Nasıl Pozitif Olunur?

“Pozitif bir mental yaklaşıma sahip olmanın yolu, bir şeyin yapılamayacağını söylemekten ziyade o şeyin nasıl yapılabileceğini sormaktan geçer.” – Bo Bennett

“Hata yapabileceğiniz durumlardan kaçınmak belki de yapabileceğiniz hataların en büyüğüdür.” – Peter McWilliams

“Şeyleri olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.” – Anais Nin

Kendi kişisel gelişimim ile ilişkili şekilde bilinçli olarak çalışmaya başladığım ilk şey yine kendi yaşamıma olan bakış açımı iyileştirebilmekti.

Bu konuya yoğunlaşmaya başlamamın üzerinden 10 yıl geçti ve adım adım – ve bazen de tökezleyerek – daha optimist bir bakış açısı edinmeyi başarabildim.

Bu bakış açısı zamanla o kadar stabil hale geldi ki sadece mutlu günlerimde dünyaya pozitif bir gözle bakar hale değil, zor zamanlarda da pozitif kalabilmeyi başarır hale de geldim. Böylelikle hayatımda önemli bazı şeylerin seyri de olumlu anlamda etkilendi.

Bu yazıda, 10 yılı aşkın bir süredir öğrendiğim ve öğrenmeye de devam ettiğim 11 en iyi, en yararlı ve en etkili alışkanlığı sizlerle de paylaşmak isterim.

Umarım pozitif kalabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları yakalayabilirsiniz.

 

Nasıl Pozitif Olunur?

1.Olumsuz durumlarda bile optimist bir bakış açısı yakalamaya çalışın

Daha olumlu bir bakış açısı geliştirebilmenin en kolay ve en etkili yollarından biri de mümkün olduğunca sık şekilde yararlı sorular sormaktır.

Negatif gibi görünen bir durumun içerisinde olsanız bile kendinize şu tür sorular sorun:

  • Bu durumla ilgili olumlu ya da güzel olan herhangi bir şey söyleyebilir miyim?
  • Bu durumun içerisinde saklı bir fırsat bulunuyor mu?

Bu soruları sormak, şu anda yapmaya alışkın olduğunuz şey her ne ise – kendinize çuvallayıp durduğunuzu söylemek ya da bir şeylerin daha da kötüye gidebileceğini düşünmek  gibi – ona göre çok daha yararlı olacaktır.

Fakat bu soruları hemen anında sormak durumunda değilsiniz.

Çoğunlukla içinde bulunduğunuz durum nedeniyle beliren düşüncelerinizi ve hislerinizi öncesinde bir süre dikkatlice gözden geçirin.

Duygusal olarak hala dağılmış ya da şaşkın durumdaysanız, bu durumunuz geçmeden olumlu düşünme biçiminine kendinizi zorlamak beklediğiniz sonuçları vermeyecektir.

 

2. Pozitif bir çevre oluşturun ve bu çevrenin içerisinde kalmaya çalışın

Zamanınızı kiminle geçirmeyi ya da hangi kaynaklardan (televizyon, internet , kitap ya da dergiler gibi) beslenmeyi seçtiğiniz bakış açınız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

Pozitif kalabilmek için, sizi destekleyen ya da sizi aşağı çekmek yerine enerjinizi yükselten şeylere ya da kişilere sahip olmak olmazsa olmazlar arasındadır.

Bu nedenle, nelerin aklınıza girmesine izin verdiğinize dikkat edin.

Örneğin kendinize aşağıdaki soruları sorabilirsiniz.

  • Zamanımı geçirdiğim en olumsuz bakış açısına sahip üç kişi kim?
  • Zamanımı harcadığım, en olumsuz bilgi kaynaklarından üçü nedir?

Cevaplarınızı dikkatlice gözden geçirin. Daha sonra o hafta boyunca bu kişiler ya da bilgi kaynaklarından biri ile daha az zaman geçirebilmenin yolları ayırın.

Aynı zamanda sahip olduğunuz zamanın büyük bir kısmını yaşamınızdaki daha olumlu kişi ya da şeyler ile geçirmeye çalışın.

 

3. Hızınızı azaltın

Bir şeyler konusunda ne zaman acele etsem, örneğin ne zaman hızlıca düşünsem, konuşsam, yemek yesem ya da hareket etsem, bir şeylerin kötüye gittiğini fark ediyorum.

