Gezerek Sosyal Medyadan Para Kazanmak

Hepimizin o veya bu şekilde kendisini Instagram üzerindeki seyahat hesaplarından birinde gezinirken bulduğu olmuştur, öyle değil mi? Orada gördüğümüz fotoğraflar karşısında büyülenip acaba burası göründüğü kadar büyüleyici bir yer mi diye düşündüğümüz de olmuştur, hatta kendimize oraya nasıl gidebileceğimizi sorduğumuzda… Kimi zaman tüm bu soruları bir kenara atıp yalnızca bu işi yapan kimselerin sıradan bir günü nasıl geçirdiklerini merak etmişizdir.

İşte bugün bu merakı gidermek adına hem seyahat ederek sosyal medya üzerinden para kazanmaya yani modern adı ile “influencer”lığa ilişkin görüşlerime hem de bu influencerlardan biri ile yaptığım röportaja yer vereceğim.

Ben internet dünyasındaki nüfuzunuzu simgeleyen “influencer” yani “etki insanı” terimi henüz lügatimizde dahi yokken sosyal medya pazarında kendisine yer edinmeyi başarmış kişilerden biriyim. Yani öteden beri bu oyunun içindeyim, ancak o zamanlar ne benim ne de benle aynı işi yapan kişilerin kendimizi ya da yaptığımız işi nasıl tanımlayacağımıza ilişkin en ufak bir fikrimiz dahi yoktu.  Sosyal medya dünyasına adım attığım ilk mecra Twitter’dı ve o zamanlar toplum bizleri yayıncı, sosyal medya pazarlamacısı ya da Twitter girişimcisi ifadelerini kullanarak tanımlıyordu. Neyse ki Twitter girişimcisi ifadesi pek sevilmedi! Sonrasında ise tüm bu ifadeler kafalardan silindi ve yerini çok daha içi dolu, çok daha şık olan “influencer” terimine bıraktı. Ne yazık ki son günlerde, influencer terimine dahi bir miktar olumsuzluk yüklenmiş durumda.

Nasıl mı?

Bugün influencer kelimesini duyduğunuzda aklınıza yüksek olasılıkla ondan bundan arakladığı birkaç pozu, vücudunu ya da kendisine dağıtılan bedava ürünleri-deyim yerinde ise ganimetlerini- kullanıp bunlar üzerinden para kazanmaya çalışan züppe, kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen ve aklı bir karış havada insanlar geliyor. Çünkü her şeyi çevrim içi ortamda paylaşmanın kolaylığı, kendilerini influencer olarak tanımlayan kişilerin mantar gibi türemesine sebep oldu. Çoğu insan artık olumsuz pek çok şeyi influencer kültürü ile ilişkilendiriyor ve maalesef bu konuda pek de haksız sayılmazlar. Büyük bir takipçi kitlesini kendisine bağlamayı başaran insanların çoğu ne yazık ki bunu pek de kuralına uygun şekilde yapmadılar. Basit ve ucuz bir pazarlama becerisi, dikkat çekme peşinde olan YouTuber’lar, vücut teşhirinden öteye gidemeyen binlerce fotoğraf… Evet, ne yazık ki bu eleştiriler bir hayli isabetli.

Ancak, eğri oturup doğru konuşmamız gerekirse her insan birbirinden farklı. Sosyal medya ve influencer pazarlama dünyası ise artık devasa bir endüstri haline geldi, üstelik her geçen gün daha da büyüyor. İnternet, pazarlama algısını sonsuza dek değiştirdi. Bu anlamda bu kötü algıyı genele yayarak işini hakkıyla yapan sessiz, kendi halinde ve çalışkan insanlara çamur atmak da doğru bir tavır gibi gözükmüyor. Bugün çoğumuz mütevazı bir hayat sürüyoruz. Hal böyleyken hangimiz farklı bir yaşam tarzı elde etme veya benzersiz bir kariyer hayatının peşinden koşma uğruna karşımıza çıkacak fırsatı kaçırmayı ister ki?

Anlayacağınız, sorun bu işi denemeye kalkmaktan çok bu sektörün de en az tüm diğer sektörler kadar sıkı bir çalışmayı beraberinde getireceği gerçeğini göz ardı etmekle başlıyor. Emin olun, bugüne kadar Instagram’ı sonsuza dek terk etmeyi istememe neden olacak denli ciddiyetsiz pek çok influencer ile tanıştım. Artık bu tiplerin nasıl,ne şekilde ya da nereden türediklerini de biliyorum. Bir keresinde Bali’de bir plaj temizliği etkinliğine katıldım. Bali’nin baskın influencer kültürüne ne denli aşinasınız bilemiyorum… Ancak sizlere temizlikten çok Drone çekimi yapıldığını söyleyebilirim! Hem de gönül rahatlığıyla!

Öte yandan, iyi bir Instagram fotoğrafı yakalamanın çok daha ötesinde gerçekten dolu dolu yaşanmış bir hayat sürüp deneyimlerini diğer insanlarla da paylaşan mükemmel influencerlarla da tanıştım. Ben şahsen ikinci gruba ait olduğuma inanıyorum. En azından tek gayem bu gruba dahil biri olarak anılmak diyebilirim.

Bu da beni başladığım noktaya geri getiriyor. Her ne kadar modası geçmiş veya bayat gibi görünse de bu şekilde düşünmekten kendimi alamıyorum.

