Sıfırdan İş Kurmanın Yolları

Her başarılı iş tutkuyla ve güçle kurulur. Bill Gates, Mark Zuckerberg ve Steve Jobs gibi önemli kişiler bile sıfırdan başlamıştır.

Ayrıntılarıyla planlanmış mükemmel bir planınız olmayabilir. Sıfırdan iş kurmak için tutkunuzu, güçlü yönlerinizi ve vizyonunuzu bileştirin. En tutkulu girişimcileri harekete geçiren şey paradan fazlasıdır.

Tutkunuzu henüz keşfetmediyseniz keşfetmeniz için sizi teşvik edebilirim. Küçükken sizi heyecanlandıran şeyleri düşünün veya yaparken yer ve zaman kavramını kaybettiğiniz şeyleri düşünün. Tutkunuzun peşinden giderseniz mutlu olursunuz. Steve Jobs’ın şu sözlerini hatırlayın:

“İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız şeyi yapmanızdır. Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer. Henüz bulamadıysanız, aramaya devam edin. Razı olmayın. Bu bir yürek meselesi olduğundan, sevdiğiniz işi bulduğunuz anda anlayacaksınız.”

Ne yapmak istediğinizi bulduktan sonra sıfırdan iş kurarken bazı önemli şeyleri aklınızda tutmanız gerekir:

 

Pazarı araştırın

Rekabetin ne durumda oluğunu bilmeniz gerekiyor. Pazara dalın ve bir uzman gibi pazara çalışın.

Sektörünüzle alakalı araştırma yapın. Pazar doymuş gibi görünüyor olsa bile cesaretiniz kırılmasın. Bunu avantajınıza çevirin. Pazarın önde gelenlerini inceleyin ve zayıf noktalarını öğrenerek onları bir merdiven olarak kullanın.

 

Somut bir finansal hedef belirleyin

Ben her altı ayda bir yeni hedefler belirlerim ve hedefimi her zaman esnetirim. İstediğiniz noktaya ulaşabilmek için her gün ne yapmanız gerektiğini hesaplayın. Esnetebileceğiniz bir hedef  ve bu hedefi başarmak için her gün atmanız gereken adımları belirleyin.

 

Sermaye bulun

Sıfırdan iş kurmak için belli bir sermayeye ihtiyacınız olacaktır ve bu işin en zor kısmı olabilir. Nasıl sermaye bulabileceğinizi öğrenmek için ” İş kurma kredisi nasıl alınır?” başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

 

 Şimdi başlayın ve ilerledikçe gelişin

İnsanların birçoğu faaliyete geçmeden önce her şeyi nasıl mükemmelleştireceğini düşünürken zaman kaybeder. Küçükten başlayın ve kazandıkça büyüyün. İnsanlardan ön siparişler alarak satış yapmaya ve potansiyel müşterilerin dikkatini çekmeye odaklanın. Unutmayın ki başarılı şirketler sürekli faaliyet halindedir ancak hiçbiri mükemmel değildir.

Facebook’u ve Facebook’un bütün değişikliklerini ve ilerlemelerini düşünün. Küçük bir ürün veya hizmetle başlayın ve her zaman geliştirin.

Süreçten keyif almak en önemli noktadır ve mükemmel olmak zorunda olmadığınızı bilin. Bugünden başlayın. Şimdi değilse, ne zaman?

 

Sıfırdan Nasıl İş Kurulur?

Sıfır para, sıfır deneyim, sıfır bağlantı ve sıfır fikirle yeni bir iş kurmayı mı hayal ediyorsunuz?

Peki, sizi bekleyen çetin mücadelenin farkında mısınız?

İş kurmak emek ister- hele de yoktan bir iş var etmeye çalışıyorsanız, vay halinize!

