Neden Yanlış Kararlar Veriyoruz? Yanlış Karar Aldığımızda Ne Yapmalıyız?

Araştırmalara göre ortalama bir insan uyanık kaldığı süre boyunca yaklaşık 2 bin karar vermektedir. Bunların birçoğu küçük çaplı kararlar olup otomatik olarak verilirler-sabah ne giyeceğimize ya da öğlen yemeğini şimdi mi yoksa 10 dakika sonra mı yiyeceğimize ilişkin kararlar… Ancak gün içinde verdiğimiz kararların büyük bir kısmını gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken ve ciddi sonuçlar doğurabilecek türden kararlar oluşturur. Her daim doğru kararlar verme becerisi kazanmak özellikle de iş dünyası söz konusu olduğunda geliştirebileceğimiz en değerli özelliklerden biridir. Seçimlerimiz sağlığımızı, güvenliğimizi, ilişkilerimizi, zaman geçirme şeklimizi ve genel refahımızı etkiler. Ancak, isabetli karar verme sürecinizi sekteye uğratabilecek farklı bakış açıları da mevcuttur.

Yazımızda kötü kararlar vermemizin perde arkasındaki sebeplerden ve böylesi bir durumla karşılaştığımızda ne yapılacağından bahsedeceğiz.

O halde önemli bir konuda yanlış karar vermemek için şu yanılgılara düşmemeye dikkat edin:

 

1) Karar yorgunluğu

En enerjik kişiler dahi sınırlı bir zihinsel enerjiye sahiptir. Zihinsel aktiviteleri yerine getirme ve karar verme konusundaki kapasitemiz peş peşe karar verdikçe azalır. Bu konudaki en ünlü araştırmalardan birinde yargıçların sabah saatlerinde baktıkları dosyalara ilişkin şartlı tahliye kararı verme oranlarının öğleden sonra baktıklarından çok daha yüksek olduğu görüldü. Bu nedenle, çok sayıda karar verdiğimizde- özellikle de bu kararların ciddi sonuçları olması durumunda- karar verme konusunda bir tükenmişlik hissetmemiz kaçınılmazdır. Karar yorgunluğu adı verilen bu duyguyla başa çıkmak için vermeniz gereken en önemli kararları belirlemeli ve zamanınızı enerji seviyenizin en yüksek olduğu an  en zorlu kararlar vermek üzere önceliklendirmelisiniz.

Mutlaka okuyun: Karar Yorgunluğu Nedir?

 

2) Dikkat dağınıklığı

Son on yıla damgasını vuran teknolojik gelişmeler işlerimizi oldukça kolaylaştırdı. Aynı zamanda da bilgi akışının asla kesilmediği bir ortam yarattı. Araştırmacılara göre insan beyni 1986’ya kıyasla bir günde beş kat daha fazla bilgiyi işlemek durumunda kalıyor. Hepimiz dikkatimizin sürekli ve kolaylıkla dağılabileceği bir ortamdayız ve odaklanmamız gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu sorunla mücadele etmek için gün içerisinde özel bir zaman ayırıp elektronik eşyaların tamamının fişini çekmeli ve bir süreliğine e-postadan, sosyal medyadan, haberlerden yani bilgi çağının ürünü olan bu yoğun akıştan kopmaya çalışın. Bu yapması kolay bir iş değil elbet, ama bu işi önceliğiniz haline getirirseniz başarılı olacağınızdan şüphemiz yok.

Mutlaka okuyun: Girişimcilere, Odaklanma Konusunda 8 Etkili Tavsiye

 

3) Veri/Girdi eksikliği

Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre ortalama bir toplantıda konuşmaların yüzde 70’ini üç kişi yapıyor. İçine kapanık kişiler ne söyleyeceklerine karar verinceye dek toplantılarda yüksek sesle konuşmaktan çekiniyor. Bu mizaca sahip çalışanların da gayet iyi hatta parlak fikirleri var fakat bunları açıklamak konusunda bir hayli çekingenler ve zamanlarının çoğunu konuşmaya değil düşünmeye harcıyorlar. Bu durumu değiştirmek için toplantıdan en az 24 saat önce toplantıya ilişkin gündem maddelerinin yer alacağı bir ajanda gönderip insanlara düşünme fırsatı vermeli ve toplantı esnasında isteyen herkesin fikirleriyle katkı sağlayabileceği bir toplantı kültürü oluşturmaya çalışmalısınız.

Mutlaka okuyun: İş Yerinde Bilgi Paylaşımı Kültürü Oluşturmanın 6 Yolu

 

4) Multitasking(Çoklu Görev)

Bugün az da olsa multitask gerektirmeyen hiçbir iş kalmamış gibi görünüyor. Bu gerçeğe rağmen araştırmalar gösteriyor ki iki bilişsel eylemlere aynı anda odaklanmaya çalıştığımızda karar verme becerimiz yüzde 40 azalıyor. Önemli kararlar vermeniz gerektiğinde diğer tüm işleri  bir kenara atın ve elinizdeki işe odaklanmak için kendinize özel bir zaman ayırın.

