Beynimiz, Yatırım Kararlarımızı Nasıl Etkiliyor?

Borsada para kazanma konusunda daha iyi bir performans sergilemek istiyor musunuz?

Elbette istiyorsunuz.

Fakat geçmişte yaptığınız hataları tekrarlayarak başarıya ulaşmanız mümkün değildir. “Ah vah” ederek de yatırım zekanızı geliştirmeniz çok zordur. Ancak daha iyi bir yatırımcı olmanın bazı önemli yöntemleri vardır.

Nörobilim gibi borsa ile neredeyse hiç alakası olmayan bir bilim dalı, borsada daha iyi yatırımlar yapmanızı sağlayabilir örneğin. Dünya genelindeki pek çok üniversite ve bilim kuruluşunda bilim insanları son teknolojileri kullanarak beynin yapısı ve yatırımcılık arasında bağ kurmaya çalışıyor.

Biz de bu yazımızda neden belirli bir şekilde yatırım yaptığınızı, daha iyi yatırımlar yapabilmek için beyninizden nasıl istifade etmeniz gerektiğini göstereceğiz sizlere. Bu yazı sayesinde neden yükseğe alıp düşüğe sattığınızı, neden tahmin edilebilir yönde büyüyen hisselerin yüksek fiyattan satıldığını, neden para kaybedene kadar risk toleransını anlamakta zorluk çektiğinizi ve neden halk arz edilen şirketlerden hisse senedi almakta ısrar ettiğinizi ve daha pek çok soruyu yanıtlamaya çalışacağız.

Araştırmacıların MR cihazları ile beyin üzerinde yaptıkları araştırmalar, beynin ödül mekanizması, risk analizi ve ihtimal değerlendirmesi gibi bileşenlerini inceliyor. Bunlar ise en temel anlamıyla yatırımcılığın ABC’si.

Massachusetts Institute of Technology’de finans profesörü olan Andrew Lo şöyle diyor:

“Yatırımcı da insandır. Bu nedenle insan  beyninin nasıl çalıştığını, belirli durumlara nasıl tepki verdiğini bilmek, yatırımcıların sıklıkla yaptığı hataların önüne geçmek için kritik öneme sahiptir.”

 

Beynimiz Nasıl Çalışıyor?

1. Beynin Gelişimi

İnsanlık tarihinin çok büyük bir kısmında avcı-toplayıcı idik aslında. Küçük gruplar halinde yaşar, vahşi hayvanları avlar, yenebilir bitkileri toplar, çiftleşir, yırtıcı hayvanlardan kaçar, kötü hava koşullarında kendimize sığınak arardı. Bugün sahip olduğumuz beyin  temel olarak bu durumlara göre gelişmiştir. O zamanlarda nerede yenebilecek besin olduğunu doğru tahmin edemeyen bir “insan” ölmeye mahkumdu. Nerede yenebilir bir besin olduğunu doğru tahmin eden bir insana ise kahraman gözüyle bakılırdı. Ancak hatalı bir risk alan bir kişi de yırtıcı hayvanlara yem olmaktan kurtulamazdı.

Evrimci psikologlardan Leda Cosmides ve John Tooby, “Modern insan beyni Taş devri mantığına sahiptir.” diyor.

“İnsan beyni olağanüstü bir makinedir. Adeta bir Maserati otomobil gibidir. Onbinlerce yıllık problemlere çözüm bulmak, yıldırım hızıyla duygusal tepkiler geliştirmek, kısa süreli trendleri fark etmek söz konusu olduğunda insan beyni şahanedir. Fakat uzun vadeli olaylara veya aynı anda birden fazla faktöre odaklanabilmek insan beyninin yapısına çok da uymaz. Atalarımızın böyle dertleri yoktu ancak yatırım yapmak isteyen bir insanın her gün karşılaştığı şeyler bunlar.” Bunu diyen de Baylor College of Medicine’da görev yapan nörobilim uzmanı Dr. Read Montague.