Siz de benimle aynı kanıda iseniz doğru yerdesiniz.

Yazımın devamında seyahat tutkusu olup bu tutkuyu sosyal medya üzerinden para kazanma odaklı bir iş fikrine dönüştürmek isteyenlere ders niteliğinde birkaç tavsiye vereceğim.

 

Âdım Adım Gezerek Para Kazanmak

1-Kendiniz olun.

Influencer kültürünün en kötü yanı sahteliğidir. Photoshop kullanılarak değiştirilmiş fotoğraflar, insanlar, abartılı hikayeler, tamamen uydurulmuş olanlar… Gerçek, özgün ve değiştirilmemiş resimler dahi çoğu zaman tüm hikayeyi anlatmada yetersiz kalıyor. Seyahatlerim esnasında ne zaman Instagram dünyasında bir hayli popüler olan bir mekana denk gelsem, tek bir poz için saatlerce sıra bekleyen insan kalabalığına rastlıyorum. Gerçek hayatta sahip olmadıkları “mutluluklarını” sergileme açlığındaki bu insanlar beni her seferinde şoke etmeyi başarıyor.

Halbuki etkileyici bir sosyal medya hesabına sahip olmanın ilk kuralı gayet basit: Sahtelikten uzak durmak. Böylesi bir tavır hepimiz için, en başta da kendimiz için en doğrusu olacaktır.

Maalesef günümüzde bazı insanlar sahtelik işini daha da ileriye götürüp gerçekte yaşadıklarından çok daha iyi, çok daha lüks bir yaşam tarzına sahip oldukları algısını yaratmak adına kendilerine sosyal medya üzerinden sahte bir kimlik oluşturuyorlar. Her daim lüks tatillere gidemiyorsanız, çevrim içi kimliğinizi yılda üç hafta gideceğiniz bu tatiller üzerine kurmanız akıllıca bir yaklaşım olabilir mi hiç? Yalnızca seyahat alanında da değil. Kendinizi bir gurme olarak tanımlıyor, ancak maddi durumunuz sıklıkla dışarıda yemek yemenize müsaade etmiyorsa bu tanımlamanın gerçek olmasını bekleyemezsiniz. Vücudunuzu olduğundan farklı gösterdiğiniz fotoğraflar paylaşır, bir nevi Photoshop güzeli olursanız, insanlar beklentileri ile uyuşmadığınızı fark ettiklerinde büyük bir yıkım yaşamanız kaçınılmazdır.

Bu nedenle kendiniz olmaktan asla ama asla vazgeçmeyin.

 

2-Kim olduğunuza ve yapabileceklerinize odaklanın.

Çıtayı fazla yükseltmeyin. Sosyal medya üzerinden yöneteceğiniz bir seyahat hesabı oluşturmak arşivinizdeki fotoğrafları kullanarak başlatılabilecek denli kolay bir iştir. Geçen sömestriyi yurt dışında mı geçirdiniz? Gittiğiniz ülkede çekildiğiniz binlerce fotoğraf olduğuna eminim. İnanın tüm bunlar bu işe atılmanız için yeterli olacaktır. Asıl sorun seyahat sayınız azaldığında başlar. Çünkü zamanla eldeki içerikleri tüketip sıkıntı yaşamanız kaçınılmazdır. Yanlış anlaşılmasın. Söylediklerim tam zamanlı olarak seyahat etmiyorsanız bir seyahat hesabı açmanızın imkansız olacağı anlamına da gelmiyor. Çoğu influencer zamanlarının % 90’ını sabah dokuz akşam beş çalıştıkları düzenli işleri için harcıyor. Tıpkı sizler gibi! Anlayacağınız herkesin geçim derdine düştüğü günümüz dünyasında bir seyahat sayfası açabilme fikri sanıldığı kadar imkansız değil.

Unutmamanız gereken tek bir şey var: Lütfen gerçekçi olun.

Kim olduğunuza ve gerçekte neler yapabileceğinize odaklanın. Kendimden örnek vereyim. Seyahat etmeyi ve iyi vakit geçirmeyi seviyorum. Ancak beş yıldızlı otellere harcayacak denli yüksek bir gelire sahip değilim. İtiraf ediyorum, başlangıçta bende kendimi özgür ruhlu, dünyayı dolaşan, gösteriş meraklısı bir zengin olarak göstermenin çok daha seksi ve heyecan verici olabileceğini düşündüm. Ancak benim böyle biri olmadığım gerçeğini fark etmem çok da uzun sürmedi. Ben paranın ve ünün kimi zaman eksikliğini hissettiğim bu gücünü iğneleyici tavrım ile kapatıyordum.

Böylesi bir tavır rahatlatıcıdır, ancak yalnızca kısa vadede. Kim olduğunuzu bilip ona göre davranmanız sizi uzun vadede rahata kavuşturacak, başarıya doğru emin adımlarla ilerlemenizi sağlayacaktır.

