Ünlü Rapçilerden Pazarlama Konusunda Neler Öğrenebiliriz?

  • Kanye West…
  • Dr. Dre…
  • Jay-Z…
  • 50 Cent…
  • Diddy…

Dünya genelinde yüz milyonlarca hayranı olan ABD’li rapçilerin hayatına baktığımızda girişimcilik bağlamında şahane dersler çıkarabildiğimizi görüyoruz.

Bu yazıda dünyaca ünlü rapçilerin hayatına yakından bakarak iş hayatına dair zeki hamleleri analiz edeceğiz.

 

1. Kişisel Marka Meselesi

“Ben iş adamı değilim. Ben bizatihi işin kendisiyim, adamım!”

Jay Z böyle diyor.

1999 yılında başta ABD olmak üzere dünya genelinde “Big Pimpin” ve “Hard Knock Life” gibi şarkılarıyla en çok dinlenen, en popüler rapçilerden biri olan Jay Z (Shawn Carter) bu süreçte sadece albüm dışında şeyler de satabileceğini düşünmeye başladı. Aynı yıl Rocawear adında bir giyim markası kurdu.

Toplumun büyük bölümü için bu markanın ne sattığı önem taşımıyordu, zira marka Jay Z’ye aitti. Bu bile insanların akın akın Rocawear’dan alışveriş yapmasına yetiyordu.

Jay Z’nin buradaki esas başarısı kendi kişisel markasını kurmasıdır. Kendini cool, başarılı ve stil sahibi bir sanatçı olarak takdim etmeyi iyi beceren Jay Z, bu başarısını müzik hayatından iş hayatına gayet pürüzsüz bir şekilde aktarmayı başardı yani.

“Markalarım benim uzantım gibidir. Markalarımın benle duygusal bir bağı vardır.”

Zaman içinde insanlar albümden daha çok kıyafet almaya başladı ve Rocawear 2007 yılında 700 milyon dolar kazanç elde etti. Daha sonra Jay Z, markayı İconix Brand Group’a sattı ve bu satıştan 204 milyon dolarlık devasa bir servet elde etti. Bu şimdiye kadar girişimci bir rapçinin elde ettiği en büyük satış geliri olarak tarihe geçti.

Jay Z ise bu satış sonrası köşesine çekilmedi tabii ki. 40/40 Club adlı bir restoran açtı, NBA 2013 video oyunu ve bira markası Budweiser ile işbirlikleri yaptı. Jay Z, Şu anda NBA oyuncusu Kevin Durant ile ortaklaşa kurduğu medya-spor ve eğlence şirketi  olan Roc Nation Sports’un başında.

Başka bir örnek…

2004 yılında 50 Cent (Curtis Jackson) New York merkezli bir vitamin içeceği markasına yatırım yaptı. 3 yıl sonra Coca Cola, Glaceau adlı bu markayı 4.1 milyar dolara satın aldı. Tabii 50 Cent’in yatırım yapmış olduğu bu firmanın satışından en az 80 milyon dolar kazandığı belirtiliyor.

Ancak bu kazancın bir an için gerçekleşmeme ihtimali de vardı.

2004 yılında 50 Cent, tüm dünyayı sallayan çok popüler bir gruptu. Ancak 50 Cent’in silah ve tabancalara olan ilgisi, Glaceau CEO’sunu çok ürkütmüştü. Bu nedenle grubun lideri Curtis Jackon, Glaceau yönetim kurulu üyeleriyle bir görüşme ayarladı. Kliplerindeki ve magazin haberlerindeki “serseri ve gayrımeşru” havasından eser olmayan Curtis Jackon, yönetim kurulu üyelerinin güvenini kazanmayı başardı ve satıştan kendisine düşen hisseyi alabildi.

Diğer bir ifadeyle 50 Cent’in “gangsta” imajı ona ciddi bir maliyet çıkaracaktı ancak Curtis Jackson son anda durumu iyi kotarmayı başardı ve imajını düzeltti.

Kanye West’in Nike Air Yeezys, ya da Dr. Dre’nin Beats by Dre markası rapçilerin büyük markalarla yaptığı işbirliklerine çok güzel iki örnek.

Büyük rapçilerin kişisel marka meselesini iyi anladığı aşikar.

Ancak kişisel marka olgusunu küçük bir işletme sahibi olarak siz de çok iyi anlamak durumundasınız. Web sitenizin hızı sizin satış yapmanız ile yapamamanız arasındaki farkı belirleyen şeydir. İyi bir Linkedin sayfanız yoksa müşteri elde edemeyebilirsiniz. Sosyal medyada aktif değilseniz potansiyel olarak %50 daha az satış yapıyor olabilirsiniz.

Dünyanın en değerli markası Apple, biraz da Steve Jobs’un kişiliğiyle bu başarıyı elde etti. İnsanlar ona güvendi, bu güven Apple markasına yansıdı.

Buna karşın Mark Zuckerberg’in çalkantılı kişiliği Facebook’a zarar verdi, Facebook’a olan güveni sarstı.

Bu bağlamda kişisel markanızı, imajınızı özenle oluşturmanızı tavsiye ediyoruz. Nasıl giyindiğinizden insanlarla tanışma şeklinize, e-maillere cevap verme sürenizden web sitenizde kullanılan fonta dek her şey sizin kişisel markanızı yansıtır.

 

 

2. İyi Hikaye

2005 yılında Kanye West’in Late Registration albümü ilk haftasında 860.000 sattı.

Aynı yıl ise 50 Cent’in The Massacre albümü ilk haftasında 1.14 milyon sattı.

2007 yılına geldiğimizde Kanye West, Graduation adlı albümünü 50 Cent’in Curtis albümüyle aynı gün piyasaya sürdü. Kanye West albümü o güne denk getirmesini şöyle açıklıyor:

“50 Cent ile olan rekabette dezavantajlı olan taraf benim, çünkü geçmişte daha düşük sayıda albüm sattım. Ancak bu sefer kaybetmiş olsam bile herkes onlara (50 Cent) karşı tavır koymuş olmamdan hoşnut kalacak.”

Bu teşebbüsü gören 50 Cent ise şöyle bir açıklama yaptı.

“Kanye West, 11 Eylül gününe dek benden daha fazla albüm satışı yaparsa müziği bırakacağım.”

Tek bir cümleyle 50 Cent albümüne büyük bir hikaye yaratmış oldu. Medya çalkalandı. Gazeteler, televizyonlar, dergiler bu konuyu yazdıkça yazdı. Rolling Stone dergisi bu meseleyi kapağına taşıdı.

Sonuç?

  • Kanye West’in albümü 957.000
  • 50 Cent’in albümü 691.000 adet satıldı.

Kanye kapışmadan galip ayrılan taraf oldu. 50 Cent tabii ki müziği bırakmadı ve 2 yıl sonra yeni bir albüm çıkardı. Ancak bu rekabet, bu hikaye iki tarafın da kazançlı çıkmasını sağladı. Rekabet, medyanın ve dolayısıyla toplumun ilgisini çekti. İki taraf için de win-win durumu gerçekleşti.

İnsanlar hikayelere bayılır…

Hikaye anlatıcılığı iş dünyasında her zaman olduğundan çok daha önemli bugün. Nike neden Nike? Apple neden Apple? Walt Disney neden bu kadar seviliyor? Tamamen kurgulanan hikayeler nedeniyle…

Bir ürün, bir video, bir web sitesi, bir iş fikri kendi başına bir hikaye teşkil etmez. Ancak siz bu şeylere drama, rekabet, entrika gibi unsurlar ekleyerek mevcut ürüne daha fazla ilgi çekebilir, insanların sizi konuşmasını sağlayabilirsiniz.

Diyelim ki küçük bir şehirde hamburger restoranı açtınız.

Yerel gazeteye açıldığınızı bildiren bir mesaj atmanız gerek.

“Restoranımız şehrin en güzel hamburgerini yapacak.”  gibi yüzeysel bir ifade kullandınız.

Bir de şu ifadeyi düşünün: “Eğer 6 ay içinde şehirdeki Burger King’den daha fazla satış yapamazsak bir gün bile durmayıp restoranı kapatacağız.”

İkinci ifadede bir hikaye var. Basın ya da yerel gazete bu konuda bir haber yapabilir. Rekabet ve insanların duruma yönelik düşünceleri gayet haber niteliği taşır. Bir anda kendinizi haber öznesi olarak bulabilirsiniz böyle bir ifadeyle.

Dolayısıyla markanız hakkında bir hikaye kurgularken çatışma (2 hamburgerci dükkanı), hedef (daha çok Hamburger satmak) ve rakip (Burger King) gibi temel hikaye unsurlarını mutlaka özenle seçin.

Hikaye her şeydir çünkü.

Mutlaka okuyun: Marka Hikayesi Nasıl Yazılır?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.