İş kurma sürecine vakıf olmak da parlak fikirleri karlı bir girişime dönüştürmek de zordur. Eldeki kaynaklar kısıtlı olduğunda(ya da hiç olmadığında) ise üstün bir çaba gerektirir. Bu aşamada, kısa yoldan zengin olmaya ilişkin sözde taktikler de işlevini yitirir. Çünkü kısa yoldan zenginliğe kavuşmakla piyasada sağlam bir yer edinmeyi başaracak, sürdürülebilir bir işi başlatmak birbirinden tamamıyla farklı şeylerdir.

Dememiz o ki, amacınız kısa yoldan zengin olmaksa bu makale size göre değil. Ancak kollarınızı sıvamaya, sıfır noktasından zirveye ulaşmak için çabalamaya ve çabalarınızın karşılığını alacağınız günü sabırla beklemeye hazırsanız; sıfırdan iş kurma sürecinde yapmanız gerekenleri listelediğimiz makalemizi okumaya devam edebilirsiniz.

 

1) Sağlam bir iş fikri bulun.

Bizce gözlem yeteneği güçlü, algısı açık herkes nihayetinde sağlam bir işe dönüşebilecek parlak fikirlere ulaşabilir. Nasıl mı? İş fikrinizi tutkuyla bağlı olduğunuz, hakkında az çok bir şeyler bildiğiniz veya uğruna ter dökmeye istekli olduğunuz şeyler arasında arayarak!

Yanlış anlaşılmasın, tutkuyla bağlı olduğunuz şeyi bulmaktan bahsetmiyoruz. Çünkü tutkuların peşinden gitmek sıfırdan yarattığınız bir işi sürdürülebilir kılmada tek başına yeterli olmayacaktır. En az sizin kadar tutkulu insanlardan oluşan bir ekibe sahip olmadığınız müddetçe de kendinizi tatmin etmenin ötesine geçemezsiniz. Bu kötü bir şey değil elbet.  Ancak, makalemiz sıfırdan iş başlatıp tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışan insanlara odaklanıyor, tutkularının peşinden gidip başarıyı yakalayanlara değil.

Gelin gelir garantili iş fikirlerini bulmanızı sağlayacak bir egzersiz yapalım: Bir parça kağıt alın ve üç sütunlu bir tablo oluşturun. Excel ve Google’ın hazır tablolarını asla kullanmayın. El yazınızla hazırlanmış bir tablo/liste çok daha etkili olacaktır- zira fikirlerin fiziksel kaydı onları daha da geliştirmenizi sağlayabilir(Belki de yepyeni fırsatlara kucak açarsınız, kim bilir?)Tüm dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırın ve maksimum 15-20 dakika yalnızca bu göreve odaklanın. Dolduracağınız üç sütuna ilişkin konu başlıkları ise şunlar olmalı:

  1. Yapmaktan hoşlandığınız, belirli düzeyde bir çalışma/çaba gerektiren 10 şey (resim yapmak, yazmak, şarkı söylemek, mobilya üretmek, kodlama yapmak, yaşlı kadınların karşıdan karşıya geçmesine yardım etmek vb.).
  2. Çalışmanızı dünyaya tanıtmanın 10 yolu (çevrimiçi kurs, yüz yüze eğitim sınıfları, e-ticaret sitesi, perakende mağaza, kitap veya video serileri vb.).
  3. 10 iş fikri (ilk iki sütunu gözden geçirdikten sonra yazmaya çalışın). Bu aşamada, bulacağınız fikrin ne olacağı önem arz etmez. Resim dersi vermeyi ya da benzersiz mobilya tasarımlarının satışa sunulacağı bir e-ticaret mağazası açmayı düşünebilirsiniz. Yapmanız gereken bunlardan 10’unu hazırladığınız listeye dahil etmektir.

Bu egzersizi denediniz, ancak dahiyane iş fikrine henüz ulaşamadınız mı? Paniğe kapılmayın ve fikirlerinizi yazıya dökmeye devam edin. Nihayetinde bu; kitap, makale vb. yaratıcılık ürünü bir eserin ilk taslağını hazırlamak kadar zorlu bir süreçtir. Kaleminiz kuvvetli, yaratıcılığınız da zirvede değilse, bir noktada çuvallayabilirsiniz. Bu egzersizin temel amacı beyninizi harekete geçmeye zorlamaktır.

