SEO Nedir? Nasıl Yapılır?

24 saat içinde kaç adet blog yazısı yayınlanıyor sizce?

Bir tahminde bulunun lütfen.

Cevabı verelim. Sırf WordPress üzerinde günlük 2 milyar yazı yayınlanıyor. Bu da her saniye 24 blog yazısı anlamına geliyor.

Yani siz bir blog yazısının ilk 5 cümlesini okurken 216 tane daha yazı yayınlandığı anlamına geliyor. Üstelik bu sadece WordPress tabanlı siteler için geçerli.

Kısacası, blog dünyasında öne çıkmak oldukça zor bir mesele. Eğer blogunuzun ve web sitenizin başarılı olmasını istiyorsanız dikkat etmeniz pek çok husus bulunuyor.

İşte tam da bu noktada SEO (search engine optimization), yani “arama motoru optimizasyonu” çok büyük bir önem arz ediyor.

Bu bağlamda Google’da yazılarınızın üst sıralarda çıkmasına bağlı her şey. Bir blogun başarılı olması ve başarısız olması arasındaki en temel mesele, blogun Google’da kaçıncı sırada çıktığı…

Bu da SEO kriterlerine dikkat edip etmemekle alakalı.

SEO kısaca, online bir içeriğin optimize edilerek Google nezdinde kabul görmesini sağlamak ve bu sayede Google’ın belli bir anahtar kelime için yazınızı üst sıralarda göstermesidir.

SEO’da siz varsınız, arama motoru var ve bir de arama yapan kişi var. Örneğin salçalı makarna yapımı ile alakalı bir yazı yazdınız diyelim. Google’da bu yazınızın üst sıralarda çıkmasını istersiniz doğal olarak. Bir de “salçalı makarna” yapımını öğrenmek isteyen kişiler vardır bu denklemde.

Bu blog yazısının binlerce kişiye daha kolay bir şekilde ulaşması için arama motoru optimizasyonu (SEO) yapmalısınız ki Google bu içeriğin faydalı olduğuna ikna olsun ve yazıyı ilk sayfada göstersin.

Bu yazımızda “SEO Nedir?” sorusuna doyurucu bir cevap vermeye çalışacağız ve web sitenizin organik bir biçimde (yani paralı reklam satın almadan) Google’da daha üst sıralarda çıkması için neler yapabileceğinize odaklanacağız.

 

A. SEO’ya Giriş

İnternette sörf yapmak genelde arama motoruna bir şeyler yazmakla başlar. İnsanların %75’i internetteki gezintilerine Google’da bir şey aratarak başlamaktadır.

Google’da bir anahtar kelime için çıkan sonuçlardan ilk 5 tanesinin tıklamaların %67’sini aldığını göz önüne alırsanız, SEO’nun önemini daha iyi kavrarsınız.

Yani yazınızın Google’da 2. sayfada çıkması, neredeyse size hiçbir fayda sağlamaz.

Eğer blogunuz ve web siteniz varsa, işlerinizi büyütmek istiyorsanız daima Google’da ilk sayfada çıkmaya odaklanmanız gerekir.

Google’da arama yapmak temel olarak şöyle bir süreçtir:

SEO’nun ne olduğunu anladığınıza göre biraz daha detaylı ilerleyebiliriz.

Google arama sonuçlarını nasıl bir algoritmaya göre belirlediğini resmi olarak açıklamıyor, ancak bu algoritmanın 200’den fazla unsurdan oluştuğunu biliyoruz.

Ancak SEO’nun iki farklı boyutu olduğunu söyleyebiliriz.

SEO söz konusu olunca kısa vadeli sonuç ve uzun vadeli sonuç olmak üzere 2 temel ayrım var. Kısa süre içinde büyük başarı elde edebilirsiniz ancak bu başarı kısa süreli olur. Bir de daha yavaş ve daha kalıcı bir yöntem izlenebilir.

Eğer kısa vadeli bir yöntem izleyecekseniz “siyah şapka SEO(black hat SEO)” yöntemini denemelisiniz.

Bu SEO türünde içeriğinizi sadece arama motorunu baz alarak optimize edersiniz. İçeriği insanların okuyup okumamasına dikkat etmezsiniz. Google’da üst sıralarda çıkmak için gereken kuralları eğip bükebilir ve kısa sürede para kazanabilirsiniz.

Ancak bu yöntem sayesinde oluşturulan sayfalar spam gibi gözükür. Google da böyle sayfaları ve siteleri banlar. Yani kısa süre içinde üst sıralarda yer alıp kolay yoldan para kazanabilirsiniz ancak bu işin bir geleceği yoktur.

Beyaz şapka SEO(wihte hat SEO) olarak adlandırılan yöntemde ise sürdürülebilir bir yöntem izlersiniz. Böyle bir SEO anlayışında temel odak noktanız insanlardır.

İnsanlara çok kaliteli ve faydalı içerikler sunarsınız ve Google’ın kurallarına göre oynarsınız oyunu.

Bu noktada kararı siz vermelisiniz.

Fakat hayatta siyah-beyaz ayrımı yoktur.

SEO gri bir şeydir esasında.

Yani ne siyah SEO kadar agresif ve manipülatif olmalısınız ne de beyaz SEO kadar masum ve saf…

Gri yöntemi benimsediğinizde kimseyi kandırmazsınız ve rakiplerinize göre daha avantajlı bir konum elde etmeye çalışırsınız. Bunda da hiçbir sorun yoktur.

Google’ın SEO kriterlerini net bir biçimde ifade etmediğini, hatta bazen söylediklerinin birbiriyle çeliştiğini görüyoruz.

Örneğin Google, misafir yazarın başka bir blogda yazı yazmasını (guest blogging) pek de desteklemediğini ifade etti.

Fakat işinizi büyütmek, sağlam bir trafik elde etmek için başka insanların sizin sitenizde misafir olarak yazı yazması insanlara pek çok fayda sağlar. Zira böyle bir etkileşimden kaliteli içerikler doğar. Fakat bu görüşe karşı çıkan SEO uzmanları da vardır. Yani dediğimiz gibi ak-kara ayrımı yok.

Bu da online pazarlamayı ve SEO’yu eğlenceli hale getirir. İki farklı görüş sahibi farklı yöntemler uygulayarak öne geçmeye çalışır. Bir futbol maçı gibidir adeta SEO süreci.

Tabii bunlara ek olarak SEO da sürekli değişir. SEO kuralları olarak ifade edilen şeyler de tahmin ve çıkarımdan ibarettir aslında.

Link inşa etme ve link satın alma teknikleri öteden beri SEO alanında kullanılır. Bazıları bu tekniklerin artık demode olduğunu söyler, bazıları da hala geçerli olduğunu savunur.

Burada önemli olan link inşasının (link building) nasıl yapıldığıdır.