Ben de bu görüşten yola çıktım ve şöyle yaptım. Sosyal medyada kendime muhtemelen sürdüremeyeceğim har vurup harman savuracak denli lüks içinde bir yaşam tarzı yaratmak yerine, uzmanlık alanlarıma yani becerilerime odaklanmaya karar verdim. Sırt çantasını kapıp seyahate çıkan gezginlere, yalnız gezenlere, gençlere ve kısıtlı bütçeye sahip gezi tutkunlarına hitap edecek ayrıntılara odaklandım. Bu şekilde, benzer fikirli maceraperestlerden oluşan geniş bir kitleye hitap ettim ve her geçen gün daha çok büyüdüm. Başka bir rota belirlemiş olsaydım, takipçilerim tamamen farklı bir grup olabilirdi ama ben yarattığım ve gerçek anlamda parçası olduğumu hissettiğim bu topluluktan son derece memnunum.

Bilmem anlatabildim mi?

Kim olduğunuzu keşfedin ve kişiliğinizin parlamasına izin verin. Instagram’a yükleyeceğiniz fotoğraflar potansiyel takipçilerinizi etkileyebilir, ancak asıl imzayı kişiliğiniz ile atarsınız. Herkes kendi çapında esprili, zeki ve karizmatiktir. Aslolan farkınızı ortaya koymaktır. Geç kalmadan kendinize en uygun yöntemi bulmaya odaklanın. Paylaşacağınız video, fotoğraf veya hikayeler takipçilerinizin sizi hayat rutinlerinizin de ötesinde bir bakış açısı ile tanımasına izin vermenin en etkili yolu olacaktır. Kendiniz olmayı başardığınızda ilgi ve motivasyonunuzdan bir gram kaybetmeksizin işinizi yapabilirsiniz, hem de büyük bir kolaylıkla. Ancak kendinizi size ait olmayan bir şey yapmaya zorlarsanız, işler iyiden iyiye sarpa sarar ve nihayetinde kendinizi ümitsizce çırpınırken buluverirsiniz.

 

3-Hedef kitlenizi belirleyin.

Tam olarak kime hitap etmek istiyorsunuz? Benim bir seyahat blogum var, dolayısıyla hedef kitlem çoğunlukla gezginler oluyor. Siz bu yazıyı okuyorsunuz çünkü ben hedef kitlemin kimler olduğunu gayet iyi biliyorum. Hangi bilgileri arayacaklarını ya da bulmak için hangi platformları kullanacaklarını biliyorum. Hepimiz bir şeyler öğrenmek istediğimizde Google’a koşmuyor muyuz? Sırt çantalılar, yalnız gezginler, üniversiteliler, sömestri tatilindeki çocuklar… Sizler için de durum aynı, öyle değil mi?

Sizin için bu yazıyı hazırladım, çünkü hızlı ve kolayca sindirilebilir bir şeyler aradığınızı da biliyorum. Tonlarca bilginin sıralandığı ansiklopedi tadında kitaplar da istemezsiniz, aksi takdirde kitapçıya gider ve bir seyahat rehberi kapar gelirdiniz.

Demem o ki kime hitap etmek istediğinizi ve bu kişilerin ne sebepten sizi takip etmek isteyeceklerini anlamaya odaklanın. Siz de diğerlerinden farklı ne var? Ben bu işe başladığımda seyahatin sosyal yönüne önem veren veya odaklanan hiç kimse yoktu. Ben akıllara gelen en can alıcı sorulara cevap vermek adına seyahat blogu oluşturdum.

Blog sahipleri ve günümüz influencerları için bu durum “herkesin tekrarladığı modası geçmiş rutin şeyleri tekrarlamamanız gerektiği” anlamına gelir. Paris’te yapılacak on şey hakkında bir blog yazısı hazırlayacaksanız, kelimenin tam anlamıyla hiç kimsenin daha önce benzerini okumadığı bir yazı yazmaya odaklanmalısınız, çünkü hemen her gezgin daha önce orada bulunmuştur. Bunun gibi popüler bir yer için hayatın içinden, benzersiz deneyimlerin peşinden koşmanız şarttır. Örneğin, ben kendi sayfamda “Paris’te eğlenceli bir hafta sonu geçirebileceğiniz yedi gece kulübü” vb. bir içerik yayımlamayı tercih ederdim. Niş pazarınızı düşünün ve ona uygun çalışmalar gerçekleştirin. İstediğiniz her türden şey hakkında yazmaktan çekinmeyin. Bu arada arama motoru optimizasyonu hakkında bilgi edinip gerçek anlamda ilgi çekici ve farklı bir yazı hazırlamadığınız takdirde yazınızın kısa zamanda yitip gideceğini bilin.

Durumun Instagram’a yansımasına gelince… Instagram biraz değişmiş olsa da, temel prensip halen daha (çoğunlukla) aynıdır. Nişinizi bulun, hedef kitlenizi belirleyin ve profilinizi mükemmelleştirin. Her şey profilde bitiyor. Birinin sizi takip etmek isteyip istemediğine karar vermesi yalnızca beş saniye sürüyor.  Dikkat çekici isimler hemen öne çıkıyor: @partileyengezgin,@bizevdeyokuz, @rotasızseyyah gibi. Kelime oyunları ve esprili cümlelerle dolu bir bio(Instagram’ın tanıtım bölümü) sık rastlanan 20’lerindeki seyahat düşkünü genç imajından sıyrılmanızı sağlıyor. Resimler mi? Bir süreliğine onları olayın dışında tutmanızda yarar var.