 

2. Duyguların Oluşumu

Şimdi beyni biraz daha yakından tanıyalım. İlk durağımız amigdala: beynin alt bölgesinin derinlikleri. Bu yapıdan hem sağda hem de solda olmak üzere iki adet var. Badem şeklindeki amigdala, korku veya öfke gibi hızlı duyguların merkezidir ve beynin erken uyarı sisteminin bir parçasıdır. Örneğin bir anda kucağınıza büyük bir örümcek düşse, bu örümceğin gerçek mi yoksa plastik bir oyuncak mı olduğunu düşünmezsiniz. Hemen korkuyla yerinizden fırlarsınız. Bu esnada beynin amigdala bölgesi görev başındadır.

Canlı renkler ve yüksek sesler amigdalayı aktif hale getirir. Siz daha durumun ne olduğunu anlamadan terlemeye başlarsınız, kalbiniz hızlanır. Beyniniz böyle bir anda size “ya savaş ya da kaç” uyarısı verir.

Amigdalayı harekete geçiren tek şey fiziki tehlike de değildir. MR tetkikleri sayesinde nörobilimciler, finansal kazancın amigdala üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu tespit etmiş durumda. ABD Halk Sağlığı araştırmaları merkezinde yapılan bir araştırmaya göre, bir insana ne kadar sık para kaybettiğini söylerseniz, bu kişinin amigdalasının daha aktif hale geldiğini gözlemlersiniz. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ise para kaybetme beklentisinin amigdalayı yoğun bir biçimde uyardığını gösteriyor.

Bin yıllar öncesinde Serengeti düzlüklerinde yanlış alarm ile doğru alarm arasında kalmanın muhtemelen pek bir zararı yoktu. Amigdala size aslandan kaçmak için ağaca tırmanmak gerektiği mesajını ilettiğinde güvendeydiniz. Eğer aslan sandığınız şey sarı bir çalılıksa ağaca çıkmak size bir şey kaybettirmezdi.

Fakat yatırım dünyasında yanlış bir haber nedeniyle panik halinde yapılan hareket, size devasa paralar kaybettirir. Borsayı düşük bir noktadan terk etmenize ve borsa tekrar yükselince elinizdeki fırsatı kaybetmenize neden olabilir böyle bir panik hali.

Yani panik yapmak, uzun vadeli yatırım stratejisi için oldukça kötü bir şeydir. Amigdaladaki aktivite adrenalin salgılamaya da neden olabilir. Adrenalin ise anıları daha da sabit ve kalıcı hale getirir. University College London’da yapılan bir araştırmaya göre finansal kayıp beynin hippokampus adı verilen bölgesini tetikler. Bu bölge, amigdalaya oldukça yakındır; korku-endişe gibi duygu ve anıların programlanmasına yardımcı olur. Bu ise hisse senetlerinin fiyatı düştüğünde yatırımcıların hisse senedi alma konusunda neden daha isteksiz olduğunu açıklamaktadır.

 

3. Emek Olmadan Yemek Olmaz

Amigaladan salgılanan korku ya da endişe faydalı da olabilir tabii. University of Iowa’da yapılan bir deney var. Deneye katılan kişilere çeşitli tıbbi ölçüm araçları takılıyor; bu kişilerin nabzı, kalp atışı ve terleme durumu anbean izleniyor. Daha sonra bu kişilere bir bilgisayar oyunu oynatılıyor. Oyuna 2000 dolar parayla başlanıyor ve ekrandaki 4 karttan bir tanesinin seçilmesi isteniyor. Her seçim denekleri daha “zengin” ya da daha “fakir” yapıyor. Deneye katılanlardan bir kişi sol taraftan kart çektiğinde daha çok kazanç sağladığını fakat daha çok kayba uğradığını fark ediyor. Sağ taraftaki kartlarda ise kazanç ve kayıp daha düşük. Bu nedenle bu kişi sağdan kart çekmeye başlıyor.