Ross Hudgens gibi SEO guruları ölçeklenebilir link inşa etme taktiklerine büyük önem verir mesela.

Tüm pazarlama taktikleri, yatırımın karşılığını geri alabilmek adına ölçeklenebilir olmak durumundadır.

Lakin bu meselenin problemli bir yanı bulunmakta.

Ölçeklenebilir link inşa teknikleri, temel olarak siyah SEO olarak andığımız yönteme oldukça yakındır.

Ross Hudgens bu konuda New York Times gibi devasa web sitelerinin link inşa yöntemlerinden bahsediyor. Teknik açıdan bunun Google kurallarına aykırı olduğunu söylemek mümkün.

Teknoloji veya beslenme gibi alanlarda link inşa etmek kolaydır. Çünkü sırf bu konulara odaklanan pek çok blog vardır.

Fakat diyelim ki takviye gıda ürünleri satan bir şirketiniz var… O zaman nasıl olacak?

Çünkü Mailchimp gibi online e-mail hizmeti veren firmalar, takviye gıda şirketlerine hizmet vermiyor.

O halde takviye gıda şirketleri müşterilerine nasıl ulaşacak? Nasıl gelirlerini artıracak? Nasıl bağlantı kuracak?

Bu konu hala tartışmaya açık durumda.

Bir diğer problem ise arama motoru sıralamalarının olması gerektiği kadar iyi olmaması.

RankBrain gibi yeni algoritmalar bu konuda yardımcı oluyor ancak hala kat edilmesi gereken bir mesafe mevcut.

İşte bu nedenle Glenn Alsop gibi SEO uzmanları kendi özel blog network’lerini kurmak gibi gri-siyah arası bir yöntem izlediğini açıkça itiraf ediyor. Google’ın bu metodu tasvip etmediğini biliyoruz.

Glen “future of blogging” (blog yazmanın geleceği) aramasını örnek veriyor.

Glen’in web sitesi burada en sonda yer alıyor; fakat…

  • Glen’in sitesinde diğer sitelere göre daha çok link var.
  • Glen’in domain otoritesi diğer sitelerden daha yüksek. (domain otoritesi meselesine değineceğiz yazımızın ileri kısımlarında)
  • Glein’in içi markup’ı diğer sitelere göre daha iyi. (Markup konusuna da değineceğiz.)

Peki burada tam olarak ne oluyor?

Google bu unsurların en önemli ilk 3 unsur olduğunu ifade ediyor ve herkes bunda hemfikir.

Fakat gerçek hayata bunun birebir yansımadığını görüyoruz. Yani sistemi belli bir noktaya kadar manipüle etmek hala mümkün.

2019’da Wordstream kurucusu Larry Kim 2020 için birkaç önemli SEO tahmininde bulundu.

Bunlardan biri arama motoru sonuç sayfasındaki (SERP) tıklanma oranını (CTR) artırarak daha çok trafik almakla alakalı.

Larry Kim’e göre bu tür etkileşim hack’leri gri SEO taktikleri arasında yer alacak.

Diğer bir tahmin ise Facebook etkileşimlerinin organik trafiği artırmak için daha çok önem kazanacağı yönünde.

Bu iki tahmine geçerli ya da geçersiz diyemeyiz, kararı siz vermelisiniz.

İnsanların açıkça dillendirmediği bir başka mesele daha var.

SEO bir zero-sum oyunudur. Yani tek bir kazanan vardır bu oyunda.

Rakipleriniz Google’da üst sıralara çıkmak için elinden geleni yapar. Bu da sizin ayağınıza takılan bir çelme gibidir.

Bu noktada hangi yöntemi izleyeceğinize ve ne kadar risk almaya hazır olduğunuza karar vermeniz gerek.

Buraya kadar SEO ile ilgili genel bir giriş yaptık.

Şimdi ise site içi SEO (on-page SEO) ve site dışı SEO (off-page SEO) konularına odaklanalım.

 

Site İçi SEO – Site Dışı SEO

SEO’yu iki temel başlık altında incelemek gerekiyor: Site içi SEO ve site dışı SEO.

Site içi SEO, Google’ın arama sonuçlarını sıralama faktörlerinin hepsinden direkt etkilenir. Yazının başlığı, içeriğin yapısı, site yapısı, içerikteki fotoğrafların boyutu gibi optimize edilmesi gereken şeyler buna örnektir.

Site dışı SEO ise Google’ın yine önem verdiği diğer değişkenlerdir. Bu değişkenler söz konusu olunca kontrol site içi SEO kadar sizin elinizde olmayabilir. Sosyal ağlar, diğer web siteleri, arama yapan kişinin arama tarihçesi gibi dışsal unsurlar etkilidir site dışı SEO’da.

Yani bu iki SEO türü farklıdır ancak başarılı bir SEO için ikisini de çok iyi kavramanız gerekir.

Bir örnekle açıklayalım.

Müstakil bir eviniz var diyelim. Bu evin ön tarafta bir bahçesi var. Bahçe ve evin girişi arasında ise 10 metrelik bir patika var.

Şu iki senaryoyu hayal edin.

Birinci senaryo: Evinizin içi çok temiz ancak bahçeniz çok dağınık ve kirli.

Bu durumda dışarıdan bakan bir kişi, sizi bahçenize bakarak değerlendirir. Bahçeniz kirliyse, evinizin içi tertemiz bile olsa insanlar evinizin içinin de kirli olduğunu düşünür.

Bu durum site dışı SEO’yu doğru yapamamakla eş değerdir. İçeriğiniz çok iyi ve kaliteli olabilir fakat kimse buna aldırış etmez.

Kimse sizin şahane içeriklerinize bakmaz çünkü hiç trafik alamazsınız.

İkinci senaryo: Bahçenizi muhteşem bir biçimde temizlediniz, her şey dört dörtlük fakat evinizin içi tam bir çöplük.

Bahçenizin şahane olması insanları evin içini görmeye teşvik eder, fakat evin içi savaş alanı gibiyse insanların girdiği gibi çıkması bir olur.

Yani bir ziyaretçi web sitenize girer girmez çıkıyorsa, Google bunu sekme (topun sekmesi gibi düşünün, bounce da denir) olarak değerlendirir. Sayfanıza gelen ziyaretçinin sayfanızdan hemen çıkma oranı (Bounce rate) ne kadar yüksekse, Google sıralamanızı o kadar düşürür. Yani insanların sitenizde vakit geçirme süresinin düşük olması Google nezdinde sıralamalarınızı olumsuz etkileyecektir.

İşte bu nedenle hem bahçenizi hem de evinizi temiz tutmalısınız. Bu da site içi ve site dışı SEO ile mümkündür.

Hadi önce site içi SEO’ya yakından bakalım.