Çünkü stres seviyem artıyor, aklımda negatif düşünceler beliriyor ve kişisel gücümün azaldığını hissediyorum.

Fakat, bir iki dakikalığına yavaşladığımda – örneğin daha yavaş yürüdüğümde, konuştuğumda ya da yemek yemeye başladığımda – zihnimin ve vücudumun da sakinleşmeye başladığını hissediyorum. Aklımdan geçenleri daha açık şekilde düşünebildiğime, optimist ve yapıcı bir bakış açısına daha kolay kavuşabildiğime tanık oluyorum.

 

4. Pireyi deve yapmayın

Bakış açısını kaybetmek kolaydır, özellikle de stres altındaysanız ve bazı şeylerin kontrolünü elinizden çıkardıysanız.

Başınıza bu durum geldiğinde ise, her şeyi gözünüzde büyütmeye ve pireyi deve yapmaya başlarsınız.

Bununla başa çıkabilmenin ise aşağıdaki şekilde sırasıyla üç kolay adımı bulunmaktadır.

Dur deyin

Kafanızda bazı şeylerin bitmesini istediğinize dair fikirler uçuşmaya başladığında buna bir “Dur!” diyebilmelisiniz.

Nefes Alın

Kafanızdaki düşünceleri durdurduktan sonra bir kenara oturun ve sakin kalmaya çalışın.

Derin bir nefes alın ve birkaç dakikalığına alıp verdiğiniz nefeslere odaklanın, hem zihninizi hem de vücudunuzu sakinleştirin.

Yeniden Odaklanın

Başka biri ile konuşarak ve bu kişinin verdiği geri bildirimler ile içinde bulunduğunuz duruma taze bir bakış açısı ile bakın ve dağ gibi yığılan düşüncelerinizi yeniden gözden geçirin.

Ya da basitçe kendi perspektifinizi geliştirmek için şu soruyu sorun ve biraz keyiflenin:

İçinde bulunduğunuz durum 5 yıl ya da 5 hafta içerisinde önemini korumaya devam edecek mi?

 

5. Belirsiz korkularınızın sizi yapmayı istediğiniz şeyleri yapmaktan alıkoymasına izin vermeyin

korkularinizin-esiri-olmayin

Hayatta bazen şansınızı kullanmak isteyebilirsiniz. Size tanıdık gelmeyen bir alışkanlığı edinmeye çalışın. İşinizi bir kenara bırakın ve birileri ile dışarı çıkın.

Bunlardan birini yapmak istediğinizde içine düşeceğiniz tuzaklardan biri de eyleme geçtiğinizde başınıza gelebilecek şeylere dair duyduğunuz belirsiz korkuların içerisinde kaybolmaktır.

Bunu yaşadığınızda korkular başınıza üşüşür ve kabus gibi senaryolar ve kendinize dair şüpheler peşinizi bırakmaz.

Biliyorum, çünkü ben de çoğu kez bu durumu yaşadım.

Bu nedenle, kendime şu soruyu sormayı öğrendim: Gerçekten, en kötü ne olabilir ki?

Daha sonra, zamanımın kalan kısmını bir de, sürekli daha kötü şeyler olduğu durumda ne yapacağımı düşünerek geçirdiğimi fark ettim.

Aynı zamanda yıllar içerisinde, gerçekten başıma gelebilecek en kötü şeyin bile korku dolu beynimin ürettiği kabuslardaki kötü senaryolar kadar kötü olmadığını fark ettim.

Aklınızı bu şekilde toparlamak çok fazla zamanınızı ya da çabanızı gerektirmeyecek ve acı çeken zihninizi özgür bırakacaktır. Böylelikle harekete geçmeniz kolaylaşacak, konfor alanınızdan çıkacak ve elinizdeki şansları daha kolay şekilde kullanabileceksinizdir.

 

6. Başka birinin hayatına değer ve pozitif bir bakış açısı getirin

Evrene ne verirseniz, karşılığını alma şansınız vardır. Gerçi herkesten her zaman verdiğiniz şeyleri geri alamayabilirsiniz de.

Yine de ne verdiğinizin önemi oldukça fazladır.

İnsanlara ne verdiğiniz ve onlara nasıl davrandığınız verdiğinizin karşılığını alma biçiminizi belirleyecektir. Aynı zamanda başkalarına davranma biçiminiz ve onlar hakkında ne düşündüğünüz de kendinize nasıl davrandığınızı ve kendiniz hakkında ne düşündüğünüzü şekillendirir.

