Ürün Fiyatlandırma Nasıl Yapılır?

İşletmelerin başarı sırlarından biri de ürünlerini doğru şekilde fiyatlandırmaktır. Ürün fiyatlandırmadaki başarı yalnızca satışlarınızı artırmakla kalmaz, aynı zamanda her geçen gün daha da büyüyecek bir işin temellerini atmanızı da yardımcı olur. Fiyatlandırma stratejiniz konusunda hataya düşmeniz ise işletmenizin asla üstesinden gelemeyeceği sorunlarla karşı karşıya kalmasına yol açar.

Ürün fiyatlandırma kolay iş değildir, öyle ki bu iş kısmen sanat, kısmen ise bilim olarak kabul edilebilir.

İş dünyasında kullanılmakta olan farklı pek çok fiyatlandırma stratejisi mevcuttur. Ancak yine de her türden ürün, işletme veya pazara uyumlu, kesin ya da formül tabanlı bir yaklaşım yoktur. Ürün fiyatlandırma süreci çoğu zaman hedef müşteri kitlesi belirleme, rakip firmaların ürün fiyatlandırmalarını inceleme ve kalite ile fiyat arasındaki ilişkiyi anlama gibi belli başlı faktörleri dikkate almayı gerektirir. Bu işin en iyi tarafı fiyatlarınızı nasıl belirleyeceğiniz konusunda ciddi bir esnekliğe sahip olma imkanı sunmasıdır. Ne yazık ki kötü tarafları da azımsanmayacak boyutlardadır.

Yazımızda ürün fiyatlandırma sürecine ışık tutacak, ürün fiyatlarınızı iş hedeflerinize uyumlu hale getirmenin yolunu, fiyatlandırma sırasında hangi faktörleri göz önünde bulundurmanız gerektiğini ve fiyatlarınızı yükseltmeye ya da düşürmeye nasıl karar vereceğinizi ayrıntılarıyla açıklayacağız.

 

Fiyatlandırma stratejinizi net bir amaç temelinde oluşturduğunuzdan emin olun. 

İlk adımınız her daim fiyatlandırma stratejinizle neyi başarmak istediğinizi belirlemek olmalıdır: Para kazanmak istiyorsunuz, öyle değil mi? Zaten bir iş sahibi olmanızın temel sebebi de bu. Para kazanmak ürün satışından yeterli miktarda gelir elde etmeniz anlamına gelir, böylece yaşam masraflarınızın yanı sıra işletme maliyetlerinizi de karşılar, kar elde edebilir ve işinizi daha da büyütebilirsiniz.

Ancak, işletmelerin çoğu “fiyatın” satışları artırmaya tek başına yeterli bir unsur olacağına inanmak gibi bir hataya düşer. Halbuki satışları artıran asıl şey bu konudaki yeteneğinizdir ve bu iş aynı zamanda doğru satış elemanlarını işe almayı ya da doğru satış stratejisini benimsemiş olmayı da gerektirir. Yani, satış fiyatı yalnızca satış yeteneğinin işlevsel bir dışavurumudur.

60.000 TL’lik Rolex marka saat ile 500 TL’lik Seiko saat arasındaki fark nedir sizce? Rolex marka saatin çok daha nadide bir parça olup saati çok daha doğru göstermesi mi? Tabi ki hayır! Aradaki tek fark satış yapma yeteneğinizdir.

Ürün fiyatlandırma süreci aynı zamanda kötü fiyat kararlarının beraberinde getireceği risklerin farkında olmayı da zorunlu kılar. Fiyatlandırma sürecinde düşebileceğiniz iki temel tuzak mevcuttur: Düşük ve Aşırı/Yüksek Fiyatlandırma:

 

Düşük Fiyatlandırma

Maliyetin çok altında bir fiyatlandırma stratejisi işletmenizin nihai bilançosu üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Doğru bir ürün fiyatlandırma ekonomik döngünün her noktası için kritiktir- ve bu gerçek ekonomik şartların olumsuz olması durumunda dahi değişmez.  İşletme sahipleri tamamen yanlış bir stratejiyle fiyatlarını düşürür ve tüketiciyi ürünlerinin piyasada bulunacak en ucuz alternatif olduğuna ikna etmeye çalışıp satış hacimlerini artırmayı umarlar. Ancak, çoğu zaman elde ettikleri tek şey “ucuz” dolayısıyla da kalitesiz bir marka olarak anılmak olur. Çünkü tüketiciler paralarının karşılığını aldıklarını hissetmek ister, dolayısıyla piyasanın düşük değerli bu oyuncusundan ürün satın almayı akıllarından dahi geçirmezler. “Ucuz etin yahnisi yavan olur” atasözü boşuna söylenmiş değildir.