 

B. Site İçi SEO (On-Page SEO)

Site içi SEO’nun üç büyük kategorisi vardır. En önemli kategori olan içerik ile başlayalım.

1. İçerik

“İçerik kraldır.” sözünü duymuşsunuzdur. Bu sözü Bill Gates de 1996 yılında söyledi.

Peki içerik neden kral?

İçerik neden bu kadar önemli?

Çünkü Google bir arama motoru ve insanlar aradıkları bir şey hakkında bilgi edindikleri zaman  mutlu olurlar.

Google’da “pratik çorba tarifleri” yazdığınız zaman Google size en uygun ve en kaliteli tarifleri sıralamak için elinden gelenin en iyisini yapar.

Google size en ucuz çorba tariflerini ya da alakasız yemek tarifleri sunmaz. Ne istiyorsanız onu sunar: Pratik çorba tarifleri.

Google arama ile alakalı en iyi içerikleri bulup size en iyi deneyimi sunmaya çalışır.

Bu da şu anlama geliyor: Google nezdinde üst sıralarda yer almak için kaliteli içerik üretmelisiniz.

Çok açık ve net ancak bir o kadar da zor.

SEO diğer yeteneklerden farklı değildir. Başarılı sonuç almak için çok çaba harcamak gerekir.

Dünyanın en iyi pazarlamacılarını işe alsanız bile kötü bir ürünü satamazsınız. Diğer bir ifadeyle ileri düzey SEO taktikleri, eğer içeriğiniz berbatsa bir işe yaramaz.

Google söz konusu olunca bir içeriği başarılı kılan bazı faktörler vardır.

a. Kalite

Sadece kaliteli içerikle rakip sitelerin önüne geçme günleri geride kaldı. Fakat hala başarılı bir SEO’nun temelinde kaliteli içerik yer almaya devam ediyor.

Kaliteli içerik üretmeninse kolay olmadığını belirtmek gerek. Çünkü iyi bir içerik üretmek demek, aynı zamanda iyi bir öğretmen olmak demek.

Buna karşın sıfırdan başlamak zorunda değilsiniz. Başarılı ve kaliteli içerikleri baz alarak bu içerikleri iyileştirerek, daha detaylı ve kapsamlı hale getirerek de iyi bir içerik üretebilirsiniz.

Ya da aklınızdaki bir meseleyi kapsamlı hale getirerek bizzat siz yaratabilir, etkili bir başlıkla sunabilirsiniz.

Yazmaya başladığınız zaman iyi bir blog yazısının sahip olması gereken unsurları yazınıza eklediğinizden emin olun.

Blog yazmaya yeni başlayan biri olanız bile günlük yazma alışkanlığına sahip olarak günden güne daha başarılı ve kaliteli yazılar yazabilirsiniz.

 

b. Anahtar Kelime Seçimi

Anahtar kelime seçimi ve araştırması iyi bir içerik yaratmanın ilk koşullarındandır.

Tüm site içi SEO unsurlarını göz önüne alırsak öğrenmek için en çok çaba harcanan unsurun anahtar kelime araştırması olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda internette ve Youtube’da birbirinden kaliteli anahtar kelime araştırmasıyla alakalı makale bulunuyor.

 

c. Anahtar Kelime Kullanımı

Google akıllı bir algoritmaya sahip ve bu algoritma her gün biraz daha iyileşiyor. Anahtar kelimelerinizi yazınızda kullanmanız çok önemli fakat anahtar kelimeleri yazının içine gelişigüzel yerleştirmek de size faydadan çok zarar getirir.

Bugün anahtar kelime kullanımı semantikle daha yakından alakalı. Yani Google anahtar kelimelerin yazı içinde nasıl ve ne şekilde kullanıldığını dahi anlayabiliyor. Hani “Bunu mu demek istediniz?” diye soruyor ya Google, işte tam olarak bundan bahsediyoruz. Google ne aradığınızı bazen sizden daha iyi biliyor.

Yazınızda anahtar kelimelerin stratejik olarak yerleştirildiğini düşünüyorsanız (Başlık, URL, meta açıklama) anahtar kelimenizi yazı içinde gereksiz yere kullanmanıza da gerek yoktur.

Okuyuculara odaklanmanız ve anahtar kelimeleri yazınıza makul bir biçimde birkaç kez yer vermeniz yeterli.

 

d. İçeriğin Tazeliği

Yapılan bir araştırmaya göre ne kadar sık içerik paylaşırsanız Google’da sıranız o kadar yükseliyor.

Buna karşın taze içerik paylaşmak Google’ın içerik tazeliğini algılaması için tek yol değil. Mevcut içeriklerinizi geliştirerek, eklemeler yaparak da içeriklerinizin taze olduğunu gösterebilirsiniz.

Backlinko’da Brian Dean 2 yıl içinde sadece 30 yazı paylaşmasına rağmen tüm yazılarını sürekli güncelledi. Bu nedenle SEO konusunda Brian Dean’in web sayfası Google’da gayet üst sıralarda yer alıyor ve ayda yaklaşık 1 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Düzenli olarak içerik paylaşmak önemli bir mesele, ancak ayda kaliteli ve kapsamlı sadece 1 yazı paylaşarak bile Google’dan geçer not alabilirsiniz.

 

e. Direkt Cevap

Son olarak Google arama sonuçları sayfasında kullanıcılara aradıkları şeyin direkt cevabını veriyor. Eğer içeriğiniz yeterince net bir şekilde kaleme alınmışsa, Google sayfanızdaki bir paragrafı direkt arama sonuçlarının üstünde gösteriyor.

Önceki yıllarda Google’ın spam takımından sorumlu Matt Cutts, jargon kullanımını azaltmanın SEO açısından mantıklı bir eylem olduğunu ifade ediyor. Yani karmaşık cümlelerden kaçınmalı, olabildiğince sade bir dil kullanmalısınız.

 

2. Anahtar Kelime Seçimi

Anahtar kelime araştırmasına birazcık değindik üst kısımda.

Anahtar kelime seçimi o kadar geniş bir konu ki o kadarına gönlümüz razı olmadı, daha detaylı açıklama yapma gereği duyduk.

Çünkü SEO’nun hani neredeyse %90’ı anahtar kelime seçimi ile alakalı.

Anahtar kelime, bir yazının ne ile alakalı olduğunu gösterir. Sitenin adından ve markanızı nasıl tanımladığınıza kadar pek çok konu anahtar kelime ile ilgilidir.

Anahtar kelimeler, linklerinizi nasıl inşa ettiğinizi, nasıl bir taktik izlediğinizi dahi belirler.

Anahtar kelime seçimi ile alakalı yapılan en büyük hata tek bir sefere mahsus olduğunun zannedilmesidir. Fakat tam tersi geçerlidir.