Aslında, fotoğrafların önemi konusunda tereddütlüyüm. Ben de sizler gibi fotoğrafların Instagram takipçisi kazanmada elzem olduğunu düşünürdüm, ancak daha bir yıl öncesinde ne denli korkunç fotoğraflar paylaştığımı görebilseydiniz, nasıl olup da takipçi kazandığıma siz de şaşardınız. Aslında ne kadar korkunç olduklarını bugün dahi görebilirsiniz. Halen daha profilimde duruyorlar. Ancak bu korkunç albümün altında esprili alt yazılar, unutulmaz fıkralar ve dürüst deneyimlerin bir karışımından oluşan metinler var. Anlayacağınız yarattığım Instagram kimliği-yani nüktedanlığım- başka noktalardaki noksanlarımı görünmez kıldı. Takipçilerim vasat fotoğrafçılığımı hoş gördüler, çünkü ben samimi olabilecekleri, seyahat tavsiyesine veya gerçek deneyimlere ihtiyaç duyduklarında başvurabilecekleri özetle güvenebilecekleri biriydim.

 

4-Hayran kitlenizi oluşturun.

Ne düşündüğünüzü biliyorum. “İyi de influencer olmak zaten geniş bir kitleye hitap etmek anlamına gelmiyor mu?” diyorsunuz. Etkileyecek kimseniz yoksa“influencer” da olamazsınız. Aynı şekilde influencer olmanız, milyonlarca takipçiye sahip olmanızı gerektirmez.

Instagram’da yalnızca elli bin takipçim var. Büyük resme bakacak olursak bu sayı büyük başların çeyreği kadar bile değil. Ancak, kendi nişimdeki en büyüklerden biri olmak benim için bir milyon takipçiye sahip olmaktan çok daha değerli. Yaklaşık 1.500 takipçi sayılı bir nargile sayfası olan bir influencer ile tanıştığımı hatırlıyorum. Bu kadar küçük bir takipçi sayısı ile dahi benim o sırada elde ettiğimden çok daha fazla iş fırsatı elde ediyordu. Öte yandan, ben de elli bin takipçim ile tek yeteneği protein tozu tanıtıp spor yapmak olan beş milyon takipçili bir hesabın kazandığından çok daha fazlasını elde edebilirdim. Anlayacağınız, bu işte belirleyici olan takipçi sayınız değildir.

Söylediklerinizle gerçekten ilgilenen yüksek katılımlı ve sadık bir kitleye sahip olmanız, gönderilerinize ara verdiğinizi dahi fark etmeyecek bir ton takipçiye sahip olmanızdan çok daha önemlidir. Sağlam bir takipçi tabanına sahip olmayabilirsiniz, ancak gerçek ve samimi bir ilişki kurabileceğiniz küçük bir kitleye sahip olmanız her şeye bedeldir.

Bu söylemesi kolay, gerçekleştirilmesi ise bir hayli zor bir durumdur. Bu bağlamda size verebileceğim en iyi tavsiye öncelikle yavaş ve ulaşılabilir hedefler belirlemeniz olacaktır. Çoğu insanın influencer olmaya soyunmasının temelinde bu işin onlara sunacağı özgürlük ve tipik bir 9 -5 işinden çok daha eğlenceli görünmesi yatar. Bu gerçeği aklınızda bulundurun. Öncelikle yaptığınız işten keyif almayı öğrenin, ardından kazandığınız her küçük zaferi kutlayın. Sosyal medyayı arkadaş edinme platformunuz olarak kullanın, gerisi çorap söküğü misali kendiliğinden gelecektir.

 

5-Kendinizi pazarlamayı öğrenin.

Artık Instagram takipçileriniz de olduğuna göre sıradaki aşamaya geçebiliriz. İşin zenginlik ve ün kısmına yani. Bu işler nasıl olacak dersiniz? Oturup markaların size ulaşmasını mı bekleyeceksiniz? Peki, işletmelerin sizi kendi kendilerine fark edeceklerine gerçekten inanıyor musunuz?

Açık konuşmak gerekirse influencer pazarının aşırı doygunluğu ve pazar bünyesindeki birkaç çürük elma diğer pek çok influencer’ın işine ket vuruyor, dahası adlarını kötüye çıkarıyor. Anlayacağınız, artık çok daha proaktif olmanız şart. Hatta çoğu zaman avcı olmanız gerekecek. Harika fırsatlar sihirli bir şekilde önünüze serilmeyecek. Bu yolculuğun başlangıç aşamasında fırsatları bizzat kollamak, onların peşinde koşmak hatta gerekirse hummalı bir arayışa girmek zorunda dahi kalacaksınız. İnanın bu hiç kolay olmayacak, ancak gelecekte harcadığınız emeğin karşılığını alacaksınız.

Örneğin, bugüne kadar yapmış olduğum projeler içinde en sevdiklerimden birini ele alalım. Hayatımın dönüm noktalarından birini yaşıyordum ve Güney Afrika’daydım. Güney Afrika’dan ayrılmak üzere biletimi çoktan almıştım ancak kendimi henüz ayrılığa hazır hissetmiyordum. Biletimi yakmaya ve Güney Afrika’da olabildiğince fazla noktaya seyahat etmeye karar verdim. Önceden alınmış biletler yoktu, herhangi bir planım da. Ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim de yoktu. Uçuşumun olacağı gece e-postalarımı kontrol ettim ve Baz Otobüs’ün birkaç gün önce gönderdiğim bir teklife yanıt verdiğini gördüm. Teklifim, uzun soluklu bir Afrika kara turu hakkındaydı ve bunu kalmaya karar verdiğim takdirde izleyebileceğim bir rota seçeneği olarak düşünmüştüm. E-postada söz konusu turun aslında ayrı bir şirket tarafından yürütüldüğünü ve teklifimle ilgilenemeyeceklerini söylüyorlardı, ancak ilginç olan şuydu: Güney Afrika’da bulunduğum süreç boyunca benimle memnuniyetle çalışabileceklerini belirtmişlerdi! Birkaç gün önce mail atıp kendimi göstermiş olmasaydım beni fark etmeyeceklerdi bile.