Düşüncelerinizi toparlamaya hazırsanız,  bir veya iki kişiyle bir araya gelip beyin fırtınası egzersizleri de yapabilirsiniz- unutmayın, beyin fırtınasında kötü fikir yoktur; yalnızca olasılıklar vardır-ve nihayetinde en iyi olasılığın seçilmesi amaçlanır.

Mutlaka okuyun: Gelecek Vadeden Yeni İş Fikirleri

 

2) Kitap okuyun.

Yaşadığımız bu dijital çağda sıfırdan iş kuracaklara tavsiye edebileceğimiz en değerli şey öğrenmeyi bir yaşam biçimine dönüştürmeleridir. Bunun en etkili yolu ise kitap okumaktır.

İster 9’dan 5’e kadar mesai yaptığınız ve sizi fazlasıyla meşgul eden bir işiniz, ister 13 çocuğunuz olsun fark etmez. Okumaya zaman ayırmalısınız- iki haftaya üç kitabı sığdırmaya çalışmak iyi bir başlangıç olabilir.

Yeri gelmişken sıfırdan iş kuracakların mutlak surette okuması gerektiğine inandığımız kitaplardan/yazarlardan da bahsedelim. İlk tavsiyemiz Eric Reis’in “Yalın Startup” kitabı olacak. Bu kitap sizi heyecanlandırmayabilir,  “Vay be!”  dedirtecek türden şaşırtıcı bilgiler de sunmayabilir. Ancak, yeni bir iş kurmanın tüm inceliklerini-üstelik güncelliğini her daim muhafaza ederek- net bir biçimde gözler önüne serecektir.

Şiddetle tavsiye edeceğimiz bir diğer yazar ise Seth Godin’dir. Kendisi pazarlama, girişimcilik ve iş dünyası üzerine 400’ü aşkın kitap yazmış, oldukça zeki bir yazardır. Kitapları ilham verici olmalarının yanı sıra iş dünyasına ilişkin pratik pek çok bilgiyi de içermektedir. Emin olun, tek bir kitabını okumanız dahi hayatınızı değiştirebilir. Kendinize bir iyilik yapın ve Godin ile bir an evvel tanışın. Bu tanışıklığı “Mor İnek” kitabı ile başlatmaya ne dersiniz?

Kitap okumanın önemi aşikar, ancak şu uyarıyı yapmadan geçemeyeceğiz. Her konuda olduğu gibi kitap okuma konusunda da aşırıya kaçmamalı, okuma sürecinin sonsuza kadar sürmesine izin vermemelisiniz. Çünkü bu iş nihayetinde içinden asla çıkılamayacak bir tüketim çılgınlığına dönüşebilir. Böylesi bir kısır döngüye hapsolmak kişiyi kolaya kaçmaya ve gerçek bir şeyler inşa etmenin ağır yükünden kurtulmaya zorlar. İş kurmak yerine iş kuranların hayatına odaklanmakla yetinip hayallerinizden adım adım uzaklaşırsınız. Bu yüzden, kaç kitap okuyabileceğinizi veya kitap okumaya harcayacağınız süreyi sınırlandırmalısınız.

Mutlaka okuyun: Etkili Kitap Okuma Tekniği: Bir Ceo Gibi Okuyun!

 

3) Kendinizden asla şüphe etmeyin.

Özgüven probleminiz yoksa ve kendinizi bir, iki hatta onlarca fikre sahip olacak denli yaratıcı hissediyorsanız, bu kısmı okuma zahmetine katlamadan beşinci maddeye geçebilirsiniz.