Anahtar kelime araştırması sürekli yapılması gereken bir konudur.

Gelin şimdi anahtar kelime araştırması alanında yapılan yanlışlara bakalım.

 

 #1: Yanlış Anahtar Kelime Seçmek

Diyelim ki bir kariyer danışmanlık firmanız var.

Danışmanlık hizmetiniz de bir yıl için yaklaşık 10.000 lira.

Bu ayda 1000 liradan daha az bir kazanca tekabül ediyor. Fakat yine de yüksek bir rakam.

Eğer “ücretsiz kariyer danışmanlık hizmetleri” anahtar kelimesi için 1. sırada yer alıyorsanız “ücretsiz” bir şey arayan kitleye hitap edersiniz. Bu da insanların size bir yıllık danışmanlık hizmeti için 10.000 lira vermeyecekleri anlamına gelir.

Bu anahtar kelime sitenize aylık 34.000 kişinin girmesini sağlayabilir ancak bu kişiler bir şey satın alma motivasyonu olmayan kişilerden oluşur. Amiyane tabirle sitenize sadece “kuru kalabalık” girer.

Buna karşın “kariyer danışmanlık hizmeti” gibi bir anahtar kelimede 1. sırada yer alsanız ve sitenize bu anahtar kelimeden 34.000 değil de 340 kişi bile girse birkaç kişiye satış yapabilirsiniz.

 

 #2: Rekabeti Yeterince Önemsememek

Doğru anahtar kelimeyi seçtiniz diyelim. Sattığınız ürün veya hizmetle alakalı en ideal anahtar kelimeyi seçtiniz.

Sırada anahtar kelime arama hacmini sıralayan Google Anahtar Kelime Düzenleyici ya da Ahrefs, Semrush gibi sitelere girmek vardır.

Bu sitelerde aklınızdaki anahtar kelimeleri girerek aylık aranma hacimleri hakkında fikir alırsınız.

Doğal olarak aranma hacmi daha yüksek anahtar kelimelere doğru gidersiniz.

Ancak bu noktada gözden kaçırdığınız bir şey vardır.

Bir anahtar kelimede üst sıralarda yer alabilmeniz için rakip siteleri de incelemeniz gerekir.

Örneğin anahtar kelimeniz “kadın bot” olsun.

Google’a anahtar kelime yazdığınızda karşınıza çıkan sonuçlara bakın.

  • Tergan
  • Trendyol
  • Boyner
  • Morhipo
  • Derimod
  • Flo

Bu sitelerin domain yaşı, sayfa otoritesi sizinkinden çok daha yüksektir.

Bu sayfalara yönlendirilen backlink sayısı sizinkinden çok çok daha yüksektir.

Söz konusu sitelerin bu noktaya gelmesi aylar, belki yıllar almıştır.

Sizin yeni kurduğunuz bir siteyle bu sıralamada yer almanız çok düşük bir ihtimaldir.

Bu noktadan sonra ne olur genelde?

İnsanlar long-tail (uzun) anahtar kelimelere yönelir. Yani “kadın bot” gibi bir kelime yerine “kışlık klasik kadın botları” gibi daha spesifik bir anahtar kelime…

Aranma hacmi azaldıkça rekabet genellikle azalmaktadır ve bu sayede üst sıralarda çıkmanız kolaylaşır.

Peki nasıl anahtar kelime bulacaksınız?

  1. İşinizle alakalı anahtar kelimelere
  2. Fazla rekabetin olmadığı anahtar kelimelere odaklanmalısınız

Tüm bunlara ek olarak kalıpların dışına hareket etmelisiniz. Nasıl mı?

 

Arama Niyeti Nedir? (Search Intent)

Pek çok insan sadece anahtar kelimeye odaklanır.

Fakat insanların Google’a ne yazıp arama yapacağından ziyade insanların ne niyetle arama yapacağına odaklanmak gerekir.

Buna “arama niyeti” adı verilir.

Çok az trafiğe rağmen ciddi kazanç elde etmek böyle mümkün olur.

Bir senaryo üzerinden gidelim.

İş bulma ve iş arama ile ilgili bir web siteniz var.

Şirketler sizin sitenizde iş ilanı yayınlıyor ve siz de bu hizmet karşılığı şirketlerden komisyon alıyorsunuz.

Bu durumda iş arama ile ilgili Google’da üst sıralarda yer almanız gerekir.

Ne kadar çok insan sizin sitenizden iş bulursa, o kadar çok kazanç elde edersiniz.

mühendis iş ilanları” anahtar kelimesini inceleyelim.

Arama İstanbul’da yapıldığı için daha çok İstanbul bazlı ilanlar gösteriliyor.

Fakat bundan daha ilginç bir şey var: Çıkan sonuçlar çok karışık.

Kimi makine mühendisi ilanı arıyor kimi yazılım mühendisi arıyor kimi de giriş seviye pozisyon ilanı veriyor.

Yani buradaki her iş ilanının niyeti farklı.

İşte böyle bir durum tespit etmeniz gerek.

Kullanıcının tam olarak ne niyetle arama yaptığını tespit etmelisiniz.

İşte bu konuda fazla rekabetin olmadığı anahtar kelimeler bularak üst sıralarda yer alabilirsiniz.

Bizdeki kariyer.net bu konuda en büyük rakibiniz olacaktır fakat yine de arama niyeti kavramından hareketle alternatif anahtar kelimeler bulabilirsiniz.

Google’ın bu arama için önerdiği alternatiflere bakalım.

İnsanların aradığı diğer sonuçlar da otomatik olarak Google tarafından listeleniyor.

Bu alternatiflerden bazıları tam size göre olabilir mesela.

Arama sayfasının en sonuna inerek Google’dan daha fazla öneri alabilirsiniz. Google’ın kendi önerilerinden bir liste hazırlayarak bunlara yönelik içerikler üretebilirsiniz.

AnswerthePublic bu konuda faydalı bir site. Yaptığınız aramalardan belli bir liste hazırlamanıza imkan sağlıyor.

Mesela “en iyi pazarlama aracı” anahtar kelimesini baz alarak farklı anahtar kelime önerileri sunuyor.

Daha da iyisi bir aramayı kimin yaptığını da gösteriyor.

Örneğin söz konusu anahtar kelimeyi arayan kişiler şu şekilde:

  • WordPress kullanıcıları
  • Şirketler arası pazarlama yapan kişiler
  • Küçük işletmeler
  • Startup’lar

Bunlar birbirinden tamamen farklı segmentler.

Her birinin bütçesi diğerinden farklı.

WordPress kullanıcıları plugin formatında bir pazarlama aracı ararken küçük bir işletmenin pazarlama otomasyon aracına ödeyeceği meblağ bir startup’tan çok daha azdır. Bu gibi farklar…

Kurduğunuz site, yazdığınız blog yazısı bu segmentlerin ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verir nitelikte olmalı ki rekabet gücünüz yükselsin.