Şöyle düşünün. Bugün yaptığınız her şey, ortaya koyduğunuz onca emek ve sıkı çalışma ya da sizi hiçbir yere götürmeyeceğini düşündüğünüz telaş ve koşuşturma içindeki saatler… Aslında sizi bir yerlere götüren tam da onlar. Bir süre davranışlarınızın sonuçlarını somut olarak göremeyebilirsiniz. Mükemmel bir blog yazısı yazabilir, ancak sıfır görüntülenme sayısı ile karşılaşabilirsiniz. Yirmi adet pazarlama videosu yayınlar, ancak tek bir dönüş dahi alamayabilirsiniz. Dahası bu gerçeği her duruma uyarlamamız mümkündür. Örneğin bir ay boyunca her gün spor salonuna gider, çılgınlar gibi spor yapar ancak haftalar boyu tek bir kilo dahi veremeyebilirsiniz.

Peki, böyle olursa ne yapacaksınız?

Bu durumda bize düşen çabalarımıza güvenmek ve sürece sadık kalmaktır. İşler değişip de olumlu sonuçlar yavaştan filizlenmeye başladığında bu geçmişteki sizden bugünküne bir armağan niteliğinde olacaktır. Baz Otobüs firmasından söz konusu e-postayı aldığımda yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Ben gitmeme kararı alarak evrene güvenmiştim ve evren bu güvenimi boşa çıkarmadı. Üstelik bu şans eseri gerçekleşmiş bir durum da değildi. Eğer öncesinde yeterli çabayı harcamamış olsaydım, evren de bana altın değerindeki bu hediyeyi sunmazdı. Unutmayın, başınıza gelen her şey geçmişte yaptığınız bir şey yüzünden.

Bu işin soyut ya da bir başka deyişle manevi kısmıydı.

Şimdi bir de kendinizi pazarlamak için gerekli olan somut birkaç şeyden bahsedelim.

Karakteriniz ve çalışma etiğiniz gibi soyut kavramların dışında kendinizi pazarlamanın birkaç somut yolu da vardır. Seyahat alanında etkin bir influencer olarak bir medya kitine, önceki çalışmalarınıza ait bir portföye, referanslara ve temiz bir sicile de ihtiyacınız olacak.

Medya Kiti

Bu, birlikte çalıştığınız şirketlere göndereceğiniz veya sizi arayan markalar için herkese açık hale getireceğiniz bir içeriktir. Kim olduğunuzu ve neler yapabileceğinizi gösterir. Kişiselleştirme özgürlüğüne sahip olduğunuz çevrim içi bir öz geçmiş gibidir. Ve siz büyüyüp kendinizi geliştirdiğiniz sürece o da süregelen bir gelişim içinde olacaktır.

Çalışma Portföyü

Geçmişte yaptığınız çalışmaları bir araya getirin ve tüm çalışmaların erişilebilirliğini kolaylaştırın. İşe yeni başlamış olsanız dahi yeteneklerinizi gözler önüne serecek hemen her şeyi  kullanmaya çalışın. En iyi fotoğraflarınız, en iyi blog yazılarınız ya da katılımcı istatistikleriniz… Bu süreçte yaptığınız işe ilişkin ne bulursanız kullanmalısınız.

Takipçi Görüşleri

Takipçi görüşleri başlangıç için önemli olmasa da eninde sonunda kendinizi pazarlamak için kullanmak durumunda kalacağınız içeriklerdir. Takipçilerinize her projenin ardından projeye ilişkin düşüncelerini  sorun veya işbirliğiniz/projeniz hakkında onlardan birkaç cümlelik bir görüş almanın uygun olup olmayacağını sorgulayın. Ben bu yöntemi takipçilerimin mutlu olduğundan emin olmak ve hallerinden memnun değillerse durumu düzeltmek adına neler yapabileceğimi/ beklentiler ile gerçeklik arasındaki bu boşluğu nasıl kapatabileceğimi öğrenmek adına kullanıyorum.

Geçmiş Performans Kayıtları

Bunu bir tür sabıka kaydı gibi düşünebilirsiniz, ancak bu kayıt sadece çevrim içi ortamlar, marka ağları ya da influencer geçmişinize ilişkin kötü bir olay deneyimlememiş olmanız gerektiğini ifade ediyor. Çünkü herhangi bir işi yapmayı kabul etmeniz, bu işi gerçekten de mümkün olan en iyi şekilde yapmayı taahhüt ettiğiniz anlamına gelir. İnsanlar konuşur ve markalar bu konuşmalara dayanarak insanlara bir şeyler vaat eder. Unutmayın, kendiniz için belirlediğiniz standart ne denli yüksek olursa o denli çok kişi sizi fark eder.