Ancak, kendinizden şüphe duyuyor veya potansiyelinizi sık sık sorguluyorsanız, burada kalın ve söyleyeceklerimize kulak verin. Her şeyden önce bu konuda yalnız olmadığınızı bilin. Her birimiz, özellikle de konu yeni bir iş kurmak olduğunda,  kafamıza üşüşen yersiz pek çok soru ve düşünce ile mücadele ederiz:

  • Fikrim beğenilir mi?
  • İşim/fikrim hakkında olumsuz yorumlar yapılır mı?
  • İnsanlar ürünümü satın alır mı?
  • Para kazanabilir miyim?
  • Boşa kürek çektiğimi, işe yaramaz bir fikri hayata geçirmek için kendimi paraladığımı düşünenler olur mu?
  • Bu işin sonunda kendimi aciz, savunmasız, evsiz, aç, susuz, sıfırı tüketmiş ve piyasaya yem olmuş bir halde bulur muyum?

Sıfırdan iş kurma sürecine ilişkin kaygıları dağıtmanın en iyi yolu, öz değerlendirme/yargılama sürecini işe fiilen atıldıktan sonraki döneme saklamaktır. Size ait bu orijinal fikri, ürünü veya hizmeti tüm dünyaya tanıtmadan önce özgüveninizi yerle bir edecek türden değerlendirmeler yapmaktan kaçınmalısınız. Aksi takdirde, çabalarınızın yargısız infaza kurban gitmesine mahal vermiş, dolayısıyla da kendinize haksızlık etmiş olursunuz.

Yeni bir şeyler paylaşma arifesinde iken kendinizden şüphe etmeniz olağandır, ancak bu duygu fikrinizi dillendirdiğiniz yani somutlaştırdığınız an kaybolur. Ve başkalarıyla ne denli çok şey paylaşırsanız, beyninizi kemiren şüphe tohumları o denli azalır.

Size kök söktüren, tabir yerindeyse canınıza okuyan işleri hallettikten sonraki ruh halinizi ve motivasyonunuzu bir düşünsenize! Nihayetinde bir işi halletmek için kendinizi ne denli çok zorlarsanız, becerileriniz o denli gelişir, öyle değil mi?

Bir sabah uyanıp Oscar ödüllü bir aktör ya da aktris olmak istediğinizi varsayalım. Bu kararı aldığınızda, bedelinin oyunculuk dersleri almak, deneyim kazanmak ve sanatınızda ustalaşmak olacağını bilirsiniz. Bu iş zaman alacak, emek isteyecek, dahası çuvallama ihtimaline karşı hazırlıklı olmanızı gerektirecektir. Aynı şey, iş dünyası için de geçerlidir. Sıfırdan iş kurmak istiyorsanız, olası tüm riskleri göze almalı, mükemmel olmaktan ziyade fikrinizi hayata geçirmeye odaklanmalısınız.

Korku veya şüphe durumunda, olumsuz düşünceleri kafanızdan atmanızı sağlayacak destek alanlarını sınırlandırmaya çalışın. Dikkatinizi dağıtmada usta olan sosyal medya içerikleri, video oyunları vb. unsurlardan bahsediyoruz. Zayıflığınızı örtmede kullandığınız silah her ne ise onu bulun ve tamamen yok etmeseniz dahi her seferinde koşar adım ona sığınmamayı öğrenin. Çünkü kaçabileceğiniz alanlara belirli bir limit koyduğunuzda, kendinizi harekete geçmeye de zorlamış olursunuz. Size bahşedilenleri tüm dünyayla paylaşabilmek uğruna her şeyi yapabilecek güçte olduğunuzu bilir, süreç boyunca edineceğiniz her bilginin ya da tüketeceğiniz her içeriğin tadına varırsınız.

Mutlaka okuyun: Girişimciliğin Olmazsa Olmazı: Cesaret

 

4) Yaratıcılığın sınırlarını zorlayın.

İş fikrinizi buldunuz mu?

Cevabınız olumluysa direkt olarak beşinci adıma geçebilirsiniz.