Bu nedenle, aşağıdaki yolları izleyerek çevrenize değer katabilir ve yanınızdaki kişiler için olumlu bir bakış açısı sunabilirsiniz.

Yardım edin. 

Birileri taşınırken onlara yardım edin. Arkadaşınızı arabayla giderken evine bırakın.

Birinin bir bilgiye ihtiyacı varsa onun için siz de araştırma yapın ya da başka arkadaşlarınızdan onun için bilgi toplamaya çalışın.

Ya da bir blog açın veya podcast yayınlayın, hayatta yardımını aldığınız şeyleri diğer insanlarla da paylaşmaya çalışın.

Sadece dinleyin. 

Bazen insanlar doğrudan yardım istemezler.

Sadece birilerinin yanlarında olduğunu bilmeye ve onlarla konuşmaya ihtiyaç duyarlar.

Modunuzu yükseltin.

Gülümseyin. Hazır hissettiğinizde kucaklamayı bilin. Bir arkadaşınız ile zaman geçirirken enerjisi yüksek müzikler çalın ya da ona film gecesi için ilham verici birkaç film önerin.

Ya da çevrenizde birileri kötü bir gün geçiriyor veya zor zamanlardan geçiyorsa o kişinin yanında olun, ona cesaret verin.

 

7. Düzenli şekilde beslenin, uyuyun ve egzersiz yapın

Çok şaşırttıcı bir öneri değil, değil mi?

Fakat, olumsuz düşünceler ile mücadele ediyor ve stres dolu hissediyorsanız, iyi bir gece uykusunun ya da sporun sahip olduğu gücü yadsımanız imkansız olacaktır.

Aynı zamanda belirtmek gerekir ki, açık ve olumlu şekilde düşünmek en çok da karnınız açken zordur.

Bu nedenle, bu temel alışkanlıklar konusunda dikkatli olmanızı önermek durumundayım, her ne kadar kulağa çok sıkıcı gelse de. Çünkü bu alışkanlıklar onları yönetme biçiminize göre çok özel güçlere sahiptir.

Mutlaka okuyun: Egzersiz Yapmak Sizi Paradan Daha Çok Mutlu Ediyor!

 

8.Sağlıklı şekilde eleştiri kabul etmeyi öğrenin

İnsanoğlunun ortak korkulardan biri de eleştirilme korkusudur. Bu korku pek çok insanı hayatta yapmak istediği şeyden alıkoyabilecek güçtedir.

Çünkü birilerinin ağzından ya da yazdığı emailden çıkacak olan negatif şeyler sizi yaralayabilir, reddedilmek ise oldukça can sıkıcı olabilir.

Fakat, en derinde almak istediğiniz aksiyonu almaya kalktığınızda, eleştirilmek de kaçınılmaz olacaktır. Bu noktada anahtar nokta eleştirilmekle sağlıklı şekilde başa çıkabilmektir.

Bunu yapabildiğiniz zaman  korkunuz da azalacak, eleştirildiğinizde kendinizi daha az kötü hissedeceksinizdir.

Bu noktada eleştirildiğimde izlediğim 4 adımı aşağıda sizler ile paylaşmak isteriz. Belki size de yardımı dokunur.

Adım 1: Hemen cevap vermeyin. 

Kızgın olduğunuzda, üzgün ya da sinirli hissettiğinizde, cevap vermeden önce sakinleşmeye çalışmalısınız.

En azından birkaç derin nefes alın ya da cevap vermeden önce birazdan söyleceğiniz şeyler hakkında düşünün.

Adım 2: Eleştirileri can kulağı ile dinleyin.

Kendinizi eleştirilere açın ve size iletilmeye çalışılan asıl mesajı anlamaya çalışın. Bunun size fazlasıyla faydası dokunacaktır.

Kendinize şunu sorun:

Bu eleştiriden öğrenebileceğim bir şeyler var mı? Duymak istemediğim fakat bana yardımı dokunabilecek bir şeyler öğrenebilir miyim?

Adım 3: Eleştirilerin sadece sizinle ilgili olmayabileceğini unutmayın.

Bazı eleştiriler faydalıdır. Bazıları belki de kötü bir ana denk geldiği ya da kötü bir gün geçirdikleri için sizi eleştirirken size saldırıyor gibi görünebilir.