Deney sonrası bu kişi vücudunun deney esnasında gösterdiği tepkileri inceliyor. Başlangıçta terleme oluyor, nefes nefese kalma durumu oluşuyor ve yüz kasları geriliyor. Daha sonra bu kişiye 1100 dolar kaybettiren bir kart seçimi esnasında nabzı 75’ten 110’a çıkıyor. Başlardaki 3-4 büyük kayıp sonrası bu kişinin amigalası duygusal bir hafıza oluşturuyor ve sadece oyun amaçlı olsa bile para kaybetme endişesi ortaya çıkıyor.

İronik bir biçimde beynimizin bu hayli duygusal bölgesi bizi daha rasyonel yapmaya yardımcı oluyor. Bu deney gösteriyor ki amigalası hasarlı insanlar asla riskli destelerden kart seçmeyi düşünmüyor bile. Bu kişilerin amigalası para kaybetmenin ne kadar acı verici bir şey olduğu uyarısını vermediği için, ön korteks (beynin düşünme merkezi) bu kişileri para bitinceye kadar kart seçmeye yönlendiriyor. Deneyi düzenleyen Prof. Antonio Damasio ise şöyle diyor: “Avantaj elde edecek şekilde karar vermek hem mantıksal hem de duygusal bir eylemdir.”

Yani biyolojik bir durumu gözardı etmek kişiye büyük paralar kaybettirir. Piyasaların sürekli yükseldiği bir dönemde pek çok yatırımcı yüksek riski tolere edebileceklerini düşünür. Ancak 1990’larda elde edilen büyük kazançlar nedeniyle bu kişilerin amigalası henüz hiçbir büyük kayba şahit olmamıştır. Bu da büyük kayıpların kendilerini rahatsız etmeyeceği şeklinde düşünmelerine neden olmaktadır. Ancak normal bir beyni olan herkes için para kaybetmek acı vericidir. Zira mental yapımız böylesine aşikar bir tehlikeye karşı çok sert bir tepki verir. Diğer bir deyişle emek vermeden yemek yapabileceğini sanmak büyük bir illüzyondur. Bu da haddinden fazla risk almaya ve sonuç olarak büyük kayıplara uğramaya neden olur.

 

4. Beynin Orkestra Şefi

Eğer amigalanın sağladığı “kaç ya da savaş” düşüncesi olmasa asla huzur bulamazdık. Neyse ki alnımızın altındaki beyin bölümü (prefrontal korteks) bize yaşadığımız olayları “anı” şeklinde depolama imkanı veriyor. Böylece belirli veriler ışığında genel bir kanı elde ediyoruz ve eylemlerimizin sonuçlarını öngörebiliyoruz. Bu ise daha dengeli yargılara varmayı sağlıyor. Bu yüzden prefrontal korteksimiz beden ve beynimizin orkestra şefidir.

National Health Institute’da çalışan Prof. Jeff Grafman, preforantal korteksi zedelenmiş Vietnam gazisi bir grup insan üzerinde araştırma yapıyor. Bu kişiler finansal olarak hedeflerinden saptıkça durumu düzeltme konusunda daha az girişimde bulunuyor. Grafman’ın deneyi ayrıca korteksi zedelenmiş kişilerin normal kişilere kıyasla aylık gelirlerini stabil hale getirmeye daha çok özen gösterdiklerini, fakat emeklilik ya da uzun vadeli bir finansal plan yapma konusunda normal insanlara göre çok daha az girişimde bulundukları tespit ediliyor.

Antoine Bechera ise prefrontal kortekste “bunama” olarak tabir edilen durumun gerçekleşmesi de ileriye yönelik plan yapabilme becerisini zayıflatıyor. Bu nedenle yaşlı insanlar daha sık dolandırılıyor. Plan yapma becerileri yaşlandıkça azalan insanlar, finansal kararlarının ne tür sonuçlar vereceğini tam olarak anlayamıyor. Bechera şöyle diyor:

“Dolandırıcılık vakalarında insanların aklını çelen en önemli unsur hemen bir ödül veriliyor olmasıdır.  Zaten insanların çoğu da bu kısa vadeli menfaatten etkilenir. Uzun vadede oluşabilecek sonuçları öngörebildiğiniz zaman bu cazip teklifi reddedersiniz. Prefrontal kortekste meydana gelen en ufak bir hasar bile kişinin geleceğe yönelik planlarını ortadan kaldırabilir, kişiyi miyop hale getirebilir.”