Halen daha bulamadıysanız, birinci adımı tekrarlamayı deneyin. Sonuç yine hüsran mı oldu? O halde, uzun bir yürüyüşe çıkın ve doğayı keşfedin. Bu süreçte telefonunuz başta olmak üzere dikkat dağıtıcı tüm elektronik cihazlardan bir süreliğine uzaklaşın. Fikirlerin zihninizde serbestçe dolaşmasına izin verin. Böylece, zihninizi yaratıcı fikirlere açmış olursunuz. Tıkandığınızı hissediyorsanız, Steven Johnson’ın parlak fikirlerin kaynağını irdelediği ilham verici şu TED konuşmasını izleyin:

Bu adımda iyi ya da kötü bir iş fikrine sahip olduğunuzu varsayacağız. Zaten iş kurma süreci söz konusu olduğunda “iyi” veya “kötü” kavramının pek bir hükmü olduğu da söylenemez. Bir zamanlar adını dahi duymadığımız ya da duyup da burun kıvırdığımız anlık mesajlaşma uygulaması Snapchat bugün 90 milyar dolar değerinde bir şirket! Anlayacağınız, bir fikrin ne zaman iyi ne zaman kötü olacağını öngörebilmek zordur. Zira fikir tek başına hükümsüzdür, işin sırrı onu doğru ve etkili kullanabilmektedir.

 

5) Hedef kitlenizi belirleyin.

Hedef kitle belirleme, bir başka deyişle potansiyel müşterileri tanımlama işi-özellikle de bu kişiler e-posta listenizde olmadığında veya sizinle sosyal medya üzerinden bağlantı kurmadığında- ürkütücü bir deneyime dönüşebilir. Bu aşamada, kendinizden duyduğunuz şüphenin dizginleri ele geçirmesine izin vermeyin. Potansiyel bir hedef kitle bulmanın ve oluşturmanın zaman alacağını, dahası ciddi bir çaba gerektirebileceğini kabullenin. Zaman veya çaba harcamak sizi korkutuyor mu? O halde, makalemizi okumaya son vermeli, daha eğlenceli aktivitelere yönelmeyi denemelisiniz.

Hedef kitlenizi tanımlama sürecinde şu gerçeği aklınızda bulundurun: Müşteriler bir takipçi, abone veya hayran değildir. Onlar internette yaptığınız bir şey-sattığınız bir ürün veya sunduğunuz bir hizmet-karşılığında size para ödemeye razı olan yabancılardır.

Sıfırdan iş kurma sürecinde potansiyel müşterilerinizi bulmanıza/tanımlamanıza yardımcı olacak şu 4 adımı takip edebilirsiniz.

  1. Arkadaşlarınız veya ailenizden yardım isteyin. Arkadaşlarınıza ve ailenize kişiselleştirilmiş e-postalar gönderin. “A kişisine X ürünü satacağım bir iş kurmayı planlıyorum. Bu konuda bana destek olacak, benimle konuşmak isteyebilecek birilerini tanıyor musun? Şuan için satış yapmak gibi bir planım yok, sadece potansiyel bir müşteriyle konuşmak ve konuya ilişkin geri bildirimlerini almak istiyorum” şeklinde bir e-posta yeterli olacaktır.

Not:  Bu tür istekleri toplu mesajla iletmekten kaçının-hatta insanlara hiçbir konuda toplu mesaj ya da e-posta göndermeyin!

  1. Fikrinizle birebir alakalı forum, blog vb. içeriklere ulaşmak adına kapsamlı bir Google araması yapın. Daha önce benzeri yapılmamış bir şey yaratmadığınız sürece (ki ilk iş kurma maceranızda bunu yapmamalısınız), işinize ve fikrinize ilişkin sayısız kaynağa ulaşabilirsiniz.
  2. Hedef kitleniz/Potansiyel müşterilerinizle işinizle alakalı bilgilerin %90’ını paylaştığınızdan emin olun. İşletmenize müşteri çekmek istiyorsanız, işinize ilişkin önemli bilgileri özgürce paylaşmalısınız. Bu paylaşımı pek çok platform üzerinden(forumlar/blog sayfaları, LinkedIn grupları, Facebook grupları, yerel buluşma veya etkinlikler gibi) gerçekleştirebilirsiniz.
  1. Rekabet İYİ bir şeydir. Neden mi? Çünkü rekabetin varlığı aynı zamanda ürününüze uygun bir pazarın mevcudiyetine de işaret eder. Yani, satmaya çalışacağınız şeyi almaya hazır bir kitle vardır. Rekabet iyidir, yeter ki onu lehinize kullanmayı bilin.