İşletmelerin ürün fiyatlandırma sürecinde bir noktaya daha dikkat etmeleri gerekir. Ürün fiyatı maliyeti tam olarak karşılamalıdır. Fiyatları ürünü sıfır karla satışa sunduğunuz noktaya kadar düşürmeniz uzun vadede işletmenizin çıkarına olmayacak, hatta işinizi ciddi anlamda zarara uğratacaktır.

 

Aşırı Fiyatlandırma

Bir ürünün ederinden kat be kat fazla olacak şekilde fiyatlandırılması da- alıcının her daim rakip ürünlerin fiyatına bakacağı düşünüldüğünde- işletmenizin zararına olabilir. Müşterinin ödeme isteğinin ya da ödeme gücünün oldukça ötesinde bir fiyatlandırma satışlarınızı azaltabilir.

İşletme sahipleri piyasaya adımlarını atar atmaz yüksek fiyatlara yönelme eğiliminde olurlar. Çünkü işletme bünyesinde çalışmakta olan herkesin kira vb. tüm yaşamsal masraflarını karşılamaları gerektiğini düşünür ve bunu yapmak için ürün bedelini olabildiğince yüksek tutmaları gerektiğine inanırlar. Ancak, aslolan kendinizi müşterinin yerine koymaktır-zira müşteriler de çalışanların yaşadığı sorunlarla aynı şekilde mücadele etmektedirler. Peki, bunu nasıl yapacaksınız?

Ürününüz için en doğru fiyatı belirlemek adına müşterilerinizi iki veya üç soruluk kısa anketlere tabi tutabilir ve fiyatlandırmanızın adil olup olmadığını sorgulayabilirsiniz.

 

Önceliklerinizi iyi belirleyin.

Bir işe atılmanın tek sebebi para kazanmak değildir.  Farklı nedenlerin söz konusu olması da pekala mümkündür. Bu yüzden, ürün fiyatlandırma süreci için beklentinizin ne olduğunu net bir biçimde belirlemiş olmanız gerekir. Ürün satışlarınızla karınızı maksimize etmenin yanı sıra pazar payınızı da mı artırmak istiyorsunuz? Öyleyse fiyatlandırma stratejiniz maliyetlerinizi düşürmenize yardımcı olmalı veya girişimlerinizin ekonomistlerin “ağ etkisi” dediği şeyle sonuçlanmasını sağlamalıdır-ağ etkisi, ürün değerinin onu kullanan insan sayısına paralel şekilde artmasını ifade eder.

Ağ etkisine sahip ürünlere verebileceğimiz en büyük örnek Microsoft’un Windows işletim sistemidir. Windows ürünlerinin kullanımı arttıkça bu platform ile birebir uyumlu uygulamalarda da belirgin bir artış görülmüştür.

Bir diğer önceliğiniz ise ürününüzün piyasadaki en ucuz ürün olarak değil, en kaliteli ürün olarak tanınması olabilir. Bu, kalitenizi yansıtmak adına ürününüzü çok daha yüksek fiyattan satmanız gerektiği anlamına gelir. Ancak, her konuda olduğu gibi bu konuda da temkinli davranmanız şarttır. Zira olası bir kriz veya ekonomik darboğaz sırasında tamamen hayatta kalmaya odaklanmak gibi hayati öncelikleriniz olabilir, bu nedenle ürünlerinizi işletmenizi ayakta tutmaya yetecek ya da zararınızı telafi edecek şekilde fiyatlandırmayı tercih etmelisiniz.

 

Ürün Fiyatlandırma Sürecinde Dikkate Alınacak Faktörler Nelerdir?

‘Doğru’ fiyatı belirlemede kullanılacak farklı pek çok yöntem vardır. Ancak başarılı işletmeler, birden fazla yöntemin kombinasyonundan yararlanır ve dikkate alınması gereken temel faktörün müşteriler olduğunu bilirler. Müşteriler hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, değer verdikleri şeyleri o kadar iyi anlar, dahası söz konusu değeri onlara kolayca sunabilirsiniz.

 

1) Müşterilerinizi iyi tanıyın.

Fiyatlandırma sürecinde müşterilerinizi tanımak adına bir tür pazar araştırmasına girişmeniz de son derece önemlidir. Bu araştırmaların kapsamını, e-postayla gönderdiğiniz mevcut müşteri tabanınıza yönelik gayri resmi anketlerden tutun da promosyonlara hatta üçüncü parti danışmanlık firmaları tarafından yürütülen çok daha kapsamlı ve pahalı araştırma projelerine kadar genişletmek mümkündür. Pazar araştırması konusunda uzman firmalar, pazarınızı daha iyi keşfetmenizi sağlayabilir ve potansiyel müşterilerinizi demografik özellikler, satın alımlar veya fiyat duyarlılığı vb. özelliklerine göre segmentlere ayırabilir. Pazar araştırmasına harcayacak yeterli bütçeniz yok mu? O halde müşterilerinizi bütçe duyarlılığına sahip olan ya da kolaylık/fayda veya statü odaklı müşteri grupları adı altında değerlendirmeyi deneyin. Ardından hangi segmenti hedeflediğinizi netleştirin ve fiyatınızı buna göre belirleyin.

Mutlaka okuyun: Müşteri Segmentasyonu Nedir? Nasıl Yapılır?

 

2) Maliyetlerinizin farkında olun.

Ürün fiyatlandırma söz konusu olduğunda maliyetlerinizi karşılayabilecek bir fiyat belirmenin yanı sıra elde edeceğiniz karı hesaba katmanız da önemlidir. Bu, ürününüzün ne kadara mal olduğunu bilmeniz gerektiği anlamına gelir. Kar elde etmek istiyorsanız,  ürün fiyatını ne kadar yükselteceğinizi ya da kaç tane ürün satmanız gerekeceğini anlamanız şarttır. Maliyetin bir ürüne biçilen fiyattan çok daha fazlası olacağını unutmamalısınız. Tam da bu yüzden ürün fiyatınız işletmenin genel giderlerini de içermelidir. Genel giderler, kira vb. sabit maliyetler ile nakliye veya stoklama ücretleri gibi değişken maliyetleri ifade eder. Bu masraf kalemlerini ürününüzün gerçek maliyetine ilişkin tahmininize dahil etmeyi unutmamalısınız.

Formüle etmemiz gerekirse, hammadde, işçilik, kira ve ürün geliştirmek için gereken her şeyin maliyetine X diyelim. İşletme sahipleri olarak öncelikli işiniz X’i bulmaktır, böylece ürünü maliyetine satsanız dahi kar zarar hanenizi eşitleyebilirsiniz. Bu durumda Y ise maliyet bedelinin üzerinde bir gelir yani kar elde etmek için yapmanız gerekenleri ifade eder-ve yapacaklarınız işletmenize bağlı olarak değişecektir. Örneğin, restoranlar yaklaşık yüzde 4 kar elde eder ki bu oldukça düşük bir orandır. Yüzde 10’luk bir kar elde etmek için ise bu oranı işletme maliyetlerinize dahil etmeniz, yani fiyatlandırmanızı bu yeni orana göre yapmanız gerekir.

İşletmelerin çoğu ya maliyet kalemlerinin tamamını fiyat hesabına dahil etmeyip bütçede büyük bir açık oluşturur ya da kelimenin tam anlamıyla tüm maliyetleri hesaplar ve tek bir ürünle kar elde etmeyi umduklarından aşırı fiyatlandırmaya giderler.  Bu hesaplamayı doğru bir biçimde yapmak için aylık maliyetlerin yer aldığı bir maliyet tablosu hazırlamalısınız. Tablonuz şu bilgileri içermelidir:

  • İşçilik, ürün pazarlama ve satış maliyetleri de dahil gerçek ürün maliyetleri
  • İşletmeyi ayakta tutmak için gerekli olan tüm işletme giderleri
  • Borçlanmaya ilişkin maliyetler
  • İşletmenin sahibi ve / veya yöneticisi olarak alacağınız maaş
  • Sizin, ortaklarınızın veya hissedarların yatırdığı sermayenin getirisi
  • Sabit varlıkların değişim masrafları ve işletmenin büyüme hedefleri için gerekli sermaye

Maliyet tablonuza her bir madde için gerekli olan para miktarını da dahil edin. Toplam maliyet, masrafların tamamını karşılamanızı sağlamak için gereken brüt gelir hakkında net bir fikir vermelidir.

 

3) Gelir hedefinizi belirleyin.

Nihai geliriniz için de net bir hedef belirlemelisiniz. Böylece, belirlediğiniz rakamı ürün geliştirme, pazarlama ve satış maliyetlerinize dahil eder, ürün başına makul bir fiyat elde edebilirsiniz. Yalnızca tek bir ürününüz olduğunda bu basit bir işlemdir. Önümüzdeki yıl satmayı umduğunuz ürün miktarını belirler, ardından gelir hedefinizi satmayı umduğunuz ürün sayısına böler ve hedeflediğiniz gelire/ kara ulaşmak için gereken ürün satış fiyatını belirlemiş olursunuz.

Farklı ürünler sattığınızda ise durum çok daha karmaşık bir hal alabilir. Zira gelir hedefinizi her ürün için ayrı ayrı belirlemeniz gerekir. Sonrasında ise finansal hedeflerinize ulaşmak adına her bir ürünü kaça satacağınızı belirleyeceğiniz nihai hesaplamayı yaparsanız.

 

4) Rakiplerinizi iyi tanıyın.

Ürün fiyatlandırma sürecinde rekabet ortamını dikkate almak da önemlidir. Nihayetinde müşteriler de fiyat karşılaştırması yapar, öyle değil mi? O halde, öncelikle şu sorunun cevabını bulun: Rakip firmanın sattığı ürünler sizinkiyle karşılaştırılabilir nitelikte mi? Öyleyse, onların belirlediği rakamı başlangıç fiyatı olarak kullanın. Ardından, ürününüzün tüketiciye/müşteriye sunduğu artı bir değer olup olmadığına bakın; örneğin, ürününüzün beraberinde ek bir hizmet sunuyor musunuz veya çok daha üst kalite bir ürüne mi sahipsiniz? Cevabınız olumluysa piyasaya daha yüksek bir fiyattan giriş yapabilirsiniz. Ancak, dikkatli olun. Bölgesel farklılıklara hakim olmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın ve her daim işletme maliyetlerinizi göz önünde bulundurun.

Ürün ya da ürünlerinize ait fiyatın rakip ürün(ler) ile bire bir karşılaştırılması da son derece faydalı olacaktır. Burada temel amaç, yalnızca liste fiyatlarını (veya yayınlanan fiyatları) değil, net fiyatları da karşılaştırmaktır. Bu tür bilgileri telefon görüşmeleri, gizli alışverişler ya da yayınlanmış veriler aracılığıyla toplamanız mümkündür. Bu süreçte işletmeniz, ürünleriniz ve rakiplerinize ilişkin notlar alın. Değerlendirmenizde acımasızca dürüst olmayı ihmal etmeyin.

Mutlaka okuyun: Rekabet Analizi Nedir? Nasıl Yapılır?

 

5)Pazara dair öngörülerde bulunun.

Elbette ki bir kahin olmanızı beklemiyoruz, ancak fiyata belirlemeden önce gelecekte ürününüze olan talebi etkileyecek dış faktörleri mercek altına almanız yerinde bir tavır olacaktır- bu faktörlerin uzun vadeli pazar atmosferi vb. şeyler kadar ürünlerinizin gelecekteki satışlarını etkileyebilecek yasal düzenlemeler hakkında olabilmesi de mümkündür. Ayrıca rakip firmalar ile eylemlerini de hesaba katmalısınız. Örneğin, rakipleriniz pazara sunacağınız yeni ürünü işletmenizi kıran kırana mücadeleye sürükleyecek rekabetçi bir fiyat artışı ile mi karşılıyor? O halde bir sonraki adımınızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak atmanız gerekir.

 

Ürün Fiyatındaki Artış veya Düşüşe Nasıl Karar Verilir?

Fiyatlandırma söz konusu olduğunda herkese uyumlu tek bir yöntemden söz etmek imkansızdır. Ürünlerinizi yalnızca maliyet sabit bir kar marjına göre fiyatlandırmayı tercih edebilirsiniz. Bunun dışında bir yöntem izleyecekseniz, ürün fiyatını aşağıda listeleyeceklerimiz de dahil olmak üzere bir dizi faktöre bağlı olarak değiştirmeniz gerekir:

  • Hedef pazarın ödemeye razı olduğu fiyat
  • İşletmeniz ve ürününüzün pazar imajı
  • Rakip firma fiyatları
  • Ürünün görünürlüğü, satın alım sıklığı ve rakip ürünlerle karşılaştırılma oranı
  • Satabileceğiniz tahmini ürün hacmi