Örneğin WordPress sitelerine yönelik bir otomasyon aracı geliştirdiyseniz WordPress bazlı siteleri ve WordPress kullanan blogger’ları hedeflemelisiniz.

Böyle bir durumda  aylık 150.000 ziyaretçili wordpress haberleri yayınlayan bir sitesine reklam vermeniz, söz gelimi aylık 15.000.000 ziyaretçili Hurriyet.com.tr’ye reklam vermekten çok daha faydalı olur.

Yani şunu diyebiliriz: Bir anahtar kelime için rekabet ne kadar azsa daha üst sıralarda yer alma şansınız o kadar artar. Buna ek olarak sitenize sadece ne istediğini bilen, eyleme hazır kişiler girer. Bu da daha iyi backlinkler elde etmenize, daha iyi bir sırada yer almanıza ve dolayısıyla daha çok kazanmanıza neden olur.

 

3. HTML

İçerikle ilgili meseleleri biraz netleştirdiyseniz sıra sitenin HTML yapısına gelmiş demektir.

HTML ve SEO arasındaki ilişkiyi kurabilmek için programcı ya da mühendis falan olmak zorunda değilsiniz. Çok temel düzeyde HTML bilmeniz yeterli. Hani neredeyse HTML olmadan SEO yapmak, trafik ışıklarının anlamını bilmeden araba sürmeye benzer. O kadar yakından alakalıdır SEO ve HTML.

SEO bağlamında tüm yazılarınızda kullanmanız gereken 4 temel HTML bileşeni mevcut. Şimdi bu bileşenlere bakalım.

 

a. Başlık Etiketleri (Title tags)

Başlık etiketi, gazete yazılarındaki manşete benzer. Bir yazının ne ile alakalı olduğunu başlık etiketi gösterir.

Blog söz konusu olunca H1 etiketi geçerlidir. H1 demek, yazıdaki en önemli başlık demektir. Alt başlıklara nasıl etiket vermeniz gerektiğini birazdan anlatacağız.

Her sayfada sadece tek bir H1 etiketi olmalıdır. Böylece Google yazının ana başlığını anlamış olur.

 

b. Meta Açıklama

Meta açıklama (meta description) bir yazının Google arama sonuçlarındaki ufak bir kısmıdır. Hani linklerin altında birkaç cümlelik ifadeler yer alır ya, onun adı meta açıklamadır.

Meta açıklamayı optimize ederseniz anahtar kelimeniz bu açıklamada yer alır ki bu Google için iyi bir şeydir. Aksi halde Google otomatik olarak yazından birkaç cümle atar meta açıklamaya.

Meta açıklama yazarken 160 karakteri aşmamaya özen gösterin ve yazının içeriği ile alakalı birkaç cümlelik bilgi verin.

Yoast SEO Wordress plugin’i bu konuda oldukça faydalıdır.

Neredeyse her hafta güncellenen Yoast SEO plugin’i sayesinde yazdığınız yazıları SEO uyumlu hale getirmek çok kolay. Meta açıklama, başlık ve URL düzenlemesi yapmanıza imkan tanıyan bu eklenti, size SEO açısından yaptığınız eksikleri de gösteriyor. Böylece gözünüzden hiçbir ayrıntı kaçmamış oluyor.

 

c. Şema

Şema, farklı arama motorlarının birlikte çalışmasının sonucudur. Spesifik HTML etiketlerinden oluşan bir alt set olan şema, arama motoru sayfa sonuçlarının içeriğinizi daha optimal düzeyde görüntülemesine imkan sağlar.

 

d. Alt Başlıklar

Alt başlıklar hem yazıyı anlaşılır bir formata sokmak için hem de okuyucunun yazıda rahat hareket edebilmesi için şarttır. Ayrıca SEO için de önemli bir kriterdir.

H1 etiketi yazının başlığı ise H2, H3, H4 etiketleri de giderek daha az SEO gücüne sahip olur. Yani bu bölümde HTML başlığına H3 etiketi verdik. Şu an okuduğunuz “Alt Başlıklar” bölümüne ise H4 etiketi verdik. En baştaki Site İçi SEO başlığı ise H2 etiketine sahip. Yazının tam başlığı ise otomatik olarak H1 etiketine sahip.

 

e. HTML Geliştirme Yöntemleri

Google Search Console’da (eski adıyla Webmasters Tools) HTML iyileştirme bölümü bulunuyor. Burada HTML konusunda faydalı tavsiyeler ve öneriler veriliyor. HTML merkezli çeşitli hususlar hakkında bilgi alabiliyorsunuz.

Google sitenizin meta-datasını, başlık etiketlerini, meta açıklamaları kullanarak sitenizi sınıflandırılıyor. Saydığımız hususlar, Google Search Console’da “çok uzun, çok kısa, anahtar kelimeden yoksun, bilgi içerikli, yeterince bilgi içermiyor” gibi çeşitli şekillerde tanımlanıyor. Siz de burada elde ettiğiniz feedback doğrultusunda içeriklerinizi tekrar gözden geçiriyorsunuz.

 

4. Sayfa Mimarisi

Site içi SEO’nun önemli konularından biri de site mimarisidir. Bu konu çabuk bir şekilde tekniğe kaçabilir, ancak biz burada herkesin anlayabileceği ve uygulayabileceği bir şekilde bahsedeceğiz.

İyi bir mimariye sahip web sitesi kullanıcılarına kaliteli bir deneyim sunar. Mimariden kastımız sayfanın yüklenme hızı, gezinti kolaylığı, mobil uyumluluk gibi unsurlardır. Şimdi bunlara biraz daha ayrıntılı bakalım.

 

a. Kolay Gezinti

Google’ın sanal örümcekleri hiç durmadan tüm interneti gezer ve Google’a rapor verir. Buna indekslemek adı da veriliyor. Google örümcekleri sitenizde gezerek kaliteli sayfaları indeksler.

Sitenizdeki içerikler arasında ne kadar sıkı bir link bağlantısı varsa bu örümcekler o kadar kolay gezinir ve siteniz Google tarafından daha yakından tanınır.

Bunun için WordPress eklentilerinde kolayca bulabileceğiniz bir plugin ile online bir XML site haritası oluşturmalısınız.

 

b. Aynı İçerik

Aynı içeriğin farklı yerlerde kullanılması, SEO dünyasında tartışmalı bir mesele. Sitenizdeki veya yazılarınızdaki her şeyin orijinal olması gerektiği hatasına kapılmayın. Zira Google, örneğin Ekşi Sözlük’ten alıp sitenize koyduğunuz bir yazı için sizi cezalandırmaz.