Bu aşamada, kendinizi diğer işletme sahipleriyle kıyaslamanın veya insanlardan talep etmediğiniz geri bildirimlere kafa yormanın hiçbir anlamı yoktur. Zira geri bildirim faydalı olduğu kadar tehlikeli de olabilir. Yalnızca, yaptığınız işi yapan veya hedef kitlenize dahil olabilecek  kişilerden gelecek geri bildirimleri dikkate almalısınız. Başkalarından gelecek olanları ise rafa kaldırmayı öğrenmelisiniz-bırakın sıralarını beklesinler.

Mutlaka okuyun: Hedef Pazar ve Hedef Kitle Nedir? Nasıl Belirlenir?

 

6) İçtenliğinizi koruyun.

Potansiyel müşterilerinize karşı samimi ve içten olun. Yapabiliyorsanız, onlarla dışarıda buluşun, bir kafeye oturup kahve için. Bu işi için Skype, Zoom vb. görüntülü sohbet hizmetlerini de kullanabilirsiniz, ancak hiçbir şey yüz yüze yapılan içten bir sohbetin yerini tutmayacaktır.

Potansiyel müşteriniz ile yapacağınız konuşmalarda şunlara dikkat etmelisiniz:

  • Bolca soru sorun ve aldığınız cevapları can kulağıyla dinleyin.
  • Bu kişiye herhangi bir şey satmaya çalışmayın, ancak satın alma konusundaki istekliliğini veya fiyat eşiğini ölçmeyi deneyebilirsiniz (tabi bunu yapmaya hazırsanız).
  • Müşterinin problem yaşadığı noktaları tanımlayın.
  • Not alın.
  • Müşterinin düşünce kalıplarını yakalamaya odaklanın.

İnsanlarla yüz yüze veya Skype üzerinden konuştuğunuzda, sağlam bir gözlem şansı da elde etmiş olursunuz. Şayet onları huzursuz eden bir şey varsa bunu sezer, onlar için en önemli şeyin ne olduğunu anlayabilirsiniz. Aynı bilgileri e-posta veya anket yoluyla almanız mümkün değildir. Çünkü bu tür yazılı metinler muhatabınızın üslubuna veya ruh haline ilişkin en ufak bir ipucu dahi içermezler.

Bir diğer önemli nokta ise konuşmayı tamamen kontrolünüz altına almadığınızdan emin olmaktır. İşinizi kurmak için ihtiyaç duyduğunuz bilgileri almak istiyorsanız, sohbeti yöneten değil yönlendiren kişi olmalısınız.

 

7) Küçük adımlarla ilerleyin.

Acımasızca yapılmış iş değerlemelerinin, risk sermayedarlarının, 10 işletme sahibinden 9’unun ilk yıllarında piyasadan silindiğini gösteren istatistiklerin kol gezdiği bir dönemdeyiz. Tam da bu yüzden ilk işinizi kurma aşamasında ciddi bir finansmana ihtiyacınız olmamalı. Daha da önemlisi, bu kuracağınız 14. iş olsa dahi fon bulmaya çalışmadan önce satmayı planladığınız ürünün bir prototipini veya basitleştirilmiş bir versiyonunu oluşturmalısınız.