 

5. Tahmin Bağımlılığı

İnsanlara bir sıra halinde, “sayı, şekil, renk, harf, yüz” gibi şeyler gösterdiğinizde ve sıralamanın rastgele olduğunu söylediğinizde dahi genelde sıralamayı doğru bileceklerini iddia ederler. Herkesin şanslı sayısı bu nedenle vardır. Zar 6 geldiyse bir sonraki atışta 6 gelme ihtimalinin düşük olduğunu düşünürüz. Wall Street stratejistleri borsanın nereye doğru gittiğini bildiklerini sanırlar. Ancak işin özüne indiğimiz zaman işlerin asla tahmin ettiğimiz gibi gitmediğini görürüz. Peki ama neden tahmin etmeye bu kadar bağımlıyız?

Başka bir seçeneğimiz yok da ondan. Beynimiz bizi tahmin yapmaya zorlar. Bu biyolojik bir durumdur. Hatta insanların “tahmin bağımlılığı” ile doğduğunu bile söyleyebiliriz.

Beynin iki bölgesi: nucleus accumbens ve anterior cingulate. Bu iki bölge birbiriyle zıt iki alternatif arasında seçim yapma ve belli örüntüleri tespit etme işlevi görür. Nucleus accumbens, ön beynin alt yüzeyinde yer alır; anterior cingulate ise ön beynin merkezindedir. Bu iki alan, tekrar eden ya da değişen uyaranlar tarafından tetiklenir. Tekrar derken şunu kast ediyoruz: “Bu bitkiyi sürekli yiyorum ve bu bitki zehirli değil.” Değişim ise şöyle bir şeyi ifade eder: “Gündüzü mutlaka gece takip eder.” Bu iki bilgiye en ilkel insanlar bile sahipti. Milyonlarca yıllık evrim sonrası beynimiz bu bilgilere otomatik olarak tepki verir. Yani bu tür şeyleri düşünmeyiz bile. Belli örüntüler tespit ettiğimizi fark etmeyiz ve bundan da vazgeçemeyiz.

Bu iki bölge ve birbiriyle bağlantılı diğer bölgeler, örüntüleri anında tespit eder. Nörolog Scott Huettel, anterior cingulate bölgesinin bir olay iki kez peşpeşe tekrar ettiği zaman üçüncü tekrarı tahmin ettiğini bulgulamış. Diğer bir değişle bu bölgenin trend analizi yaptığını gözlemlemiş. Yani borsada 2 defa peşpeşe kazanç sağladığınızda beyniniz “Kazandım!” düşüncesine kapılıyor.

Huettel deneyi bu durumun bir de karanlık yüzü olduğunu gösteriyor tabii. Eğer birbirini tekrar eden bir örüntü bozulduğunda inslue, caudate ve putamen adlı iç beyin bölgeleri korku ve endişe oluşturuyor. Bu durum tahmin edilebilir büyümeye sahip firmaların büyümesi durduğunda yatırımcıların paralarını geri çekip bu firmaların batmasına neden olduğunu açıklayabilir. Yani çok başarılı gözüken firmaların çok kısa süre içinde iflas etmesine neden olan şey tam olarak bu endişe ve korkudur.

Buna ek olarak Huettel, bir örüntü daha önce ne kadar çok tekrar ettiyse, beynin bu örüntünün akamete uğraması sonucu o kadar şiddetli tepki verdiğini tespit ediyor. Michigan Üniversitesi’nden finans profesörü Irene Kim, bir firmanın borsadaki beklentilerini üst üste pek çok kez aşması sonrasında bu firmanın borsadaki değerinin düştüğünü gözlemliyor; zira bu firma artık geleceğe yönelik sağlam ve detaylı analizler yapmayı bırakıyor.