Mutlaka okuyun: Multitasking Nedir? Verimliliği Nasıl Etkiler?

 

5) Duygular

Kızgınlık, heyecan, öfke, neşe gibi duyguları yansıtmak günlük deneyimimizin bir parçasıdır. Bu duyguların hayatımızda anlamlı bir yeri olsa da özellikle öfkemizin veya heyecanımızın tavan yaptığı anlarda karar verme becerimizin azaldığını iddia etmek için araştırma sonuçlarına bakmamıza gerek yoktur. Öfkeli olduğunuzda önemli bir konuşma yapmak veya e-posta göndermek vb. kritik adımlar atmanız işleri daha da yokuşa sürebilir çünkü kelimeler ağzınızdan istemediğiniz biçimde dökülebilir. Bu durumla mücadele etmek için duygu durumunuzun farkına varmalı ve kendinizi kontrol etmeye odaklanmalısınız. Duygularınız kabardığında ciddi bir karar alma veya insanlara karşılık verme dürtülerinize karşı koymalısınız. Böyle anlarda bilgisayarın başından kalkmayı veya telefonu elinizden bırakmayı deneyin. Sakinleşip kafanızı netleştirdiğinizde konuya geri dönün.

Mutlaka okuyun: Duygular Nasıl Kontrol Edilir?

 

6) Aşırı analiz

Günümüz bilgi çağı bizlere geniş hacimde bilgi, big data(büyük veri) ve ölçütler gibi armağanlar sunmanın yanı sıra sınırsız bir bilgiye erişimi imkanı da sunar. Gerçek şu ki ne denli fazla bilgiye sahip olursak karar vermemiz o denli zorlaşır. Bu yüzden, isabetli kararlar vermenin en iyi yolu gereğinden fazla zaman harcamadan ya da bilgi yoğunluğu içinde boğulmadan karar vermeye çalışmak olacaktır. Eldeki verileri gözden geçirmeli, karar vermek için kendinize bir son tarih belirlemeli ve bu tarihten şaşmamaya uğraşmalısınız.

Verdiğimiz kararlar gerçekliğimizi de oluşturur. Zamanı nasıl değerlendireceğimizi ve bilgiyi işleyiş biçimimizi etkiler. Kararlarımız, ilişkilerimizi de şekillendirir. Hiper bağlantılı günümüz dünyasında enerji seviyemiz ile hayatın farklı alanlarındaki verimliliğimiz de aldığımız kararlardan etkilenir. Gün içerisinde pek çok kötü karar almamız kaçınılmazdır. Ancak iyi kararların bu altı düşmanının farkına varır ve onları alt etmek için çabalarsak birlikte çalıştığımız ya da liderlik ettiğimiz kişilerin hayatına olumlu katkı sağlayacak kararlar verebiliriz.

Mutlaka okuyun: Fazla Düşünmek Girişimciler İçin Neden Zararlıdır?

 

Kötü – Yanlış Bir Karar Aldığımızda Ne Yapmalıyız?

Kötü bir karar vermiş olduğumuzu kabullenmek acı verici bir deneyime dönüşebilir. Nihayetinde hepimiz insanız. Yanlış kişiyi işe alabilir, bize hiç de uygun olmayan bir işe başlayabilir ya da kimsenin satın almak istemeyeceği yeni bir ürün serisi yaratmış olabiliriz. İyimser olmak ya da başarının bizi kolayca bulacağını varsaymak doğamızda vardır.

Davranışımız pek de hayra yorulamayacak sonuçlar doğurdukça kendi fikrimizden şüphe etmeye başlarız. Ancak, iş hayatı söz konusu olduğunda meslektaşlarımızın veya profesyonel ekibimizin önünde hatalı olduğumuzu kabullenmek güç olabilir. Bu nedenle, kötü bir karar aldığınızı fark ettiği an şunları yapmalısınız:

 

1) Hızla bir şekilde harekete geçmeniz gerektiğini kabul edin.

İnsanlar batık maliyet yanılgısına karşı oldukça hassastır. Batık maliyet yanılgısı; bireylerin geçmişte harcadıkları zaman, emek veya yatırdıkları para sebebiyle, yanlış bir yatırımı veya davranışı sürdürmekte ısrarcı davranmaları anlamına gelir. Bu hassasiyet sebebiyle birçok insan mutsuz ilişkileri devam ettirir. (“Ama zaten beş yıldır birlikteyiz!) Ya da hisse senetleri değer kaybetmeye devam etse dahi çekilmemekte direnirler(“Hisse başına 40 dolar yatırdım, yeniden yükselmesini bekleyeceğim”), olasılık düşük olsa dahi umut etmeyi bırakmazlar.

Benzer şekilde, ticari atılımlarınızı çok daha geniş bir coğrafyaya yaymak adına büyük sermayeler harcamış da olabilirsiniz. Bu nedenle, arzu ettiğiniz başarıya ulaşıncaya kadar davanız uğruna savaşmanız en doğrusu olacaktır. Ancak, başarılı olma ihtimaliniz yoksa ya da kaybettiklerinizi geri kazanmak yıllarınızı alacaksa eldeki tüm kaynakları ortaya dökmek yerine kaybınızı kabullenmeniz kariyeriniz için en iyisidir.