Tüm bu somut parçaları bir araya getirdikten sonra, ne tür şirketlerin hedef kitlenize veya nişinize uygun olduğunu anlamaya çalışın. Medya kitinizle işiniz bittiğinde bu konuda mutlaka bir fikriniz olacaktır. Bir seyahat influencer’ı olarak farklı pek çok opsiyona da sahip olmanız da muhtemeldir. Çünkü oteller, pansiyonlar, tur şirketleri, kıyafetler ve çok daha fazla öğe seyahat kavramı ile kolayca uyum sağlayabilir. Diğer pek çok influencer için ise durumun farklı olduğunu söyleyebiliriz. Bebek maması, çöp kutusu veya diş macunu pazarlama konusunda influencerlara ihtiyaç duyulup duyulmayacağını kestirmek zordur. Bu nedenle, hedef kitlenizin neleri sevdiğini ve markanız ile doğal yoldan bağ kurabilecekleri öğelerin neler olduğunu derinlemesine araştırmalı, her daim bu araştırmanın sonuçlarına bağlı kalmalısınız.

 

6-Reddedilmeye Hazır Olun.

Birçok insan daha ilk denemenizde size “hayır” diyecektir.

Hayır cevabı aldığınızda her bir ayrıntıyı derinlemesine incelemek adına yeterli miktarda zaman ayırın. Bir marka ya da işletme ile anlaşma yapmanın herkesçe kabul görmüş bir yolu olmadığı gerçeğini aklınızdan çıkarmayın. Hedef kitlenize yalnızca medya kitinizi eklediğiniz genel bir e-posta göndermekle yetinmeniz satış konuşmanızı yok saymakla eş değerdir. Şirketin pazarlama müdürünün adını bulmak için araştırma yaptığınızı göstermek kadar basit bir şey dahi bundan çok daha uzun bir yol kat etmenizi sağlayacaktır. Böylesi bir yaklaşım aynı zamanda kendinizi söz konusu projeye adamaya ne denli istekli olduğunuzu da gösterecektir.

Karşılaştığınız fırsat için ne denli fazla çaba harcarsanız, alacağınız ret cevabı o denli azalacaktır. Bu da gittikçe artan bir başarı grafiğine sahip olmak demektir.

 

7-Şirket ve işletmelerle sağlam ilişkiler kurun.

Bir markayla iş anlaşması mı yaptınız? O halde iş daha da ciddileşmiş demektir, yani artık duruma “İşimi yapar, paramı alır giderim” zihniyetle yaklaşmamanız gerektiğini de öğrenmelisiniz. Daha önce influencer sektörünün sosyal yardım projeleri için de çalışma fırsatı buldum ve maalesef bu deneyimlerim sırasında pek çoğunun iş ahlakı ve profesyonellikten ne denli uzak olduğuna şahit oldum. İletişim kurduğunuz her kişi, her marka ya da işletme sizleri yeni fırsatlara taşıyacak bir köprü görevi görür. Birileri ile ortak bir çalışma yürütmek gibi bir hedefiniz olmasa dahi bu durumu gelecekte işe yarayacak bir ilişkinin fitilini ateşlemek için kullanabileceğinizi unutmayın.

Şimdi bir de asıl önemli noktaya yani marka veya işletmelere nasıl ulaşacağınıza değinelim.

Gerçekçi olun.

Bağlantı kurduğunuz şirket adına yapabilecekleriniz konusunda dürüst davranın. Tutamayacağınız sözler vermeyin, çünkü gelecek kampanyaları düşünürseniz bu durumun  size yansıması hiç de olumlu olmayacaktır. Çoğu durumda, fırsat kovalayan kişinin bizzat kendiniz olacağını hatırlayın. Tabi markalar da kimi zaman pazarlama faaliyetlerine influencerları dahil etmek isteyecektir, ancak çoğunlukla kendilerine ulaşan siz olacaksınız. Unutmayın, bu fırsatı isteyen sizsiniz. Bu anlamda yalnızca marka veya şirketlerin dikkatlerini çekmek değil, bu dikkati kaçınılmaz ve kalıcı hale getirip sağlam bir anlaşma ile noktalandırmak da size düşüyor. Kısacası, kendisini pazarlayacak olan da şirketi uzlaşma noktasına getirecek olan da sizden başkası değil.

Saygılı olun.

Mütevazi ve saygılı olun. Yaptığınız teklifin defalarca reddedilmesi muhtemeldir. Lütfen alacağınız ret cevaplarına profesyonelliğe sığmayacak tepkiler verip de kendinizi küçük düşürmeyin. Şirketlerin influencer bulmak gibi bir zorunluluklarının olmadığı gerçeğinin farkında olun. Pek çok marka ya da işletmenin halen daha influencer pazarlamanın önemini idrak edemediğini kabullenin. Eleştirileri sineye çekin ve yolunuza devam edin. Bir yerlerde teklif ettiğiniz şeyi havada kapacak başka şirketlerin olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Kararlı olun.

Aldığınız her bir ret cevabının ardından çalışma sahanıza şöyle bir göz atın ve kendinizi nasıl geliştirebileceğiniz üzerine kafa yorun. Her ayrıntıyı kılı kırk yararcasına inceleyin. Küçük değişiklikler yapın. Büyük düzenlemelere girişin. Unutmayın, her reddediliş ile daha da büyür, yeni şeyler öğrenirsiniz. Her başarısızlık öğrenme fırsatını da beraberinde getirir. Kendi potansiyelinizi de hizmetlerinizi de olabilecek en üst düzeye çıkarmak adına her yenilgiyi bir öğrenme fırsatı olarak görün.