Bu şekilde, gerçekten yapıcı olmayacak biçimde yöneltilmiş bir eleştiri ile karşılaştığınızda, anlayışlı olmaya çalışın. Karşısınızdaki kişinin o anda mutlu bir anında olmadığını düşünebilirsiniz.

Adım 4: Cevap verin ya da bırakın.

Örneğin, nazikçe yanıtlamaya çalıştığınız email’in içeriği ne olursa olsun, daha fazla geri bildirim alabilmek adına birkaç tane soru ekleyebilirsiniz.

Size herhangi bir yanıt dönülmediği ya da beklediğiniz cevabı alamadığınız durumda, içinde bulunduğunuz durumu akışına bırakmanızı öneririm.

Mutlaka okuyun: Olumsuz Eleştirileri Nasıl Değerlendirmek Gerekir?

 

9. Bir şeyler sizi hala rahatsız ediyorsa sonraki aksiyonunuzu belirleyin

Her ne kadar yukarıdaki adımları uygulamış olsanız da, zaman zaman bazı şeyler canınızı uzun zaman sıkabilir ve size zarar verebilir.

Bu noktada aşağıdaki 2 yöntemi uygulayabilirsiniz.

Yardım almak

Kendinize yakın bulduğunuz birileri ile içinde bulunduğunuz durumu paylaşarak yardım istemek, durumu daha yalın şekilde görmenize yardımcı olacaktır.

Ve durumla ilgili daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmenize.

Öz saygınızı geliştirin

Yıllar içerisinde güçlü bir öz saygının kişiyi her zaman motive kıldığını ve günün temposunu koruyabildiğini öğrendim.

Başkalarının olumsuzluğundan kaçınmak öz saygı ile mümkün olabilmektedir. Bu yüzden bu konuda kendinizi geliştirmek faydalı olacaktır.

 

10. Güne pozitif başlayın

Güne nasıl başladığınız günün geri kalanının gidişatını belirler.

Dolayısıyla sabahlarını nasıl geçirdiğinize dikkat etmelisiniz.

Güne hızlı bir giriş yaptıysanız günün sonuna doğru kendinizi stresli ve güçsüz hissedebilir, negatif düşünceler hızla aklınıza doluşabilir.

Fakat diğer yandan güne yavaş bir tempo ile başladığınızda, arkadaşlarınızla ya da aile üyelerinizle enerji dolu kısa bir sohbet ederek, ilham verici bir kitap veya makale okuyarak ya da kahvaltı ederken sevdiğiniz bir podcast’i dinleyerek geçirdiğiniz sabah saatleri tüm gününüz üzerinde büyük bir fark yaratacaktır.

Mutlaka okuyun: Güne Mükemmel Bir Şekilde Başlamak İçin Sabah Rutini Oluşturma

 

11. Gün boyu anda kalmaya çalışın

Zamanınızı o ana odaklanarak geçirdiğinizde pozitif duygulara ve hayatınızdaki şeyler ile ilgili gerçekte yapabileceğinize dair pratik düşüncelere sahip olmak da bir o kadar kolaylaşacaktır.

Pek çoğumuzun yaparken zamanının büyük bir kısmını harcadığı gibi siz de geçmiş ya da gelecekte kaybolup gittiğinizde, endişe dolu düşünceler gittikçe ağırlaşır.

Geçmişte yapmış olduğunuz hatalar ve yaşadığınız başarısızlıklar aklınızda tekrar tekrar sahne alacak ve olumlu olan ne kadar düşünce varsa hepsini sizen uzaklaştıracaktır.

Bu nedenle sabah güne yavaş bir tempoyla başlamak ve günün geri kalanında da bu tempoyu sürdürebilmek yaşamakta olduğunuz o ana odaklanmanızda size yardımcı olacaktır.

Anda kalabilmenin ve tüm dikkatinizi ana odaklayabilmenin bir diğer basit yolu ise bir dakikalığına bütünüyle kendinizi vererek tam da o anda çevrenizde olup bitenlere odaklanabilmektir.

Anı görün, duyun ve koklayın. Güneşi duyumsayın, yağmuru ya da soğuğu teninizde hissedin.

Bunu yapması kulağa ilk başta basit ve küçük bir şeymiş gibi gelse de an ile bu basit iletişim kurma biçimi günün geri kalanı için kesinlikle olumlu bir etki doğuracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.