Bir sonraki adımınız ise pazarlama faaliyetlerine, örneğin e –posta ağı oluşturmaya odaklanmak olmalıdır. Sosyal medya platformları değişir, ancak e-posta algoritması değişmez. Birine bir değer sunabiliyor ve bu değere ilişkin düzenli aralıklarla e-posta gönderebiliyorsanız, söz konusu kişi ile sağlam ve güven dolu bir ilişki kurabilirsiniz. Bu, yapmanızı şiddetle tavsiye ettiğimiz güçlü bir pazarlama stratejisidir.

İş hayatı söz konusu olduğunda kendinize yapacağınız en büyük kötülük işinize ilişkin sağlam bir dayanağı olmayan varsayımlarda bulunmak ve onlara körü körüne bağlanmaktır. Gururunuzu bir kenara atın, müşterilerinize kulak verin, bilirkişilerden geri bildirim alın, en önemlisi de yeniliğe açık olun.

İşe her daim ürününüzün/hizmetinizin en küçük, en basit versiyonuyla başlayın. iPhone kullanıcılarına özel 20 ayrı özellik içeren bir uygulamanız mı var? Bu harika! Ancak yapmanız gereken başlangıç aşamasında iki veya üç özelliği kullanmak, geri kalanları ise bir süreliğine bekletmek olmalıdır. Uygulamanızı kullanacak kişiler bulun. Gerekirse insanlara bu iş için ödeme yapın. Ardından potansiyel müşteri grubunuzun ürününüzle alakalı yorum ve değerlendirmelerine odaklanın.

Ne tür bir iş kuruyor olursanız olun, işe küçük adımlarla başlayın ve dünyaya bulduğunuz fikrin en basit versiyonunu sunun.

Mutlaka okuyun: Yüzde 10 Kuralı: Küçük Adımlarla Büyük İlerleme Kaydetmek

 

8) Başlangıç aşamasında hızla büyümeye çalışmayın.

Sıfırdan iş kurmayı planlayan çoğu insan mükemmel bir pazarlama ve tanıtım stratejisi kullanıp tüm kapıları bir anda açabilmeyi arzular. Sosyal medyada görünür olmak,  makalelerin baş konusu olmak, reklamlarıyla ortalığı inletmek… Siz her şeyin bir anda olup bitmesini isteyebilirsiniz, ancak işletmeniz buna hazır değildir. Başlangıç aşamasında işinizi size ödeme yapmaya razı olmuş ilk müşteriler üzerinden geliştirmeye ve şekillendirmeye odaklanmalısınız. Bunun için de zamana ve emin adımlarla ilerlemeye ihtiyacınız var. Öyle bir şey yaratmalısınız ki ilk müşterileriniz peşleri sıra ikinci bir müşteri grubunu da getirsin. Bunu gerçekleştiremediyseniz, bir yerlerde büyük bir hata yapmış olmalısınız. Bulmaya çalışın.

Unutmayın, pazarlama, halkla ilişkiler veya reklam stratejilerinden hiçbiri kulaktan kulağa pazarlamanın eline su dökemez. Bu nedenle, konuşmaya ve paylaşmaya değer bir şeye sahip olduğunuzdan emin olmalısınız. Hem zaten konuşmaya veya paylaşmaya değer bir şeyler yapmayacaksanız neden tüm vaktinizi bu işi büyütmeye harcayasınız ki?

Günümüz piyasası ürün veya hizmetlerinin yeterince iyi olmadığını hatta müşteri beklentilerini karşılayamadığını bildikleri halde tüm enerjilerini pazarlama ve reklamcılık faaliyetlerine yönlendiren işletme sahipleri ile dolu. Bu çelişkiyi sorguladığınızda ise “Bu küçük aksaklıkları daha sonra düzelteceğiz, şimdi tek odağımız ürünümüz üzerinden para kazanmak” vb. bir cevap alıyorsunuz.  Ancak, böylesi bir zihniyet ne sizi ne de yoktan var edeceğiniz işi başarılı kılmaz.