 

6. Dopamin

Cambridge Üniversitesi’nden nörofizyolog Wolfram Schultz, o kadar titiz bir insan ki ofiste kullanmadığı çay bardaklarını bir havlunun üzerine ters çeviriyor ve böylece bardakların gereksiz yere tozlanmasını önlüyor. Schultz’un beynin mikroyapısını araştıran bir bilim insanı olarak bu titizliği sebepsiz değil. Nöronlardaki elektrokimyasal aktivite ile uğraşan Schultz, dopaminin nasıl çalıştığını inceliyor. Dopamin beyinde salgınan bir hormondur ve ödül yerine geçer. Yani yatırım yaptığınız bir şirket borsada çok değer kazandığında dopamin salgılanır ve bu hormon sizi mutlu eder. Yapılan son araştırmalar dopamin ile yatırımcılık arasında çok önemli bir ilişkinin varlığını ispatlıyor.

Öncelikle bir şeyi tahmin etmek ne kadar ne kadar zorsa, tahmin doğru olduğunda salgılanan dopamin miktarı da o kadar fazla oluyor. Bu dopamin ise beyinde bir tür coşkuya ve mutluluğa neden oluyor. Sonuç olarak dopamine olan arzu nedeniyle tahmin etme ve bilme isteğimiz de o kadar arıyor. Bu da risk alma isteğimizde artışa neden oluyor. Risk alma isteğimiz olmasa atalarımız mağaralardan çıkmazdı, modern yatırımcılar da paralarını yastık altında tutardı.

Sayısal loto oynamak, halka arz edilen firmalara yatırım yapmak dopamin nedeniyle olur diyebiliriz kısaca. Bir sonraki Facebook olacağını düşündüğümüz firmaya yatırım yapma arzusu cüzdanlarımızın boşalmasına neden olur özetle. Eğer hayatınızda büyük bir kazanç elde etmediyseniz bu tür “vole”lere daha çok arzu duyarsınız. Dopamin hormonu, kazanmayı olduğundan daha büyük gösterir ve aslında büyük kazanç elde etmenin aslında ne kadar zor bir şey olduğunu gözardı etmemizi sağlar.

Rus psikolog Ivan Pavlov’un köpeğini bilirsiniz. Pavlov zili her çaldığında köpeğini besler. Bir süre sonra sadece zil sesi bile bu köpeğin salyalarının akmasına neden olur. Dopamin de benzer şekilde çalışır. Bir kazancı belirli bir işaretle özdeşleştirdiğimizde, beynimiz kazancı elde etmeden önce bile dopamin salgılar.

Yine Harvard’da yapılan bir araştırmada finansal kazanç elde etmek isteyen kişilerin beyni ile kokain bağımlısı insanların beyni arasında şok edici bir benzerlik tespit edilmiş durumda. Yatırımcıların çoğu, geleceği gördükleri yanılgısıyla adeta kafayı bulur. Zaman geçtikçe bir şeyi kazanacağını bilmek, kazancın kendisinden çok daha zevk verir. Bu nedenle 1999 yılında yükselen borsada günlük işlemciler, bir önceki alım-satımları kazançlı olmuşsa, bilgisayar başında oturmaya devam ederdi. Cisco, Wall Street’in beklentilerini 25 çeyrek boyunca aştığı için şirketin kazanç açıkladığı her çeyrek yatırımcıların mest olmasını sağladı.

Dopamin ile alakalı üçüncü bulgu ise şöyle: Hangi işaretlerin kazanç sağlayacağını öğrendiğinizde bu kazancı elde edemediğiniz zaman garip bir şey olur. Beyin nöronlarınız kazanç işaretini gördüğünüzde yine dopaminle dolar; fakat bu kez işaret kazanç getirmediğinde dopamin birden çekilir. Bu bir eroinmanın şırıngasına tekme atıp “vuruş” yapmasını engellemek gibidir. Neşe ve coşkudan depresyona bu kadar kısa sürede geçiş ise piyasaların kısa süreli durgunluklara niçin bu kadar agresif tepki verdiğini açıklar bize.

 

7. Beyin Kontrolü

Son olarak bu bilgileri daha iyi bir yatırımcı olmak için nasıl kullanabileceğinize, beyninizi nasıl kontrol edebileceğinize bakalım.

University of Iowa’dan Prof. Antonio Damasio şöyle diyor:

Ne kadar az kontrol sahibi olduğunuzu fark ettiğinizde o kadar çok kontrol kazanırsınız.

Beyninizin çalışma şeklini değiştiremezsiniz. Bunun yerine beynin güçlü ve zayıf yönlerinden nasıl istifade edebileceğinizi öğrenmeniz gerek. Mümkün olduğunda yatırım alışkanlıkları kazanmalı ve beyninizi üstlenmekte zorlandığı kararlardan kurtarmalısınız. Yani beyninizin size son dakika golü atmasına izin vermemelisiniz.

Bunun için nörobilim ışığında yapabileceğiniz bazı şeyler var.

Fiyatları günlük takip etmeyin. Amigala neredeyse karşı konulmaz bir güç olduğu için paniğe neden olabilecek manzaralardan mümkün olduğunca uzak durun. Hesaplarınızı ayda iki kezden fazla kontrol etmeyin. Arkadaşlarınıza ve ailenize söz verin; bu sayede sözünüzü çiğnemekten sakındığınız için kendinize kontrol etmiş olursunuz. Warren Buffett gibi yatırım dahileri tüm paralarını borsaya yatırmaktan imtina etmeyebilirler. Ancak siz hiçbir zaman tüm paranızı borsaya yatırmamalısınız. En az 3-5 yıl ihtiyaç duymayacağınız veya tamamen unutabileceğiniz paranızla borsaya yatırım yapmanız en mantıklısıdır. Ve paranızın en fazla %75’iyle borsaya yatırım yapmalısınız.

Uzun vadeli düşünün. Beyninizi 2-3 defa gerçekleşen olaylarda nasıl hareket ettiğinin bilincinde olun. Yükseliş trendine girerek sadece kısa vadede kazandıracağını düşündüğünüz hiçbir hisseyi satın almayın. Warren Buffet’ın da dediği gibi: ” En az 10 yıl elinizde tutmayı düşünmediğiniz bir hisseyi, 10 dakika için bile elinizde bulundurmayın.”

Riskli şirketler için yatırım limiti belirleyin. Bir sonraki Microsoft ya da Facebook olacağını düşündüğünüz riskli senetlere yatırım yapmayı aklınızdan çıkaramıyorsanız bu tarz yatırımlar için en fazla %10 gibi bir limit belirleyin.

Araştırmalarınızı ikiye katlayın. Eğer bir hisse yukarı yönlü hareket ediyorsa bu durum sizi memnun eder, ancak rehavete kapılmayın. Bir yatırım ne kadar iyi giderse, beyniniz bir sorun yaşanmayacağı inancına o kadar kuvvetle kapılır. Örneğin hisse senetlerinizin değeri her %50 yükseldiğinde, nasıl bir sorun yaşanabileceğini kontrol edin. Yani ekstra araştırma yapın ve kendinizi olabilecek her türlü kötü sürprizden koruyun.

Yatırımlarınızı çeşitlendirin. Tüm paranızı tek bir şirkete yatırmayın. Profesyonel kumarcılar paralarının büyük bir kısmını oteldeki odalarına koyup öyle girerler kumarhaneye. Siz de kaybetmekten korkacağınız kadar çok parayı tek bir firmaya bağlamayın. Beyninizin aleyhinize çalışmasını istemiyorsanız tek bir tür yatırım yapmayın, çeşitlendirin yatırım sepetinizi. Paranızın bir miktarını nakit olarak tutun, bir kısmıyla bono alın, bir kısmıyla dolar alın, bir kısmıyla altın altın, bir kısmıyla emlak yatırımı yapın; fakat asla tek bir yatırım aracına saplanıp kalmayın. Tüm yumurtaları tek bir sepete koymak, amigalanın endişe ve korku salmasına yeter. Bu da amiyane tabirle “varlık içinde yokluk,” ya da “mental çöküş” yaşamanıza neden olabilir.

 

İlginizi çekebilir

Borsadan Para Kazanmanın Yolları
Warren Buffett’tan 10 Önemli Yatırım Tavsiyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.