Mutlaka okuyun: Batık Maliyet Yanılgısı Nedir? Kararlarımızı Nasıl Etkiler?

Mutlaka okuyun: Girişimciler Ne Zaman Vazgeçmeli ya da Mücadeleye Devam Etmeli?

 

2) Çözümü tanımlayın.

Kötü kararlar her daim ölümcül sonuçlar doğurmaz. Yanlış kişiyi mi işe aldınız? Peki, ya bu kişi tam da ekip ruhunuzu yansıtacak nitelikte biriyse? Evet mi? O halde söz konusu çalışanı yetenekleri bakımından da diğerleriyle eşitlemek adına özel bir eğitim programı uygulamaya ne dersiniz? Farklı ülke pazarlarına yönelik bir ticari açılımı onaylamış olabilirsiniz. Yeni pazara ilişkin yeterince bilgi edinmek ve işleri sağlama almak adına tüm işi bir süreliğine bulunduğunuz bölgeden takip etmeyi de tercih edebilirsiniz. Ancak, bazı problemler çok daha büyük çaplı olduğundan güçlü ve belirleyici eylemleri beraberinde getirir.

Yeni işinizden nefret ettiğinizi bir ay içinde anlayıp en kısa sürede istifa etmeyi mi düşündünüz? Böylesi bir durumda şirket işe alım süreci esnasında konuştukları ve kalifiye buldukları ikinci bir kişiye teklif götürebilir.Bu sayede kötü bir kararın doğuracağı olumsuz sonuç engellenmiş olur. Anlayacağınız, kötü bir kararın nasıl düzeltileceğine ilişkin net bir görüş sahibi olmanız önemlidir.

Mutlaka okuyun: İş Hayatında Problemleri Çözmenin Yolları

 

3) Hatalarınızdan ders çıkarın.

Kimi zaman gafil avlanırız – kriz öncesi büyük bir kira sözleşmesine imza atmış olabilir veya yeni bir işe atılır, ancak çok geçmeden girdiğiniz şirketin stratejisinde büyük çaplı bir değişikliğe gittiğini fark edersiniz. Ancak, dürüst olmak gerekirse yaşanmasını önleyebileceğimiz çok sayıda kötü karar da mevcuttur. Doğru insanı işe alamadınız mı? Belki de yeni adayınıza ilişkin yeterince detaylı bir araştırma yapmadınız veya bu kişinin önceki amirlerini/meslektaşlarını arayıp bilgi almak yerine içgüdülerinize güvenmeyi tercih ettiniz. Ya da şirket olarak ekonomik dar boğaza ilişkin onca belirtiyi görmezden geldiniz ve durgunluk döneminde lüks markaların dahi sıklıkla ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiğini bilmenize rağmen çizginizi korumayı tercih ettiniz. Belki de eşinizin taşınma konusundaki fikrini dikkate almadınız ve şimdi işler tam bir çıkmaza girdi. Alacağınız kötü karar ne ile ilgili olursa olsun acı vericidir, ancak deneyimleriniz sayesinde bu acıyı bir nebze de olsa hafifletebilirsiniz.

Nerede yanlış yaptığınızı anlamak adına kendinize zaman tanıyın. Dikkatsiz mi davrandınız? Güvenilir olmayan kaynaklara mı kulak verdiniz? Yoksa gözlerinizi kör edecek denli iyimser bir bakış açısına mı sahipsiniz? Karar vermeye yönelik ön yargılarınızın farkına varmak ve bunların üstesinden gelmek adına sağlam bir plan oluşturmanız bir dahaki sefere çok daha akıllıca adımlar atmanıza yardımcı olabilir.

Mutlaka okuyun: Hatalardan Nasıl Ders Çıkarılır?

 

4) Hatanızı başkalarıyla da paylaşın.

Kötü kararları görmezden gelmek ve hiç olmamış gibi davranmak çok daha kolaydır. Ancak sorumluluk sahibi olmak ayrı bir güç sağlayacaktır. Hatalarınızı kabullenip analiz ettiğiniz ve çıkardığınız dersleri kamuoyu ile paylaştığınızda halkın desteğini de arkanıza alabilirsiniz.

Ne yazık ki, kötü kararlar vermek de hayatımızın bir parçasıdır: hiç kimse %100 hatasız değildir. Ancak, hataları gizlemeye meyilli bir kültürün hakim olduğu günümüz dünyasında onları kabul etmek büyük bir cesaret ister. Yanlış karar verdiğinizi kabullenir,hatanızı hızlıca ve dürüst bir şekilde düzeltmeye çalışırsanız; yanlış kararınızın olası sonucunu bir nebze de olsa hafifletebilir ve saygınlığınızı asla kaybetmezsiniz.

Mutlaka okuyun: Başarılı Girişimciler Neden Bahanelere İhtiyaç Duymazlar?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.