Düşünmeyi Öğrenmek İsteyenlere

“Hayatınızı alışkanlıklarınızı, özellikle de düşünme alışkanlıklarınızı değiştirmeye uğraşarak geçirmelisiniz. Neden mi? Çünkü düşünme biçiminiz dünya ile olan etkileşiminizi sınırlar. Alışkanlıklarımız kaynaklı bu dar görüş kendisini en çok kullandığınız dil aracılığıyla belli eder: ‘Ne düşüneceğimi biliyorum’ , ‘Ne sevdiğimi biliyorum’  ya da ‘Bugün ne olacağını biliyorum’ gibi… Ancak bilinmeyene doğru yönelmenin tek yolu dilinize pelesenk olmuş ‘biliyorum’ ifadesini ‘bilmiyorum’ ile değiştirebilmektir. Farklı fikirlere ulaşmanın ya da çığır açacak işlere imza atmanın ilk tohumu tam da bu noktada atılır.”

Hiçbir beceri sorunları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmekten yani “düşünmek”ten daha değerli olamaz. Yine hiçbir beceri bu denli zor kazanılmaz.

Ne yazık ki hiçbir okul düşünmeyi/düşünme metotlarını öğretmez, kendiniz için en doğru ve en işlevsel metodu geliştirebilmek tamamıyla size kalmıştır. Düşünme konusunda ustalaşan her birey sağlam bir avantaj elde ederken, bu işi kotaramayanlar ise beceriksizliklerinin bedelini çok daha ağır bir şekilde öderler.

Mevcut koşuşturmalarımızın temelinde başlangıçta aldığımız kötü kararlar yatar. Düşünme becerisine ilişkin bu zayıflık, zamanımızın büyük bölümünü hata düzeltmeye harcamamıza sebep olur. Etkili bir düşünme alışkanlığı geliştirmek ise henüz yolun başındayken isabetli kararlar almamızı sağlar-ki bu durum zamanımızın ve enerjimizin bize kalacağı anlamına gelir.

Bu yazıda düşünmeyi öğrenmenin ve düşünme alışkanlıklarımızı değiştirmenin, dahası kendimize has bir düşünme metodu geliştirmenin öneminden bahsedeceğim.

 

Düşünmeyi Öğrenmek Neden Önemlidir?

Dilerseniz yazımıza düşünmeyi öğrenemediğimiz vakit ne olacağından bahsederek başlayalım.

Birkaç ay önce Stanford Üniversitesi düşünme ve düşünme metotları üzerine bir araştırma gerçekleştirdi.  Araştırmacılar, üniversite öğrencilerinin çoklu görevleri nasıl olup da yetişkinlerden çok daha etkili bir şekilde yerine getirebildiklerini, dahası bu işin perde arkasındaki düşünme biçiminin ne olduğunu anlamak istiyordu. Öğrencilerin bunu nasıl başardıklarını öğrenmek istiyorlardı ama beklentilerinin bir hayli ötesinde bir sonuca ulaştılar: Hiçbir öğrenci çoklu görev konusunda başarılı değildi! Bu, umulmadık bir sonuçtu. Araştırmalar sonucunda ortaya çıkması bekledikleri gelişmiş bilişsel yetenekler ve insanların etkili bir şekilde çoklu görev yapmasını sağlayan zihinsel yetilerin yerinde yeller esiyordu. İşin şaşırtıcı tarafı ise şuydu: İnsanlar çoklu göreve (multitask)odaklandıkça durum daha da kötüleşiyordu. Bu kötü gidişat yalnızca zihinsel yeteneği köreltmekle kalmıyor, aynı zamanda çoklu görevlerin tamamlanmasını da imkansız kılıyordu.

Mutlaka okuyun: Multitasking Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler

Anlayacağınız, çoklu görev yalnızca düşünme biçiminizi değil, aynı zamanda düşünme yeteneğinizi de sekteye uğratır. Düşünmek, bir konu ya da durum hakkında fikir sahibi olacak denli uzun bir süre boyunca yoğunlaşmak anlamına gelir. Düşünme eylemi, ne denli işlevsel görünürse görünsün, başkalarının fikirlerine körü körüne bağlanmamayı gerektirir. Kendi fikirlerinizi geliştirmeli, yani kendi adınıza düşünmeyi ve mevcut bilginizi sorgulamayı öğrenmelisiniz. Bunu tek seferde yapmak da yalnızca 20 saniyelik hamlelerle gerçekleştirmek de mümkün değildir. Facebook ya da Twitter mesajlarıyla sürekli bölünerek ya da bir yandan tabletinizle uğraşıp bir taraftan da YouTube’da bir şeyler izleyerek de gerçekleştiremezsiniz.

 

Düşünmeyi Nasıl Öğreniriz?

Düşünmeyi öğrenmek için:

 

1) Aklınıza gelen ilk düşüncenin en iyisi olamayacağını kabullenin.

İlk düşünceniz daima bir başkasına aittir; konu hakkında daha önce duyduğunuz bir şey olup çoğu zaman geleneksel bir bilgeliğin ürünü olmanın ötesine geçemez. Orijinal bir fikre ulaşmak için odaklanmanız, konunun özüne bağlı kalmanız, sabırlı olmanız ve her bir hücrenizi bu konuya yoğunlaştırmanız gerekir. Zihninize ilişik kurma ve olayları birbirine bağlama şansı verin,emin olun sizi şaşırtacaktır. Ve çoğu zaman bulacağınız en şaşırtıcı fikrin en iyisi olmadığını fark edeceksiniz. Söz konusu fikir hakkında düşünmek için dahi zamana ihtiyaç duyarsınız. Bu zaman dilimi hatalarınızı düzeltmek ya da telafi etmek,dürtü kontrolünde ustalaşmak ve bir sonraki görevi/düşünceyi tamamlamaya yönelik karşı konulmaz arzuyu bastırmak için de gereklidir.

 

2) Hızlı olmaya ya da az zamanda çok iş yapmaya/çoklu göreve değil, düşünme eylemi için zaman ayırmaya odaklanın.

Makalelerini ne denli büyük bir hızla yazdıkları konusunda övünüp duran öğrencilerim olur. Onlara, Alman asıllı romancı Thomas Mann’ın bir yazar olarak yazma eyleminin kendisine sıradan  insanlardan çok daha zor geldiğine ilişkin sözlerini hatırlatırım. En iyi yazarlar, en yavaş olanlar arasından çıkar, üstelik yazarlıkta ne denli ustalaşırsanız, yazma hızınızın o denli yavaşlaması beklenir. Örneğin, İrlandalı yazar James Joyce, 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri kabul edilen Ulysses’i günde yaklaşık yüz kelime yazarak tam yedi senede tamamlamıştır.  Şair T. S. Eliot, 25 yıllık kariyer hayatı boyunca yaklaşık 150 sayfa şiir yazmıştır. Bu aylık yarım sayfaya karşılık gelir. Yani, fikir geliştirme işi farklı bir düşünce biçimine sahip olmayı gerektirir. En iyi ve en yaratıcı fikirlere ise hız keserek ya da düşüneceğiniz konuya derinlemesine yoğunlaşarak ulaşabilirsiniz.

Unutmayın, düşünme yeteneğini geliştirmenin en iyi yolu bu uğurda yeterince zaman harcamaktır.

Evde Çevirmenlik Yapacak Arkadaşlar Arıyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir