Yatırımcı Psikolojisi ile İlgili Kaçınmanız Gereken 8 Tuzak

Şu ana kadar pek çok ünlü yazar, insanların hayatlarını adeta mahveden psikolojik ve davranışsal tuzaklar hakkında belki de sayısız makale kaleme almıştır. Bu tarz sorunlu davranışlar, bireylerin yatırım yaparken verdikleri kararları gözle görülür şekilde etkileyebilir.

Şimdi hiç vakit kaybetmeyelim, yatırım yaparken ne gibi psikolojik tuzaklara düşebileceğimizi ve bunlardan nasıl kaçabileceğimizi öğrenelim.  Vereceğimiz bilgileri bol bol not alıp aklınıza kazımayı ihmal etmeyin!

 

Belirli düşüncelere körü körüne bağlı kalma tuzağı

İngilizcesi “anchoring” yani “bir yere demir atıp sabit kalmak” olan bu tuzak, kişinin ilk baştaki düşüncelerine körü körüne bağlanması ve yeni fikirlere açık olmaması anlamına geliyor. Hemen bir örnek vererek meseleyi daha iyi kavramanızı sağlayalım: Diyelim ki bu akşam çok önemli bir futbol maçı var ve siz de bahis oynamaya karar verdiniz. Takımların ikisini de çok iyi tanımıyorsunuz, o yüzden istatistiklere bakarak karar vermeyi düşünüyorsunuz. Takımlardan birinin son dönemlerde oynadığı maçlarda adeta gelene geçene üç-beş gol attığını görüyor ve “Bu takım mutlaka kazanır!” diyerek ona göre bahis oynuyorsunuz. Maç başlıyor, dakikalar geçiyor ancak takımınız bir türlü gol atamıyor. Neden mi? Çünkü karşı takımın savunma direnci çok fazla! Peki siz bahis oynarken karşı takımın tüm özelliklerine bakmış mıydınız? Ne yazık ki hayır! Örnekten de anlaşıldığı üzere tüm etkenler hesaba katılmadığında ve olayın gerçekleşeceği bağlam enine boyuna düşünülmediğinde istatistikler anlamsız kalabilir, işinize hiç yaramayabilir.

Hadi bir örnek daha verelim: X firmasının yakın zamanda iyi bir performans çizgisi yakaladığını düşünüyor, hatta “Bu şirkete yatırım yapsam kaybetmemin imkânı yok!” diyorsunuz. Belki haklısınız ancak öngörülemeyecek durumları ve geleceği de hesaba kattınız mı? Katmadıysanız peşin hükümlerinizin tutsağı olmuşsunuz demektir.

Yatırım guruları ve uluslararası piyasaları takip edenler ABD merkezli elektronik ürün perakendecisi Radio Shack’i hatırlayacaklardır. 1980’ler ve 90’larda ortalığı kasıp kavuran, sattığı walkmanlar, bağlantı kabloları, kulaklıklar ve bilgisayarlarla dünyaları kazanan mağazalar zinciri Radio Shack, günümüzde Amazon gibi online platformlar tarafından adeta yerle bir edilmiş durumda. Hâl böyle olunca bir zamanlar “İnternetten alışveriş de neymiş?” diyenler Radio Shack iflasa gidince milyonlarca dolar para kaybettiler. Şirket de 7300 mağazalık muazzam bir zincirken 2017’nin sonunda 70 dükkândan meydana gelen orta hacimli bir firmaya dönüştü.

Yukarıda gözler önüne serdiğimiz vahim durumlara düşmek istemiyorsanız her zaman açık görüşlü olun ve esnek düşünün. Yeni bilgi kaynaklarını elinizin tersiyle itmeyin ve şirketlerin de tıpkı hayatın kendisi gibi fani olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Yeri gelmişken yatırımcı olmayan ancak çeşitli şirketler bünyesinde üst düzey roller icra eden müdür ve yöneticilere de bir uyarıda bulunalım: Ne yazık ki sizlerin de sahip olduğunuz unvanlar gelip geçici olabilir, o yüzden her daim gözlerinizi açık tutun ve yeni fırsatlar kovalayın.

 

Batık maliyet tuzağı

Batık maliyet tuzağı da son derece mühim bir hadisedir. Kişinin daha önceden yaptığı seçimleri psikolojik olarak savunması ve gerçekleri kabullenmeyerek hareket etmesi durumuna batık maliyet tuzağı denir. Adından da anlaşıldığı gibi bu tuzağa düşenlerin sonu genelde pek de iyi olmaz. Çoğu insan egosunu yenip de “Hata bende, yanlış kararlar aldım ve kaybettim.” diyemez. Ancak iş dünyasında gerçekleri tarafsız bir şekilde görüp kötü giden yatırımları bir an önce sonlandırarak daha fazla kazanç vaat eden fırsatlara yönelmek her zaman en mantıklı harekettir.

Daha önce pek çok makalemizde dot.com balonundan bahsetmiş, bu krizin ne gibi sonuçlar doğurduğunu tüm detaylarıyla siz okurlarımıza anlatmıştık. Hatırlarsanız 1999’da dot.com furyası zirve yapmışken teknoloji hisselerine akın edenlerin kâr yapmayı bir kenara bırakın koydukları parayı çıkarmaları için en azından 10 yıl beklemeleri gerekmişti. Böyle durumlarda “batık maliyet” tuzağına düşmeyip zararınızı çıkarmanızı sağlayacak türden yatırımlara yönelmeli, yani kaybettiğiniz parayı bir kenara bırakıp yeni maceralara atılmalısınız. Şunu da aklınızdan hiç çıkarmayın: Kötü yatırımlara duygusal olarak bağlanırsanız işler daha da sarpa sarar ve en nihayetinde kaybeden her zaman siz olursunuz.

 

Onay tuzağı

İnsan bazen bir hataya düşer ve sonrasında da kendi gibi birebir aynı hatayı yapan başka bireyler bulup kendini rahatlatmaya çalışır. İşte bu durum “onay tuzağı” olarak adlandırılır. Peki onay tuzağına düşmemek için ne yapmak lazım? Cevap çok basit: Her zaman taze kaynaklardan tarafsız tavsiyeler almak için uğraşın ve sizi yanlış yönlendiren kişilerin sözlerine itimat etmeyin. Eğer etrafınızdakilere “Elimizdeki hisseler %30 değer kaybına uğradı ama yine de bunları elde tutalım, macera aramayalım, değil mi?” diye soruyorsanız sizin gibi zor durumda olan başka birilerini bulmaya çalışıyorsunuz demektir ki bu da onay tuzağına düşmek üzere olduğunuz anlamına gelir. Belki sizinle birebir aynı zorlukları yaşayan kişilerle karşılaşabilir ve “Yalnız değilim.” diyerek kısa vadede kendinizi bir nebze olsun rahatlatabilirsiniz. Ancak bizden söylemesi, uzun vadede kendinizi nasıl kandırdığınızın farkına varırsınız ve o zaman işten işten geçmiş olur.

 

Körlük tuzağı

Bazen gözünüz adeta kör olur ve etrafınızda olup bitenleri görmeyi reddedersiniz. Tabii hâl böyle olunca mevcut durum daha da kötüye gider. Hatta “Başkaları da benimle aynı durumda.” demeyen yani onay tuzağına düşmeyen kişiler bile bazen apaçık ortada olan piyasa gerçeklerini göz ardı ederek hiçbir eylemde bulunmaz ve bile bile o acı sonu beklemeye başlarlar.

İçinizden bir ses “Yatırımlarımda ters giden bir şey var.” diyorsa, paranızı koyduğunuz şirkette birtakım skandallar meydana geldiyse ya da içinde bulunduğunuz piyasa felaket sinyalleri veriyorsa lakin tüm bunlara rağmen inatla ekonomi haberlerini takip etmekten kaçınıyorsanız üzgünüz ama körlük tuzağının esiri olmuşsunuz demektir.

 

Görelilik tuzağı

Görelilik tuzağı da bir kenarda sinsice sizi bekleyen tehlikelerden biridir. Herkesin psikolojik yapısı birbirinden farklı olup aile, iş ve kariyer beklentileri gibi konulara değişik biçimlerde yaklaşım gösterirler. Yani başkalarının ne yaptığını, ne düşündüğünü elbette bilmelisiniz fakat onların içinde bulundukları durum ya da görüşleri ille de genelgeçer diye bir kaide yok.

Kısacası etrafınızdaki kişilerin düşüncelerini ve hareketlerini yakından takip edin ama asla “Onlar şöyle yapıyor, o hâlde ben de öyle yapmalıyım.” diyerek görelilik tuzağına balıklama atlamayın! Unutmayın, neticede sadece kendiniz için yatırım yapıyorsunuz ve yalnızca kendi durumunuz sizin için doğrudan öneme sahip. Belki arkadaşlarınızın hem cepleri dolu hem risk iştahları çok yüksek, o yüzden “Kaybetsem kaç yazar?” diyecek kadar rahatlar. Ancak siz öyle değilseniz, yani bolluk bereket içinde yüzmüyorsanız her daim temkinli olup kendinizi düşünerek hareket etmenizde fayda var.

 

Galeyana gelme tuzağı

Yatırımcılar bazen “Geçmişte ne olduysa gelecekte de aynen o olacak.” felsefesiyle yola çıkıp piyasada hiçbir belirsizlik yokmuş gibi davranırlar. Ne yazık ki yatırım dünyasında belirsizlik denen şey hiçbir zaman başımızdan eksik olmaz.

Piyasalarda her zaman birtakım iniş çıkışlar, aşırı değerlenen hisseler, balonlar, ufak balonlar, sektörel kayıplar ve Asya coğrafyasında panik sebepli ani satışlar gibi olayların gerçekleşeceğini hepimiz adımız gibi biliyoruz. O hâlde mevzubahis borsa ise “Tarih tekerrür eder, geçmişte yaşananların aynısı gelecekte de gerçekleşecek!” demek sizce de biraz iddialı ve tehlikeli değil mi? İşte çok sayıda yatırımcı bu şekilde öz güven patlaması yaşarsa “galeyana gelme tuzağı” devreye girer ve kısa zamanda geri dönüşü olmayan hatalar yapılır. “Varımı yoğumu koymaya hazırım.” diyerek yola çıkan ve çöküşten en çok etkilenen yatırımcılar da yükselişin asla sona ermeyeceğini düşünüp ince hesap yapmayan kişilerdir. Biliyorsunuz zaten, bu dünyada en çok kaybedenler “Bana bir şey olmaz!” lafını hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.

 

Sahte kesinlik tuzağı

Sahte kesinlik tuzağı, yatırımcıların risk algılarıyla ilgili bir olaydır. Yatırımcılar, ellerindeki portföyden sağlayacakları gelirin yeterli olacağını düşünürlerse daha az risk alırlar. Ancak işler iyi gitmiyorsa ve para kaybedeceklerini sezerlerse daha agresif bir tavır alıp pek çok şeyi riske atabilirler.

Yani basitçe anlatmak gerekirse işler tıkırındaysa riskten kaçılır, buna karşın gidişat kötü ise daha fazla risk alınır. Burada etkili olan temel unsur “kaybedileni tekrardan kazanma” zihniyetidir. Yatırımcılar, kaybettikleri sermayeyi geri kazanmak için tüm hatlarıyla saldırıya geçmeye dünden razıdırlar. Lakin bu noktada yeniden şaha kalkıp eldeki sermayeyi daha da büyütme amacı yoktur. Bir yarış pilotu düşünün; ilk sırada gidiyor ancak habire frene basıyor ve gazı kullanmak aklına bile gelmiyor! Sizce böyle bir pilot kısa zamanda liderliği tamamen yitirmez mi? İşte siz de sadece elinizdekini koruma ya da kaybettiğinizi geri alma mantığıyla hareket ediyorsanız sonunuz yarış pilotu gibi olabilir.

 

Üstünlük tuzağı

Bazı insanlar için üstünlük tuzağı çok büyük tehlike teşkil eder. Pek çok yatırımcı kendine aşırı derece güvenir ve uzmanların sözlerini kulak arkası eder. Çok iyi tahsil görmüş biri olabilir ya da kıvrak zekânızla ön plana çıkabilirsiniz ama bu durum uzmanları ve tavsiyelerini kale almamanız gerektiği anlamına gelmez. Ayrıca piyasaların ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu göz önünde bulundurursak sadece ve sadece kendi aklınıza güvenip hareket etmenin ne denli riskli olduğunu söylememize gerek bile yok. Tarih boyunca birçok yatırımcı “Kimse benim elime su dökemez.” mantığıyla hareket ederek varını yoğunu kaybetmiştir. İşin kötü yanı bu tarz yatırımcıların çoğu, yukarıda bahsettiğimiz diğer tuzaklara da düşmeye meyilli kişilerdir.

Dünyanın her köşesinde iyi üniversiteler ve buralarda çalışan son derece zeki öğretim görevlileri var. Bunların bazıları borsada başarılı olacağını düşünerek yatırım yapar ve cidden başarılı olur. Bazıları ise daha ilk yatırımlarında bozguna uğrayıp evdeki hesabın çarşıya uymadığını zor yoldan öğrenir. Belki garip gelecek ama finans alanında doktora yapmış biri size varınızı yoğunuzu kaybettirebilir, lise mezunu ancak tecrübeli ve keskin zekâlı bir yatırımcı ise piyasaları adeta koklayıp sizi servet sahibi yapabilir.

 

Sözün özü

Tuzaklardan bahsedip durduk ve geldik yazımızın sonuna. Anlayacağınız üzere insan psikolojisi son derece tehlikeli bir şey ve insanların ısrarla aynı hataları yapmalarına sebep olabiliyor. Galeyana gelir ya da stres altında kalırsanız yukarıda saydığımız tuzaklara düşmeniz işten bile değildir. Olayları yanlış yorumlamak, kendini kandırmak, kayıplardan kaçmak için çılgınlar gibi hareket etmek, sizin gibi zor durumda olan başka insanlar bulmaya çalışmak, gerçekleri inatla reddetmek ve bunlara benzer olumsuz eylemler size çok pahalıya mal olabilir.

O yüzden bahsettiğimiz tüm tuzakların doğasını özümseyin, kendinize karşı her daim dürüst olun ve gerçekçi düşünün. Ayrıca gidişat kötüyse çok geç olmadan bilgisine güvendiğiniz insanlara danışın, birden fazla kişinin yorumunu alın ve ona göre en doğru kararı vermeye çalışın. Tuzaklardan kaçma yolunda hepinize başarılar dileriz.

 

İlginizi çekebilir

Borsadan Para Kazanma Yolları
Borsa Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler

 

Sadece 395 TL'ye Website Sahibi Olun!
30 bin TL Yatırımla Ayda 4.000 TL Kazanın!
İş Kurmak İsteyenlere Özel İş Fikirleri
Yapılacak en karlı işler
Nasıl zengin olunur?
İnternetten para kazanma yolları

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sayfalarda paylaşabilirsiniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Yukarı Işınlan ↑

DMCA.com

Gizlilik Politikası