Bunun yerine, insanların bir şeyler daha piyasaya sürülmeden önce ödeme yapmalarını sağlamaya odaklanmalısınız. Apple şirketi bu işi çok iyi başarıyor. Iphone cep telefonlarının yeni modelini ön siparişle alan dahası telefona ulaşan ilk kişi olabilmek uğruna aylar öncesinden sıraya girmeye hazır onlarca insanı düşünsenize! Bir anda küresel çaplı bir başarı elde etmenizi beklemiyoruz elbet-en azından başlangıç aşamasında- ancak müşteriyi piyasaya sürülmemiş bir şeyi satın almaya yöneltecek kaliteye sahip olmak geçerliliğini her daim koruyacak, güçlü bir pazarlama stratejisidir. Zaten ürününüz piyasaya sürüldüğünde ürün kalitenize yönelik bu güveni boşa çıkarmayacağınızı gösterir, aksini kanıtlayacak bir şikayet/sıkıntı olmadığı sürece elde ettiğiniz bu başarıdan memnun bir biçimde hayatınıza devam edersiniz.

 

9) Önemseyin.

Sizi başarılı kılacak olan müşteriyi, ürününüzü ve yaptığınız işi yeterince önemsemektir. Belki de sıfırdan iş kurma sürecinin ilk adımı bu olmalıydı, ama biz baştan beri anlattığımız her şeyi özetler nitelikteki bu maddeyi sona bırakmayı tercih ettik.

Kurmakta olduğunuz iş ya da hizmet vereceğiniz müşteriler zerre kadar umurunuzda değilse, daha fazla oyalanmadan bu işin peşini bırakmalısınız. Böyle bir yaklaşım size hayal ettiğiniz başarıyı getirmez.

Müşterilerinizi veya yaptığınız işi önemsiyor olmayı piyasa konumunuzu sağlama almanızı sağlayacak bir pazarlama taktiği olarak görmek de yanlış bir tavır olacaktır. İşletme kalitenizin tek göstergesi müşteriye/işinize yönelik bu aşırı hassasiyet de değildir. Çünkü önemseme, iyi bir insan olma ve işiniz/ürününüz sayesinde birilerinin hayatına dokunup dünyayı yaşanılabilir bir yere dönüştürme isteğinden doğan, dış etkenlerden bağımsız içsel bir süreci ifade eder.

Kendinizi insanların mutluluğuna adayıp işletmenizi hayır kurumu çevirin demiyoruz. Ancak, kuracağınız işin bir problemi çözmesi, bir ihtiyaca cevap vermesi gerek. İnsanların hayatını iyileştirmeye odaklanmalısınız.

Önemsemek size göre değil mi? Veya yeni bir iş kurdunuz ancak son zamanlarda sık çekip gitmeyi mi düşünüyor, doğru zamanı bir tülü belirleyemiyor musunuz? O halde, kendinize şu soruyu sorun: “Bu iş benim umurumda mı?” Cevabınız “hayır” ise dükkanı kapatma zamanınız gelmiş demektir. “Evet”  mi dediniz? O zaman, bir  süreliğine çalışmaya ara verin, uzaklaşın, iç sesinize kulak verin, ruhunuzu dinlendirin ve içinize sinmeyen her ne ise onu düzeltmeye odaklanın.

Bunu yapabilirsiniz. Fikriniz yeterince iyi. Siz yeterince iyisiniz. Sadece bu işe gönül vermeniz, tüm zamanınızı, enerjinizi ve inancınızı bu fikre adamanız gerekiyor.

Kendi işini kurmayı başarmış herkes hayatının bir döneminde sorunlarla mücadele etmiştir. Bazıları için bu süreç başlangıç aşamasında yaşanıp bitmiş, bazıları ise mücadeleye çok sonraları girişmiştir. Süregelen bir mücadelenin içinde olanlardan bahsetmiyoruz bile! Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın. Yaptığınız işe önem verdiğiniz ve işinizle/ürününüzle müşterilerin hayatına değer kattığınız sürece bu zor zamanları geride bırakmakta güçlük çekmeyeceksiniz.

Siz hele bir işe koyulun. İnanın gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.