İçeriklerinizi farklı sitelerde yeniden paylaşmanız, başka sitelerde yazdığınız yazıları kendi sitenizde paylaşmanız SEO açısından size bir olumsuzluk yaşatmaz. Yeter ki doğru bir yöntem izleyin ve spam izlenimi vermeyin.

Fakat web sitenizdeki içeriğinizi Medium gibi bir sitede birebir aynı biçimde paylaşmanız Google nezdinde size olumsuzluk yaşayabilir, çünkü Google, Medium gibi büyük ve otorite sahibi bir siteyi sizin sitenizden daha önce indeksler.

Buna “canonicalization” sorunu adı verilir.

 

c. Mobil Uyumluluk

Peşinen söyleyelim: 2020’de web siteniz mobil uyumlu değilse, SEO konusunda sınıfta kalırsınız

Facebook kullanıcılarının 54’ü platforma mobil cihazlardan giriyor. Facebook’un aylık 1.65 milyar ziyaretçisi olduğunu düşünürsek 900 milyondan fazla kişi internete mobil cihazlardan giriyor diyebiliriz.

Sitenizi mobil uyumlu yapmak için izleyebileceğiniz birkaç yol var. Örneğin Google’ın “Mobil Uyumluluk Testi“ne girerek sitenizi kontrol edebilirsiniz.

Pek çok WordPress temasının mobil uyumlu olduğunu söyleyelim. Ücretsiz temaların bile birçoğu mobil uyumlu. Eğer çok demode bir içerik yönetim sistemi kullanmıyorsanız sizin siteniz de mobil uyumlu olacaktır.

 

d. Sayfa Hızı

Sayfa hızı çoooook önemli.

10 saniye boyunca yüklenmeyen bir sayfaya ne kadar sinirlendiğinizi hatırlayın. Bugün olmasa bile dün mutlaka bu durumu deneyimlemişsinizdir.

Uzun yükleme süresine sahip web sitelerine ikinci şans verme konusunda insanlar çok isteksizdir.

Google verilerine göre bir sitenin yüklenme süresi 7 saniyeyi aşarsa ziyaretçinin sitenizden ayrılma ihtimali %113 artıyor. Yani maksimum 7 saniye içinde siteniz yüklenmezse, trafiğiniz baltalanır.

Google’ın “PageSpeed Insight” ve “Test My Site” adlı uygulamasını kullanarak sitenizin yüklenme hızını öğrenebilirsiniz. Yine Pingdom, Gtmetrix gibi web sitelerinden de site hızını test etmeniz ve bunu geliştirmenizi sağlayacak ipuçlarını öğrenmeniz mümkün.

Site hızını artırmak için pek çok yöntem var. Bunlardan biri sitenizdeki kod miktarını minimize ederek sitenizin hızlı yüklenmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için Wp Super Cache, Autopimize gibi sayfaları sıkıştıran ve önbelleğe alan eklentiler kullanabilirsiniz.

Web sitenizdeki görsellerin yüksek çözünürlüklü olması da yine sitenin geç yüklenmesine neden olur. Cloudfare gibi içerik dağıtım ağları, sizin sunucularınızdaki görselleri sizden alarak kendi global ağında barındırır ve kullanıcılara en yakın lokasyonda yer alan sunucularından yükler bu görselleri.

WP Smush It veya Compressor.io gibi eklentiler de yine fotoğraflarınızın boyutunu indirmenize yardımcı olur. Üstelik dosya boyutu küçülürken görüntü kalitesinde bir düşüş de olmaz.

 

e. URL’de Anahtar Kelime

Hedeflediğiniz anahtar kelimenin yazının URL’sinde yer alması olmazsa olmaz.

Yani yazınızın başlığı şöyle olsun: Birbirinden Leziz Çorba Tarifleri

Hedeflediğiniz anahtar kelime ise: leziz çorba tarifleri

O halde bu yazının URL’si şöyle olmalıdır:

sizinsiteniz.com/leziz-corba-tarifleri

veya

sizinsiteniz.com/birbirinden-leziz-corba-tarifleri

 

f. HTTPS ve SSL (Site Güvenliği)

Site güvenliği, SEO için önemli unsurlardan biri. Google çoğu zaman güvenli bulmadığı sitelere girmeden önce kullanıcıları uyarıyor.

Bu uyarı, insanlara “bu siteye kredi kartı bilgilerinizi vermeyin” türünden bir uyarı temel olarak. Google Chrome’un en popüler tarayıcı olması nedeniyle bu büyük bir problem.

XMind gibi araçlar sayesinde sitenizin Google nezdinde güvenli olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

Eğer siteniz “güvenli değil” uyarısı alıyorsa, sitenize gelen trafik bu uyarıyla karşılaşır ve sitenize bir daha girmeye çekinebilir. Bu konuya büyük önem vermeniz gerekli yani.

2 yaygın güvenlik protokolü olan HTTPS ve SSL ifadelerine dikkat etmenizi öneriyoruz bu hususta. İki protokol de SEO performansınıza direkt bir katkı sağlamasa bile SEO performansınızın düşmesini önler.

Güvenli olmayan bir bağlantıdan SSL veya HTTPS’ye geçmek biraz uğraştırıcıdır. Ancak uğraşmaya değer. Yeni bir domain alacağınız zaman SSL ve/veya HTTPS protokollerine sahip bir domain almaya özen gösterin.

 

 

C. Site Dışı SEO (Off-Page SEO)

Pekala… Sayfa içi SEO ile ilgili kritik bilgiler edindiniz.

Şimdi ise site dışı SEO’nun 4 temel unsuruna bakacağız.

Haydi başlayalım.

 

1. Güven

Google’un icadı olan PageRank, arama sonucu sayfasındaki siteleri sıralarken kullanılan tek metrik değil.

Güven, gittikçe daha da önem kazanıyor. Google’ın son dönemlerdeki güncellemeleri de spam dolu, güvenilmez siteleri büyük bir şekilde olumsuz etkiledi.

TrustRank üzerinden sitenizin Google nezdinde güvenilir olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

Alanında otorite sahibi büyük web sitelerinin (.edu ya da .gov uzantılı siteler) sizin web sitenize backlink vermesi güven konusunda size avantaj sağlar. Yani bir üniversite web sitesi sizin sitenizden bahsediyor ve sitenize link veriyorsa bu siteniz adına çok iyi olur.

Güven inşa etmenin dört yolu vardır.

 

a. Otorite

Google bir sitenin otoritesine iki şekilde bakar:

Domain otoritesi: Domain authority, domain isminin ne kadar çok bilindiği ile alakalıdır. Coca-cola.com mesela çok otorite sahibi bir domain’dir çünkü herkes Coca Cola’yı bilir.

Sayfa otoritesi: Bu ise sitenizdeki örneğin tek bir blog yazısının ne kadar otorite sahibi olduğu ile alakalıdır.

Otorite, 0’dan 100’e kadar bir skalada belirlenir.

Çok başarılı bir SEO aracı olan Moz üzerinden site domain/sayfa otoritesini görmek mümkündür. Moz’un skalasında 0-20 arası hareket etmek görece kolaydır. 89-90 arası otorite ise belli bir sektörde sahip olabileceğiniz en üst otorite oranıdır.

Sitenize otorite kazandırmak için büyük web sitelerinin sizle ilgili haber ya da yazı yazmasını sağlayabilirsiniz.

Bu kolay bir şey değildir tabii.

Ancak bir kere böyle bir imkana erişmeniz bile gözle görülür fayda sağlar çünkü bu tür linkler algoritma değişimlerinden etkilenmez.

Önemli web sitelerinin size ve sitenize yer vermesi, ciddi bir güven kriteridir.

 

b. Bounce Rate

Buna hemen çıkma oranı da denebilir. Bounce rate tam olarak şudur: Bir kişi web sitenize giriyor. Bu ana sayfa da olabilir, bir içerik de olabilir. Bu insanın sitenize girip tek bir içerik görüntüledikten ne kadar süre sonra sitenizden ayrılıyor?

Yani bu kişi Google’da saç ektirme ile ilgili bir şey aradı ve sizin sitenizdeki bir yazıyı gördü arama sayfasında. Linke tıkladı ve linkte tamamen anlamsız bir içerik olduğunu gördü. Bu kişinin sitenize girip çıkması arasında 2 saniye var diyelim. Bu kötü bir durum. Ancak bu kişi linke tıkladı ve doyurucu bir içerikle karşılaştı. İçeriği okumak için 5 dakika harcadı ve sitenizdeki başka yazıları da. Bu bounce rate açısından size fayda sağlayan bir durum olur.

Kaliteli içerik, hızlı yüklenme, kolay site arayüzü gibi unsurlar hemen çıkma oranını azaltır.

Video da yine bir sayfanın hemen çıkma oranını azaltan unsurlardandır. Bu nedenle Google’da rekabetin yüksek olduğu bir anahtar kelime için en üstte yer alan linki incelerseniz büyük oranda içerikte video da olduğunu görebilirsiniz.

Yani özetle, bir insan Google’da arama yapıp sizin sayfanıza girdiğinde hemen geri çıkıyorsa Google bunu algılar ve “Hmmm demek ki bu sayfa bu anahtar kelime için yeterince fayda sağlamıyor insanlara.” der ve sıralamanızı düşürür.

 

c. Domain Yaşı

Gençler ne kadar takdir edilse de yaşlılara daha çok itibar edilir.

Warren Buffett mı sizce daha çok itibar edilen biri, yoksa Mark Zuckerberg mi? Bildiniz, tabii ki yaşlı kurt.

Aynı şey internet siteleri için de geçerlidir.

Eğer yeni bir web sitesi kurmak istiyorsanız, daha önce süresi geçmiş bir domain almaya çalışın.

Yani aldığınız domain 22 Ocak 2020 tarihinde değil de 6 Nisan 2007 tarihinde oluşturulmuşsa bu daha iyi olur.

 

d. Kimlik

Online bir markaya ya da bireysel kimliğe sahip olmak arama motorları için güven verici unsurlardır. Ancak online bir kimlik inşa etmek ve bunu Google’a kanıtlamak zaman alır.

Ayrıca kendinize bir marka kurmanız da yine Google güncellemelerinden olumsuz etkilenmenizin önüne geçer.

Yapılan bir ankete göre, tüketicilerin bir şey satın almak için Google araştırması yaparken “bilindik mağazaların” web sitelerine öncelik verdikleri ortaya konmuş durumda.

Yani bilindik bir markaya sahip olmak, fiyattan da ürün kalitesinde de daha önemli bu noktada.

Şöyle düşünün.

Kışlık lastik alacaksınız. Kış geliyor ve arabanızda hala yazlık lastikler var.

Google’da paralı reklam verip üst sıraya çıkan Eryılmazlar Lastik’in web sitesine mi girersiniz, yoksa Goodyear web sitesine mi?

Kimse kendini bilinmez bir maceraya sokmak istemez. Öyle düşünün.

 

2. Backlink

Şimdi başka web sitelerinde sizin sitenize link verilmesi anlamına gelen backlink kavramını ve nasıl backlink alabileceğinizi inceleyelim.

Yazımızın genelinde “backlink” konusuna epey verdik. Ancak “backlink her şeydir” gibi bir yanılgıya düşmeyin.

Backlink de SEO’nun bir parçası, önemli bir parçası sadece.

Backlink almak için insanları beklemeyin, onlardan bunu talep edin. Backlink alırken dikkat etmeniz gereken birkaç kriter bulunuyor:

 

a. Link Kalitesi

Link önemli, ancak linkin kalitesi daha önemli. Yani daha dün kurulan bir sitenin sizin web sitenize link vermesi ile büyük bir haber sitesinin size link vermesi aynı şey değil.

Kaliteli backlink almak için doğru kişilere ulaşmalı ve size backlink vermeleri karşılığında onlara bir şeyler vadetmelisiniz.

Pek çok insan sadece link sayısı ile ilgilenir, fakat bu oldukça yanlıştır.

Çünkü arama motorları kalitesiz ve spama benzer backlinkleri kaale almaz.

Çünkü farklı sitelerden alınan birer link, belli bir siteden alınan 5 linkten daha değerlidir.

Çünkü kendi sitenizde, kendi içerikleriniz arasındaki link trafiği, başka insanların sitelerinden alınan linkler kadar değerli değildir.

Yani link kalitesi, link sayısından daha önemlidir.

 

b. Anahtar kelime

Anahtar kelime, diğer sitelerin sizin sitenize link verirken hangi kelimeyi kullandığını gösterir.

Yani örneğin portakal yetiştirme ile alakalı bir web siteniz var diyelim.

X web sitesinde yayınlanan bir narenciye yazısında sizin sitenize link veriliyor olsun.

  1. Portakal yetiştirme ile ilgili daha fazla için buraya tıklayınız.
  2. Portakal yetiştirme ile ilgili daha fazla için buraya tıklayınız.

“Portakal yetiştirme” kelimesinde yükselmek istiyorsanız 1. örnek daha etkilidir. Yani “portakal yetiştirme” ifadesine tıkladığında sizin web sitenize gidilmelidir.

 

c. Link Sayısı

Link sayısı da önemlidir ve zaman içinde kaliteli backlink elde etmeye çalışmanız gerekir.

Gün sonunda en fazla kaliteli backlink sahibi olan web sitesi ipi göğüsler.

Link kadar linkin hangi sayfaya verildiği de önemlidir. Elbette ana sayfanıza link verilmesi iyidir. Ancak direkt spesifik bir yazıya yönelik verilen linkler daha etkilidir. “Hakkımızda” sayfanıza yönelik backlink almak hiç yoktan iyidir, fakat e-ticaret ile alakalı bir web siteniz varsa ürün sayfasına yönelik backlinkler çok daha yararlı olur.

 

3. Kişisel

Site dışı SEO’nun üçüncü ayağı kişisel faktörlerdir. Bu unsurların çoğu sizin kontrolünüzün dışındadır ancak yine de yapabileceğiniz bazı şeyler bulunmakta.

 

a. Ülke

Tüm Google kullanıcıları, bulundukları ülke ile alakalı içerikleri görürler. Yani Amsterdam’daki bir kişi Google’da “nöbetçi eczane” aradığı zaman İstanbul’daki eczaneler değil, Amsterdam’daki eczaneler listelenir Google’da.

Google’da belli ülkeleri hedeflemek istiyorsanız bunu anahtar kelime ekleyerek yapabilirsiniz, ancak öncelikle yurtdışına açılmanın sizin için mantıklı olup olmadığını netleştirmeniiz gerek.

Ülkeden ülkeye rekabet oranı değişiyor çünkü.

Google Kanada ile Google Brezilya arasında pek çok fark vardır.

Bu bağlamda birden fazla dil opsiyonu sunan bir web siteniz varsa, avantajlı konumdasınızdır.

Yani Türkçe yazdığınız içerikleri, Almancaya da çevirip yayınlarsanız bundan büyük fayda görürsünüz. Ancak Google Translate gibi otomatik çeviri sistemleri henüz insani çeviri kalitesinde değildir.  Bu nedenle içeriklerinizi profesyonel bir tercümana çevirtmeniz çok daha uygun ve faydalı olur.

 

b. Şehir

Yazılarınızda anahtar kelime olarak şehir isimleri kullanmanız da iyi olur. Fakat şehir adını abartmayın, aksi halde yerel bir otorite olarak görülebilirsiniz Google tarafından.

 

c. Kullanıcının Geçmişi

Bir kullanıcı, web sitenize daha önce girdiyse, sitenizin bu kişinin karşısına tekrar çıkma ihtimali artar, zira Google sitenizin bu kişi için alakalı/yararlı olduğunu düşünür.

 

4. Sosyal Medya

Son olarak site dışı SEO’nun bir diğer faktörü olan sosyal medyaya bakalım. Sosyal medyada içeriklerinizin çok paylaşılması arama motorunda daha üst sıralarda yer almanızı sağlayabilir.

Sosyal medya söz konusu olunca iki temel unsurdan bahsedebiliriz.

 

a. Paylaşım Kalitesi

Nasıl backlink kalitesi önemliyse, içeriklerinizi sosyal medyada kimin paylaştığı da önemlidir. Google, fenomenlerin, önemli kişilerin paylaştığı içeriklere daha çok önem atfediyor.

Bir içeriğinizi Twitter’da paylaşırken fenomenleri ve konuyla alakalı önemli kişileri de etiketleyebilirsiniz mesela. Bu kişiler sizin içeriklerinizi re-tweet ettiğinde SEO açısından yararlı bir durum olur.

Takipçi sayısı da bu konuda yanıltıcı olmamalıdır. Parayla takipçi satın alan bir “fenomen” içeriklerinizi paylaştığı zaman bundan hiçbir fayda sağlayamayabilirsiniz.

Mutlaka okuyun: Influencer Marketing Nedir? Örnekleri Nelerdir?

 

b. Paylaşım Sayısı

Viral olmak, her dijital pazarlamacının hayalidir ancak viralliği abartmamak da lazım.

Yapmanız gereken tek bir şey var: Şahane içerikler üretmek.

Uzun vadeli, kapsamlı içeriklerin kısa ve günübirlik içeriklerden daha iyi performans gösterdiğini kesinlikle söyleyebiliriz.

“Virallik, bir anlamda fizyolojik uyarılmaya benzer. Pozitif ya da negatif açıdan insanları uyaran içerikler viral olmaya daha müsaittir.”

Bu yazının başında her gün, her saniye binlerce yazının paylaşıldığını ifade ettik. Rekabetin yoğunluğundan dem vurduk.

İşte bu nedenle sahte haber yapan siteler, kısa süre içinde devasa paralar kazanabiliyor çünkü bu sitelerin içerikleri viral olarak dolaşıyor ve dolayısıyla bu siteler çok trafik alıyor.

Elbette sahte haber paylaşın demiyoruz.

Ancak içeriklerinizi sosyal medyada dolaşacak şekilde tasarlamanız, etkili ve çarpıcı bir dil kullanmanız yararınıza olabilir. İnsanların duygularınla oynadığınız zaman içeriklerinizin daha çok ilgi çektiğini göreceksiniz.

 

Sonuç

Eveeet… Uzun bir yazı oldu. Buraya kadar okuduysanız SEO hakkında pek çok şey öğrendiniz demektir.

SEO’un arama motoru optimizasyonu olduğundan bahsettik. Google’un organik kısmında daha yüksek bir sırada yer almanın SEO’nun temel hedefi olduğunu gösterdik.

SEO’nun opsiyonel bir şey olmadığını, SEO’nun günümüzde olmazsa olmaz olduğunu gördük.

Geçmişte yaptığınız SEO hatalarından dönebileceğinizi, bugün SEO yapmaya başlarsanız somut sonuçlara 6 ay ila 12 ay içinde erişebileceğinizi gördük.

Yazı yazmadan önce anahtar kelime araştırması yapmanın önemini, rekabeti iyi irdelemek gerektiğini gördük.

Link inşa ederken size link veren sitenin alakalı olup olmamasının önemli olduğunu gösterdik. Link veren site ne kadar güvenilir ve otorite sahibiyse bundan daha çok yararlanacağınızı gördük.

İnternetteki tüm online eylemlerin  arama motoruyla başladığını, arama motoru dünyasında ise Google’un %75’lik ezici bir üstünlüğe ve yaygınlığa sahip olduğunu gördük.

Dolayısıyla SEO faaliyetlerinize artık daha bilinçli, daha bilgili ve daha motive bir şekilde devam etmenizi diliyoruz.

 

Sıkça Sorulan Sorular

SEO Nedir?

SEO, kısaca search engine optimization(arama motoru optimizasyonu) kelimesinin açılımıdır. Google'da reklam almadan doğal olarak daha üst sıralarda çıkmanızı sağlar.

Google'da Üst Sırada Çıkmak Ne Kadar Sürer?

Rekabet oranı yüksek bir kelimede üst sıralara yükselmek 6 ay ila 1 sene arasında değişmektedir.

SEO Neden Önemlidir?

İnterneti kullananların % 75'i önce Google'da arama yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.