünüze almanız gerekir. Yaptığınız bütün işleri topluca görebilmek adına önünüze alın. Bu bir sefere mahsus yapmanızı istediğim birşey değil.

Tıpkı çalışma masanız gibi, zihninizinde düzenli olarak temizlenmeye ihtiyacı var.

Duygusal tükenmişlik bunalmanın kuzeni gibidir. Eğer duygusal anlamda kendinizi tükenmiş hissediyorsanız problemlerinizi gözünüzde büyütmeyip onları ufaltın ve çıtanızı aşağıda düşürün. Çünkü zihniniz tamamen kendi kendini imha etmeden önce biraz dinlenmelisiniz. Derin bir nefes alın. İşinize mola verin. Bir süre çalışmayın ve stressiz şeyler ile uğraşmayı deneyin. Egzersiz yapın.

 

5- Harekete Geçmemek

Bir gün boyunca hiç çalışmadığınızda motivasyonunuza ne olduğunu hiç fark ettiniz mi?

İnsanoğlu olarak karşılaştığımız ortak problem bu: Çalışmadığımız zaman işe tekrar başlayacak motivasyonu bulamıyoruz. İnternette “birşeyleri ertelemek ile başa çıkmak” konusu ile ilgili yazılar yazan milyonlarca insan var. Ve yazıların neredeyse hepsi sihirli metodlarla “erteleme” durumunu tamamen hayatınızdan sileceğinizi size vaat ediyor. Tabii ki de o yazıları okuyarak birşeyleri ertelemeyi durdurmak için bir adım atıyorsunuz. Fakat sonra yine birşeyleri ertelemeye devam ediyorsunuz.

1.Harekete geçmek çok önemli. Harekete geçmeme durumunu ortadan kaldıracak birşey varsa o da harekete geçmektir. Harekete geçmek karanlık bir odanın bir anda ışığının yakılması gibi birşeydir. Yaptığınız her hareket, büyük ya da küçük fark etmez, bir momentum inşa eder. Bu momentum sonucu kendinizi çalışmaya ve hareket etmeye alıştırırsınız ve asıl zor olan çalışmamak olur.

2. Çıtayı alçaltmak. Yapacağınız işi o kadar kolaylaştırın ki, yapmamak için bir bahaneniz olmasın. Yapılan araştırmalardan birine göre düzenli olarak diş fırçalama alışkanlığı edinmek için tek bir dişi fırçalamaya çalışmanız gerekiyor. Tek bir dişi fırçalamaya çalışmak zor olduğu için tüm dişlerinizi fırçalamak çok kolay geliyor ve böylece tüm dişlerinizi fırçalamak zorunda kalıyorsunuz.

Bir kere çalışma masanıza oturup ilk kelimeyi yazdığınızda sonraki bin kelimeyi yazmak da daha kolay geliyor. Bir kere oturup bir mail yanıtladığınızda, geri kalan maillerinizi yanıtlamak da daha kolay hale geliyor. Kendinizi böyle küçük başlangıçlar ve tuzaklarla kandırın ki işe başlamanız daha kolay olsun.

3. Harekete geçin. Birşeyleri sürekli ertelemenin en temel nedeni çok fazla düşünmek ve rasyonalleştirmedir. Harekete geçmek yapılması gereken işlerin tamamlanmasını sağlamanın tek yolu. Yeni birşey denediğinizde, hiç denemeseydiniz öğrenemeyeceğiniz şeyler öğreniyorsunuz.

4. Durmayın. Benim için her gün yol almanın en güzel yolu hiç durmamak. Bir gün çalışmaya ara vermek bile ertesi gün çalışmaya başlamam için motivasyonumu azaltmaya yetiyor. Her gün büyük işler yapmanız gerekmiyor fakat motivasyonunuzu canlı tutabilmek için çalışma zincirini kırmamanız gerekiyor.

***

Fikirlerinizi bugün harekete geçirmeye başlayın. Yapması en kolay şeyden başlayabilirsiniz. Bir göreceksiniz ki kendi momentumunuzu inşa etmeye başlamışsınız. Sonra bu momentum giderek büyümeye devam edecek ve sonra harekete geçmek daha da kolay hale gelecek. Ve sonra bir daha asla iyi fikirlerinizi yalnızca fikir olarak bırakmayıp onları gerçekleştirmeye ve daha sonra da meyvelerini almaya başlayacaksınız.