Her bir proje için üst düzey çaba harcayın.

En nihayetinde şirket veya markalarla bir anlaşmaya varabildiniz. Artık her seferinde çok daha iyi bir iş çıkarma zamanı. Birisiyle herhangi bir proje üzerinde çalışırken her daim daha iyisini yapmayı hedefleyin. Örneğin anlaşma yaptığınız marka ya da şirket sizden bir Instagram postu yayınlamanızı istemiş, ancak işler planladıkları kadar iyi gitmemişse bu durumu telafi etmeye çalışın. Çalışkanlıkla harmanladığınız iş ahlakınızı, kendinizi geliştirmeye ya da yeni şeyler öğrenmeye ilişkin tutkunuzu gözler önüne serin. Ele aldığınız proje için canla başla çalışmaya hazır olduğunuzu yani bu işi ne denli önemsediğinizi gösterin. Ben yıllardır bu işlerle uğraşan biri olarak birlikte çalıştığım her şirketin gelecekteki projelerde benimle çalışmaktan mutluluk duyacaklarını bildirmekten gurur duyuyorum.

İşe başladığım ilk yıllarda, seyahat uygulamalarından biri ile içeriğinde tek bir blog yazısı ve Instagram gönderisinin olacağı bir sosyal medya kampanyasına imza attım. Yalnızca gönderimi yayınlayıp köşeme çekilmek yerine kampanyaya ilişkin verileri derhal grafiklere döküp analiz ettim ve şirkete gelecek kampanyalarında ne gibi düzenlemelere gideceklerine ilişkin bilgi veren bir rapor hazırladım.

Bir aydan kısa bir süre sonra aynı şirket bana sosyal medya yöneticiliği pozisyonunu teklif etti ve bu süreci çok daha büyük görev ve sorumluluklar takip etti. Tek seferlik bir sosyal medya kampanyası, söz konusu şirket ile aylık belirli bir ücret üzerinden çalıştığım uzun soluklu bir işe dönüştü. İşe yeni atılmış influencerlar için düzenli bir ödeme almak da ciddi bir sorun teşkil eder. Bazı aylar fahiş miktarlar kazanırken kimi aylarda ise kazandığınız miktar kişisel masraflarınıza dahi karşılayamayacağınız kadar geriler. Bu nedenle piyasada tutunmak adına elinizde uzun vadeli birkaç müşteri bulundurmanız, sürekli yeni iş fırsatları kovalamaya çalışmanızdan çok daha kolay olacaktır.

Reddedilmeye alışırsınız elbet. Ama bu süreçte asıl önemli olan size şans verenlerin kıymetini bilmenizdir. Onlara her fırsatta bu şans için ne denli minnettar olduğunuzu gösterin. Ne şansınızı ne de zamanınızı boşa harcamayın. İş ahlakınız, güvenilirliğiniz ve eksikliklerinizi tamamlamak adına gerçekleştirilecek her türden çalışmaya olan tartışmasız bağlılığınız ile göz boyayın.

Uzun lafın kısası kendinizi göstermek adına elde edeceğiniz en ufak fırsatı dahi boşa harcamayın.

 

8-Hayallerinizin peşinden gidin.

Sizin de anlayacağınız üzere -konu ister seyahat ister başka bir şey olsun fark etmez- sosyal medya üzerinden para kazanma işi bir hayli zahmetli. Dahası insanların çoğu bu konuda çaba harcamaya yanaşmayacak denli gönülsüz. Ben bu işe Kasım 2011’de başladım. Hesabım üzerinden ilk satışımı Haziran 2013’te yaptım-ki bu satıştan elde ettiğim gelir tam bir buçuk yıl sonra elde edebildiğim harca harca bitmeyecek(!) bir 90 dolardı. O yaz sosyal medya hesaplarım hacklendi ve her şeye sıfırdan başlamak zorunda kaldım. Eylül 2013’te Domino’s Pizza da kuryelik işi için mülakata çağrıldım. Sonrasında bu işi kabul etmemeye karar verdim.(Bu iş bu güne kadar kabul edildiğim tek iş olma özelliğini halen daha koruyor). Ekim 2013’te sosyal medya üzerinden para kazanmak isteyen herkesin kullanabileceği bir platform olan ilk web sitemi oluşturdum. Tek bir sefer aylık 90.000 dolarlık bir gelir elde etmeyi başarsam da sonraki dönemlerde–ekonomik dalgalanmadan olsa gerek- bir daha aynı başarıyı yakalayamadım.

Son sekiz yılım inişli çıkışlıydı. Ama artık biliyorum ki sektörler değişse fırsatlar elinizden uçup gitse de baki kalan tek şey sıkı çalışma olacak. İlk iki yıl, yani hiçbir kazanç elde edemediğim günlerde bu işin peşini bırakabilirdim. Sosyal medya hesaplarım hacklendiğinde de bu işe son verebilirdim. İstikrarlı bir gelir fırsatı doğduğunda da vazgeçmem mümkündü. Ancak bir rüyayı gerçeğe dönüştürecek kadar tutkuluysanız, işin ucunu asla ama asla bırakmak istemezsiniz.