Bu faktörler, ürününüze uygun fiyat artışını veya düşüşünü yapmanızı sağlayacaktır. İstediğiniz şey ne  olursa olsun, önce hangi yöntemin daha işe yarar olduğunu anlamalısınız. Mevcut ürünlere ilişkin kar analizi yapın, böylece işe yarayan yöntemlere ağırlık verip işe yaramayanlardan tamamen uzaklaşabilirsiniz. Mevcut ürünlerden hangisinin para kazandırdığını, hangisinin ise para kaybetmenize sebep olduğunu öğrenmeye odaklanın. Gelirinizi baltalayan ürünün hangisi olduğunu öğrendiğinizde ise en kısa sürede durumun nedenlerini belirlemeye ve ürüne ilişkin aksaklıkları gidermeye çalışın.

Maliyetlerinizi de tekrar tekrar değerlendirin. Doğru ve tutarlı bir satış grafiği yaratmaya odaklanın. Bir ürünü kabul edilebilir bir kar oranı ile satmakta zorlanıyor musunuz? Belki de asıl sorun ürünü doğru şekilde temin edemiyor oluşunuzdur, ne dersiniz? (Bu noktada fiyat düşüklüğüne değil, maliyet yüksekliğine odaklanmalısınız).

 

Ürün Fiyatı Ne Zaman ve Nasıl Artırılır?

Ürününüzün çok daha fazlasını, üstelik çok daha iyi bir fiyattan satmak için her daim yeni fiyatları, satış tekliflerini, avantaj veya ödül yöntemlerini test etmelisiniz. Nasıl mı? Her ay test edeceğiniz yeni teklifleri belirleyin. Fiyatınızı yükseltin. Müşteriye yeni ve benzersiz bir bonus veya özel hizmet teklifi sunun. Sattığınız ürün hacmindeki artışı/azalışı işletmenizin brüt karı üzerinden değerlendirin.

Unutmayın, işinizi sağduyulu bir şekilde yönetmenin en etkili yolu zaman zaman ürün fiyatlarında artışa gitmektir. Fiyatlarınızı asla yükseltmezseniz, iş dünyasında uzun süre barınamazsınız. Fiyatlandırma stratejinizi öyle bir belirlemelisiniz ki hem piyasadaki rakiplerinizle rekabet edebilmeli hem de hak ettiğiniz kazancı elde edebilmelisiniz. Bunun için fiyatlarınız ile işletme maliyetinizi yakın takibe almanız şarttır.

Herhangi bir ürünün doğru fiyatlandırılıp fiyatlandırılmadığını belirlemenin en iyi yolu ise fiyatta değişiklik yaptıktan hemen sonra satış hacimlerini takip etmektir. Bunu, fiyat kararını takip eden haftalar boyunca işletmenizin yaptığı nakit tahsilatları (işletme nakit veya kredi kartı bazlı ise) veya kredili satışları (alacak hesapları kullanılıyorsa) izlemek suretiyle gerçekleştirmeniz mümkündür. Fiyat artışı çok yüksek olduğunda müşterilerin artışa yönelik tepkisi gecikmez. Bu aşamada rakip firmaları takip etmeniz de işe yarayabilir – eğer fiyatlarda olumlu bir değişiklik yaptıysanız, rakipleriniz de aynı şeyi yapacaktır.

Ürün fiyatlandırmadaki artış ya da düşüşler belirli kurallara tabidir. Örneğin, ekonomik durgunluk döneminde fiyatları çok keskin bir şekilde artırarak mevcut müşteri tabanınızı işletmenize tümden yabancılaştırmaktan kaçınmanız gerekir. Böyle dönemlerde ani bir artıştan ziyade, fiyatınızı kademeli olarak artıracağınız-yüzde 5 ila 10 arasında- iki ila beş yıllık bir stratejik plana sahip olmak çok daha mantıklı olacaktır. İşletmenizin geleceği ciddi anlamda tehlikede iken çıkıp “Fiyatları artıracağım” derseniz, bu müşterileri ürkütür ve işletmenizden uzaklaştırır. Beş liralık bir ürünü birden bire 15 liraya satamazsınız, öncelikle 7,5 TL’den satmaya odaklanmalısınız.

Fiyat artışları ekonomik şartların nispeten iyi olduğu anlarda çok daha kabul edilebilir bir eylem olarak algılanır. Ürünün maliyeti ne denli yükselirse müşteri fiyattaki artışı kabul etmeye o denli hazır olur. Müşteri, ürün fiyatları yükselirken işletme maliyetlerinin düştüğüne dair bir izlenime kapıldığında ise fiyatlandırma stratejiniz geri teper, inandırıcılığınız azalır-dolayısıyla müşterilerinizi kaybedersiniz.

Mutlaka okuyun: Müşterilerinizi Soğutmadan Fiyatları Artırmanın 12 Yolu

 

Ürün Fiyatı Ne Zaman ve Nasıl Düşürülür?

Fiyat düşürme yönteminin her daim iyi bir uygulama olduğunu söylemek güçtür- özellikle de pazar payı elde etmek ya da fiyat duyarlılığı olan bir ürüne sahip olmak vb. stratejik amaçlarla kullanılmadığında. Çünkü düşük fiyat yöntemi sıklıkla “kalitesiz ürün” imajı yaratır, bu da müşteri kaybına dolayısıyla satışların azalmasına yol açar.  Yani, ürünlerinizi aşırı düşük fiyatlandırdığınız vakit de hedef kitlenizi kaybedersiniz. Bu nedenle fiyat düşürmeye alternatif yöntemler kullanmalısınız.

Nasıl mı?

Tüketicilerin ürününüzü denemelerini sağlamak veya mağazanıza ya da web sitenize müşteri çekmek adına indirim kampanyaları düzenleyebilir veya müşterilere ücretsiz ürün ya da hizmetler sunabilirsiniz. Bunda bir sorun yoktur, çünkü insanları işletmenize yönlendirmeniz gerekir ve herkes ücretsiz ürünlerden/hizmetlerden ya da indirimlerden hoşlanır. Örneğin çarşamba günü yaşlılara özel yüzde 20 indirim uygulamak vb. bir kampanya başlatabilir bu günü “yaşlılar günü” ilan edebilirsiniz. Ya da öğrencilere yönelik bir indirim sunabilirsiniz. Böylece ürün fiyatınızı korumayı başarırsınız, çünkü belirli günlerde sunduğunuz bu indirimler ürün fiyatını tam anlamıyla indirdiğiniz anlamına gelmez.

Fiyat düşürmenin bir diğer alternatifi ise aynı fiyata çok daha düşük bir teklif sunmaktır, böylece müşteriye sunduğunuz değeri düşürüyormuş gibi görünmeksizin maliyetinizi azaltmış olursunuz. Örneğin, restoranlar bu yöntemi-özellikle de porsiyon büyüklükleri açısından- son derece faydalı bulurlar. Tabi aynı stratejiyi hizmet sektörüne uyarlamak da mümkündür.

Mutlaka okuyun: Daha Çok Kar Etmek İçin İndirim Nasıl Yapılır?

 

Fiyatlandırma Sürecinin Takibini Yapın.

Ürün fiyatlandırmada kullanacağınız bir diğer yöntem ise fiyatlarınız ile kar oranınızın aylık takibini yapmaktır. Bu aşamada işletmenizin genel karlılık oranı tek başına yeterli olmayabilir. Sattığınız her ürünün karlılığına (veya zarar oranına) odaklanın. Ayrıca, her ürünün aylık geliriniz üzerindeki etkisini net olarak bildiğinizden de emin olun. Unutmayın: “İnsanlar ince eleyip sık dokunmuş şeylere her daim saygı duyar.”

Doğru bir fiyatlandırma sürecine katkıda bulunacak diğer uygulamalar ise şunlardır:

  • Müşterilerinize kulak verin. Müşterilerinizden fiyatlandırmanızla alakalı düzenli geri bildirimler alın. Düşüncelerinin işletmeniz için önemli olduğunu bilmelerini sağlayın.
  • Rakiplerinizi takip edin. Fahiş bir geliriniz dolayısıyla bir pazar araştırması ekibi edinecek yeterli paranız yok mu? O halde rakiplerinizin neler yaptığını izlemeleri adına birkaç üniversite öğrencisini işe alın.
  • Bir bütçe eylem planına sahip olun. Fiyatlandırma süreciniz için gelecek üç ila altı ayı kapsayacak bir bütçe eylem planı hazırlayın. Ürün fiyatlandırma süreci yönetiminde sürekliliği sağlamayı hem kendinize hem de işletmenize borçlusunuz. Unutmayın, ürün fiyatlandırma stratejiniz işletmenizin başarısı veya başarısızlığı arasındaki farkı belirleyen nihai unsur olabilir.

 

İlginizi çekebilir

Doğru Fiyatlandırma Nasıl Yapılır?
Satışlarınızı Artıracak Fiyat Belirleme Stratejileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.