Şimdi başlayın. Uzun süreden beri yapmak, gerçekleştirmek istediğiniz şey ne? Vücudunuzu forma sokmak mı? Bugün daha da sağlıklı olmak için ufak bir şey yapın. Yarın bir başka ufak şey daha yapın. Sonra öyle bir seviyeye geleceksiniz ki harekete geçemeyen o “eski siz” in kim olduğunu unutacaksınız.

Harekete geçememe dürtüsünün sizin hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin. Bu dürtünün bir şeyi gerçekleştirmenin ne kadar zor olduğuna sizi inandırmasına izin vermeyin. Küçük adımlar atın!

Mutlaka okuyun: Erteleme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

 

6- Anlamını Yitirme

Eğer yaptığınız işin bir anlamı yokmuş gibi hissediyorsanız o zaman motivasyonunuzu kaybetmeniz garanti hale geliyor. Anlam olmadan kendimizi kaybolmuş hissediyoruz. Anlam aramaya çalışırken de aslında yaptığımız çoğu şeyin bir anlamı olmadığını fark ediyoruz. Motivasyon olmadan da sonsuz bir kaousun içine düşüyoruz.

Bu yalnızca benim jenerasyonum değil bundan önceki jenerasyonlar için de büyük bir sorun. Ama büyük büyük anneannelerimiz ve babaannelerimiz için bu durum biraz daha farklıydı. Onlar yaptıkları işle mutlulardı çünkü büyük beklentileri yoktu. Biz ise yaptığımız her işte büyük bir tutku arıyoruz ve bu da birçok insanda orta yaş krizine yol açıyor. İnsanlar sürekli depresif çünkü hayatın yaşadıklarından daha farklı olması gerektiğini düşünüyorlar. Hayatlarının maceralar ile dolu olacağını düşünenler yaşadıkları monoton hayatın içinde boğuluyorlar.

Ben de haftada bir varoluşsal bir krize giriyorum. Ne yazık ki insanın varoluşu bu duyguyu anlamamıza çok fazla olanak sağlamıyor. Benim kendime göre bu duygudan kurtulma yöntemlerim var. Umarım aynı yöntemler sizin için de işe yarar:

1. Zanaatkar bakış açısı edinin. İşinize odaklanın. Yapmakta olduğunuz işe olan tutkunuzu kaybettiğinizde kendinize şu soruları sormaya başlıyorsunuz:

“Tutkuyla yaptığım iş bu mu?”, “Neden yaptığım işi tutkuyla yapmıyorum?”, “Bu işi yapıp başka bir iş mi yapmalıyım?”, “Yaptığım iş dünyaya bir anlam ifade ediyor mu?”, “Dünyanın sonu zaten gelecekse neden yapmam gereken işlerle ilgili endişelenmeliyim?”, “Yaptığım iş bana zevk veriyor mu?”

Zanaatkar bir bakış açısıyla işinize yaklaştığınız zaman bu gibi soruları kendinize sormayacaksınız: “Nasıl işimde daha iyi olabilirim?”, “Nasıl başkaları için daha faydalı olabilirim?”, “Neden yaptığım işe bu şekilde yanıt verdiler?”

Bütün bu sorular başkaları için daha iyi şeyler yapmak adına sorulan sorular. Başka insanların hayatlarını daha iyi yapabilmek için. İşin sırrı, odağınızı bozmadan kendiniz için iyi birşeyler yapmaya çalışmak. Batı felsefesinde bu tarz bir düşünce yapısının çok derin bir tarihi var. “Zen, patates soyarken Tanrı’yı düşünmek değildir. Zen, sadece patatesleri soymaktır.” sözünü aklınıza getirin ve işinize odaklanın, daha iyi olun. Zamanla ne kadar geliştiğinizi siz de fark edeceksiniz.

2. Yapacağınız işin anlamı içinde saklı. Bir şeyin anlamını bir cümlede bulmazsınız. Anlamı işin akışında bulursunuz.

3. Hedeflerinizi yüksek tutun. Eğer yaptığınız işe artık heyecan duymuyorsanız o zaman büyük hedefleriniz yok demektir. Bir keresinde “Büyük Düşünmenin Sihri” adında bir kitap görmüştüm. Kitabı hiç okumadım ama büyük düşünmek ile ilgili sihirli şeylerden biri bence büyük düşünmenin ne kadar heyecan verici olduğu.

Kendine güvenin zorunlu olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle var olan korkunç fikirlerle de yüzleşmeliyiz. Bu yüzden yapmanız gereken işi gözünüzde biraz şişirin. Bunu yapmak yapacağınız her ufak işe bir anlam yükleyeceği için motive olmanızı kolaylaştırır.

4. Kendinizi ifade edin. Kendinizi yaptığınız iş ile ifade etmek zor olabilir. O zaman kendinizi ifade edecek başka bir yol bulmalısınız. Resim çizebilir ya da şiir yazabilirsiniz mesela. Kendinizi hayata anlam verecek şekilde ifade edin. Elde edeceğimiz kar’a odaklanınca sanatı geri plana atmak daha kolay. Ve zaten zamanla yaptığınız işten elde ettiğiniz kar sayesinde işiniz sizin sanatınız haline de gelmeye başlıyor. Ama siz bazen bir kaçış yolu bulmak isterseniz direkt olarak sanat ile de kendinizi ifade edebilirsiniz.

5. Hayatınızın zaten bir anlama sahip olduğunun farkına varın. Şu an yaşadığınız hayat zaten anlam dolu. Siz bu evrenin bir parçasısınız. Her gün öyle ya da böyle insanlar ile iletişime geçiyor ve onlarla ilişki kuruyorsunuz. Sizin dünyaya açılma şekliniz sayesinde sizin taşıdığınız anlam çevrenizdeki insanlar tarafından ortaya konuyor. Yıldızlar ile aynı malzemeden yapılmasınız. Milyonlarca yıl önce patlayan bir yıldızla muhtemelen aynı molekülleri taşıyorsunuz. Vücudunuz bile başlı başına bir mucize. Hayatınız ise zaten harika. Ama bazen geriye bir adım atıp bunu görmeniz gerek. Sizin için anlam yaratan şeyler üzerine yoğunlaşmalısınız. Bir anlam yaratmak demek hayatınızı bazı sebeplerle dolduran hikayeler yaratmak demek değil. Bir anlam yaratmak demek hareketleriniz hayatın anlamını oluşturuyor demek.

Belki bir gün bir an gelir ve hayatınızın gerçek anlamını bulduğunuzu anlarsınız. Ama işin güzel kısmı, hayatınızı anlamlı hale getirmek için tek cümlelik bir anlama sahip olmanıza ihtiyacınız olmayışı.

Mutlaka okuyun: Büyük Düşünmek ve Hayallerini Gerçekleştirmek İsteyenlere

 

7- Riske Girmekten Korkmak

Parasız oynanan sayısal loto sizce neden sıkıcı olurdu? Çünkü bir çıkar elde edilmezdi. Aynı şey motivasyon için de geçerli. Eğer bir şeyi başarmanız gerekmiyorsa o zaman çalışmak için motiveniz de olmaz. Size evinizi ipotek altına aldırıp ailenizi tehlikeye sokun demiyorum elbette.

Yukarıda Quentin Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri filmini çekmeden önce nasıl sekiz yıl boyunca ne yaparsa yapsın başarısız olduğunu anlatmıştım. Bu kadar uzun süre başarısızlıkla devam eden hayatını nasıl başarıya döndürdüğü ise Tarantino’nun bir B planına sahip olmayışı sayesinde. Çünkü Tarantino için A planı ya işe yarayacaktı ya da film satan bir dükkanda hayatına satış görevlisi olarak devam edecekti. .

1.Birisine karşı sorumluluğunuz olsun. Sizi sürekli itekleyecek biri olduğu zaman motive olmak daha kolay hale geliyor. Hepimizin arada desteklenmeye ihtiyacı oluyor. O yüzden etrafınızdan birini yapmanız gereken işler ve bitirme süreleri hakkında bilgilendirerek sizin işinizi zamanında bitirip bitirmediğinizi kontrol etmesini isteyebilirsiniz.

2.Kendinizi her sonuca hazırlayın. Kendinizi hazırlayın, böylece söz verip yapamadığınız işleri bitiremediğiniz takdirde kendinizi kötü hissetmezsiniz. StickK adında bir websitesi insanlara işlerini tam zamanında bitirmeleri için yardımcı oluyor. Nasıl mı? Yapmanız gereken işi sitede belirttiğiniz bitiş tarihine kadar bitiremezseniz, hiç sevmediğiniz hatta nefret ettiğiniz bir derneğe bağış yapmak zorunda kalıyorsunuz. Şöyle düşünün, yapmanız gereken işi hiç sızlanmadan yapmak mı yoksa Nazileri destekleyen bir derneğe bağış yapmak mı?

Mutlaka okuyun: Rahatınızı Kaçırmasına Rağmen Sizi Daha Başarılı Yapacak 10 Şey

 

8- Sağlıksız Olmak

Eğer fiziksel olarak kendinizi iyi hissetmezseniz motive olmak neredeyse imkansızdır. Yağlı fast food yiyecekler size ihtiyacınız olan enerjiyi vermez. Zaten sıklıkla da motivasyonumuzu enerjimiz olmadığı için yitiririz. Aynı olay sağlıksız beslendiğim zamanlar için de geçerli. Sağlıklı bir şekilde çalışmak için beynimizin sağlıklı yiyeceklere ihtiyacı var, vücudumuzun sağlıklı yiyeceklere ihtiyacı var. Çünkü ancak bu şekilde enerji üretebiliyor.

Bu yüzden sağlıklı beslenin, sağlıklı olun!

1.Uyku. Eğer iyi uyumuyorsanız verimli çalışamazsınız.

2. Egzersiz! Yalnızca beş dakikalık bir egzersiz bile olsa çalışın!

3. Sağlıksız Beslenmeyin.

4. Kafein. Aslında kafein çok sağlıklı değil. Fakat bazı günler bir fincan kahve iyi bir motivasyon kaynağı oluyor.

Ama sizin de bildiğiniz gibi, siz sağlıklı beslendikçe, egzersiz yaptıkça ve iyi bir uyku uyudukça beyniniz de daha iyi çalışıyor.

 

Sonuç Olarak

Bitmiş motivasyonunuzu yerine getirmek için yapabileceğiniz sonsuz şey var. Motivasyonunuzu azaltan bütün etkenleri her seferinde başarıyla başınızdan savmalısınız. Bu negatif etkenler bazen sinir bozucu insanlar, bazen başarısızlıklar, bazen ise daha başka formlarda karşımıza çıkabilir.

Motivasyon olmuş olma hissi harika bir his fakat bazen motivasyonu yitirmekte faydalı olabiliyor.

Size nasıl motive olabilceğinize dair çok uzun bir yazı yazdım ve şimdi de size motive olmamanın iyi bir şey olabileceğini söylüyorum.

Eğer işinize tam anlamıyla odaklanabilmek için motive olmak istiyorsanız fakat olamıyorsanız ve yukarıda size tavsiye ettiğim bütün yolları denemiş ama hala motive olamamışsanız o zaman bir şeyleri değiştirmenin tam zamanı! Eğer belirli bir proje üzerinde çalışmak için hiçbir şekilde motive olamıyorsanız belki de o proje sizin üzerinizde çalışmanız için iyi bir proje değildir.

Yapabileceğiniz en güzel ve en önemli şey kendinize güvenmek. Vücudumuz bize “İşinden istifa et ve böyle deli bir patron ile çalışmaya devam etme!” gibi açık sinyaller veremiyor fakat verdiği sinyaller yeterince belirgin oluyor.

Hayatımda benim de motivasyonumu tamamen yitirdiğim zamanlar oldu. İşim ya da üzerinde çalıştığım projeye dair hiç bir şekilde içimde heyecan hissedemiyordum. Motive olmaya çalışmak için birçok yolu denedikten ve hala yeterli heyecanı toplayamadıktan sonra benim için bir şey belirginleşti: İşimden ayrılmanın vakti gelmişti.

İçinizdeki sese güvenirseniz o ses sizi hayatta olmak istediğiniz yere zaten kendi götürecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.