Son olarak sizlerle yazımın başında bahsetmiş olduğum influencer ile yaptığım röportajı paylaşmak istiyorum.Kendisi üniversite öğrencisi genç bir gezgin. Sorularıma verdiği cevaplar ile seyahat ederek sosyal medya üzerinden para kazanmaya yönelik görüşlerim arasındaki paralelliği fark edeceğinizden şüphem yok.

“Su altı fotoğraflarınız harika, bu kadar yüksek kalitede fotoğraflar çekmeyi nasıl başardınız?Teşekkür ederim! Böyle güzel bir anın hakkını verecek denli yetenekli fotoğrafçılarla çalışıyorum. Bu şansa sahip olmadığım zamanlarda ise GoPro Hero 6’mı kullanıyorum.

Kamera zamanlayıcısını kullanıyor musunuz, yoksa fotoğraflarınızı bir başkası çekiyor?

Hiç kullanmadım. Yanımda her daim fotoğrafımı çekecek birileri vardı. Belki de kullanmayı denemeliyim!

Bir Instagram seyahat influencer’ı olarak, seyahat, özel yaşam ve üniversite üçlüsünü dengede tutmayı nasıl başardınız?

Seyahat, özel yaşam ve üniversite hayatımı dengelemek gerçekten zordu-bu süreç tam 4 yılımı aldı! Yeri gelmişken bir hafta içinde mezun olacağımı söyleyeyim- ki bunu söylemekten mutluluk duyuyorum, çünkü bu işleri bir şekilde rayına oturtmayı başardığımı gösteriyor. Seyahate çıkmak için okulun tatil olduğu dönemleri bekliyorum. Şayet okul sezonuna denk gelecek bir seyahat planlamışsam, bunu bir ya da bir buçuk haftayı geçmeyecek bir zaman aralığına sığdırmaya özen gösteriyorum. Bu sayede ne okuldan ne de seyahatlerimden geri kalmamayı başarıyorum.

Sizin gibi olmak isteyenlere vereceğiniz en iyi 3 tavsiye nedir? Seyahat influencer’ı olmak isteyen biri işe nereden başlamalı?

İlk tavsiyem gidebildikleri kadar çok yere seyahat etmeleri ve bunu yaparken fotoğraf çekmeyi unutmamalarıdır! İkinci tavsiyem ise zaten çekilmiş fotoğrafları ya da birilerini taklit etmek yerine kendine özgü ve gerçek olmaları yönündedir. Üçüncü olarak da Instagram ve hikayelerde gönderi yayınlarken mümkün olduğunca tutarlı olmaları gerektiğini söyleyebilirim.

Influencer olmadan önce öğrenmiş olmayı dilediğiniz bir şey söyleyebilir misiniz?

Keşke profesyonel yazışmalar konusunda bilgi sahibi olsaydım veya bir medya kitini nasıl derecelendireceğimi bilseydim!

Galerinizi düzenlerken veya Instagram’a bir gönderi yüklerken nelere dikkat edersiniz?

Daha önceki fotoğraflarda benzer bir poz vermediğimden emin olmaya çalışır ve fotoğraflarımdaki renk temalarının birbiri ile uyuşmasına dikkat ederim. Ayrıca içerik yazılarımın nasıl göründüğü konusunda da aşırı takıntılıyım.

Günde kaç fotoğraf çekiyorsunuz? “Anı yakalamak” zorunluluğunun sizi strese soktuğu oluyor mu?

Her gün fotoğraf çekmiyorum – bu seyahatte mi yoksa okulda mı olduğuma göre değişiyor. Okuldayken haftada bir kez fotoğraf çekiyorum. Bu durum bir fotoğrafçı ile görüşüp görüşemeyeceğime veya bu görüşmenin okul programımla uyumlu olup olmadığına bağlı. Seyahat edersem her gün fotoğraf çekiyorum. Anı yakalamak beni kesinlikle strese sokuyor. Ama böyle hissettiğimde kendime bu durumu bu denli umursamayıp anı yaşamam gerektiğini hatırlatıyorum.

İnsanların paylaştıkları içerik ya da fotoğrafları incelediğinizde gözünüze çarpan bariz hatalar var mı?

Eğri ufuk çizgisi benim en büyük takıntım, dolayısıyla da fark ettiğim en yaygın hata bu.”

 

Son Söz

Yazımın size yol göstermesini umuyorum, ancak asıl işin sizde bittiğini yani her şeyi süreç içerisinde bizzat deneyimleyerek öğreneceğinizi unutmayın.Gezginlik deneyiminizi sosyal medyaya taşırken hangi yöntemin kullanışlı hangisinin faydasız olacağına karar vermek de sizin elinizde. Her insanın hayatına yön verme şekli birbirinden farklıdır, bu yüzden her daim sizin için en iyisi olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın.  Hatalar biz insanlar içindir ve her birimiz küçük ya da büyük hatalarımızın bedelini bir şekilde öderiz. İşin sırrı bu engeller karşısında yılmayıp yola devam etmek ve sürece ayak uydurmaya çalışmaktadır.

Umarım bu yazı size hayallerinizin peşinden gitmenin ve sınırlar olmadan yaşamanın gerekliliği konusunda bir fikir verebilmiştir.

 

İlginizi çekebilir

Sosyal Medyadan Para Kazanmak

Seyahat Etmeyi Sevenler İçin En İyi Meslekler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir